Allah Gaybı Bilir mi
Geçtiğimiz birkaç ay içerisinde epey gündemde olan bir tartışma. Bir ilahiyat profesörünün (Abdulaziz BAYINDIR) “Allah benim kiminle evleneceğimi bilmez “ demesi üzerine başlayan tartışmalar hakkında hemen herkes bir şeyler yazdı.
İddiayı söz konusu kişinin Ebubekir SİFİL hoca efendi ile yaptığı tartışmada ifade ettiği şekil üzere ele alarak bazı sorular soracağım inşallah. İddianın son hali şöyle:“Allah geleceği bilir ancak Mükellefiyet ile alakalı konularda kullarının ne yapacağını bilmez”
Müşarünileyh söz konusu kayıtta“Allah kiminle evleneceğimi bilemez” dediğine göre evliliği ubudiyet başlığı altında sayıyor ve evlilik hakkında bazı teklifi hükümler olduğunu kabul ediyor demektir. Bunu sadece Müslümanlar için söylediğini varsayıyor ve kendisine “Allah ‘kâfirlerin kiminle evleneceğini’” biliyor mu?” diye soruyoruz.
Eğer cevabı “evet” ise evliliği kâfirler için ubudiyet meselesi olarak görmediği anlaşılır. Bu durumda yeni bir soruyu sormak ihtiyacı hissederiz. Mesela Hıristiyan veya Yahudi bir kadın bir Müslüman ile evlenecek olsa Allah bunu bilir mi bilmez mi? Eğer bilirse Müslüman erkeğin kiminle evleneceğini de bilmiş olmaz mı? Eğer bilmezse bu kâfirin evliliği hakkında Allah’a cehalet isnat etmemizin dayanağı nedir?
Müslüman erkek için ubudiyet meselesi olan bir mes’ele hakkındaki bilgisinin hocanın ifadesiyle “abes” bir şey olması dolayısıyla Allah’ın bu kâfirin kiminle evleneceğini bilmediğini varsayalım. Bu sefer diğer kâfirlerin hangisinin bekâr kalacağı, hangisinin hangi kâfirle evleneceği hakkındaki bilgisinden en azından bu kâfirlerin Müslüman şahıslarla evlenecekleri bilgisi çıkmaz mı? Bu da bizi dolaylı olarak bazı müslümanların kâfirlerle evlenecekleri bilgisine ulaştırmaz mı?
Hocanın evliliği kâfirler için de ubudiyet meselesi olarak gördüğünü varsaysak bile Allah’ın en azından bekâr kalacakları bilmesi gerekmez mi? Peki bu bilgi kimlerin evleneceği bilgisini gerektirmez mi?
Yine başka bir açıdan bakarsak bir fiil hakkındaki bilgi bir yönden kişinin mükellefiyetiyle alakalı olurken diğer bir yönden mükellefiyetle alakasız bir şeye de delalet edebilir. Mesela kişinin ne zaman evleneceği bekâr birisi için teklifi hüküm içermezken yeni boşanmış kadın için iddeti bitene kadar evlenmemek yönünden teklifi hüküm içerir. Bu durumda, Allah kişinin ne zaman evleneceğini bilir mi?
Allah’ın insanın ne zaman evleneceğini asla bilmemesinin bir gerekçesi olmadığına göre en azından özel durumu olmayan insanların ne zaman evleneceklerini bildiğini kabul etmek gerekir. Zamanla mekân iç içe olduğuna, ayrı düşünülemeyeceğine göre nerede evleneceklerini de bilmesi gerekir.
Peki 12.10.2015 tarihinde saat 15.30 da Üsküdar belediyesi nikâh dairesinin A no’lu nikah salonunda evleneceği bilinen iki kişinin birbiriyle evleneceğini 7 yaşındaki bir çocuk bile rahatlıkla söyleyebilecekken, Allah’ın bunu bilmeyeceğini iddia etmenin tutarlı bir yanı var mıdır?
Müşarünileyh “Allah’ın bazı müslümanların kafirlerle evleneceklerini bildiği” noktasında tahminen şöyle bir itiraz da bulunacaktır:” Allah’ın genel olarak insanların bir kısmının emirlerine itaat edeceğini bir kısmının ise isyankâr olacağını bilmesinde abes bir şey yoktur. Abes olan fert fert mükelleflerin fiilleri hakkında bilgi sahibi olmasıdır .”
Bu durumda hocaya farz-ı kifaye’leri sorarız: Malum olduğu üzere bu fiiller bir toplumdan birkaç kişinin yapmasıyla diğerlerinin üzerinden mükellefiyeti düşen fiillerdir. Eğer hiç kimse yapmazsa toplumun tamamı günahkâr olur. Cenaze namazı gibi...
Hiç kimsenin cenaze namazı kılmadığı bir köy düşünelim. Allah’ın bu köyde cenaze namazı kılınmayacağı hakkındaki bilgisi, o köyden hiç kimsenin cenaze namazı kılmayacağı bilgisini gerektirmez mi? Peki bu fert fert o köyde yaşayan hiç kimsenin cenaze namazı kılmayacağının bilgisi demek değil midir?
Peki, niçin Allah’ın binlerce kişinin bu fiili yapacağını bilerek“birbirinizi haksız yere öldürmeyin” diye emretmesi ve binlerce kişiyi yapamayacaklarını bildiği bir emirle muhatap kılması abes değil de, tek bir şahsı yapamayacağını bildiği bir emirle muhatap kılması abes?
Son olarak Sayın BAYINDIR’a şunu sormak istiyorum: “Peygamberler Allah’tan aldıkları vahyi eksiksiz bir şekilde ve değiştirmeden insanlara aktarmakla mükellef midirler?” Cevabınız “evet” ise ”Allah onları bununla mükellef kılmadan onların vahyi eksiksiz bir şekilde insanlara ulaştırıp ulaştırmayacaklarını biliyor muydu? Cevabınız “evet” ise bu durumda size göre Allah “abes” bir şey yapmış olmuyor mu? Eğer cevabınız hayır ise bu durumda Peygamberlerin vahyi bize dosdoğru bir şekilde naklettiğini nereden bileceğiz. Bu durumda Kur’an’ın güvenilirliği şüpheye düşmüş olmuyor mu?
emîr