Harun Yahya Ve Benzerlerine Dikkat!

Başlatan: En Son Osmanlı Tarih: 16.02.2011 12:28 Cevap: 32

EN
16.02.2011 12:28
#1

Bugüne kadar İslâm davası uğruna tek bir çivi çakanın bile aleyhinde tek kelime etmemeye çalıştım. Bugünden sonra da öyle olacaktır İnşallah. Ama yıllar önce Yaradılış mucizesi, masonluk ve diğer hususlarla ilgili eserlerini beğenerek takip ettiğim Harun Yahya ile ilgili iddalardan sonra ulaşabildiğim iddialara ulaştım ve acı bir gerçeğe ulaştım.. Günümüzde Türk-İslam dediği için halen Harun Yahyayı muhterem bilen bazı insanlar var.. Bu nedenle vicdani bir görev olarak adı geçenin içyüzünü ifade etmek istedim.. Bir kaç hafta önce de birkaç mekanda onu savunmuştum, Dinimize hizmet eden tüm grup ve cemaatler baş tacıdır demiştim.. bu sözümün Harun Yahya ile olan kısmını geri alıyorum.. Dinlerarası diyalog savunucuları nasıl şirk akidesini savunanlarla kıldan ince noktada flörte diyorsa Harun Yahya çok daha tehlikelisine talip olmuş görünüyor... Dünya için dinini satanlardan sana sığınırız Ya Rabb, o duruma düşmekten de.....

 

 

Geçmişte kitap ve videolarının (ki bunu muhtemelen kurul yazıyor. adamda o kadarlık ilim olsa şirk akidesinde olanlara kardeşim demezdi!) onlarcasını okudum, izledim; ama şimdi bir gerçeği iyi görüyorum!! Bunu yazmadan çok araştırdım..

 

Yıllardır Harun Yahya'yı ehl-i sünnet çizgisinde biliyor, aleyhindeki konuşmalara karşı hep "Bunlar yabancıların oyunu. Bütün cemaatler, gruplar aynı yolun yolcusu. Yalnızca yöntem farklı diyorduk.

 

Bir kaç gündür Harun Yahya'nın muhtelif konuşmalarını takip ediyorum.Tahrif Tevratı yaşayan Yahudilere kardeşim demekle kalmıyor İsraillilerin peygamber torunu olduğunu söylüyor, onlara dokunanın başına gök kubbeyi yıkarız gibi sözler ediyor. (Son cümleye inanamadım ama defalarca dinledim. Sanırım, doğru telaffuz ediyorum!..)

 

Yine Peygamberimiz (sas) yaşasaydı Soyadı Adnan olurdu diyor. Kendisinin Mehdi olduğunu ifade ediyor... Önündeki kağıda bakmadan içi dolu bir kaç cümle edemeyenlerle ilgili Tuncay Güney'in de İsrail desteği konusunda sözleri var. Hadi İsrail desteğiin geçelim de Harun Yahya denilen zatın dini grup ve cemaatlerle dalaşa girmesi ne oluyor! Senin ilmin ne ki gidip Cübbeliyle aşık atıyorsun derler!!!!

 

Normalde böyle konumazdım; ama bir yandan Masonluğun başını ezdiğini söylüyor, ötede Hz. İsa yeryüzüne inseydi mason localarını ziyaret ederdi diyor. Yine Dinlerarası diyalog tuzağının benzerini savunuyor ve tahrif din mensuplarına kardeşim dyor... Din-i Mübine hizmet eder görünüp de Müslümanlar arasına nifak sokanları Allah kahreylesin... Halen varsa benim gibi yakın zamana kadar karayı ak bilenler, uyanmanın vaktidir..

MU
16.02.2011 21:57
#2

İslam davasına hizmet gayesinde olduğunu söyleyen kişi veya cemaatlerin itikad cephelerinin ehli sünnete uyup uymaması, onların hizmet mi zarar mı verdiklerinin de bir göstergesi. Harun Yahya'yı bu açıdan değerlendirmek lazımdır.

 




EN
17.02.2011 11:03
#3

Valla aylardır aleyhinde yazılanlara rağmen yine de iyi niyetimi koruyordum; kendini Mehdi sanmasını da müridlerinin uçurması olarak yorumluyordum; ama özellkle İsrail'i korumak görevimiz demesi, Yahudilere ve Hıristiyanlara kardeşim demesi tepemin tasını attırdı. Ne demek yani. Şirk akidesinde olanlara kardeş diyorsan niye Müslümanları kullanıyorsun. Kime hizmet ediyorsanız gidin ona hizmet edin. Ama Allah korusun şirk akidesinde olanlara kardeş diyeceksin (ehl-i kitap kardeş değil arkadaş olabilir bize ki günümüzde ehl-i kitabı göremiyorum ortalarda...)ve seni onaylayan çok sayıda insanı da bu günaha ortak edeceksin... Özellikle Türk-İslam dediği için milliyetçilerden de ona saygı duyan azımsanmayacak kadar kişi olduğunu biliyoruz... Öte yandan kitaplarda sürekli masonları eleştiriyor, programına konuk olduklarında ise Hz. İsa gelince mason localarını ziyaret edecek diyor.... Daha önce önündeki kağıda bakmadan içi olu bir kaç cümle edememesi olayına çok tebessüm etmiştim. Şimdi tahmin ediyorum ki Harun Yahya kitaplarını yaznlarla ekranlarda konuan Harun Yahya aynı kişi değil!!! Eserler müspet iken kendisi bün türlü çelişkiyi yansıtıyor... Bir de Cübbeliyle atışmaları Müslümanlara büyük zarar veriyor... Eğer onu tanımayanlar varsa bundan sonra tanıtmak için elimden geleni yapacağım. Tşk.

HI
17.02.2011 11:38
#4

Acaba önceden nasıl bir insandı diye sormaktan kendimi alamıyorum. Bulunduğu konumdan nefsine yenik düşüp sapıtmış olabilir, Allah hidayet versin ne diyelim. Zira masonların gerçek yüzünü ilk onun eserlerinden öğrenmiştim, masonları savunan biri sırlarını niye paylaşsınki.

((
17.02.2011 12:22
#5

Allah hidayet etsin acep nasıl bu hale geldi?

ME
17.02.2011 13:24
#6
onlara dokunanın başına gök kubbeyi yıkarız gibi sözler ediyor.

 

http://www.dailymotion.com/video/xgqpcf_ysrayl-ayiyi-sapik-adnan-oktar_news#from=embed

 

Tahrif Tevratı yaşayan Yahudilere kardeşim demekle kalmıyor İsraillilerin peygamber torunu olduğunu söylüyor,

 

http://www.youtube.com/watch?v=uZnrAMQ2p1Y&feature=related

 

 

http://www.youtube.com/watch?v=emBn4ewYOlY&feature=related

 

http://www.youtube.com/watch?v=axLmuktTPvI&NR=1

 

Daha önce önündeki kağıda bakmadan içi olu bir kaç cümle edememesi olayına çok tebessüm etmiştim. Şimdi tahmin ediyorum ki Harun Yahya kitaplarını yaznlarla ekranlarda konuan Harun Yahya aynı kişi değil!!! Eserler müspet iken kendisi bün türlü çelişkiyi yansıtıyor...

 

http://www.youtube.com/watch?v=yaH_nsUCIZU

 

*****

*** http://adnanoktaracevap.com/wordpress/

TR
17.02.2011 13:37
#7

Vaktinde bu adamdan işte şu başlıkta biraz bahsetmiştim. Gece Sohbetleri programında spiker kıza 'kedi canını senin...' kelimelerinin sürreal hovardalığıyla sulandığı gün bu defter kapandı. 10 yıl kadar önce üzerine iftira atılmış kıymetli bir Müslüman olduğu düşüncesindeydim, sonra gıdım gıdım geri vitese taktım. O son olay da kendisine itimadımı tamamen bitirdi. Hoca bırak bardağı, okyanusu taşırdı yahu. Bir insanın gizlice günah işlemesi vardır, eyvallah, hepimiz etteniz ve kemikteniz. Fakat bir de binlerce, on binlerce, ne bileyim, yüzmilyarlarca insanın gözünün içine baka baka İslami bir kimlikle rezilleşmek vardır, bu rezilliği İslama fatura edenlerin ağzına sakız olmak vardır. Ki Adnan malesef bunu yaptı. Hasılı hocayı çöpe attım. Kurulun hazırladığı bazı kitaplar hala okunur, okunmaz değil. Nasipse ileride çocuklarıma filan da ucundan okutmak isteyeceğim kitapları var. Ama şahsıyla, dini bir figür olarak tamamen kayıp hanesine yazıyorum Adnan'ı. Olmadı Oktar diyorum, tırtmışsın sen. Bundan sonra söyleyeceklerini iki değil, üç defa tartacağım.

