İbniss şiirleri

Başlatan: Kureyşi Tarih: 27.06.2009 12:42 Cevap: 91

IB
27.06.2009 12:42
#1

Ölüm giz dolu, ne ayandır ölü

Sükut çığıdır yatanların köyü

Meyyit kalp ise nefese ne hacet?

Bir çığlık kopar, ardından sükut et

IB
27.06.2009 12:43
#2

Müzemmil kula, kulluk omuzlarda

Bu yük ne büyük? Kalamaz dağlarda

 

Dağda bin bir kul, her biri kula kul

Böylesinde milyonu eder bir pul

 

Mabuda kulluğu çeker mi dağ taş?

Fikirlerin kaynayıp patlar, yaklaş

 

Yaklaş Rabbe tek fikir fikirsizlik

Kulluk, şimdi kullukta belirsizlik

IB
27.06.2009 12:43
#3

Ebu cehil ölür mü? Doğurgandr cehalet

Yaşananların hepsi mi, kıyamete alamet

 

İlim farzdır herkese, tesettüre gir önce

Bunun için mi herkes, birbirini yemekte

 

Boşa uğraşırsın sen, cahilin bacanağı

Allah varken cihatta, kes artık uğraşını

 

Bir tülbent mi, süzgeç olmuş dimağa

Onu çıkarınca mı, fikirler kaybolmakta

 

Örümcek yuvası kimde,hangi beyinde?

Görüşleri yok etmek, hangi kulun elinde?

 

Tüm cihan siper olsa,ayaklansa fikirler

Susar mı sandın sen, Allah diyen zikirler?

 

Neye yarar bu düzen, yıkmalı temelinden

Tesettür yıkacaksa, kaldırmalı derinden

 

Bu düzen yandaşlı,kanlı,ışığa kapalı

On dört asır olmuş, ışıkları açalı

 

Tüm feza toplansa, uzansa ışığa

Erişebilir mi sandın,yanan ilahi nura ?

 

Sabr ı cemil silahındır, baksana tek teselli

Dayan Ey Mümin! az kalmış görmez misin belli

IB
27.06.2009 12:44
#4

Kıymetlisini örter insan

Kadına kıymet verir İslam

Açıktadır değersiz ziynet

Kadını soyan pis zihniyet

IB
27.06.2009 12:45
#5

Bir iman, şuursuz ve bitap düşmüş

Nefs kelepçesi ruhuna vurulmuş

Ne yana baksa günah, küfür ve fuhş

Tövbe..tek bir tövbe kula kurtuluş

IB
27.06.2009 12:46
#6

Parmaklarım, kenetledi o çıkrığı

Sonsuzluğun dibini kurcalıyorum

 

Ciğerlerim ilk kuyunun eski çıkrığı

Soluk soluk çekerek zamanı harcıyorum

 

Oluk oluk akıyorken insan çığlığı

Göz göz fikir fikir insanı sayıyorum

 

Kaybolmuş tılsımı kurtarıcı insanın

Beyazın içinde siyahı karıyorum

 

Beş on yirmi otuz…. Cemiyetler sayıyorum

Bunca Mümin içinde ben, Müslüman arıyorum

IB
27.06.2009 12:47
#7

Bir cemaat düşünün ki bireyin tacı namaz

Despotluğa, komünizme orada gerek kalmaz.

IB
27.06.2009 12:50
#8

Tüm kelimeler benimdi, tenezzül etmedim bile

Bir tek ‘O’ kaldı, sıcaklığı ensemde

IB
27.06.2009 12:51
#9

Kalbur üstü bir çıban, patlaması gereken

Bir pürüz, bir iğreti cemiyete bu beden

 

Ah etsem, zorlasam patlasa gırtlağım ah

Tek bir söz, mevhumu anlatan söz Eyvah

 

Eyvah, eyvah ne oldu bir ömür birikim

Bir kızın ardında, yok alan amelim

 

Sindirdim yok ettim, ne makam ne mevki

Batında hiçe yazdım bu kutsi görevi

 

Nerede o günler ki huzurun zirvesinde

Sanıyordum, bir miskal fezanın dibinde

 

Ey gök,yer! Ey bu ikisi arasında hayat sürenler

Sanırım dönme vakti, bir lahza Hakkı bilenler

 

Haykırın ayyuka haykırın boğsun kelimeler

Şafak şafak sökülsün doğsun devşirmeler

 

Haykırın! kurudu çıbanınız, siz sevinin cemiyet

Korkacak ne kaldı? Mümin gözünüzde kemiyet

IB
27.06.2009 12:52
#10

aklımı atom atom uç uca ekleyip ateşledim... kavradım

kavram aklı kurcalayış, kavrayış, her şeyde onu arayış

IB
27.06.2009 12:55
#11

Koşuyorum… varıyorum…duruyorum

Anladım.. hayattan bir şey anlamıyorum

 

Soruyorum… okuyorum… susuyorum

Öğrendim ki bildiklerimi kusuyorum

 

Bakıyorum… görüyorum… kırpıyorum

Gördüklerimi ne yapayım, yutuyorum

 

Korkuyorum… rahmet uzak sanıyorum

Tamam… buldum çareyi, secdeye varıyorum

IB
27.06.2009 12:56
#12

Her kapıyı açan anahtarım olsa da

Tek seni yoklamam Ey Kabir

Senin kapın ayrı dünyada

Seni dolduracak kuru bir zamir

IB
27.06.2009 12:58
#13

Topla eşyanı ve uzaklara kaç

Dön arkana say bakalım gelenlerin kaç

Her şeyin kaçışı bir arka çıkışı var

Yalnız fikir, her şeyiyle korktuğum duvar

IB
27.06.2009 12:59
#14

Burnu halkalı bir siyahi, İslam uğrunda olan

Tercihi mümkün bu, hürriyette kral olsan

 

Hürriyet sandığın, çakılmışlık boşluğa, uçsuz fezada

Git istediğine, yap isteğini, ayağın tek noktada

 

Adım atsan düşersin. Her yer sonsuz uzakta

Sonsuz sanılan hürlük sadece sahte nazarda

 

Hakkın halkasında Mümin ki, nazarında köle safında

Bilmezsin ki, yürüdükçe sınırı ulaşılmaz sınırda

 

Hürdaşlık alametin, tezattır ki, süslenmiş pranganda

Yırt gömleğini, yol saçını, hürriyet Rahman halkasında

IB
27.06.2009 13:24
#15

Varlığı sordum varlara, duyamadım

Kandım yokluğa

Ve yokluğu sorgulamak geldi aklıma

Varda yokluk, yokta varlık anladım

IB
28.06.2009 11:17
#16

Bin megavatlık mikrofondan daha keskin naradır ki

Yer gök sendelenir

Fısıltıdır inancı tam olan adamın narası ki

ALLAH BİR!

