Sağlam fertlerden sağlam aileler,sağlam ailelerden de sağlam cemiyetler meydana gelir...
Çocuk, sopadan, tehditten, azaptan değil, eğer bir şeyden korkacaksa, ebeveyninin şefkatini kaybedeceğinden korkmalıdır. Babasının yüzünü ekşitmesi, annesinin sımsıcak yüzünün buğulandığını müşahade etmesi veya sezmesi onu dengeye getirecek en büyük bir müeyyide gibi algılanabiliyorsa, yeter ve artar zannediyorum. Ancak çocuğun size güvenmesi, acılarını, elemlerini paylaştığınıza inanması çok ehemmiyetlidir.
Çocuğun anne ve babasını, ardında bir dağ hissiyetı ile güven neşveleri içersinde hissetmesi ,çocuğun bir ömür boyu kendine öz güven ile yaşayıp , kendi çocukları açısından da önemli bir altyapıyı oluşturacaktır.
Çocuk ilk aileyle tanıştığı gibi diğer yaşlarında da okul ve çevre ile tanışacak , herdaim aileden aldığı özveri ile davranacaktır.Düşünün ki sarhoş bir babadan ,ya da akşam eve erken gelip sadece tv karşısında oturup, aile efradı, çocuğu ile ilgilenmeyen illgisiz bir babadan terbiye alan çocuk ile, gözlerinin içine bakarark ne demek istediğini anlayan bir anne babanın yetiştirdiği çocuk,hayatta aynı duruşu sergileyebilir mi?
Ne var ki günümüzde aileler, anne ve babalar, çocuk eğitimini, televizyon eğitimine dönüştürmüş, çocuğun her istediğini almak ile, ya da istediğini her daim yapmak ile ,bir nevi uzaktan kumandalı kukla anne babaya dönüşmüştür..
Çocukları anlayabilmek için onları dinlemek ve dünyalarına girebilmek gerekir. Onların apayrı dünyaları vardır. Bulundukları yaşa göre, sahip oldukları bir takım duygular ve özellikler vardır. Onların zihni henüz her şeyi tam anlamıyla ölçüp tartamaz. Bu durumda yapılması gereken onları çok iyi tanıyıp, onların düşünce ve duygularını hesaba katmak olacaktır. Bir çok anne baba çocuğun davranışlarını anlayamadıklarını söylerler, ama anlamak için onları hiç dinlemezler. Anne babanın dinlemediği çocukları,dışarıda anne şefkati, baba hassasiyeti olmayan başka insanlar dinleyecektir.Bu da iyi bir sonuç vermeyecek, aile yaptığı yanlışı ancak gözyaşlerı ile farkedip,çaresizlik girdabındayken anlayacaktır..Ne ki iş işten geçmiş olacaktır...
Çocuklar çok defa yanlış yaparlar, fakat yaptıkları yanlışın farkına varmazlar. Büyükler ise genelde, çocuğu bir büyük gibi değerlendirir, büyük insandan beklenebilecek davranışları beklerler. Yanlış yapınca da çocuklara kızar veya cezalandırırlar. Çoğu zaman çocuğu dinlemeye bile gerek görmezler. Çocuk ise, niye cezalandırıldığını veya niye bu kadar sert tepkiye maruz kaldığını anlayamaz. Büyüklerin kendisine kötülük ettiğini veya sevmediğini düşünebilir. Bunun için çocuğun duygu ve düşüncesini öğrenmeden çocuğu yargılamak ve cezalandırmak doğru olmayacak ve iyi bir yön vermeyecektir..
''Çocuklarına şefkat göstermeyen bizden değildir''.Diyen, Peygamber'i Alişan efendimiz diğer bir hadisde "ebeveynler çocukarına güzel ahlaktan daha değerli bir miras bırakamaz" hadisi ile de bunu en açık br dille ifade etmiştir..
Evlatların anne-babadan istedikleri en önemli şey sevgidir...Sokakta gördüğü bir kediye dahi gösterilen şefkat meşhalesi,evdeki çocuğa gösterilemiyorsa,o çocukdan da sevgi eksenli bir bakış beklenemez..
Yapılması gereken, çocuğun bembeyaz bir sayfa olarak hayata geldiğini,üzerine ne yazılırsa onun okunacağını unutmamaktır.. Çocuk, eğitimini en iyi okullar ve en iyi kolejlerde dahi alsa,sevgi eksensiz bir ailede büyüdüğü için, muhakkak ki bir falso vermesi muhtemeldir vesselam...