 

Mehdilik meselesinde de bu konuyu sürekli gündeme getirmesinden endişeli olduğumu yazmıştım. 'Mehdi geliyor, Altınçağ belki yarından da yakın, Hazret-i İsa Samanyolu'na yaklaşmış' tarzlı onlarca kitabın sonunun bu noktaya varabileceğinden az-çok korkuyordum, bunu 'ummuyorum' desem de o sözüm mezarlıkta çalınan ıslık gibiydi. Nitekim herif korktuğumu başıma getirdi. Yanılmıyorsam Konya'daki bir TV kanalında çıktığı bir programda da spiker kızlara vücudundaki Mehdiyet işaretlerinden dem vuruyordu. Fena sapıttı, maymun etti kendini, Allah hidayet versin. Belki de o lise çağının faydalı kitapları, bugünlerde kendini mehdi olarak piyasaya sürmesi için hazırlanmış bir planın başlangıç noktasıydı. Öyle görünüyor. Allah cümlemizi bu adamın düştüğü rezillikten muhafaza buyursun, kimseyi böyle şaşırıp düşürmesin.

 

Not: Bahsettiğim video'nun linkini kopyalamıyorum, çokk görmek isteyen varsa nasıl bulacağını bilir.

((
17.02.2011 13:44
#8

İnşallah inşallah maşallah estağfirullah..

 

Ben bu tür tartışmaların mevzubahis edilmesine dahi tahammül edemiyordum. Evrime karşı bu denli bir mücadeleye girmiş bir kimse hakkında ne olursa olsun suizan edilmemeli diyordum.

 

Meğer kulaklarımızı inciten sözcükler gerçekmiş. Bir insan kendisini bu hale getirebilir mi?

 

Televizyon ekranlarını İslam düşmanlarına dar edecek, vakar sahibi müslümanları ne zaman görebileceğiz?

NE
17.02.2011 14:30
#9

Ben bu adamin akil sagliginin yerinde olmadigini dusunmekteyim. Soylediklerine gercekten kendisini inandirmis. Gecmiste belki iyi niyetli isler yapmis (halk icin faydali ama ne yazik ki akademik cevrelerde kayda deger bir bilim degeri olmayan isler) ama bi kirilma noktasi yasamis (hani birileri kafasina falan vurdu heralde, ya da travmatik bi donem yasadi vs) sonrasinda boyle olmus. Boyle dusunmek iyi guzel ama o kadar parayi nerden buluyor bu adam ya? Iste bu noktada yukaridaki yorumlara katilmamak elde degil.

EN
17.02.2011 16:51
#10

Kastettiğim bu videolardı; ancak teknik becerim olmadığı için ekleyememiştim. Eklediğiniz için teşekkür ederim.

HI
17.02.2011 19:50
#11

bu öreneği gördükten sonra hiç kimsenin sapıtmayacağının garantisinin olmadığını, çok aciz olduğumuzu daha iyi anladım. Allah O'na ve çevresindekilere hidayet versin..

 

"Rabbimiz Bizi dogru yola ilettikten sonra kalplerimizi egriltme. Bize tarafindan rahmet bagisla. Eminiz ki, lutfu en bol olan sensin."

(Ali Imran- 8)

HI
17.02.2011 19:56
#12

"Lutfedip hidayetiyle bizi buna(bu nimete) kavuşturan Allah'a hamdolsun, Allah bizi dogru yola iletmeseydi kendiliğimizden dogru yolu bulacak degildik. Andolsun ki, Rabbimizin elçileri gerçegi getirmişlerdir."

( Araf- 43 )

 

"Rabbimiz, Sana dayandik, sana yoneldik. Donus sanadir."

( Mumtehine-4 )

MI
17.02.2011 22:41
#13

eskiden çok fazla tanımıyordum. Allah facebooktan razı olsun. paylaşılan videolarda gördüğüm harun yahya bana yetti. ne lan bu. kedilere ve güzel kadınlara düşkün bi mehdi olamaz.

PE
18.02.2011 05:33
#14

Vakti zamanında ben deniz de ilkin saman kağıdına basılan daha sonra da yaldızlı kuşe kağıda kabartmalı kapakla çıkartılan ve çoğunlukla bedava dağıtılan Harun Yahya imzalı kitaplardan istifade etmiştim. Kendisini hayvanat, cematat, nebatat, kemalat, semavat gibi konularda bilgi deryası olan ve İslam'ı bilimsel meseleler üzerinden anlatan gayet müspet bir kişilik olarak tanıdık. Bu noktada her gördüğü ofluyu hoca sanan muhafazakar basınımızın oynadığı rolü de pas geçmemek gerek. Hususen masonluk ve darwinizm aleyhtarlığı yapması takdirimizi kazanmasına sebep oluyordu. Lakin kitapların bedava olması, adamın in mi cin mi olduğunun belli olmaması, kitapların kapağına basılan -yanlış hatırlamıyorsam- nübüvvet mührü, belli temel meselelerde birbirinin aynı onlarca eser neşretmesi adamı zihnimde gizli kılan unsurlardı. Tuncay Güney'in ifadesinde Veli Küçük'ten naklettikleri Adnan Oktar'a bir mim koymama sebep oldu. Sonrasında Kadir Mısıroğlu'nun ve Cübbeli Ahmed Hoca'nın muhtelif meselelerdeki izahatları geldi. Bunları kendi televizyasında yediği nanelerin internete düşmesi izleyince zevatın takkesi düştü keli -maşallah süphanallah- bir ay paresi gibi piyasaya çıktı. Sahildeki çer-çöp furyasına kendisi de katılmış bulundu, müptezel Adnan. Şu vakitten sonra adını sadece nahoş cümlelerde anacağım nadir olmayan şahsiyetlerden birisidir. Kitaplarını çocuklarıma okutma konusunda ise Trradomir gibi aklı selim ile hareket edemem herhalde. Derin bağlantıları olduğu anlaşılan bu derin şahsiyetin derin dolaplar çevirmediği malumumuz olmayabilir. :)

 

Hasılı, iyi bilirdik.

YA
18.02.2011 15:14
#15

O kadar kitabını okudum. Fakat adama ısınamadım. İşe yarayan bahislere temas etse de insan ısınamayınca ısınamıyor işte. Özellikle bir zamanlar çok kurcalamıştım. Necip Fazıl'a dair herhangi bir söylemi var mı diye. Yok. Nasıl olmaz be adam. Sen birşeylere soyunuyorsun madem. Türkiye'de bir çığır açmış dev şahsiyete nasıl dokunmazsın. Hadi bu çok önemli bahis olmasa bile yukarda site müdavimlerinin söylediklerini ne yapacağız. Harun Yahya adını kullanamıyorum. Ah Adnan ah. Bana Arap Adnan bey'i hatırlattı. Haremağası herif.

18.02.2011 15:20
#16

müslümanların içerisine lawrencevari yerleştirilmiş İslamı içinden tahrif ajanlarından biridir. hizmet ettiği kavmi övmesini çok görmemek lazım.

 

Allahım ahir zaman fitnelerinin ayyuka çıktıği günümüzde müslümanları muhafaza buyursun...

HI
20.02.2011 23:15
#17

Kendi adına çıkmış olan eserlerin, çevresine özellikle topladığı bilim adamlarından oluşan sempatizanları tarafından yapıldığı açık.. ben hala meraktayım "neden bu eserleri oluşturanlar bu şahsın gerçek yüzünü göremiyorlar ya da görüp içinde bulundukları sahtekarlığı medyaya açıklamıyorlar..

