Hiciv
Çıkardık gayri baltalarımızı mahzenden;
Dizilin dehlizde irili ufaklı, sefil düzenden!
Kavramlar pazara çıkmış, irfan tozlu rafta;
Uygarlık ininde mahpus İslam, irtica yafta!
Beyninde tırnak izleri, kan fıçısı cemiyet;
Hikmeti tepeledik, tam tekmil medeniyet!
Kafatası beşeriyetin, kızgın, buharlı kazan;
Çepeçevre hisar içinde beyin, ateşte kızan!
Kaynıyor fokur fokur, cidarlarını çatlatarak;
Ne varsa hepsine berhava, aklı patlatarak!
Bir çıban ki, kızıl kıyamet fışkıran cerahat;
Yekûn hattına dayanmış yara, beşer rahat!
Damar damar akmış agora sahasına irin;
Hayvana, nebata, insana bulaştı eli kirin!
Suda erimiş şeker gibi ahlaka ayarlı damak;
Suda öbek öbek yağ arası etik ipte hamak!
Hayat mayat raddesinde mıhlı bilge kafa;
Abece hututunda felsefe satar mankafa!
Balık ummandan kaçtı, kuş kanat bıraktı;
Nebat el ayak kuşandı; sularda ateş yaktı!
Karada cins cins canlılar, denizde taştılar;
Eteklerini topladı adalar ve bu işe şaştılar!
Kamer sünger olmuş, okyanusları çekmiş;
Şems buzdağına düşmüş, yere ateş ekmiş!
Bulutlarda feveran, kan kırmızı yağıyorlar;
Ovalar, dağlar, yerden yıldırım çakıyorlar!
Pespaye kitaplık sahtekâr, anlatır maval;
Hakikat diye bellettiler yıllar yılı martaval!
İdrake prangalar bağlandı, hür dünyada;
Zanlarını mutlak irade sandılar, rüyada!
Harflerde herze, rakamlarda ters mantık;
Safsata rahlesinde esasa yer, simli sandık!
İrfan neydi? İrfan: Damarlardan akan kan;
Mihrak noktasına, dörtnala koşan safkan!
Anlamaz! Kaldırımlar lisanından anlatsan;
Anlamaz, kirli pabuçlarını çil çil parlatsan!
Yavuz hırsız şarlatan, ocak sahibini horlar;
Savulun, hey arsızlar, bre hey köftehorlar!
Bu şiiri de amatör işi... Şiir nizamına uymadım. Uyamadığım için yazmamazlık yapmıyorum, duygularımı dile getirmeye çalışıyorum.