IB
29.06.2009 19:13
#17

Ölüm tek kelime, her ruha yaftalı zerre

Bu gölgeyi görmek için, ışığa çık bir kere

 

Gaflet var rahmet, gaflet var felaket

Işığı mı ararsın? Ortasını yol et

 

Işık vurur bir kere, ötesini Hak getire

Karanlıktan mı eminlik? Nasibi ölmeden ölene

 

Gaflet vermiş halik, bak ince rahmete

Hayvan bilse öteyi, et kalır mı beşere?

 

En büyük rabıta hali.. alın secdede

Dil döner, kalp susar bak şu zillete

 

Gaflet var ki kalp döner, an secde olsa bile

Artık git gidebildiğin kadar azab ı İlahiye

 

Vakarlı, kararlı, rahmet çeken duruş.. kıyam

Batmadan çıkmadan giden tek yol.. İslam

IB
01.07.2009 09:08
#18

Bitmeyen bir yolculuğa çıksam sessizce

Buluşsam her vakit sadece tekbirde

Her şeyden uzakta bir ömür yürüsem

Gölgemsiz yalnız secde etsem

 

Konaklamak dediğiniz boş bir bekleyiş

Güneşte kar gibi eriyiş

Yürürken eriyip karışsam toprağa

Yosunlar bağlansa mezar taşıma

 

Yürüsem ölümü ararcasına

Kavuşsam yar koynuna... toprağa

Yollara düşmem ne gereksizmiş

Yollar başladığım yerde bitmiş.

IB
03.07.2009 19:01
#19

Devrim o değil, devrilenin yaftası: 'Devrilir'

Has devrimi, devrimciyi yalnızca Allah bilir.

 

Aklı ters düz eden fikir, hayatın bitimidir

Unutulmayan devrimci, ölümü devirendir.

 

Aradığın devrim fende yok, aklı devir ve gel

Aranılan bulundu ki, on dört asır evvelden

 

Medyun alem ölüme, vereceği ne var elde?

Nefsini öldürende, borç kalır mı geriye?

 

'Devrilemez' devrildi, ölüme kapandı kapı

Ölümü öldürenler, devrimlerin sancısı

IB
09.07.2009 20:08
#20

Fikir kuyusunda fikirsizlik mi?

Şaşar kalırım..

Dipsizlik deryasından dibi bulmadan

Nasıl yaşarım?

Koşmayı düşünmeden yürümeye başlasam

Nasıl kaçarım?

Sorular açıkken, hayata kapıları

Nasıl kaparım?

AL
09.07.2009 20:23
#21

ibniss Gönüldaşımı büyük bir içtenlikle selamlarım.

Şiirlerin çok hoşuma gitti gönüldaş, Allah izin verirse geliştirirsin inşallah.

Hem muhteva hem de kalıpta kusursuzluğu yakalarsın inşallah.

Selametle...

IB
09.07.2009 20:24
#22

beğenin ve önerilerin için sağ olasın

AK
10.07.2009 21:53
#23

güzel olmuş ilhamına ve eline sağlık

IB
14.07.2009 14:01
#24

‘Kalmasın üzerinde kul hakkı sevgilimin’

Kul denilen olsa dahi anne ve baba

Yok sayılsın günahları yetimin ümmetinin

‘Yeter ki göster o ümmeti çekilmesin hesaba’

IB
18.07.2009 23:33
#25

Peygamberin gönlünde hz Ömer olmak

Yani beşeriyetin hudutlarını zorlamak

Ve hz Ebu Bekr ulaşılmaz bir sınırda

Öyle ki ötesinde nebilik başlamakta

Hz Osman olmak

Hayada melekleri utandırmak

Ve öyle bir şehir ki kapısı hz Ali

İlmin zirvesinde peygamber yeğeni

Sınırların ötesinde bu dört sahabi

O kadar ki peygamberin övünç nedeni

 

 

Ve bizler şeytanın esiri

Günahın devamlı istekçisi

Ne haya ne amel ne de bir yakarış

Yalnızca günahı arayış

 

Öyle bir nebi ki

Tek isteği rabbinden

Ümmetinin izinden yürümesi

O iz ki nice karanlığı boğdu

İslam ı doğurdu

Ve o ne yüksek ki

Nice zirveler bıraktı

 

 

Öyle bir öğretmen ki

Saadet asrını kurdu talebeleri

Zulme şefkatle eziyete tebessümle

Yanıt verdi

Peygamber öğrencileri

 

Bizler keşkelerle bakıyoruz onlara

Ardından dönüyoruz günaha

Hayat buya tiren misali gitmekte

Kul bir vagonda haramda

Diğerinde tövbe etmekte

 

Ümmeti hatada

Nebisi duada

Bu günahkar bunları

Rahmet için yazmakta

IB
19.07.2009 00:10
#26

AHİR ZAMANDA İSTANBUL

 

Ya Resul Allah yine Medine’desin

Mescidi Nebevi de sohbettesin

Ashabının gönülleri sende, gözleri dudaklarında

Ama başları hep yerde

İçeri giren Zeyd Bin Harise

Mescit kapısında izin beklemekte

İzin çıkıyor mübarek dudaklarından

Zeyd Bin Harise de bir mektup, uzaklardan

Mektubu açıyorsun ‘ Beklenen şey’ diyorsun

Sonra ‘Ya Ali, oku’ buyuruyorsun

Ve Hz. Ali okuyor ahir zaman mektubunu

 

Günahkar bir beden

Allah’a karşı emare bir nefs

Ve bunlara rağmen sana aşık bir kalp var Ya Resul Allah

Cehenneme layık ellerimden dizilen satırlar

Ve gönlümde biriken hatıralar

 

Ey Ashabı Güzin dinleyin

Ahir zamanda İstanbul’da doğdum

Allah’ın kitabında ‘belde i tayibe’ buyurduğu

Efendimiz’ in hadisinde tayyibleşen bu şehirde

Artık tayyibliği kalmadı bu beldenin

Ne de fethe mahzar bir yanı

Aşkla inkarın, sevapla günahın tek kapta yoğrulup

Yollara serpiştirildiği bu şehir, İstanbul

Bir yanda Eyüp sırtlarında yatan mübarek sahabe

Diğer yanda Beyoğlu’ nda semaya çıkan eğlence

Bunların hepsi bir şehirde iç içe

 