TU
21.02.2011 12:43
#18

Yazılanları okumaya vaktim olmadı lakin burada paylaşılan vieoların hepsini daha evvel izlemiştim.. tespit için yeterlidir diye düşünüyorum..

 

Bakın kardeşler, itikadı ehl-i sünnet olan zarurat-ı diniyye'ye muhalefet etmeyen tüm cemaatler başımızın tacıdır.. Hepsine selam olsun allah say'lerini meşkur eylesin, hayırla mükafatlandırsın..

 

Ancak bugün şu 4 noktaya lütfen çok dikkat edelim;

 

1) Dinler arası Diyalog tuzağına dikkat:

Bu bir Vatikan projesidir. Dinimizde "siz de haklısınız efendim, evet efendim sepet efendim vs." ilişkilerle diyalog kurmak yoktur. Tebliğ vardır. (Bu konuda çalışmalar yapan, tavsiye edebileceğim kişiler: Araştırmacı Yazar Sayın Ali Eren, Üstad Kadir Mısıroğlu, Sayın Mehmet Şevket Eygi, Ebubekir Sifil Hocaefendi, Mehmet Talu Hocaefendi, Cübbeli Ahmet Hocaefendi)

 

2) Vahabbiliğe Dikkat:

İnterneti kendisine fırsat bilen Vahhabiler zehirlerini saçmaya devam ediyorlar. "O şirk, bu şirk, şu şirk" herşey şirk bir bunlar müslüman.

 

3) Şia inancını servis eden M.İslamoğlu:

Kendisi hemşehrimdir. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmez. İtikadı bozuktur. Üç Muhammed isimli kitabı zehir saçmaya devam ediyor. Üstad N.Fazıl yaşasaydı ilk reddiye yazacağı kişi bu zat olurdu herhalde. İlk reddiye de Üç Muhammed kitabına ve gerekçeli mealine olurdu.

 

4) Harun Yahya Tehlikesi;

Ne olduğunu yukarıdaki videolar ifade ediyor. Burada yazan düzgün itikatlı çok arkadaş var onlar cevap vermişlerdir muhtemelen.

KA
22.02.2011 23:52
#19

Bu nasıl bir musibet böyle yahu bu ne densizlik, kendini bilmezlik, haddi aşmışlık, şımarıklık, pespayelik, ne kusur işledik ki böyle bir belaya düçar olduk şimdi şöyle bütün gücümü toplayıp kendisine en galiz en hakaretamiz ifadeleri kulllanırdım lakin terbiye sınırlarını zorlayarak bir embesil tarafından ar perdemin yırtılmasına müsade etmeyeceğim amma öyle bir vaziyetteyim ki değerli okuyucularım elinde sapan tutan çocuğun sapanın lastiğini gere gere koparacak raddeye getirmesi gibi bende gerile gerile psikolojik manada kopma noktasına geldim.İfrit oluyorum abi böyle meşrebi bozuk sıfatsız şebeklere..Kim bilir hangi dış mihrakın maşası. Dalkavukluğunu yaptığı israille aynı kanalizasyon hattından foseptik çukuruna gidecektir muhakkak aveneleride sürüklenecekler kılavuzu karga olanın akibeti... Kişi sevdiği ile beraberdir hayat boyu ne ile meşgul ise son anındada onunla meşgül olacak ona göre canı çıkacaktır.Nitekim tecrübelerle sabittir.Ehlince malumdur.

 

Herhangi biriniz yanlış birşey görür ise onu eliyle düzeltsin gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin onada gücü yetmiyor ise kalben buğzetsin buda imanın en zayıf noktasıdır buyuruyor Risaletpenah Efendimiz S.A.V malesef bunu hiç kimse arzu etmez amma durum bundan müteşekkildir. Bizler dinimizden gafil bulunduğumuz müddetçe bu pısırıklık halini ataleti üzerimizden atamadığımız müddetçe bu çakkallarda meydanı boş bulucak ve kafasına göre ulumaya devam edecekler. Söylenecek çok söz var kıymetli kardeşlerim amma sözü sözün sultanına bırakmak daha erdemli bir davranış olacaktır.

 

Nefs ü şeytâna uyarsan,

Nice olur hâlin ey gâfil?

Bir gün olur kim duyarsan

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Fikrinden dünyâ gitmez mi?

Hakk kelâmın işitmez mi?

Ölenler ibret yetmez mi?

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Gidenleri görmez misin?

Yer altına girmez misin?

Hakk katına varmaz mısın?

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Tâat kapusın kaparsan

Doğru yolundan saparsan

Nice bir mala taparsan

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Mâsivâdan firâr eyle

Bâb-ı Hakk'da karâr eyle

Tâatı ihtiyâr eyle

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Aç gözün gafletten uyan

Nâdim olur nefse uyan

Bâtılı kor Hakk'ı duyan

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Mâsivâdan yumup gözü

Kâdir Allah'a tut yüzü

Hüdâyî'den gûş et sözü

Nice olur hâlin ey gâfil?

 

Aziz Mahmud Hüdayi Hz.

YA
22.04.2011 22:57
#20

Bu adamın Yeni Masonik Düzen diye bir kitabı var,bin sayfa civarında hacimli kütleli bir cisim.Ben de evvelden o kitabın ilk baskısı vardı,90 bilmem kaç basımı.Zaten 90'lı yıllarda Adnan Oktar İsrail-Yahudilik-Siyonizm-Masonluk vb konularda ciddi çıkışlar yapmıştı kitaplarıyla.Yoğunlaştığı mevzu oydu,evrimdir 387 milyar yıllık istiridye fosilidir falan bu kadar ilgilenmiyordu.

Velhasıl bu adamın mezkur kitabında 'soykırım yalanı' diye bir bölüm vardı ve yüz sayfa belge,resim,alıntılarla Nazilerin Yahudi soykırımının bir yalan olduğunu,Nazilerin siyonistlerle işbirliği yaptığını,yahudilerin öldürülmediğini,pis yahudilerin bu yalanla kendilerini acındırdıklarını falan anlatıyordu.Sonra yetmedi gitti 'Soykırım Yalanı' diye bir kitap çıkarttı.

Bunun dışında İsrail'in kanlı cinayetlerini,örgütlerini anlattığı onlarca sayfa vardı,Uganda'dan Basra'ya.Okudum oradan biliyorum.Yani kitap yahudilere geçiriyordu anlayacağınız.

Şimdi geçenlerde yeni baskısını gördüm,göz gezdirdim.Tahmin ettiğiniz gibi yukarıda bahsettiğim tüm bölümler çıkartılmış,yerine güzel yüzlü güzel huylu munis mi munis yahudileri anlatan bölümler eklenmişti.Hür ve Kabullenilmiş Masonlar da bir iltifat maksadıyla bu kitabı sergilerine koydular.!!Oha.Ne oldu da ateşli anti semitist oktar reis bu kadar jewish fan oldu?

Özet geç derseniz,tekin adam değil vesselam.

ŞA
15.06.2011 22:24
#21

Bugüne kadar İslâm davası uğruna tek bir çivi çakanın bile aleyhinde tek kelime etmemeye çalıştım. Bugünden sonra da öyle olacaktır İnşallah. Ama yıllar önce Yaradılış mucizesi, masonluk ve diğer hususlarla ilgili eserlerini beğenerek takip ettiğim Harun Yahya ile ilgili iddalardan sonra ulaşabildiğim iddialara ulaştım ve acı bir gerçeğe ulaştım.. Günümüzde Türk-İslam dediği için halen Harun Yahyayı muhterem bilen bazı insanlar var.. Bu nedenle vicdani bir görev olarak adı geçenin içyüzünü ifade etmek istedim.. Bir kaç hafta önce de birkaç mekanda onu savunmuştum, Dinimize hizmet eden tüm grup ve cemaatler baş tacıdır demiştim.. bu sözümün Harun Yahya ile olan kısmını geri alıyorum.. Dinlerarası diyalog savunucuları nasıl şirk akidesini savunanlarla kıldan ince noktada flörte diyorsa Harun Yahya çok daha tehlikelisine talip olmuş görünüyor... Dünya için dinini satanlardan sana sığınırız Ya Rabb, o duruma düşmekten de.....

