adıdeğmez yiğidimin sitemizdeki şiirlerini yazıyorum sizlere, kendi yazdıklarınız bölümünde de var da epey arka sayfalarda kalmış çok önceleri yazılmış şiirler kimsede bakmıyor gibi üzücü, böyle güzellikler böyle yiğitler her zaman ön planda olmalı. şiirlerinin hepsi burda kalması daha iyi olacak inşallah okuyucular için bizler için...
adıdeğmez kardeşimi yiğidimi canı gönülden tebrik ediyorum
ALLAH (C.C) YÜREĞİNE DERT VERMEYE
ADIDEĞMEZ ŞİİRLERİ
ALLAH DİYEREK
Secdeye kapansam bir ömür boyu
Ağlasam ağlasam Allah diyerek.
Fışkırmaya hazır bu dipsiz kuyu
Çağlasam çağlasam Allah diyerek.
Varlığın sebebi eşsiz varıyla,
Yıksa nefs dağımı gül nazarıyla;
Elimi, kolumu aşkın nârıyla
Bağlasam bağlasam Allah diyerek.
Savurup da aşktan aşka közümü,
Sonsuz hakikatte bulsam özümü;
İşte o aşkla ben iki gözümü
Dağlasam dağlasam Allah diyerek.
Adıdeğmez / 2002
UYAN
Yüz,
Öküz!
Bakıyor,
Ne okuyor?
Treni kaçmış,
Çenesini açmış.
Sûkuta dır-dır eder
Ve rükûda hır-hır eder!
Fareli köyün kavalcısı,
Sonsuzluk erlerinin nalcısı.
O nefes nefese, dili bir karış
Aynı öykü, yanlış noktaya varış.
Ey biçare kul, biçare insan
Yağmurlar dök, kıskansın Nisan.
Bu yolda öküz olmak yok
Ve trene dalmak yok.
Uyan artık uyan,
Geçiyor zaman.
Şeytanı dür
Ve öldür.
Uyan,
Yan…
Adıdeğmez
BANA BENİ ANLAT
Bana beni anlat, katında kimim?
Kara gecelerin sarhoş hali mi?
Bana beni anlat, zatında kimim?
Umutsuz günlerin boş hayali mi?
Yırtılır vücudum, kartal nazarı!
Pençesine geldim kanlı kansızın!
Nihayet kazıldı ömrün mezarı,
Yüreğime çığlar düştü ansızın!
Yıllar yılı böyle avunur durur
Kapılır da ruhum bir loş ışığa.
Sabahlar kaldırır, geceler vurur,
Kolaysa korkmadan sen koş ışığa!
İşte ben anlattım bendeki beni,
Celsesine kurban gitmiş hakimim!
Bu dertle giymeden birgün kefeni,
Bana beni anlat, katında kimim?..
Adıdeğmez
08 Eylül 2003 / Pazartesi
YOK - VAR
Eksilen ne yok ki varda,
Varda eksilmezlik O’nun.
Yokta, Var’ın adı var da
Varda eksilmezlik O’nun.
Yok, yokken, vara vebaldı;
Yok, Var’dan varını aldı;
Var, yok oldu, tek Var kaldı,
Varda eksilmezlik O’nun…
Adıdeğmez / 2005
Üstadımın 103. doğum ve 24. vefat yıldönümü hatırasını, Üstadıma, kadim dostu Osman Yüksel Serdengeçti'ye ve bütün dava gönüllülerine ithaf ediyorum...
(*) AÇIN KAPILARI OSMAN GELİYOR
Müjde ey Müslüman, Osman geliyor!
Zalime, zulüme düşman geliyor!
Bilirim, senin de koşman geliyor,
Koş ona, ardından cihan geliyor;
Açın kapıları, Osman geliyor!
Sen, yurduna hasret; yurdunda esir!
Sen, günaha batmış; günaha vezir!
Sen, güneşten mahzur, geceye nezir!
Geliniz… Kahraman sultan geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Saç-sakal karışık; tarak mı işler?
Biçare tarakta kırılır dişler!
İlk ve son değil ki onda gelişler;
Pençesi imanlı aslan geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Yaradan’a kulluk en güzel sanat,
O, Allah’a dua, Resul’e naat;
Şeytanın dilinde tek beyanat:
“Beni çıldırtan o yaman geliyor!”
Açın kapıları, Osman geliyor!
Yanında çilenin kahramanıyla,
Kırdı zincirleri tüm imanıyla;
Vuslat gemisiyle, aşk limanıyla
Hergün yazılacak destan geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Ey genç, ismin Mehmed Âkif yazılsın,
Sen, şiir sultanı Necip Fazıl’sın!
Yüreğine Serdengeçti kazılsın;
Sana Yaradan’dan derman geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Bırak nöbet tutsun pusuda karga,
Onunda ateşi çıkacak kırka!