Sultan Ahmet te maşuka açılan eller

Aya Sofya da Fatih’ in küfre karşı isyanı ama neyler

Ashap soruyor ‘ Ya Resul Allah Aya Sofya da ne’

Gözlerin doluyor bir an duruyorsun ve bir cümle

İstanbulluyu kahreden bir cümle

‘Ahirette Fatih’ in İstanbullu dan alacaklısı’ diyorsun

Ashap bir anlam veremiyor ama biz şimdi anlıyoruz

Allah’tan senden ve Fatih ten aflar diliyoruz

Mahzarına layık Fatih’in emaneti

Elimizde sızlatıyor Fatih ‘in kemiklerini

Sen iki damla yaş döküyorsun

‘ Ya Ali devam et’ diyorsun

Sonra Ya Resul Allah

En tepede Süleymaniye

Kanuni den emanet bir tepe

Rüyasında emrettin ona bu camiyi

Mimar Sinan ardınızda dinledi sizi

Sonra Yavuz vardı hilafetine sahip çıkan

Hicaz’ a hadim olan

Abdulhamidler vardı küfre karşı dimdik duran

Ama çember daralıyor

Küfrün İslam’ın boğazına taktığı çelik çember

Yardımlarınla kırdık o çemberi

Ama ne çıkar buhranlar geçiriyor Ruh u İslam

Ashap soruyor’ Ya Resul Allah bu mektup ne diyor’

Sen hala buruk ; Hakkı söylüyor, hakkı söylüyor

Devam et Ya Ali devam etki ümmetim ne halde seyredin

Seyredin ki onlara şefaat eyleyin

 

 

Sonra Ya Resul Allah

Alimler geçti bu beldeden

Varislerini üzmedik ama dinleyemedik

O varisler ki hakkı söylüyor

Biz günahkarlar kulak tıkıyor…

Eyüp sırtlarında meftun şanlı sahabe

Beyoğlu’nda semaya varan eğlence

Ey Ashap İstanbul bundan ibaret değil

Dinleyin dinleyin ki bizlere şefaat eyleyin

Kandiller buruk geçer kuytularda

Akıtılan göz yaşları toprak olmakta

Minareler semadan haber almakta

Müezzinler tutkun. Ezan okumakta

Ezan mı okunuyor ne kim bilir

Anlamını bilenlerden hürmet edilir

Sonra camiler bomboş

Saflar düzensiz imamlar kendinden habersiz

Özlem var sadece özlem

Günaha ara veren alimlerin sana özlemi

İstanbul hilale hasret Resule aç

İstanbul şahadete susuz günah kusmakta

Ve İstanbul ahir zaman şehri

Mektuplar yazmakta Asrı saadete

Ey Ashap ahir zaman İstanbul da

Böyle işte. Günaha doymuş küfür kusmuş

Ve imana aç İstanbul

İstanbul da İslam böyle işte

 

 

 

Günahkar aşığın

IB
21.07.2009 17:59
#27

Ey kulum! Sana benden daha yakın olabilecek kim?

Şah damarınla aranda ramak sayan ilmim..

IB
03.08.2009 23:31
#28

Hayata dair her şey kısa

Kısa, bazen en uzun kıssa.

IB
19.08.2009 20:04
#29

Uçurum etrafında dolaşan oraya düşebilir,

Günahtan daha büyük uçurum hangisidir?

DE
19.08.2009 20:25
#30

ALLAH razı olsun kardeşim...yolun açık olsun inş...kitaplarınıda okuruz...İSTİKAMETİN BÜYÜKLERİMİZİN YOLU OLSUN...MÜREKKEBİN TÜKENMESİN...

IB
19.08.2009 20:56
#31

Temenniniz için minnettarım..

 

allah razı olsun

FU
10.09.2009 19:00
#32

istanbulda ahir zaman şiiri pek bi hoşuma gitti yüreğine sağlık

IB
10.09.2009 23:17
#33

Son gün manasında, oluşun ilki o; Ahiret

Et bakalım, o güne varmayı hele tehir et

 

Bir nida, ardı sükut iş tamam; İsrafil(a.s.) sur’da

Mevt seni bulucu, ister kal’ada ol ister surda

IB
10.09.2009 23:18
#34

Her bakışımda bir günah kapımı çalardı “tık tık tık”

Milyon sıklet yükledim gözlerime, harama bakamaz artık.

**
11.09.2009 11:47
#35

Uçurum etrafında dolaşan oraya düşebilir,

Günahtan daha büyük uçurum hangisidir?

 

 

E Vallahi hepside güzelll...

Gerçekten yürekten bir "eyvallah" cümlesi döküldü dudaklarımdan.Ben bu "eyvallah" sözünü çok severim.Ama öyle sokak tarzı ile değil.Yürekten gelenini seviyorum.Özünde teslimiyetin ötesi,sevilenden gelen her şeyin kabulü olduğunu düşünüyorum.(Bu düşünceyi bana kazandıran sevdiğim bir hocamdır.Allah rağzı olsun ondan.)

Bu yüzden yüreğinizden süzülüp satırlara dökülen bu güzel satırları paylaştığınız için içten bir ''Eyvallah'' diyorum vesselam...

IB
11.09.2009 11:56
#36

Eyvallah'ınıza bende aynı şekile mukavele etmek isterim..

 

sağ olunuz

IB
11.09.2009 14:03
#37

Varlık sebebimiz, biricik önderimiz, ulaşılması gereken tek nokta olan Allah Resulü’nün birkaç tane hadis i şeriflerini haddimiz olmayarak ve üstadımız Necip Fazıl Kısakürek’in bir eserinde görerek şiirselleştirme çalışmamı da sizlere sunmak isteğimi mazur görünüz…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dağ arkasından gelecek felaket habercisiyim

Teslim ol Ey Kureyş! Allah’ın elçisiyim.

 

Allah Resulü’ne ilk vahiy gelişinden tam 3 yıl sonra… artık açıktan İslam’ın tebliğ emri…. Allah Resulü Mekke’ye hakim bir tepede.. ve sadece yangın, sel, düşman akını gibi olağan dışı hâllerde çalınan gongun başında..

