Siber Moğol İstilası Facebook
Facebook, 1 milyara koşan üye sayısı, birçok web hizmetini ve popüler iletişim servisini yutması ya da dolaylı olarak etkilemesinin yanında kendisine üye olmayanlar hakkında bile bilgi toplaması, insan psikolojisini etkilemesi, bulaştığı her şeyi takip etmesi, üyelerinin mahremiyetini ayaklar altına alması, sosyo-ekonomik hayatı etkilemesi, yakaladığı hiçbir veriyi silmemesi, üyelikten çıksanız bile gizlice takip etmesi, virüs ve malware kaynağı haline gelmesi, sosyal devrimleri tetiklemesi ve daha bir çok yolla son birkaç yıldır sürdürdüğü internet istilası tarihte bir dönemler dünyayı kasıp kavuran Moğol istilalarını çağrıştırıyor.
Peki günümüz dijital çağının baş istilacısı Facebook‘un, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğunu kurduğu halde egemenliği 100 yıl bile sürmeyen, girip çıktığı bütün coğrafyalarda kültürleri, medeniyetleri, eserleri ve bilhassa Bağdat, İskenderiye ve Sivas gibi, eğer şimdi olsalardı geçmişi çok daha başka şekillerde anlamamızı sağlayacak en önemli kütüphaneleri yakıp yıkarak bütün bir tarihin hafızasını silmekle kalmayıp, insanlığın tarih yolculuğunu bertaraf eden Moğollardan ne farkı var?
Yazının başında yapılan analoji ilk anda biraz zorlama gibi gelse de, süreç büyük oranda benzer bir şekilde ilerliyor. Facebook son birkaç yıldır WWW’nin mucidi Tim Berners-Lee’nin dediği gibi interneti adalara bölüyor ve balkanlaştırıyor. Ama aslında son 2-3 yıldır yaşananlar Facebook’un interneti sadece balkanlaştırmakla kalmayıp bütününü yutmaya ve istila etmeye doğru hızla ilerlediğini gösteriyor. Şu an itibarıyla her gün ortalama 300 milyon fotoğraf yüklenmesi, 500 yıllık YouTube videosu izlenmesi ve çok büyük bir miktarının da kendi platformuna yüklenmesi yoluyla Facebook, 1 milyarlık nüfusuyla neredeyse insanlığın günlük dijital hafızasına dönüşüyor.

16-24 yaş arası gençliğin günün önemli bir kısmını geçirdikleri ve hatta bazılarının sabah kalkınca tuvalete bile gitmeden önce kendisini kontrol ettiği Facebook, insanları kendisine bağlamakla kalmıyor, sanki bir yaşam destek ünitesi gibi yüz milyonlarca insanın oksijenini sağladığı bir kuvöze dönüşüyor. Katman katman bilginin paylaşıldığı ve anlık takibinin asla yapılamadığı gerçek-zamanlı haber ve içerik akışının yaşandığı Facebook, insanları birer malumat hamalı haline getiriyor. İnsanlar Facebook’la güncelin ötesine geçemeyen, detaylara asla vakıf olamayan ve tepkisel davranmaya alışan birer yığına dönüşüyor. Beynini viral videosundan komik videosuna oradan komik karikatürlerine kadar envai çeşit heyecanlı ve içi boş içeriklerle doldurarak ömrünün en verimli dönemlerini Facebook yoluyla bilgilenerek geçiriyor gibi zannetse de, aslında zihnini boşaltıyor, düşünme ve muhakeme kabiliyetlerini yitiriyor. Kendine özgü yeni akımların ve fikirleri de doğurabilen Facebook, aslında görünürde bu konuda iyi bir şeye sebep oluyor gibi gözükse de, meydana getirdiği akım ve trendlerin hepsinin içi boş ve herhangi bir felsefi temeli bulunmuyor.
Facebook, günümüz insan tipine ait psikolojik ve zihni problemler sanki bitmiş gibi, her geçen gün yeni bir psiko-sosyo-biyolojik problemi tıp literatürüne kazandırıyor. Facebook kıskançlığından başlayarak yeni yeni türeyen davranışsal arızalar, aşırı sapkınlıklar kendine kolayca sosyal ağda yol ve yandaş bulurken, kişilik davranış tiplerinin yeniden dizaynına da sebep oluyor. Ayrıca son dönemlerde yapılan neredeyse bütün bilimsel araştırmalara göre Facebook bireyleri narsistleştiriyor, özgüveni zedeliyor, her türlü sapkınlığın yaşanmasına imkan sağlıyor, aldatmaları normalleştiriyor, günümüzdeki her 8 boşanmadan birinin sebebi olabiliyor, depresyona sokabiliyor ve de asosyalleştiriyor.
Facebook’un önümüzdeki on, elli ya da yüz yılımızı ne şekilde etkileyeceği aslında tamamen insanlığın tarihin geçmiş dönemlerinde olaylar karşısında sergilemiş olduğu reflekslere benzer şekilde bir yol izleyecek olması görünür manzarada şu an için en muhtemel durum olarak karşımızda duruyor olsa da, en nihayetinde ve üstten bir bakışla dijital dünyada ve bireylerin zihninde bir Moğol istilasına neden olan Facebook, zihinlerin ilga ve işgalini hiç bitirmeyecek ve kendine sanal zincirlerle bağlı zombi ve belli açılardan tektipleştirilmiş kitleler meydana getirmeye devam edecek.

Facebook’un kurucusu 1984 doğumlu Amerikalı ateist yahudi Mark Elliot Zuckerberg
____
kaynak