 

 

Geçmişte kitap ve videolarının (ki bunu muhtemelen kurul yazıyor. adamda o kadarlık ilim olsa şirk akidesinde olanlara kardeşim demezdi!) onlarcasını okudum, izledim; ama şimdi bir gerçeği iyi görüyorum!! Bunu yazmadan çok araştırdım..

 

Yıllardır Harun Yahya'yı ehl-i sünnet çizgisinde biliyor, aleyhindeki konuşmalara karşı hep "Bunlar yabancıların oyunu. Bütün cemaatler, gruplar aynı yolun yolcusu. Yalnızca yöntem farklı diyorduk.

 

Bir kaç gündür Harun Yahya'nın muhtelif konuşmalarını takip ediyorum.Tahrif Tevratı yaşayan Yahudilere kardeşim demekle kalmıyor İsraillilerin peygamber torunu olduğunu söylüyor, onlara dokunanın başına gök kubbeyi yıkarız gibi sözler ediyor. (Son cümleye inanamadım ama defalarca dinledim. Sanırım, doğru telaffuz ediyorum!..)

 

Yine Peygamberimiz (sas) yaşasaydı Soyadı Adnan olurdu diyor. Kendisinin Mehdi olduğunu ifade ediyor... Önündeki kağıda bakmadan içi dolu bir kaç cümle edemeyenlerle ilgili Tuncay Güney'in de İsrail desteği konusunda sözleri var. Hadi İsrail desteğiin geçelim de Harun Yahya denilen zatın dini grup ve cemaatlerle dalaşa girmesi ne oluyor! Senin ilmin ne ki gidip Cübbeliyle aşık atıyorsun derler!!!!

 

Normalde böyle konumazdım; ama bir yandan Masonluğun başını ezdiğini söylüyor, ötede Hz. İsa yeryüzüne inseydi mason localarını ziyaret ederdi diyor. Yine Dinlerarası diyalog tuzağının benzerini savunuyor ve tahrif din mensuplarına kardeşim dyor... Din-i Mübine hizmet eder görünüp de Müslümanlar arasına nifak sokanları Allah kahreylesin... Halen varsa benim gibi yakın zamana kadar karayı ak bilenler, uyanmanın vaktidir..

16.06.2011 09:11
#22

selamün aleyküm

tüm bu tarz sapıklıkları izledikçe aklıma gelen soru şu

bu ve benzeri kişiler bu denli azimle bu boş görüşlerini fikirlerini yaymak için canla başla uğraşırlarken acaba ben ne yapıyorum bu haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan rolündemi olmalıyım yoksa kendine mehtiyim diyen zata hıristiyanlarda cennete girecekler diyen sözüm ona hocaefendilere ve benzeri sapıklıklara karşı ne tarz bir tutumum olacak onlara karşı nasıl bir planım olacak.

yani bizler ne yapacağız tüm bu çığ karşısında tıpkı bir kartopu gibi yuvarlanıyorlar ve hergeçen gün ekonomik ve sosyal boyutta büyüyorlar en son bu ümmetin üzerine çığ olarak düşecekler.

o halde hergün bir kişiyede olsa bin kişiyede olsa deliyede olsa anlatalım bunların bu sapıklıklarını çünkü bu kişiler sözüm ona kimi alim kimi hoca kimi cemaat önderi bilmem ne lideri olarak bu toplumda anılıyorlar yani televizyon karşısında bunları izleyen sıradan milyonlarca fıkıh bilgisi islam bilgisi olmayan yurdumuzun insanları bak hoca ne güzel konuşuyor diyorlar ve beyinlerine hemen yer ediyor etiket gibi yapışıyor sonra o etiketi ordan çıkarmak çok zor oluyor.

her gün birkaç kişiye bu yapılan sorumsuzca ama planlı oyunu anlatalım

anlatırkende bilgi sahibi olalım ismailağa cemaati bu konu üzerinde ehil bilgilere sahip cübbeli ahmet hocamızın sohbetlerindeki açıklamaları güzel kavrarsak diyaloğculara ve benzeri fitnecilere kanmakta yönelmekte olan masum anadolu insanını ikna edici cevap ve bilgilere sahip olabiliriz.

ahirzamanın bu diyalogcu fitne kuşağına karşı çok daha sağlam çözümler getirilmeli yoksa böyle kendi kendimize konuşupta izleyip sonrada susma durumunda olursak ileride çok daha büyük fitner çıkar.

 

 

molla28 kardeşim, çok samimi yazmışsın Allah razı olsun. zamanımız ahir zaman, zamanımız fitne devri. Allah rasulu sav bir hadisi şeriflerinde "bu din garip geldi garip gidecek, ne mutlu o gariplere" buyurmaktadır. başka bir hadisi şerifinde "ahir zamanda imanı elde tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacaktır" buyurmakta. Allah Rasulu sav in geleceğini söylediği günler geldi. Müslümanlar üzerinde oynanan oyunun haddi hesabı yok. Üstad Necip Fazılın ifadesiyle cinayet işleri kadrosu, üniversitedeki prof etiketli kitap yüklü merkepler, sahte şeyh taslakları, hangi amaca hizmet ettiği meçhul olan cemaat öndeleri, vs... hep müslümanların düzgün itikadını bozma gayreti içindeler. bunların kalplerimize sapladığı bu zehirli oklar ancak bir mürşidi kamil eliyle çıkarılabilir.

 

bu ülkede rejimi oturtmak için 500000 Allah diyen kimsenin canına kıyıldı. İnsanlara dinlerini yaşamayı yasak ettiler. camiler yakıldı, yıkıldı, parti binasına çevrildi, ahır yapıldı, depo yapıldı (mehmed şevket eygi - camii kıyımı, koskoca sultanahmet camii ni ahır yapmış vicdansızlar) . kuranı kerimi ezanı yasakladılar. maksat dinsiz bir toplumdu. Ama Allah ki kudret sahibidir, başaramadılar. Anadolu 1000 senedir İslama beşiklik etmiş Anadolu nun sinesinden yine kıvılcımlar dolgun başaklar gibi fışkırdı. bu sefer ne yaptılar metod değiştirdiler. o zaman dediler bu adamların dinini inançlarını bozalım. nasıl yaptılar , saydığımız kadrolar bünyesiyle.

 

bu zamanda müslüman kardeşim önce itikadımızı koruyacağız. bütün ilmihal ve fıkıh kitapları itikadla inanç esasları ile başlar. itikad bozuk olursa alnını secdeye çivilersen bile yaptığının kıymeti yok! (Allah muhafaza).

 

milleti uyarmaya gelince, önce nefsimiz kardeşim. kendimiz öz bünyemiz, ardından ailemiz, ardından çevre eş dost ve elinden ,dilinden ,hiç değilse kalbinden gelenle DUR diyeceksin. bunu da kime anlatabilirsin bilmiyorum çünkü eleştiriye kapalı bir toplum olduk. öyle bir hale getirildik ki camilerde bile müslümanlar asık suratlı, müslüman müslümana karşı hoşgörüsüz ama gayrımüslime karşı hoşgörülü. hoşgörüyü yapılacaksa olacaksa önce müslümana bunu niye anlatmazlar konuşmazlar. bana ne elin Allah düşmanı rasul sav düşmanı papazından hahamından...

 

herkes şimdi kendisi hoca, kime ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Ashabı kiram rae birbirlerini yaka paça uyarırlardı. uyaran da uyarılan da bunun Allah rızası için olduğunu bilirdi, dostluklarında bozulma olmazdı. şimdi ise uyarıya eleştiriye doğruya hak söze kpalı bir millet olduk. Allah sonumuzu hayr eylesin.

 

bu elbette böyle gitmez ve de gitmeyecek. Allahu Teala nurunu tamamlayacaktır. Bu amma 100 milyon kişiyle olur ama 1 kişiyle olur. Allah ki kudret sahibidir. neyi nasıl dilerse o şekilde olur. bize düşen sebebini işlemek.

16.06.2011 10:17
#23
Dikkat:

 

Bence en büyük haksız, haklıyken, karşı tarafın eteğine yapışıp, ona: "Gönüldaş! Ne yapıyorsun?... Küfür topyekun üzerimize gelirken takındığın bu ayrılık ve eyrılık tavrı ne faciadır!" demeyendir!...