Gongu kim çalarsa çalsın tüm Mekke gongun başına toplanmak zorunda.. bu bir kanun…

Sıradan bir günken, Mekke çarşılarını gong sesi inletti. Kim elinde ne varsa, hangi işle meşgul ise bırakıp tepeye hücum etti. O da ne.. Ebu Talip’in yeğeni M…..d orada…

Allah Resulü, topluluğa seslendi: ‘Ey Kureyş! Sizlere şu tepe arkasında size saldırmak üzere toplanmış bir düşman ordusu var desem ne dersiniz..’

‘Sana inanırız Ya M….d .. çünkü sen yalan söylemezsin.. sen eminsin.’

‘O hâlde iman ediniz ki ben Allah’ın elçisiyim’

‘……Yalancı.. bizi bunun için mi topladın…’

…………………………………….

IB
11.09.2009 14:05
#38

Evet Ya Ömer Allah’ ın Resulü’ yüm

Ve unutma ki emrinin memuruyum

 

Hicretin 6. yılı.. Allah Resulü sahabelerine umre sözü vermiş ve bin beş yüz sahabeyle Mekke’ye yola çıkmıştır.

Kureyş izin vermeyerek.. geri çekilmezlerse savaş kararı alacaklarını bildirdi.. Allah Resulü mahzun.. Hudeybiye antlaşması hazırlanıyor.. maddeleri Kureyş öneriyor.. madde planında hepsi Müslümanların aleyhinde..

Ve imza sırası… Allah resulü.. M….d resulullah yazdırıyor… itiraz. Biz bunu kabul etseydik sizinle savaşmazdık. Silinsin.. Allah resulü silinmesi emrediyor. Katip olan hz. Ali buna cesaret edemiyor..

Allah resulü karalanması gereken yeri öğreniyor ve karalıyor.. M…….d bin Abdullah.. yazdırıyorlar.. müminler şaşırmış.. nasıl olurda bu antlaşma imzalanır.

Hz. Ömer efendimize: ‘Bu nasıl olur ? Sen Allah’ın Resulü değil misin ?’ diyor. ‘Evet’ diyor Allah elçisi.. ‘ Ben Allah’ın Resulüyüm.’

Ve hz. Ömer’ de müthiş sarsıntı.. vefatına kadar ne tövbeler edip ne sadakalar vermiştir affı için……

Allah bizi onlardan ayırmasın……

………………………………………………………….

IB
12.09.2009 11:48
#39

Kısasa riayet edin, onda hayır vardır

Asamı birine sürtsem, kısas onun hakkıdır.

 

 

Bir gün Allah resulü bir arkadaşının yanına vardığında elindeki sopayı şaka yolu ile böğrüne dokundurmuştu.. O sahabenin gömleği yoktu. o sahabe.. Ey Allah'ın Resulü.. ‘İzin verde kısas yapayım canım acıdı.’ dedi.

Efendimiz hemen sopayı ona verdi.. ‘Buyur.’ dedi ‘vur’.. ‘Ama benim gömleğim yoktu.’ diye cevap verdi o sahabe.. hemen gömleğini çıkardı Allah resulü.. ve o zat. eğilerek mübarek böğürlerini öptü efendimizin.. ve Allah Resulü buyurdular ki.. aranızda kısas uygulayınız. o hayırlıdır...

DE
12.09.2009 12:38
#40

SAĞOLASIN KARDEŞİM...YÜREĞİNDEN DÖKÜLÜP BİZLERLEDE BU GÜZELLİKLERİ PAY ETTİĞİN İÇİN...YOLUN HER DAİM AÇIK OLSUN,BÜYÜKLERİMİZİN NAZAR VE BEREKETİ HER DAİM ÜZERİNİZDE OLSUN...

IB
13.09.2009 12:20
#41

Sizden hala cehalet seziyorum

Irkı için itilen bir beşer görüyorum

İki sahabe arasında hafif bir tartışma geçer.. sahabenin bir tanesi siyahi.. ve diğer efendimiz, siyahi efendimize Ey siyah kadının oğlu! diye seslenir ve onu hakir görür..

Allah Resulü o siyahi efendimizi mescidde görüyor. Biraz üzgün hissediyor ashabını. Neyi olduğunu soruyor ve hadiseyi öğreniyor..

Ve ashabını toplayıp vaaz veriyor.. sizlerden hala cahiliye devri adetlerinizi görüyorum diyerek endişesinden bahsediyor.

Ve siyahi efendimizi inciten diğer efendimiz, arkadaşının evinin önüne gidiyor ve başını eşiğe dayıyor. Siyahi arkadaşına: ‘Sen başıma basıp geçmeden buradan kalkmam diyor.’ Ve siyahi efendimiz ağlayarak arkadaşının başını yerden kaldırıyor kardeşini affettiğini bildiriyor.

………………………………..

IB
14.09.2009 00:36
#42

Ölü etini yemekten tiksiniyorum

Gıybeti sizlere böyle yasaklıyorum.

 

Şöyle buyurdu Allah Resulü ashabına: ‘Sizler.. bir kardeşinizin güneşte kalmış cesedini yer misiniz? İşte kardeşinin arkasından, Onun istemediği bir şekilde konuşmak buna eşdeğerdir.’

……………………………………..

IB
15.09.2009 09:24
#43

Tapan varsa M…..d’ e

Bilsin ki, O ölü bir beşerdir

Benim inancım gökler sahibine

O ki ihtiyaçsız bakidir.

Allah Resulü vefat etmişler.. bütün Medine kutlu evde.. bir kişi hariç.. ve herkes şaşkınlık içerisinde.. herkes suskun.. herkes bitkin sadece ağlıyorlar..

Hz. Osman, konuşamamış, kekelemeye başlamıştı konuşunca, hıçkırıklar boğuyordu dahası sesini…

Hz. Ömer, çıldırmıştı.. çekmişti kılıcını atılmıştı ortaya.. Resulullah ölmedi. Kim öldü derse onun boynunu uçururum… o gelecek..

Zaten kimsenin bir şey diyecek hâli yoktu. Olsa bile Hz. Ömer’e kim karşı gelebilirdi.

Bir tek kimse yoktu, Medineliler hariç.. bir tek kişi.. kemiyette bir, keyfiyette sayı ilminin acizliğini hissettiği bir kişi.. Allah Resulünün biricik dostu, peygamberlerden sonra en büyük insan, Hz. Ebu Bekir…

Bu biricik zatın evi Medine’nin çıkışına doğru. Her gün gelip peygamberini ziyaret etmekte. O gün ise kızı, Allah Resulünün zevcesi Aişe validemiz, çağırtmış babasını..

