Yeni Şafak Gazetesi ve Başköşesindeki Yazar Hayrettin Karaman
Yeni Şafak gazetesi yayın hayatına başladığından beri dini,tarihi ve kültürel yayınları okuyucularının kütüphanelerine kazandırmaktadır. Bu politikası gereği pek çok eseri okuyucularına hediye etmiştir. Ancak bu kitapların seçiminde baz aldığı kriterler bende, Yeni Şafak gazetesine karşı bir sorgu ve kuşku hissi uyandırmıştır. Bunlara örnek vermek gerekirse yayın hayatının ilk yıllarında vermiş olduğu Pakistanlı Ebu Ala el Mevdudi’nin Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle “Merdudi” nin Tefhimuli Kuran isimli tefsiridir. Tefsir verme isteği elbette güzel bir istek ama İslam ulemasının yüzyıllardır Müslümanlar için kaynak kitap mesabesinde yazmış bulundukları muteber, ciltlerle tefsirleri ortadayken hiç yazılmış tefsir yokmuş gibi Müslümanların önüne Mevdudi gibi tartışmalı birinin tefsiri Yeni Şafak gazetesi tarafından altın tepside sunulmakta. Bu ülkemizde önemli bir sorundur. Tefsir denildi mi ya Mevdudi ya Seyyid Kutup bu iki tefsir yazma ehliyetine sahip olmayan kimsenin tefsirleri Müslümanlara önerilmekte. İsmail Hakkı Bursevi Hz. Lerinin Ruhul Beyan tefsirine ne oldu,nerede Fahreddin-i Razi’nin Tefsiri Kebiri? Bağdat kütüphanelerinde Körfez Savaşı’ndan önce Hafız Şahin isimli bir müfessirin 1000 ciltlik tefsirinin bulunduğunu kaçımız biliyor? Mevdudi ki Pakistan da fikirlerini yaymaya başladığında Pakistan’ın ehli sünnet alimleri ona reddiyeler yazıp yanlış yolda olduğunu beyan etmişlerdir.Merhum Ahmed Davutoğlu Hocaefendi’nin Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri isimli eserinde de Mevdudi’nin gerçek yüzüyle alakalı vesikalar mevcuttur.Bir başka örnek de Hamidullah’ın yine Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle Baidullah’ın İslam Peygamberi adlı hezeyan dolu kitabıdır. Bu eser daha kapağındaki ismiyle içinde barındırdığı zehri sızdırmıştır. Büyüklerin “küp içindekini sızdırır” tabiri bu kitapta ayan beyan ortaya çıkmıştır. Cenab-ı Hakk’ın bütün insanlığa,alemlere ve topyekün kainata peygamber olarak gönderdiği, insanlığın zirve noktası Kainat’ın Efendisi sav i,sadece Müslümanların peygamberi olarak göstermesi İslam dininin itikadi esaslarına ters düşen bir durumdur. Ehli sünnet çizgisindeki Müslümanlar daha bu kitabı ellerine alır almaz bu kitapla ve yazarı ile alakalı kıymet hükmünü kitabın adına bakarak çok rahat verebilmektedirler. Ne gariptir ki Mevdudi örneğinde olduğu gibi Ehli sünnet ulemasının Peygamber Efendimiz sav ile ilgili ciltler dolusu son derece kıymetli siyer kitapları ortadayken daha ismiyle içindeki fitneyi ortaya dökmüş olan ve içinde Allah Rasulu sav e hakaret ve iftira boyutuna kadar edepsizlik sınırlarını zorlayan Hamidullah’ın İslam Peygamberi adlı kitabına mı kaldı Müslümanlar? Ne hazin bir tablo. Sözde İslama hizmet özde İslama hıyanet. Bir başka örnek de İbni Teymiye aşığı Ebu Zehra’nın Mezhepler Tarihi adlı kitabıdır. Bütün reformistlerin ve akılcıların fikirde önderi konumundaki İbni Teymiye’yi anlatmaya kalksak bu yazının amcını fazlasıyla aşmış oluruz. Muhammed Abduhların,Cemaleddin Efganilerin,Reşid Rızaların,Vahhabilerin ve ülkemizdeki uzantılarının fikir babası İbni Teymiye dir. Ehli sünnet karşıtı fikirleri bilinen bu adamın göklere çıkarıldığı ve kendisinin bir mezhep imamına denk mertebede gösterildiği, Mezhepler Tarihi adlı bu kitap Müslümanlara bir hediye midir yoksa saf kalplere atılmış bir fitne tohumu mudur? Maalesef bu tür örnekleri Yeni Şafak ile alakalı çoğaltmak mümkündür.