 

Bence en büyük haksız, her itişe kakışa hatta her hakaret ve acı mukabeleye katlanıp sonuna kadar ara bulmaya çalışmayandır.

 

Taraflar arasında küfür ve ihanetten gayrı her, herşey, herşey görmezlikten gelinecek, böyle birşey zuhur ettiği anda da o taraf her tarafça, gık demesine, saflarımızdaki bir anlık boşluğu ilân etmesine bile imkân bırakılmadan tepelenecektir.

 

İslam hikmetii budur, İslâm siyaseti budur; ve bizim şu zavallı halimiz "ayrılık çıkaranlar bizden değildir" hadîsinin kılıncına karşıdır.

 

İyice bilmek lâzımdır ki, bu memlekette bütün şubeleriyle küfrün, boğazlamak üzere her an bıçağını bilediği, ne şu, ne bu birlik, dernek, ocak, ne Süleymancı, ne Nurcu, ne İmam hatipli vardır; sadece Müslüman vardır; Müslümanlık ve Müslüman!...

 

...

 

Ne güzel çerçevelemiş üstad.

 

Acaba tenkidde ölçü nedir? Tenkide kim yetkilidir? Bugün avam bir müslümanın bile, mürekkep yalamış, bu işin çilesini çekmiş müslüman kanaat önderlerine ölçmeden, tartmadan, araştırmadan, ötesini berisini düşünmeden insafsızca iftirada bulunması hastalığı o denli ileri gitmiştir ki, fitne fesat kazanları kaynamakta, müslüman coğrafya bunlar ile çalkalanmaktadır. Malesef de küfür bundan olabildiğince istifade etmektedir.

 

Peki tavır ne olmalı? Susmalı mı? Eleştirmemeli mi? Hayır bunu söylemiyorum. Elbette, Rızay-ı Lillah için Hak'tan ayrılmış kardeş(ler)imizi Hakka'a sevketmek niyeti ile -bir cemaat, grup taassubu ile değil- Hak'kı htırlatacak, Hak'kı tavsiye edeceğiz. Ama bunu, benlik, üstünlük hastalıklarından sıyrılmış, niyeti yanlız Allah rızası olan ehil, ilim sahibi kimseler yapacak.

 

Yanlış anlamalardan, önyargılardan, yargısız infazlardan şiddetle kaçınılmalıdır ki fitneye sebep olunmasın.

 

Şimdi molla28 kardeşim, güzel kardeşim; bir yanlış anlaşılmaya, suizanna mahal vermemek için, "hıristiyanlarda cennete girecekler diyen sözüm ona hocaefendiler" den kimi/kimleri kasdettiğinizi sormamda bir sakınca yoktur inşallah.

 

Biz biliyoruz ki, "Hristiyanlar, Yahudiler cennete giremez, giren diyen de giremez". Fakat bu mevzuda; birtakım kimseler, bir kısım güzel Müslüman'a bilmeden, görmeden, anlamadan, hadsizce o denli ağır ithamlarda bulunmaktadırlar ki, bu durum yüreğimizi burkmakta, canımızı acıtmaktadır.

 

Bu sebeple kimi/kimleri kasdettiğinize açıklk getirirseniz ferahlık bulacağız.

-K
16.06.2011 16:57
#24

bana şu hadis-i şerifi hatırlatı bu olaylar:“İlerde bir fitne olacak O fitne içinde kişi mümin olarak sabahlayacak, kafir olarak akşamlayabilecek Ancak Allah’ın ilimle kalbini dirilttiği kimseler hariç”

rabbim kalbini dirilttiği zümreden olmayı nasip etsin bizlere....Amin

EB
16.06.2011 20:06
#25

Şimdi molla28 kardeşim, güzel kardeşim; bir yanlış anlaşılmaya, suizanna mahal vermemek için, "hıristiyanlarda cennete girecekler diyen sözüm ona hocaefendiler" den kimi/kimleri kasdettiğinizi sormamda bir sakınca yoktur inşallah.

 

Biz biliyoruz ki, "Hristiyanlar, Yahudiler cennete giremez, giren diyen de giremez". Fakat bu mevzuda; birtakım kimseler, bir kısım güzel Müslüman'a bilmeden, görmeden, anlamadan, hadsizce o denli ağır ithamlarda bulunmaktadırlar ki, bu durum yüreğimizi burkmakta, canımızı acıtmaktadır.

 

Bu sebeple kimi/kimleri kasdettiğinize açıklk getirirseniz ferahlık bulacağız.

 

Ben yanıt versem olur değil mi? Bahsi geçen güruh yani bu yahudileri cennete sokan adam Karaman hocadır, /bu arada Allah hocaları mahşerde benden davacı kılmaz inşallah/, onlara savaş açan isim de, yani hakkın münadiliğini yapan ehl-i sünnet Cübbeli Ahmed Hoca. Bunun üstüne bir savunmanız olursa, yani karşıt; ambulansı ararım haberiniz olsun.

16.06.2011 22:38
#26

Ben bilmediğimin avukatı olmayacağım gibi savcısı da olamam, ancak, "müddei" de "iddiasını isbatla mükelleftir" değil mi?

EB
17.06.2011 00:41
#27

Mükellefim efendim mükellefim. Bu linkin ilk dört dakikası sanırım ufkunuzu açar inşallah. Devamını da dinleyiniz efendim faidesini görürsünüz, Cübbelim hocam güzel der, hakikati söyler.

 

Uzun uzadıya yazmak isterdim, vaktim kısıtlı, uzatmaları oynuyorum.

 

saygılarımla

17.06.2011 10:31
#28

süleyman ateş in de "cennet kimsenin tekelinde değildir" diye saçma bir yazısı vardı bu konuyla alakalı...

17.06.2011 12:16
#29

"Hıristiyanlarda cennete girecekler diyen" "hocaefendiler"in kim/kimler olduğu soruma mukabil, "Bahsi geçen güruh yani bu yahudileri cennete sokan adam Karaman hocadır" beyanında bulundunuz.

 

Bir fikir beyan edebilmek, bir hüküm bildirmek için takdir edersiniz ki mesele her yönüyle ele alınmalı, masayha yatırılmalı. Bahis mevzuu ismin sitesine biraz göz gezdirdim. "Ehli Kıtab" başlıklı bir yazısı mevcut. Bakalım ne söylemiş.

 

4. Ehl-i kitabın cennete girebilmesi için Allah'ın birliğine (tevhîde) ve Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya iman etmesi gerekir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de:

 

"Allah, üçten birisidir diyenler şüphesiz kâfir olmuşlardır..."33;

 

"Allah, Meryem oğlu Mesîh'tir diyenler şüphesiz kâfir olmuşlardır"34;

 

"Yahûdîler, Uzeyr Allah'ın oğludur dediler; hıristiyanlar da Mesîh Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da sapıyorlar!"35;

 

"Ehl-i kitap ve müşriklerden kâfir olanlar ebedî olarak ateştedirler. İnsanların en kötüleri de işte bunlardır."36;

 

"De ki: Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî peygamber olan Rasûlüne -ki o, Allah'a ve O'nun sözlerine inanır- iman edin ve ona uyun ki, doğru yolu bulasınız."37 buyurulmaktadır.

 

Bu âyetlerden çıkan sonuçları, hiçbir yorum katmadan şöylece sıralamak mümkündür:

 

a) Ehl-i kitap olan yahûdî ve hıristiyanlar, tevhidden saptıkları için kâfir olmuşlardır.

 

B) Ehl-i kitaptan küfre düşenler, kâfir olanlar, orada devamlı kalıcı olmak üzere ateşe (cehenneme) gireceklerdir.

 

c) Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.), bütün insanlara peygamber ve Allah elçisi olarak gönderilmiştir. Doğru yolu bulmak, hidâyete erebilmek için O'na (s.a.v.) ve getirdiklerine iman etmek, O'na (s.a.v.) uymak şarttır, gereklidir.

