Sokakda yürürken kafamda binbir allame konularla köşeye sıkışmış bir halde, dünyanın en dertli insanı olmadığımı anladım, sadece bir saniyelik bir görüntünün karşısında...
Elinde bir ilaç mahiyetinde tuttuğu tiner bezi ile gözlerimin içine dalan bir suluet, ruhumun cımbızlarla çekilip iç sancılarına düşmesi için yettide arttı bile...
Bir sokak çocuğu ile gözgöze idim. Ne diyebilirdim? Ne diyebilirdi? Nasıl anlaşıp, nasıl bir yol gösterilebilirdim? O ruhaniyetle ne anlayabilirdi?
iki dakikada ona insanlık dersi verip durumunun vehametini anlatmam imkansızdı.
Para versem,yiyeceğinin dışında diğer ihtiyacı olan tiner, ya da kullandığı her ne ise ona yatıracaktı..Alıp evime götürsem çare değildi..Dayanamadım, verdim bi kaç kuruş ne yapacağını bile bile..Hata mı etmiştim? Ama insandı, Çocukdu, Sahipsizdi. Sokaktaydı,Açtı....
Neden böyle olmuşdu acaba? Neden kendini böylesine vurmuştu hicranın içersine? Neyi unutmaya çalışıyor, neye isyan ediyor ,neye susturuyordu kendisini bu yolla?O gece uyuyamadım...Serde erkeklik varya ağlayamadımda...
Empati kurdum.Ben olsaydım neden bu yolu seçerdim?..Kendime göre teoriler ürettim..
1 Beni dinleyen olmasaydı
2 Anne merhameti hissetmiş olmasaydım
3 Dışlansaydım
4 Hor görülüp irdelenip bi köşede kalsaydım
5 Param olmasaydı
6 İlgi alaka olmasaydı
7 Sevgi hoşgörü olmasaydı
Fazla seçeneğimin kalmadığını düşünürdüm heralde.Tabi bu benim fikrimdi..
Tabiatıyla bu seçenekleri uzatmak mümkün. Çaresi ne olabilirdi? Asıl cevap bekleyen soru buydu. Beynim zonkluyordu....
Söylenecek bişeyler varsa ki var muahakkak, biraz olsun vazifelerimizi bilsek, bizim sahip çıkamadığımız çocuklarımıza sokaktakiler sahip çıkmaz ve derbeder bir çocukluk portresi ortaya çıkmazdı..
Aile bütnlüğünün ciddi hançer yaraları almış olması çocuklarımızında bi nevi sıokaklara düşme vesilesi oldu, ortada kalmalarına sebebiyet verdi.Aile sıcaklığını kaybetmiş bu çocuklar nefretle, gayzla ,kinle büyüdü. Dolayısıyla toplumda bir nevi tehdit unsuru oldu, dışlandı ,iyiden iyiye yalnızlığa itildi bu çocuklar, ''ebedi yetimler'' ismi aldılar çünkü aileleri varken yapayalnız ve sokağa itilmişlerdi..
Bu konuda söylenecek son sözlerim şudur ki (bu kendi fikrim değil) fakat görüp okuduklarım karşısında tüm insanların bilmesi gereken, araştırmaya, üzerinde durulmasına aç olan hassas bir konudur..
Yuva bir toplumun en vazgeçilmez nadide hassasıdır,o gittimi tüm toplum gitmiş demektir.
Meselenin temelden halledilebilmesi nesillerin kalb ve kafalarına birer yasakçı koymak, yani onları Allah korkusuyla ve haşre iman duygusuyla doldurmaktır.
Çocukların mutlka ahlak dersleri ile yetiştirilmesi gerekir, bugün en güçlü grdüğümüz devletler dahi çocukların iyi yetişmesi çin dinin gücünü kullanmaktadır.
Bizim ülkemizdede benzer metodlar kullanıldı fakat yeterli olmadı, çünkü din bir öcü mahiyetinde idi anlatılması zordu ne varki öcü gibi görünen bu en tesirli ilaç kullanılabilse idi eminim ki daha iyi netice alınabilirdi.
Savaşlarda esir düştükten ya da bir köle olarak satıldıktan sonra samimi mü'minlerin yanında öz evlat gibi yetiştirilen ve akabinde hürriyetine kavuşturulan insanlara İslâm literatüründe "mevâli" denilmiştir. Mevalinin eğitilmesi ve görülüp gözetilmesi hususunda selef-i salihînin ortaya koydukları güzel misaller incelenirse, bugünün sahipsiz çocuklarının yetiştirilmeleri hususunda önemli ipuçları bulunabilir.
Çocuklarımız bizim yapı taşımızdır ve herşeyden evvel onların sayfalarını iyi karalamak gerekir..