Gelelim şimdi de bu yazıya sebep olan durum ile alakalı değerlendirmemize.Yeni Şafak Gazetesi İslami kimliği ile Müslümanlar tarafından tercih edilen bir yayın organıdır. Böyle bir kurumun okurlarına vereceği hediyelerde daha hassas davranması gerekmez mi?Belki yanlış yönlendirmelerle bir kere ehli sünnete muhalif bir kitap verildi diyelim ki bu zaten çok büyük bir vebaldir, aynı paralelde bir çok kitabın halis Müslümanlara kaynak esermiş gibi gösterilip, Müslüman hanelere kültür armağınıymış gibi cilalı etiketlerle sokulmasının vebalini kim nasıl verecek? Hiç mi içinde Allah korkusu bulunan, bu duruma dur diyecek kimse yok o kadro içerisinde?
Bu gazetenin baş köşelerinden birinin sahibi de islami mevzularda otorite olarak gösterilen Prof.Dr. ünvanına sahip Hayrettin Karamandır. Zaten isminizin önünde Prof.Dr oldu mu olay zaten bitmiş demektir. Koskoca profesör olmuş adam vardır bir bildiği mantığı yüzünden bu insanlar artık kontrolden çıkmış durumdadır. Profesör oldun da ne oldun? Kendini mezhep imamlarına nasıl denk görürsün? Hiç mi Allah korkusu kalmadı yüreklerde? Onların aldığı ilmin kaçta kaçı var sende de boyundan büyük işlere kalkışırsın? Hayrettin Karaman ile alakalı kıymet hükmünü de yıllar önce onun hocası Merhum Ahmed Davudoğlu “Dini Tamir Davasında Din Tahriçileri” isimli kitabının son kısmında ortaya koymuştur. Bu yazıyı yazmama sebep de Hayrettin Karamandır. Gittiğim bir yerde gözüme ilişen Yeni Şafak Gazetesi’ni göz atmak maksadıyla aldığımda, Hayrettin Karaman’ın okuyunca kemiklerime kadar beni ürperten yazısına şahit oldum.Yazıyı okuduğumda elim ayağım titriyordu. 20.01.2011 tarihli “Ashabın Tamamı Yıldızlar Gibi Midir?” başlıklı yazı Peygamber Efendimiz sav in bize anlattığı sahabe sevgisine tam manasıyla zıt bir yazıdır. Allah Rasulu sav in ashabıyla ilgili(tabi hocaefendiye göre bunlar da sahih olmayabilir,kendisi fıkıhta otorite olduğu gibi hadiste,tefsirde,siyerde ve bütün İslami ilimlerde otorite ya) pek çok hadisi şerifi olduğu ortadadır. Kainatın Efendisi sav “Ashâbımı bana bırakın. Canım elinde olan(Allah)a yemîn ederim ki, uhud dağı kadar altun harcasanız onların amellerine yetişemezsiniz” buyurmuştur. Sahabenin üstünlüğü ile alakalı ehli sünnet alimlerinin sayfalarca yazısı bulunmaktayken Hayrettin Karaman hezeyan dolu yazısında Allah Rasulu sav in vahiy katibi Hz.Muaviye ra ı sevmediğini beyan etmektedir. Bu nasıl söylenir hem de otorite olarak gösterilen bir ilahiyatçının ağzından. Bu nasıl bir nefrettir böyle bu nasıl bir fitnedir Müslümanların kalplerine atılan. Hz. Ali ra ve Hz. Muaviye ra arasında yaşanmış olan olayları bizim değerlendirip birisini masum birisini suçlu addetmemiz haddinibilmezlik değildir de nedir? Arslanlar güreşmiş bu durumdan bize ne size ne sana ne???. Herkes ilmini bilsin boyunu aşan mevzulara girmesin.Biz sahabenin zirvesi olan Hz. Ebubekir ra ı da severiz sahabenin en gerisinde olan Hz. Vahşi ra ı da severiz ve Allah rasulu sav in bütün sahabelerini canı gönülden severiz,hepsini baş tacı biliriz ve hepsinin gittiği yolu ahiret yolunun kılavuzu biliriz. Sahabe Efendilerimizin rae bizim sevgimize ihityacı mı var? Tam tersine bizim onları canı gönülden sevmeye ihtiyacımız var. Cenab-ı Hakk bu tür söylemlerden, düşüncelerden bizleri muhafaza buyursun. Müslümanların gönlünde sahabeye karşı kuşku uyandırmaya çalışanlardan, onları sevmediğini açık açık beyan edenlerden, ehli sünnet çizgisine muhalif kalem oynatanlardan kısacası Allah Rasulu sav in ahir zamanda ortaya çıkacağını beyan ettiği ahir zaman alimlerinin şerrinden bütün İslam alemini muhafaza buyursun.
nfkkfn 2011