Ve o büyük insan, kutlu evin önünde, hayrete düşmüş.. herkes ne acayip.. ve o kutlu insan, Hz. Ömer’in sakalına yapışıp: ‘Kendine gel Ya Ömer!’ diye onu sallamış, Hz. Ömer’in diz çöküp, kılıcını bırakıp hüngür hüngür ağlamasına sebep olmuştu.

Sonra kutlu haneye yöneldiler. Allah Resulü divan üzerinde yatmakta.. üzeri beyaz bir bezle örtülü.. yüzünü açıp ağlamaya başladı kutlu insan. Göz yaşları efendisinin sakallarına damladı.. sonra eğilip alnından öptü.. ‘Yaşarken ne güzeldin. Ölürken ne güzelsin.’ deyip örtüyü kapattı.

Ve dışarı çıktı.. kendisinin neden peygamberlerden sonra en büyük olduğunu gösterircesine, halkı topladı ve kendine getirdi..

Kim M…..d’e tapıyorsa.. bilsin ki artık o öldü. Ama kim Allah’a tapıyorsa bilsin ki, o hayyum ve kayyumdur……….

Ve dağılan ashap toplanarak, defin işleriyle halife seçimiyle ilgilendi…

Kutlu insan her düzenin toparlayıcısı… Allah resulünü nereye gömsek?

‘Ben kendisinden işittim ki, peygamberler vefat ettiği yere gömülür.’ Hz. Aişe’nin hanesi böyle büyük bir lütufa daha sahip. Hem öldüklerinde oradaydı, hemde kıyamete kadar orada olacaktı.

Hayber’de dönümlerce hurmalık… Allah Resulünün tek mirası.. diğer tüm varlığını sağlığında dağıtmışlar.. şimdi sorun o hurmalıklar ne olacak.. kızı Hz. Fatıma’ ya mı verilecek? Kızları da zaten babasından kalan mirası istemekte halifeden..

‘Ben işittim ki, peygamberler miras bırakmazlar.. nebilerin malı müminlerindir.’ Kutlu insan bu derde de çare bulmuştur…

Henüz Allah Resulü defin edilmemişken, Medine’de bir kargaşa….. Ensar, halife seçimlerini konuşuyor ve kendilerinden bir yönetici, muhacirden bir yönetici gelmesini istiyordu.

El atılmasa büyük fitne patlak verecek. Kutlu insan hemen yanına Ebu Ubeyde bin Cerrah’ı ve Hz. Ömer’i alarak Ensar topluluğuna vardı. Yöneticinin Kureyş ten seçileceğini ve iki aday getirdiğini söyledi. Oysa ki halifeliğe en layık kendisi idi…. Hz. Ömer bunu belirterek hemen kendisinden biat aldı ve arkasından Ebu Ubeyde ve Ensar ve tüm Medine….

Kutlu insan yine bir dağınıklığı düzletmişti….

Allah Resulü buyurdu ki: ‘Güneş, insanlar arasında(peygamberler hariç) Ebu Bekir’den daha hayırlı bir kimse üzerine doğmadı.’

Allah bu büyüklerin yolundan ayırmasın bizleri….

IB
15.09.2009 17:32
#44

Ağzıma gelen zehri tadıyorum

Hayber’de yediğim, keçiyi anımsıyorum

 

Allah Resulü Hayber’in fethindeler. Son Yahudi kalesi Ceziret’ül Arap’tan kazınmış…

Bir Yahudi kadın Allah Resulüne ve ashabına bir keçi ikram etmişler.. ve hepsi sofrada. Allah Resulü ilk lokmayı ağzına aldığında et ona zehirli olduğunu haber verip, yememesi gerektiğini bildirir.

Ve hemen lokmayı çıkarırlar ve ashabına yememesi gerektiğini söylerler. Lakin bir tanesi yutmuştur bile.. yarım saat geçmeden o efendimiz vefat ederler.. şehit rütbesi ile..

Yaşarken hayatın en üst rütbelerini takan Allah Resulü ölürken de elbette en büyük rütbeyle ölmeliydi… şehitlikle..

Ve Allah Teala, habibinin vefatına yakın, Hayber’de aldığı zehrin etkisini göstermiş, Allah Resulü: ‘Zehrin damarlarımda gezdiğini hissediyorum.’ demişti.

Ve zehirlenmek yolu ile ölümün en şerefli hâli, en şerefli insana nasip olmuş; Allah Resulü, sevgilisinin yanına bütün üstünlüklerle çıkmıştı…

……………………………………….

IB
16.09.2009 12:00
#45

Ben ki başbuğuyum insanlık ordusunun

Ve kuru ekmek yiyen bir kadın yavrusuyum

 

Bir gün bir bedevi Allah Resulü’nün huzuruna çıkacaktı. İlk kez çıkacağı huzurda nasıl davranacağını bilemedi.

Mescide girdiğinde efendimizin heybetinden o kadar etkilendi ki; vücudu titremeye başladı ve kekeleyerek konuşmasına engel olamadı.

Allah Resulü onu önüne oturttu. Adeta dizleri dizlerine değiyordu. Elini dizine koyarak: ‘Korkma, bende senin gibi kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.’ dedi.

Ve bu incelik hangi devlet reisinde var..

…………………………………………

IB
16.09.2009 22:39
#46

Tüm rejimler toplanın! Şu hükmü geçecek hakkı gösteriniz

Emeğinin karşılığını işçiye, teri kurumadan veriniz……..

 

Ve bin dört yüz yıl evvelden bugünkü sosyalist züppelere tokat gibi cevap….

İslam, hayatın her alanında sorunları izale ettiği gibi içtimai bir sorun hâline gelen ve bir takım densizlerin dillerine doladığı, işçi haklarını koruma altına almış ve bizlere sadece dudağımızda uçuk çıkaracak bir hayrete düşmemize cevaz vermiştir…

Ne ulvi dava.. Allah’ım sen İslam’ı hakiki anlayanlardan eyle……

……………………………..

IB
16.09.2009 22:43
#47

Bu gelen Hale olmalı yanılmıyorum

Vuruş Hatice’nin vuruşu, onu çok özlüyorum

 

Mekke’nin fethi senesi. Fahr-i kainatın doğduyu beldeye geldiğini haber alan eski ahbapları akınla Mekke’ye gelmekte. Allah Resulü, Mekke’de evindeler; yahut bir hanede misafir. Arkadaşlarıyla birlikte sohbetteler. Bir an kapı çaldı.