Resul’den emanet bu kutsal hırka;
Kaab’den, Üveys’den aman geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Sökülsün nâmeler, şarkımız çalsın,
Şanımızı rüzgâr, dünyaya salsın;
Ağlayıp, dövünmek şeytana kalsın;
Dertlerine deva Lokman geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Ey Rabbim, Resul’üm, aşkım, Kur’an’ım,
Enbiyam, evliyam, mürşidim, canım,
Yavuz’um, Fatih’im, Ulu Hakan’ım,
Yolunuza bin kez kurban geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!
Bilmem buna küfrü kovuş mu dersin?
Soysuzun fikrini boğuş mu dersin?
Batmayan güneşle doğuş mu dersin?
Ne dersen de, büyük zaman geliyor!
Açın kapıları, Osman geliyor!..
(*) Osman Yüksel Serdengeçti’lere
Adıdeğmez / 31 Aralık 2002 - 01 Ocak 2003
"Dokuz köyden kovdukları, dokuz köyün sahibi olan ruhumuzun intikamını sana havale ediyoruz Ya Müntakım Allah..."
FARK VAR
Arama dünü yarında,
Zamandan zamana fark var.
Yanar da insan, nârında;
Samandan samana fark var.
Kurulur, içinde pazar,
Seyreyler seni her nazar…
Bir deniz olsan ne yazar?
Limandan limana fark var.
Yaşamı ebedi sanma,
Ölüm zamanda muamma;
Medet diler insan amma,
Amandan amana fark var.
Birleşirken his ile söz,
Aşikâre görünür öz…
Dünyanın her kahrına göz
Yumandan yumana fark var.
Bir sevda kalır şuurda,
Can verilir bu uğurda;
Her ocakta kül olur da,
Dumandan dumana fark var.
Ölüm bir çıkılmaz kafes,
Boşlukta yankılanan ses;
“Allah” dese de son nefes,
İmandan imana fark var!..
Adıdeğmez / 2006
ESİŞ
Çanakkale boğazı gibi koca bir boğaz,
Yedikçe, beni daha doyur diyen gözleri.
Yaz evladım, bu zulmü bütün kitaplara yaz,
Hakk’tan bahseder Hakk’tan, Hakk’ı bilmez sözleri!..
Adıdeğmez / 2005
SEKERAT
Nemrut’un sulu beynine
Ağır ağır yağarken kar.
Gökyüzü senin neyine
Diye haykırdı buutlar.
İrkildi kibirli Nemrut,
Söndü nâme-i yıldızı.
Beyninde patlayan barut,
Sivrisinek vızıltısı.
Davullar çalındı… Savaş…
Her tokmak, acıya davet.
Lağım kuyusunda bir baş
Ve sebil sebil nedâmet.
Sarayında son nefeste
Sahibinden korkan çığlık.
Körpe ehramlar kafeste,
Yüzüstü oldu Tanrılık…
Adıdeğmez / Nisan 2007 / 21 Temmuz 2007
AŞK
Gördüm ki gönlümde aşkın
Tane tane incisi var.
Dertleri boyumdan aşkın
Çekilmeyen acısı var.
Ölümsüzlük, kölesinde;
Her ilmihal, gölgesinde;
Hasretlerin ülkesinde
Yolcusu var, hancısı var.
Bir Goncagül’dür nesebi,
Bu yüzden bende edebî…
Ateşlerde yanmak gibi
Daha nice sancısı var.
Her sonsuzluk, dermanında;
Vuslat yazar fermanında;
Sabır yüklü kervanında
Yunus gibi öncüsü var!..
Adıdeğmez / 7 Eylül 2005
OLMAZ
Küfür, bayrağını yaksa da hilâl,
Zulümlerden zulüm beğenmek olmaz!
Varsın darağacı kursun ihtilal,
Ölümlerden ölüm beğenmek olmaz!
Tarih yaprağından salya silerim,
Rabbim’den şanlı bir nesil dilerim;
Yavuz gibi sultan gelmez bilirim,
Selimlerden Selim beğenmek olmaz!..
Adıdeğmez / 2005
KIYAMET
Bir hakikatti yaşanan,
Hayale mi sapıyor ne?
Bir ucubeydi taşınan,
Saraylar mı yapıyor ne?
Böyle değil idi bu yurt,
Gel de özleneni buyurt;
Koyunlara musallat kurt,
Sürüler mi kapıyor ne?
Geveleme, söyle sözü,
Şairsen eğer, bul özü;
Yağmur sağanak; gökyüzü
Çamaşır mı çırpıyor ne?
Bu nasıl yakarış, niyaz?
Utanma, ahvalini yaz;
Dünya bir siyah, bir beyaz,
Güneş göz mü kırpıyor ne?
Oynanmaz geçmişle bahis,
Var ise iman, var ise his;
Maymuna gücenen nefis,
Maymuna mı tapıyor ne?
Bir nokta, yarılmaz oldu,
Virgülü kırılmaz oldu,
Başlığa varılmaz oldu,
Kıyamet mi kopuyor ne?..
Adıdeğmez / 2004
CÜCE TUFANI
Şaircik, şiirde şöhret;
Şiir, şaircik elinde!