 

d ) Son olarak meâlini verdiğimiz âyetten bir önceki âyette38, Son Peygamber Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'nın geleceğinin Tevrat ve İncil'de yazılı bulunduğu, O'na (s.a.v.) iman eden, yoluna düşen, O'nu destekleyen ehl-i kitabın kurtuluşa erecekleri zikredilmiştir. 159. âyette geçen "hakkı ve doğruyu bulan ve onun sayesinde adil davranan" Mûsâ kavminden bir cemâati, Hz. Mûsâ zamanında, yahut Hz. Peygamber'den (s.a.v.) önce yaşamış bir cemâat olarak kabûl etmek zarûreti vardır. Hem yukarıda meâlini verdiğimiz âyetler, hem de 160. âyet bunu gerekli kılmaktadır.

 

Âyetlerden çıkan sonuç bu olduğuna göre, tevhidden sapan, Son Peygamber'e (s.a.v.) iman etmeyen ve O'na (s.a.v.) uymayan kimseleri (bu meyanda ehl-i kitabı) cehenneme sokan; dar kafalı, dar gönüllü müslümanlar değil, bizzat kâfirlerdir, onların kendi inanç ve amelleridir. Allah'ın cenneti, bütün yarattıklarını alacak kadar geniştir, oraya biri geldi diye diğerinin yerinin daralması söz konusu değildir. Ehl-i kitap ve diğer kâfirlerin -gerekli şartları yerine getirmemeleri hâlinde- cehenneme gireceklerini bildiren İslâm âlimleri, yalnızca Allah'ın Kitâbını ve Rasûlü'nün (s.a.v.) talîmatını tebliğ etmişlerdir. Amaçları ise bütün insanların, kendilerinin dahil bulundukları saâdet iklimine girmeleri, ebedî mutluluklarına ortak olmalarıdır. Yani bu gayret, gönül darlığından değil, gönül genişliğinden, bütün insanları kaplayan engin merhametten kaynaklanmaktadır.

 

Ehl-i kitap içinde, Tevhîde ve Son Rasûle (s.a.v.) iman eden, Kur'ân-ı Kerîm'i doğrulayan, bununla beraber ibâdetini (amel-i salihi) kendi dîninin bozulmamış esaslarına göre yapan bir kimse bulunursa, bunun cennete -doğrudan veya bir müddet cezâ gördükten sonra- girip girmeyeceği tartışılabilir; ancak böyle bir kimse gerçekte var olmaktan ziyade bazı kişilerin hayalinde var olsa gerektir.

 

...

 

33. Mâide: 5/73.

34. Mâide: 5/72.

35. Tevbe: 9/30.

36. Beyyine: 98/6.

37. A'râf: 7/158.

38. A'râf: 7/157.

 

Hayrettin Karaman bir isim. Bu isim, televizyon programlarında ve "Polemik Değil Diyalog" isimli kitabında, bazı kimselerin Ehl-i Kitab hakkındaki sapık görüşlerini nakletmiş ve bunların kendi görüşü olmadığını ifade etmiş.

 

Madem katılmıyorsun niye naklediyorsun ve son derece mühim olan bu itikadi meselede kafa karışıklığına sebep oluyorsun?

 

Necat (ahirette kurtuluş) konusunda bir tartışma başlıklı yazısından:

 

Görüş sahiplerinin delillerini açıkladım, çağdaş görüş daha yeni olduğu için onun delillerini daha geniş olarak açıkladım. Tabii konuşma, yazmadan farklı olduğu, ifadeler arasında dağınıklık bulunduğu için bazı kimseler yanlış anladılar, bazıları da fırsat bulmuşken bunu kötüye kullandılar.

 

İyi niyetliler için bir daha tekrar edeyim:

 

1. Yukarıdaki görüşleri ben, kendi görüşüm olarak söylemedim, sahiplerini zikrederek naklettim (Bak. s. 28, 29, 35, 42).

 

2. Bana göre dördüncü görüşe sahip olan kişiler de İslam alimleridir.

 

3. Peygamberimiz'in gelmesinden sonra Ehl-i kitap da İslam'a davet edilmiştir, bunda şüphe yok, ancak Müslümanlığı kabul etmemeleri halinde davet edildikleri başka seçenekler de vardır; Sulh, teb'a olup cizye verme ve çağdaş bazı alimlere göre "Allah'a şirksiz, ahirete şeksiz inanma, salih amel ve Peygamberimiz'i inkar etmemek, O'nun da hak peygamber olduğunu kabul etmek."

 

Bana izafe edilen "Peygamber insanları İslam'a davet etmedi" sözü iftiradır. (Bak. 17, 37, 41).

 

Sulh edilenler, teba olanlar meselelerini de -anladığım kadarıyla- sözde cevap mahiyetinde aktarıp tuhaf bir duruma düşmüş.

 

Ali Bulaç ile arasında geçen bir konuşmayı (Necat konusu (2) ) naklederken de,

 

- "Peki hocam, bir Hıristiyan Peygamberimiz için ne demelidir?" sorusuna,

 

- "İyi bir insan, iyi bir Müslüman ve Peygamber olduğuna da inanmalıdır. Biz üç dinin mensupları şuna inanmalıyız; Hz. İsa Allah'tan vahiy almıştır, Hz. Musa, Allah'tan vahiy almıştır. Hz. Muhammed de Allah'tan vahiy almıştır. Buna inanmak durumundayız." cevabını verdikten sonra

 

- "Peki ama hocam, Hıristiyanlar niye inanacaklar ki? İnandıkları takdirde Müslüman olmazlar mı?" itirazına

 

- "Hayır, Müslüman olmazlar." şeklinde cevap vererek, saçma sapan bir durum içerisinde kalmış.

 

Konuşma şöyle devam ediyor:

İ. Üzüm: "Olmaz ama bir gevşeme, bir kopma..."

 

H. Karaman: ...Bir Hıristıyan veya Musevi, "Hz. Muhammed'in de Allah'dan vahiy aldığına inanıyorum," der. Sonra "bu peygember (Hz. Muhammed) benden ne istiyor," sorusunu sorar. Yani, "Ben bir Museviyim ya da Îseviyim, dinimi bırakıp şu ana kadar inandığım ve yaşadığım şeylerden tevbe edip Müslüman olmamı mı bekliyor? Yoksa başka bir beklentisi mi vardır?" Ben diyorum ki, İslâm ulemâsı içinde, Kur'an-ı Kerim'e bakarak Peygamberimizin beklentisinin bundan ibaret olduğuna inanlar var. Peygamberimiz "Yahudi mutlaka Müslüman olsun!" demiyor, "Hıristiyan mutlaka Müslüman olsun!" demiyor. Diyor ki; "Yahudiler ve Hıristiyanlar tek Allah'a inansınlar, ahirete inansınlar ve kendi kitaplarında da bulunan iyiliklere göre yaşasınlar, (yani bizim amel-i salih dediğimiz şeyler) beni de sahtekârlıkla, yalancılıkla itham etmesinler. Getirdiğim kitabı da şuradan buradan çalıntı olduğunu söylemesinler." Dolayısıyla "Bu takdirde onlar da cennete giderler" demiş oluyor. Bu inançta olanlar var mı? Var. Bu inançta olmayanlar var mı? Onlar da var...

...

 

Buyrun cenaze namazına.. Varsa var arkadaş. Derdin ne ki bu sapık görüşü naklediyorsun değil mi?

 

Sitedeki Necat meselesi (3) başlıklı yazısında da şunları aktarıyor:

 

...