Adet üzerine mecliste Allah Resulü varsa ve kapı çalarsa O izin vermeden asla kimse başını kaldırmazdı. Fakat bu sefer farklıydı.

Kapı çalındığında Allah Resulü’nün, yüzü kızardı, heyecanlandı ve bir cümle sarf etti. ‘Hatice’ nin vuruşu bu. Kardeşi Hale gelmiş olmalı.’

Şu inceliğe bakınız. Aradan on bir yıl geçmiş. Hala karısının, Haticet-ül Kübra’nın kapı çalışını unutmamış.

Hemen kapıya yöneldi ve kapıyı kendisi açtı. İçeriye davet etti baldızını. Kendi hırkasına altına serdi ve tam bir saat sohbet ettiler…..

O nasıl bir aşktır ki hâla unutulamamış. Nerede Allah Resulünün eşine karşı rikkati, ve nerede bizde ki kabalık..

Her yönüyle Müslüman ideali, Allah Resulüne benzemekten başka hiçbir yoldan geçmez…

…………………………………

IB
16.09.2009 22:44
#48

Makamların en yücesi iki elimdedir

Yetim hamisi dulun gözü, yerimdedir

‘Cennete ilk girecek benim. Fakat cennete girerken bir kadının beni geçmeğe çalıştığını gördüm.. bu kimdir diye sordum.. bana dul kalıpta yetimlerini büyüten kadındır diye cevap verildi….’

Ne mutlu öyle dula…

…………………………….

IB
16.09.2009 22:46
#49

Saadet o kimsenin, imanı nazarımla temelli

Yedi kere saadet sahibi, nazarım imanının emeli

 

Allah Resulü buyurdular ki : ‘ Saadet o kimsenin olsun ki beni gördü ve iman etti. Yedi kere saadet o kimseye olsun ki beni görmeden iman etti.’

Allah bizleri böyle bir makama eriştirdiği için binlerce hamd ne az kalır. İş bu iman üzere ölebilmekte.

Yüzlerce kez saadet o kimsenin olsun ki mümin olarak yaşadı, mümin olarak öldü..

Ne kutlu makam……

…………………………………………….

IB
16.09.2009 22:48
#50

Yalpalanma Ey Kureyş, faiz ayaklarım altındadır

Size sadece hatıram, ehli beytim ve Kuran’dır

 

Allah Resulü, veda haccındalar. Müslümanlara son büyük hutbesini burada gerçekleştirecekler..

Kadınların ve erkeklerin birbirlerindeki haklarını, kan davasını ve faizi ve daha neleri açıklayıp, sınır getirdiği bu konuşmada can alıcı noktalardan bir tanesi.

Kureyş kavmi, tüccar olduğundan ve de memleketleri büyük toplulukların hac merkezi görevi üstlendiğinden para avuçlarına akmakta.

Ve en büyük mesleklerinden birisi, tefecilik. Borç para verip, faizle geri almak. Allah Resulü bunu yasaklıyor.

Kureyş’te çalkantılar.. ilk kaldırılan faiz. Allah Resulünün amcası; Hz. Abbas’ın…..

Ve Allah Resulü insanlığa miras olarak Kuran’ı ve ehl-i beytini bıraktı…

Ne mutlu o varislere..

……………………………………..

IB
16.09.2009 22:56
#51

Ak iplik, karadan nasıl ki seçilir?

Namaz, Mümin’i kafirden öyle seçtirir.

 

 

İmanın temeli olan namaz hakkında efendiler efendisi en makbul köle buyurdular ki; Kafir ile Mümin’i ayıran en belirgin özellik namazıdır..

Ve bizlere düşen bu ayrıntıyı hayatımıza kazımak, abdest uvuzlarımızla diğer mümin ümmetlerden, namazla ile diğer milletlerden ayrılmak..

Hamd kulunun namazlarını kabul eden Allah’ındır..

 

Ve durumumuzu haddim olmayaraktan şöyle bildireyim…

 

 

Hani bu ümmet ki, sekili at gibiydi

Islanan bu uvuzlar, abdest hali miydi?

 

Hani şehir mamur, mescidler sade idi

Mabediyle övünenler, lanetlenenler değil mi?

 

IB
16.09.2009 22:57
#52

Feraset mümine nimet iken İslam bi-basar

Bi-basar İslam bugün mümin değil kalıp basar

IB
19.09.2009 00:04
#53

Gül bahçesinin çıkışına doğru

Damarları çatlatacak bir koku

Tomurcuk edasıyla büyüdü

Açıldı alemlere yaktı gönülleri

 

Sultan Abdulbaki isimleri

Dağıtır nazarıyla rahmetleri

Öyle bir vakar titretir içleri

Medet Sultanım bırakma bizleri

 

Sanki alemler elinde duruyor

Onun çevirişiyle dünya dönüyor

Onunla nura dalıp ışığa batıyor

Efendim bu günahkar sizi bekliyor

 

Beklemek bize düşen pay

Paspas gibi ezilmek ruhuma kar

Efendim ezin bu paspası

Zira hareket eder gemiyle teçhizatı

 

Sultanım dedim

Bilmem ben neyim

Kölesinindir sultan

Bense serseri sokak köpeği

 

Köpek ki bekler kapıda

Sahibinin artığına ortak olmakta

Köpekteki asalete olsaydım sahip

Kalmazdım kapından ayrı ... nasip

IB
19.09.2009 00:06
#54

Ahir zamanda bir zat

Asrı saadet gibi pak

Ait değil buraya

Emanettir dünyaya

 

Menzil diye bir köyde

Dostunu düşünmekte

O nurun menşeinde

Nur doludur her hane

 

Medet sultanım derler

Yüzlerini görürler

Her zaman edepteler

Onunla beraberler

 

Müritleri oldukça

Zirvelerden taşmakta

Görünmez bir yaftayla

Asılmışlar imana

 

Gavs gavs der müritler

Gıpta eder müminler

Cezbelenir görenler

Medet sultanım derler

IB
19.09.2009 00:07
#55

Menzil topraklarında doğan bir gül

Ona bağlı on binlerce bülbül

Her nazarı erdirir kemale

Bülbülleri kalmaz biçare

 

Uzunca boylu vakar ve azamet

Tevazuyla yoğrulmuş Hakka alamet

Erdirir aşkın en yücesine

Daldırır tecellinin en içine

 

Sevgiden yoksun kalmaz bağlısı

Zirvelerde sevilir en aşağısı

Kimi bilmez bu kapıya girdiğini

Ama pişirir güneş habersiz kavunu

 

Hamdım günaha daldım

Bir anlık nimet, kapına vardım

Aşkında yandım farkıma vardım

Pişir beni Gavsım çamur oldum kaldım

 

Keşke toprak olsaydık der miyiz bizde

Yahut denir mi haydi ebedi nimet cennete

Kapından ayırma varırız menzile

Deriz ki evladı Abdulbakiyiz koyun bizi cennete

IB
22.09.2009 10:35
#56

Kalp. Bilmem kaç gram et

Her gün onda kıyamet

En büyük düşmana çekilse set

Ey Ruh! Nefse kıyam et

 

Ben bana en büyük külfet

Durum ortada, meale ne hacet

Ey karanlığa gömülen hüviyet

Muhtacı olduğum kullukta hürriyet

AL
22.09.2009 11:09
#57

Ey karanlığa gömülen hüviyet

Muhtacı olduğum kullukta hürriyet

 

Şiirin çok güzel gönüldaş. Allah razı olsun...