Gel ki, gelenlere kahret;
Ebedinde, ezelinde!
Sen ki bir devsin ey sultan,
Cüceye versen de sözü.
Büyük sanatkârlık sılan,
Gurbette yaktılar özü!
Bu ne zaman, ne zaman ,
Söyle, Şairler Sultanı?..
“Aman efendim, elaman!”
Nuh değil, cüce tufanı!..
Adıdeğmez / 31 Mayıs 2004
PERDESİZ EVLER
Perdesiz evlerden geldim,
Güneşe gözüm küs değil.
Duvarımı aşkla deldim,
Çerçevelerim süs değil.
Köyü haramiler basmış,
Köysüzleri bir bir asmış;
Ağıt yakmak bana hasmış,
Yüreciğim öküz değil.
Nam salınca iğrenç domuz
İltica etti kılavuz!..
Gelir yine Fatih, Yavuz;
Benim yurdum öksüz değil!..
Adıdeğmez / 2004
ÖLÜMSÜZLER MANZARASI
Kırıldı, bin parça oldu
Gözlerimin matarası.
Şimdi yağmurlarla doldu
Varlığımın maverası.
Hayat kapkara pelerin
Ve dünya sarhoş balerin!..
Çarkı koptu hayallerin,
Bende kaldı makarası.
Madem zamandır sevgilim,
Bir lahza kadar sefilim;
Gel bir gör ki, ben değilim
Yeryüzünün madarası.
İçimde çürük fezalar
Sönmüş bir yıldız hizalar;
Nihayetimi imzalar
Sonsuzluğun macerası.
Kim demiş, sûkutta tövbe,
Söylesin Medine, Kâbe…
Penceremde türbe türbe
Ölümsüzler manzarası…
Adıdeğmez / Haziran-2005
YAZIKLAR OLSUN
Beyim laf eder, kıvırır;
Sözlerinin manasına!..
Boynuzlarını savurur;
Öküzüne, danasına!..
Yokluğun sultan hiçidir,
Küfrün en derin içidir,
Bin erkeğin tek piçidir;
Avradına, anasına!..
Adıdeğmez / 2004
HİÇ
Ben ki mevsimsiz bir güneş,
Ben ki takvimsiz bir gündüm.
Yakmazdı özümü ateş,
Nasılsa ondan üstündüm!
Her zerrem bir nura yârken,
Bir düş bile bana arken…
Bu kadar karanlık varken,
Dehlizlere yanıp söndüm!
Gittim zamanın ucuna,
Çıktım yıkılmaz burcuna;
Bir hiç verip avucuna,
Sonunda kendime döndüm!..
Adıdeğmez / 2006
TESELLİ
Senelerin aynayla oynaştığı zamanlar,
Ne, mazi kucak açar; ne, zaman halden anlar!
Tebessüm etmek, aslan pençesinde bir nimet,
Ağlamak… Yaradan’dan, gözlerine ganimet!..
Yüreğinde, gençliğe ağıt yakan ihtiyar
Ve gençlik gezedursun albümde, diyar diyar!
Hayatı roman olmuş sürü sürü hikâye,
Tamamlanınca, büyük visale ermek, gaye!
Visal ölüm demekse, can, hasretin tutsağı;
Yol, doğrudan da doğru; ne solu bil, ne sağı!
Şefkate muhtaç gönül aşkla teselli bulur
Ve nihayet, bir veda dehlizinde kaybolur!
Hasretin çöllerinde yüreği kanar iken,
Mecnun, Mevlâ’yı buldu, Leylâ’ya yanar iken!
Bırak oynaşsın ayna, zamanın kucağında;
Aşk denilen o visal, sonsuzluk bucağında!
Ne ağla gençliğine, ne yan ihtiyarlığa,
Perde kalkar, yol gider; O’na doğru yârlığa!
Baktığın her ufukta göreceksin ki O Nur;
Yeter ki yolu iste, kılavuzun bulunur!
Sûkutla bağrışırken yalnızlığının sesi,
Kalbindedir, gerçeğin nâme nâme bestesi!
Sen sevin, sevinirdi ölümsüz kahramanlar;
Senelerin aynayla oynaştığı zamanlar!..
Adıdeğmez / 2003
DİYET
Kim dinler
“Durun”u?
Ve kim bilir
“Durum”u?
Sırıtır
Kavim-i Ad.
Ne aheste
Şu miad.
Kopan koptu
Hani kıyamet?
Ayaklar başta,
Kolaysa kıyam et.
Korkaklar
Beyannamesi:
Emr-i inşaa
Tarık’ın gemisi
Şehir duman,
Şaşkın Nazi!
Biricik reçete:
Ötenazi!
Kızıl kahraman
Kana bid’at.
İade-i itibar
İstimdat!
Ve tekerleme
Hürriyet!
Bedavadan
Diyet!..
Adıdeğmez / 2007
hepsi birbirinden güzel şiirler birgün duvarları süsleyecek inşallah
devam et yiğidim...