"Hristiyan veya Yahudi oldukları halde Hz. Muhammed'in (s.a.) peygamber olduğuna inanan kimse olur mu?" diye soranlar da var. Bir ilim adamı arkadaşın bunlara cevap teşkil eden yazısını aşağıya alıyorum:

 

"Muhterem hocam selamlar. Hristiyanların Hz. Peygamber'in peygamberliğini kabul edip etmedikleriyle ilgili bir hatıramı nakletmek istiyorum. Hollanda'nın Kampen Protestan Universitesi'nde bir uluslararası sempozyuma katılmıştım, tebliği sunduktan sonra yakından tanıdığım bir Protestan papaz itiraz etti bana; neden Hristiyanlık'la da ilgileniyorsun, sadece İslam'ı anlatsan daha iyi olmaz mı diye. Ben de bu mümkün değil çünkü Hz. İsa aynı zamanda bizim de peygamberimiz; Tevrat ve İncil kitabımız; biz sizin gibi değiliz; maalesef siz Hz. Muhammed'in peygamberliğine inanmıyorsunuz demiştim. Hollanda'nın önde gelen Protestan Papazı Dr.Slomp: "Hayır, dedi, yanılıyorsun, biz Hz Muhammed'in peygamberliğine inanıyoruz." Ve şunu anlattı: 1984 yılında Avrupa'nın 114 kilisesi toplandı, bu konuyu tartıştı ve sonunda Hz. Muhammed'in hayatının, Tevrat'taki peygamberlik kıstaslarına uyup uymadığı tartışıldı ve altı kriter birer birer uygulandı. Sonunda peygamber olduğu ortaya çıktı ve 114 kilise mensubu ortak imza ile açıkladık. Ben bu kitabı Hollandaca, İngilizce ve Fransızca olarak yayınladım. Müslümanlardan alkış bekliyorduk ama kimseden bir tepki almadık."

 

Bu kitabın İngilizce versiyonunu Akgündüz hoca elde etti ve şimdi elinin altında.

 

Bu arada ünlü teolog Hans Küng'ün meşhur İslam kitabında sorduğu enteresan bir soru var: "Biz Müslümanların, Yunan felsefesinin etkisi altında şekillenen teslis akidesine gelmesini mi bekleyeceğiz? Neden Muhammed (a.s.v.), bu fasit felsefeyi tashih eden ve İncil ile Tevrat'ta anlatılan beklenen peygamber olmasın!" (B. Duran).

 

Ben şahsen, hem Yahudi olduğunu söyleyip hem de Hz Muhammed'i (a.s.v.) kabul edecek bir kimsenin mevcudiyetini düşünemiyorum. Olsa da ismine Müslüman diyemeyeceğimiz katidir. Hem Müslüman hem başka bir dine mensup olunmayacağı katidir, Cübbeli Ahmed Hoca doğruyu söylüyor.

 

Ancak kalpleri İslam'a ısınma aşamasında bulunan kafirleri herhalde kimse inkar etmez. Bu noktadan bakılırsa, bir Hristiyan elbette eğer araştırmaya kalkarsa karşısında iman edilmesi gereken Peygamber Efendimizi bulacak bu da onu düşünmeye sevkedecektir. Yani, Peygamberimize (a.s.v.) iman etmeye başlamış, kalbi İslama ısınan muaallakta kimseler elbet vardır, olacaktır.

 

Bunun haricinde..

 

Fetret Ehli hakkında, kendisine tebliğ ulaşmamış kimselerin kimleri kapsayacağı hakkında bildiğiniz gibi İslam alimleri farklı fikir beyan etmişler. Bildiğimiz birşey var ki, Allah Adildir. Buna iman ediyoruz. Fetret ehli meselesinin tafsilatı bu sebeple beni/avam Müslümanı alakadar etmez sanırsam. Ben kendi işimle mükellefim.

 

Bu mesele hakkında bir çok soru olunca, bu zat da birkaç kere fikir beyan etmiş. Bu beyanlarından yanlış anlaşılanları, farklı yorumlananları da olmuş herhalde.

 

Ancak -sui zanna, ithamlara, ayrılıklara dolayısı ile de küfrün bundan nemalanmasına meydan verebilecek- bazı yanlış anlaşılmalara da bizzat kendisi sebebiyet vermiş.

 

Bu mühim itikadi meselede insanları bozuk anlayışlara sevkedecek bazı sapık görüşleri aktararak, ve kendisinin böyle düşünmediğini de ekleyerek -tutarsız, gereksiz bir çıkış yapmasının yanında- hataya düşmüş.

 

Yanlış anlaşılıyor olması -küçük aklımca- hatasını örtmeyeceği gibi; bütün bunların yukarıdaki beyanların sahibini "Hıristiyanlar da cennete girecek" diyen güruha dahil etmenin insaf dahilinde olmayan peşince bir hüküm kaçtığını düşündüğümü söylemeliyim.

 

Yenişafak'ta yayınlanmış İftira Kampanyası yazısında, kendisine iftira ettiğini düşündüğü bir kimse için;

 

"Ben bunları uydurmuyorum, tamamını kendi kitaplarından naklediyorum" diyor. Kitaplarımdan ve konuşmalarımdan naklettiği doğru, ama nakli doğru değil; sözün üstünü altını kırpıyor, sözü bağlamından çıkarıyor, birden fazla manaya çekilebilecek ifadeyi kendi amacına göre yorumluyor, "Yahudi ve hristiyanları cennete sokan" gibi ifadeleri ise tamamen kendi uydurup bana isnad ediyor.

 

Bu tahrif, saptırma ve iftiralara defalarca cevap yazdım. Bu cevapları da ihtiva eden bir kitabım, "Mavi Ufuklar" yayınları arasında çıktı: "Diyalog ve Kurtuluş Tartışmaları".

 

Diyelim ki yanlış anladılar, iyi niyetliler.

 

Peki ben defalarca açıklıyorum ve "Sizin anladığınız, naklettiğiniz ifadeler, görüşler bana ait değil, benim görüşüm, inancım şudur" diyorum; neden bu açık ve kesin sözlerimi işitmez ve görmez oluyorlar da eski dediklerini tekrarlıyorlar?!

 

Benim sözlerimden ötürü belki Hayrettin Hoca benden davacı olmaz ama, sizi bilemiyorum

 

Bu kadar yazmayı hesap etmiyordum. İnşallah bu yazımdan, bir Hayrettin Karaman müdafii olduğum yargısı çıkarılmaz. Şunu da ilave edeyim ki, bu yazı yanlızca fikir alışverişi kabilindedir; etraflıca bir incelemenin neticesi değildir. Hayrettin Karaman ve fetvalarını hakkında da yeterli bilgi sahibi bir kimse değilim.

 

Paylaştığınız video için teşekkür ederim. Sayenizde uzun zamandır merak edip de bir türlü bakmaya fırsat bulamadığım bu mesele ile birkaç saattir meşkulüm :)

 

Dilerseniz, başlığı ile farklı bir eksene kaymış olan konuyu yeni bir başlığa taşıyalım, ehil kimseler tartsınlar, tartışsınlar, ben de takip edeyim, faideleneyim, faidelenelim.

 

_____

Süleyman Ateş'in bir ara videosu da dolanıyordu internette. İlk seyrettiğimde ifadeleri beni şaşkına çevirmişti. Allah razı olsun, Mehmet Şevket Eygi Bey cevabını vermişti.

 

Ama ne yazık ki, bu konu kasdi olarak gündeme getirilmekte, insanların zihnine soru işareteri ekilmeye çalışılmakta. Bu sebeple kanımca İslam alimleri bu tuzaklara çok dikkat etmeli, bin düşünüp bir konuşmalılar.

 

Selam ve dua ile.

Hayırlı Cumalar efendim.

MO
18.06.2011 00:52
#30

Ne güzel çerçevelemiş üstad.

 

Acaba tenkidde ölçü nedir? Tenkide kim yetkilidir? Bugün avam bir müslümanın bile, mürekkep yalamış, bu işin çilesini çekmiş müslüman kanaat önderlerine ölçmeden, tartmadan, araştırmadan, ötesini berisini düşünmeden insafsızca iftirada bulunması hastalığı o denli ileri gitmiştir ki, fitne fesat kazanları kaynamakta, müslüman coğrafya bunlar ile çalkalanmaktadır. Malesef de küfür bundan olabildiğince istifade etmektedir.

 

Peki tavır ne olmalı? Susmalı mı? Eleştirmemeli mi? Hayır bunu söylemiyorum. Elbette, Rızay-ı Lillah için Hak'tan ayrılmış kardeş(ler)imizi Hakka'a sevketmek niyeti ile -bir cemaat, grup taassubu ile değil- Hak'kı htırlatacak, Hak'kı tavsiye edeceğiz. Ama bunu, benlik, üstünlük hastalıklarından sıyrılmış, niyeti yanlız Allah rızası olan ehil, ilim sahibi kimseler yapacak.

 

Yanlış anlamalardan, önyargılardan, yargısız infazlardan şiddetle kaçınılmalıdır ki fitneye sebep olunmasın.