IB
22.09.2009 11:23
#58

Atılmış bir su, fıtratım gereği olan

Ne boş bir adamım, ruhu samanla dolan

IB
22.09.2009 20:48
#59

Ufuklar ötesinde sıkıştım, her şeye kandım

Ve soğukta yandım… çare yok.. Allah’a inandım

DE
22.09.2009 21:48
#60

Ufuklar ötesinde sıkıştım, her şeye kandım

Ve soğukta yandım… çare yok.. Allah’a inandım

 

 

ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM BU BEYİT ÇOK ANLAMLI...FEYZİN ,İLMİN BOL OLSUN...

IB
23.09.2009 12:19
#61

Tek, çokta gizli; çokta teke müptela

Sevmek, hangisinde götürücü Allah Tealaya

IB
23.10.2009 20:06
#62

Aydınlığına düçar ilk beşer ben miyim şemsin

Dedi Adem; faş olmaya müebbet mahkum sensin

 

Ben ki, örtünürken en zifiri karanlığı; heyhat

Bir nazar-ı namahrem mi sırrımı eyledi berbat

 

Günah denilen, mihrakı ben olan bir mikap

Affet sen affet, müdavim günahkarı Ey Rab

IB
23.10.2009 20:07
#63

Yetmedi ki yetmeler, gayrı yalnız yalın

Aldı aldı doymadı, "vermeler" heves kalın

 

Kesafet nazar, bir lütuf edinde yetişin

Ey kervan ulusu! şu doymaz kör nefs ile kesişin.

IB
02.11.2009 13:04
#64

Ahiri yok bakışlarım, bi basar ahvale bend

Fikir vakfesinde felc'im, kıyam haline bend

 

Mevcudun yekunu hep sifir. Buud ışığa bend

Işık alemce makbul. Alem fikren güneşe bend

IB
30.01.2010 17:46
#65

Adım adım Rahman'a yükselmek mi idi niyaz?

 

O'nu unutup, "çukur" olmak değil mi inkıyaz.

 

(3 ay aradan sonra şiire devam..)

18.03.2010 23:24
#66
Ölüm giz dolu, ne ayandır ölü

Sükut çığıdır yatanların köyü

Meyyit kalp ise nefese ne hacet?

Bir çığlık kopar, ardından sükut et

 

 

kalemine sağlık kardeşim gerçekten çok hoş Rabbim yazdıklarımızı hissetmeyide nasip etsin..

_M
18.03.2010 23:52
#67
Menzil topraklarında doğan bir gül

Ona bağlı on binlerce bülbül

Her nazarı erdirir kemale

Bülbülleri kalmaz biçare

 

Uzunca boylu vakar ve azamet

Tevazuyla yoğrulmuş Hakka alamet

Erdirir aşkın en yücesine

Daldırır tecellinin en içine

 

Sevgiden yoksun kalmaz bağlısı

Zirvelerde sevilir en aşağısı

Kimi bilmez bu kapıya girdiğini

Ama pişirir güneş habersiz kavunu

 

Hamdım günaha daldım

Bir anlık nimet, kapına vardım

Aşkında yandım farkıma vardım

Pişir beni Gavsım çamur oldum kaldım

 

Keşke toprak olsaydık der miyiz bizde

Yahut denir mi haydi ebedi nimet cennete

Kapından ayırma varırız menzile

Deriz ki evladı Abdulbakiyiz koyun bizi cennete

 

:)

EL
19.03.2010 07:39
#68
‘Kalmasın üzerinde kul hakkı sevgilimin’

Kul denilen olsa dahi anne ve baba

Yok sayılsın günahları yetimin ümmetinin

‘Yeter ki göster o ümmeti çekilmesin hesaba’

 

Okurken tüylerim diken diken oldu bir an o hesap günü gözümün önüne geldi...İnşallah bu yolda daha ilerilere gidersiniz ,tebrik ederim...

KA
16.05.2010 21:25
#69
Atılmış bir su, fıtratım gereği olan

Ne boş bir adamım, ruhu samanla dolan

 

İlim de derinleşen ve bu ilimlede amel eden irfan ve kemal sahibi tasavvufun şerbetini içen zatlar

nefsi emmarenin menfi telkinlerinden sıyrılarak hakikate perde aralayıp mütevaziliğin doruk noktasını müşahede ederler.

Bu şiirdeki ruh halet-i buna müdrik olan zevatın terennümüdür, tezahürüdür.

Ol kişi tevazuda ne kadar derinleşir ise Hak katında da zıttı teşekkül eder ve o denli yüksek payelere erer.

 

Allah razı olsun kardeşimden

Bizi tefekküre salan sözlerinden

Temiz pak özlerinden ,

Ne kadar bahsetsek azdır.

 

(İstirham; bu şiirlerin devamını sabırsızlıkla beklemekteyiz)

Esselamu Aleyküm ve rahmetullah ve berekatühü.

NE
17.05.2010 20:14
#70

şiirleriniz çok güzel Allah razı olsun devamı gelir inşAllah

KU
04.07.2010 21:51
#71

Evvelin atılmış su; ahirin kokuşmuş et

 

Buna rağmen Ey benî Adem, ne bu azamet?

SE
04.07.2010 23:06
#72

her zaman ki gibi güzel

KA
10.07.2010 02:18
#73
Evvelin atılmış su; ahirin kokuşmuş et

 

Buna rağmen Ey benî Adem, ne bu azamet?

 

 

Kibirden gözlerinin önünü göremeyen burnu bulutlara sürten dünyayı ben yarattım edasında adeta kibir heykeli olmuş insanlara ne de güzel cevap.

