Garibiz Ey Nebi...

Başlatan: dervis43 Tarih: 21.06.2006 20:01 Cevap: 2

DE
21.06.2006 20:01
#1

HZ.MUHAMMED (S.A.V)

 

 

 

Var olmamın sebebi olan KUTLU NEBİ’ye sonsuz salat ve selam olsun…

 

Hz.Muhammed (s.a.v)…

 

Hüzünlü, üzüntülü, garip…

 

Evet garipliğe babasını kaybetmekle başlamıştı ve kaybedecekti kendisine yakın gördüklerini bir bir. Çünkü kalbe sevgiyi yerleştiren “Vedud” olan Allah, “Gayur” sıfatının tecellisiyle ‘Habib’inin sevgisini kendisinde toplamak, aynı zamanda ‘Habib’ini çetin imtihanlardan geçirerek dayanıklı bir “ Vahyin indiği merkez” inşaa etmek istiyordu. Hz.Habibullah; melekler eşliğinde, insanlığın gelişmişliğinin en az olduğu, cehalet, zulum, fuhuş ve gafletin ortasına, ileride bütün cihanı kaplayacak bir nur damlası gibi bırakılmıştı’Yüce Terbiyeci’tarafından.

 

Kutlu Peygamber, daha doğumuyla, insanlığın kemikleşmeye yüz tutan gafletini, rahmet muştusuyla selamlamış, sanki; istikbali kuşatacak olan islamın esenliğini, sağnak sağnak sunmuştu insanlığın huzuruna.

 

Allah O’nun yüzüsuyu hürmetine artırmıştı insanlık üzerindeki bereketini. Ve bu bereket ilk önce süt annesinin üzerinde gösterdi kendisini.

 

Bereket giderek artmaktaydı.

 

Ve, ileride, insanlığın kir ve pas tutmuş kalbini yıkayacak olan Resul-i Ekrem’in,bütün insanlığı temsil eden kalbi yıkanmıştı meleklerce.

 

Adım adım ilerliyordu“Kemalat”a doğru.

 

Yetim ve garipliğini arttıran ‘ annesinin vefatı ‘ bu kemalat yolunda Muhammed Mustafa (s.a.v)’ i sarsıyor ve ardından hamisi Abdulmüttalip’in vefatının hüznü ekleniyordu sarsıntıya.

 

Artık Muhammed (S.a.v) eminleşmeye ve yüzünü yavaş yavaş vahye doğru döndürmeye yönelmişti.

 

Çünkü vahiy O’nu çekiyordu.

 

 

 

Ve artık, Allah, bütün insanlığa ulaştırması için ‘Habibi’nin kalbine damıtmaya başlamıştı kelamını.

 

O kelam ki “dağa inseydi dağ paramparça olurdu” fakat; Muhammed (S.a.v)’in kalbine indi ve o kalpte dağı parçalama azameti yerini uysallığa ve sukuta bıraktı.

 

İşte tebliğ görevi başlamıştı artık.

 

Artık kaynağı Rabb olan ilahi nur, Muhammed(S.a.v) eliyle zifiri karanlığı aydınlatmaya başlamıştı. Şefkat, merhamet ve sevgiyle, insanlık bir bir tanışıyor ve artık cehalet ve gafletin kalplerde oluşturduğu küfür tortusu dağılmaya, paramparça olmaya başlıyor.

 

Çünkü küfrün karşısında, sadıklık ve eminlik sıfatlarını vahiyle birleştiren ve hiçbir ırk, cins,kabile ayrımı yapmadan “sevgi”yi bütün gönüllere ‘ şeref misafiri’ olarak gönderen bir Rasul vardı.

 

Her ne kadar o ‘ şeref misafiri’ her gönülde aynı ikram ve ilgiyi görmüyorsa da, O;sevgi dininde,seven ve sevilen (Vedud) Allah’ı sevmeleri için kendisini adeta helak edercesine zorluyor,davasında en ufak bir gevşekliğe meydan vermeden, bıkmak ve usanmak tabirlerini kafasından silip, yerine hidayet ve rahmet duasını yerleştirerek sarsılmaz bir ilerleyişle ilerliyordu hak yolunda.

 

Hiçbir zaman nefsinin esiri olmamış, Taif’te bütün heyecanını ve ümidini darbeliyen bir taşlamaya maruz kalmış,ama; O aldığı darbeleri bir kenara bırakıp davasının kazancı için dua etmiştir.

 

Ey İnsanlık...! Gel de Muhammed ‘e (S.a.v) isabet eden talihsiz taşlardan dinle Muhammedi sabrı.

 

Gel de Cebrail’in hayret edişiyle hayret edelim zulum gördüğü halde beddua yerine dua eden Muhammed (S.a.v)’e

 

 

 

O, başkalarının iyiliği için kendi rahatını buruşturup bir kenara atan sonsuz sevgi ve muhabbet aşığı…

 

O,iyi bir önder ve dava adamıydı. Hayatı iman ve mücadele- sevginin hakim olması ve küfrün ortadan kalkması için- geçmiştir. O, onurlu ve vakurdu. O, bir melek değildi, insandı. Ama melekler bile O’na salavat getirirdi.Yani O, meleklerin sınırını aşmıştı. Ne yani Cebrail’ in geçemediği mekanlardan geçmişti miraçta, meleklerin derecesi ne ki O’nun yanında.

 

O, dünyada en aziz, en yüce ve mahlukatın en şereflisiydi, ama; garipti.

 

Garip doğdu, garip yaşadı, garip öldü…

 

İşte biz O’nun ümmetiyiz.

 

İnsanlığa dönük yanıyla Emin vahye dönük yanıyla Rasul-ü Ekrem ve Hatem’ül Enbiya olan bir Nebi’nin ümmeti olmak…

 

Allah bize bağışlamış olduğu Habibi’ne ümmet olma şerefini, bizi Habibi’nin şefaatine eriştirerek noktalandırsın.

 

Allah’ın selamı Muhammed (S.a.v)’in ve O’nu örnek edinenlerin üzerine olsun.

 

 

 

05 Mayıs 2005 Perşembe

 

 

Musa KIRÇALI

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Din Kült. Ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği

AK
23.06.2006 01:23
#2

Bizleri Peygamber Efendimize (sav) ümmet olma şerefine erdiren alemlerin Rabbi olan ALLAH'a sonsuz hamdler olsun. İki cihan güneşi, alemler O'nun hürmetine yaratılan, üstün ahlak sahibi,,, olan Efendimize hadsiz selat ve selam olsun.

Hayatının her safhasında 'ümmeti, ümmeti' diyerek ümmetine olan şefkat ve bağlılığını gösteren gül kokulu nebiye yaraşır ümmet olma duasıyla...

ALLAH razı olsun, sizi Cennet'iyle mükafatlandırsın. Samimi bir yazı olmuş.