 

Şimdi molla28 kardeşim, güzel kardeşim; bir yanlış anlaşılmaya, suizanna mahal vermemek için, "hıristiyanlarda cennete girecekler diyen sözüm ona hocaefendiler" den kimi/kimleri kasdettiğinizi sormamda bir sakınca yoktur inşallah.

 

Biz biliyoruz ki, "Hristiyanlar, Yahudiler cennete giremez, giren diyen de giremez". Fakat bu mevzuda; birtakım kimseler, bir kısım güzel Müslüman'a bilmeden, görmeden, anlamadan, hadsizce o denli ağır ithamlarda bulunmaktadırlar ki, bu durum yüreğimizi burkmakta, canımızı acıtmaktadır.

 

Bu sebeple kimi/kimleri kasdettiğinize açıklk getirirseniz ferahlık bulacağız.

ne diyeyim ben şimdi gerekli cevabı burda arkadaşlar yazmışlar uzun cevap yazıp fikir kargaşası yaparsam doğru olmuyor ama kast ettiğim bir kişi veya grup değil genel bir düşünce benimkisi

ağır ithamlarda bulunmaktan ziyade bir görüş eleştiri veya anti tez gibi düşünelim

kardeş selam ve dua ile kal

MO
19.06.2011 23:41
#31

ben şundan bahsediyorum kardeşlerim

ESTAÜZÜ BİLLAH

ben Müslümanım diyen kimseye ne kafirlik nede dinsizlik iddiasında bulunmadım bulunmamda bunu baştan belirteyim kimsenin günahını ifşa etmek gibi bir gayretinde içerisinde değilim maksadı gayem şudurki birileri amma bilerek amma bilmeyerek farkında olarak veya olmayarak bir takım ağır fitnelere sebep olmakta olunulmaktadır.

sözde bir takım dini karaktere bürünmüş kişi ve kurumlar şahıslar İSLAM dininin tek savunucuları sözcüleriymiş gibi yurt içinde ve yurt dışında hemen her konuda fetva vermeleri olaylara yorum yapmaları müdahil olmaları kendi kafalarına göre Müslümanım diyenleri terörist, terörist devletlere ise kurtarıcı bir millet topluluğu gibi lanse etmeleri açıklamalarda bulunmaları yurt dışında kişisel sıradan bir Müslüman kimliğiyle değil bakın dikkat edin İSLAM ümmetinin temsilcileri bir alimi halifesi gibi bir kimlikle görüşmeleri kafalarına göre o olur bu olmaz biz kardeşiz, "değiliz aslında ama olmak için diyalog başlattık" hareketleri Müslüman toplumda CİHAD şuurunu silme çabaları aman silah almayalım aman kimseyi öldürmeyelim aman Müslümanlar sussun ses çıkarmayın diye diye toplumda uyuşukluğa CİHAD aşkını engelleme çabaları, kutlu doğum haftasında cemaat kanallarında elinde gitarla sazla Peygamber efendimizi(sallallahüaleyhivessellem)anma organizasyonları, dizilerinde abuk subuk konular, kadınlar korosunu normalmiş gibi haber yapıp övmeleri bunlara ön ayak olmaları kendi kurdukları dernek vakıf lokallerle her birinin bir fitili ateşlediği, sözde alimleri fetva danışmantları olan karamanın sahabe hakkındaki(hz.muaviye r.a.) yazıları görüşleri verdiği fetvalar kelime, konu aralarına sıkıştırdığı ateş çukurları toplumu yönlendirme kendi çemberleri içinde tutma çabaları

yani say say bitmez diğer gurplar ise kimi mehti olduğunu iddia ediyor aynı zamanda derin bir hoca alim geçiniyor tabi bu arada boş durmuyor buda bu kimlikle yanına yahudileri hıristiyanları alıp sapan saçma beyanatlarda bulunuyor kardeşiz falan diyor,

kimileri kendi sitelerinde şunlara yer veriyor

http://tr.fgulen.com.../view/1459/113/ papaya kardeş olalım diyor, kimileri mezhepsizliği savunuyor kimi yalan dolan bilgisiz kitaplar gazete dergiler yayınlıyor yani kısacası herkez bişilerin kavgasını veriyor fakat tüm bunları bireysel bir eylem olarak yapmıyorlar cemaat önderi alim hoca fetvamerci söz ehli toplumsözcüsü gibi kimliklerle yapılıyor yani İSLAM aslında budur gibi bir mantaliteyle hareket ediliyor içerdeki Türk toplumuna ayrı bir tablo çizilip göstertiliyor dışardakilere başka bir tablo çiziliyor çok karmaşık ama görülmesi imkansız bir resim değil şuan yaşananlar yüzlerce yıllık plan, kin, öfke, hırs, öcalma duygusundaki o kadar yabancı milletler, devletler, devlet içindeki din düşmanları, uygarlıklar, topluluklar bunların yanında en büyük düşmanımız şeytanın planları vesvesesi varki bunlara karşı savunma mekanizmasını geliştirmemiz gerektiğini kendimizi ve efradımızı uyandırmamızı uyarmamızı dile getiriyorum isim vermediğim söylenmiş evet veriyorum

hıristiyanlarda cennete girebilir düşüncesinde olanlar

bunu dillendirenler ve toplumun beynine yapıştırmaya çalışanlar

yahudileri kardeş ilan edenler israile birşey olursa gök kubbeyi başlarına yıkarız diyenler

İSLAM alimi kimliğiyle ekranlarda gazete ve dergilerde olur olmaz kişilere taziye, beyanat, tebrik, yazanlar papazlarla hahamlarla görüşüp İSLAM adına pazarlığa oturanlar kardeşlik masalı anlatanlar

mezhepsizliği savunanlar(mezhepsizlik kendini mezhep olarak görmektir.)

cahili boyayıp alim gösterip, alimi kınayıp rezil göstermeye çalışanlar

hakkı gece karanlığına hapsedip boğmaya çalışan, batılı el fenerleriyle parıltılı gösterme gayretinde olanlar

daha nasıl izah edeyim siz söyleyin

20.06.2011 17:45
#32

Son mesajınızda, bir isim/cemiyete atfettiğiniz "hıristiyanlarda cennete girebilir düşüncesinde olmak" sıfatı haricindeki nitelemeleriniz; -ne derece doğru ne derece yanlıştır- her biri ayrı ayrı, uzun uzun üzerinde tartışılabilir birer iddiadır. Bahsini ettiğiniz cürümler, kasdettiğiniz toplulukta mevcut mudur, değil midir; mevcut ise mahiyeti sizin anladığınız şekilde midir yoksa toplum zihninde oluşturulmaya çalışılan ön yargılardan mı ibarettirler, tafsilatıyla muhasebesi yapılır. Bahis mevzuu cemiyetin İslam'a "hizmet" ederken usül/yol/yöntemde bir takım hataları, bir takım mahzurlu siyasi taktikleri var mı; yoksa bu farklı anlaşılmaya müsait tavır ve davranışların haklı gerekçeleri mi mevcuttur, muhakeme edilebilir.

 

Yani o ismin/cemiyetin dışa ait manevraları görünen ve görünmeyen yüzü ile en ince ayrıntısına kadar elbette tenkit edilebilir, tahlil edilebilir ancak; itikadi bir meselede haklarında ağır bir ithamda -"hıristiyanları cennete sokuyorlar" iddiasında- bulunabilmeniz için, delile muhtaçsınız, aksi halde müfteri durumua düşersiniz.

 

Diğerleri, şuan, burada meselemiz değildir. Ve dahi, benim meselem de değildir. Bir delil getirmek yerine "şunları şunları da yapıyorlar" şeklindeki bir tavır da; hoş da değil, isbat da değildir bence kardeşim.

 

Bu tür isbatsız iddialar, ne yazık ki toplumda -bırakın milletimizi, bütün bir ümmette- katlana katlana yayılmakta ve bir kısım kardeşimizin zihninde genel hüküm oluşturmakta. Ve araya şüphe, suizan, adavet, husumet, düşmanlık girmekte. Müslümanların bu hali de bir tek küfrü sevindirmekte, küfrü mutlu etmektedir.

 

Selam ve dua ile.