Uzunca bir yolda yürümekteyim

Hayat gibi kısa kısa çizgilerle dolu

Çaresiz çıkmazlarda ölümüne yürümekteyim

Diz kapaklarımda aşkın kurumuş kolu

 

Bir söğüt ağacı gibi savrulup gitmekteyim hayatta

Ne ve kim olduğumu bilmeden

Zaman dediğin şey üç beş parça zerzevatta

Bir lağım çukuruna düşmeden…

 

Gençlik, iki parça olmuş, heyhat

Biri garbın sevdalısı diğeri şarkın

Düşmekte tek tek iki çukura; pat, pat

Biri necis, kokmakta; biri zemzemi gibi Hakk’ın

 

Ululemre itaat et dediler ettik

Bilinmez akşamın ufkunda ben dolanıyor

Bilmem ki biz nerde hata ettik

Garbı saran bulutlar şimdi bize de bulaşıyor

 

Evlat, iyi dinle bu nasihati

Son gemide demir alıyor limandan

Sarıyor karanlıkları bir şeytan sureti

Çalıyor ihaneti, şu aç gözlü babandan…

 

Durma koş kap getir elinden

Sahibinin elinden yitik ihaneti

Yer ve gök haykırsın şevkinden

Gözlerinde aldanmışlık metaneti.

 

Şarkın gözbebeğinden çalınmış hakikat

Bir serseri dünya düzenine satılmış

İyi dinle çocuğum, aman dikkat!

Şu körpecik yüreğine necisten su katılmış

 

Tertemiz, pak ve berrak olmak istersen eğer

Aç önünde duran kitaba bak

Durup her harfinde secdeye gitsen değer

Tembellik etmişsen şu kızaran ufka bak

 

Zaman senin, aşk senin kavga senin

Koş yeni, çağlar kapat çağlar aç

Eli öpülecek irade kuvvet senin

İnsanlık sendeki kudrete muhtaç…

 

Zamanda akılsızlık etmeden yürü

Bir hilal gibi doğ karanlıklara

Sakın ha! Doğmasın üstüne şeytan kültürü

Bir dost gibi bürün kalabalık yalnızlıklara.