SA
04.08.2010 17:45
#74
Ey kulum! Sana benden daha yakın olabilecek kim?

Şah damarınla aranda ramak sayan ilmim..

Hepsi muazzam. Rabbim sizi zat denizine katsın, orada boğulun.. bu nasıl farkındalıktır!sustum.

RA
18.08.2010 17:35
#75
Meyyit kalp ise nefese ne hacet?

Bir çığlık kopar, ardından sükut et

 

Maşâllah kardeşim, kalemine sağlık..

 

Tâkip ediyoruz, bu aralar sükûnet hâlindesin.. Konuyu güncellemiş olayım..

KU
18.08.2010 18:48
#76
Tâkip ediyoruz, bu aralar sükûnet hâlindesin.. Konuyu güncellemiş olayım..

 

 

 

 

Kafamızdaki bulutlar; gönlünümüzü kapladı. Ondan artık bir şeyler sadır olmuyor bu bünyeden.. Allah razı olsun.. Hayırlısına varırırz inşaalah

KA
18.08.2010 18:58
#77

Cenabı hak arız olan bu karanlık bulutları tez zamanda izale etsin kardeşim, bu bünye öyle bünyeki buudunda ne cevherler ne hazineler gizli yeri ve zamanı geldiğinde Allah'ın (c.c) izniyle bir çoğu inkişaf olunur tıpkı açılmayı gül olmayı bekleyen goncalar gibi goncalarda gül olunca bu güzelliklerin kâbına varılmaz inşallah...

dua ile....

KU
20.08.2010 08:45
#78

Bir çocuk saflığıyla yokluğu yoklasam

O saflığı ne olurdu ömür boyu saklasam

 

 

 

 

 

................

 

kat kat zırhlarla zamanı sarıyorum

nafile! zaman her zırhı delen bir ok.. sanıyorum

 

elimde çomakla kurcalarken zamanı, sınanıyorum

zaman, yağmurda rahmet, rahmet de letafet inanıyorum

 

anımsamak varken, anlamaya ne hacet; bırakıyorum

zamana hükm için, zamana kapıları kapatıyorum

 

 

........

 

Kaybettim

Vazgeçtim

Terk ettim

Kahrettim

 

Bıraktım hevesleri

Kovdum ümitleri

Hüzne kapım duvar

Bir şey içimde, içimde bir şey var

 

Mahvettim

Yok ettim

Sabrettim

Cenk ettim

 

Yokluk barınak

Varlık sağanak

Benlik sığınak

Ölüm kaçamak

 

Var… yok.. garip

Gariplikte gariplik

Gönül ipekten ip

Altı derin serinlik

 

Bilmem ki ne ettim

Sıfırı yoka tükettim

Kendimi hiçe ürettim

Yok ettim de yok ettim

 

 

............

 

 

 

 

Sövüyorsa ahir, tahire

Selamsızsa zahid, abide

Hınzır doğurmuşsa halis mümine

Ey sükutu beşer! Sökülün çığlık çığlık

Toprak altı, hayra koşan topluluk

 

Uyuyamazsa aç iken komşusu

Hesaba çekmişse cepteki bolluğu

Tercih ederse, varlığa yokluğu

Dirilin Ey kabri Ehil, dirilin şenliğe

Toprak bezenmiş süsünü, hayır onun üstünde

 

 

.....

 

 

 

 

Hayatın kuytusu an…(ladım)

Kuytuya baktım yok...(ladım)

 

 

 

...

 

Kafa kağıdında ibare İslam

İslam yaşadığın mıdır Ey insan!

Cesedden cesede hatırlar niçin?

Gelmedi İslam ölü gömmek için.

 

Yaşarken insan İslamdan kaçsa da

Ölüsü yine gelir musallaya

Ruh yaptığı amelle geri döner

İslam’ı, yaşayanı İslam gömer

 

 

..........

 

 

 

 

Elleri kuruyacak Ebu Leheb’in

Zira düşmanıydı Allah habibinin

Hayırsızdı ona malı ve evladı

Çünkü yoktu Hakka imanı

 

Alevli bir ateşti kazancı

Karısı da ona odun hamalı

Boynunda bükülmüş bir iple

İzler kocasını ateşler içinde

.........

 

 

 

 

 

Arşivden bir kaç senelikler... bende yeni buldum

FU
20.08.2010 15:46
#79

Bir çocuk saflığıyla yokluğu yoklasam

O saflığı ne olurdu ömür boyu saklasam

 

Maşallah çok güzel hepsi !!

KU
04.09.2010 15:57
#80

Nebi aleyhisselam, Mescid-i Nebevi'de

 

Hutbe irad ederdi; bir kütük üzerinde

 

 

 

 

O mübarek kütük; kurumuş hurma idi

 

Alemlerin fahrine; pek  sevimli idi

 

 

 

 

Bir vakit sahabesi; bir minber yaptırdılar

 

Üç basamaklı minberi; peygambere sundular

 

 

 

 

Rasulullah pek bir sevindi; bu hediyeye

 

Hemen kütüğü bırakıp; yöneldiler minbere

 

 

 

 

Ashab pek şaşırdı; etraflarına baktılar

 

Mescide girmiş; bir deve aradılar

 

 

 

 

Zira öyle ses vardı ki; mescidin içinde

 

Annesini çağıran bir deve nispetinde

 

 

 

 

Resule emir geldi; git kütüğü sıvazla

 

Hasretlendi ardından; susmaz yoksa bu nazla

 

 

 

 

Değdi ona elini; Kutlu Nebi gülerek

 

Teklif götürdü ona; iki seçenek vererek

 

 

 

 

Dilersen Rabbim seni; eski haline soksun

 

Yahut cennetine alıp; Ümmetime sunsun

 

 

 

 

İstedi o kütük; cennete girebilsin

 

Orada bile nebiyi; hep görebilsin

 

 

 

 

Resul dua buyurdu; kütüğün isteğince

 

O an toprak açıldı ve kapandı gömülünce

 

 

 

 

Sonra bu minberde; çok olay vaki oldu

 

Bunlardan bir tanesi; şöyle vuku buldu

 

 

 

 

Yaklaşın buyurdu Nebi; minberin etrafına

 

Resul "Amin" buyurdu; ashab şaştı  duruma

 

 

 

 

Zira ilk kez böyle bir olay işittiler

 

Duasız "Amin"e; garabet atfettiler

 

 

 

 

Nebi ikinci basamakta "Amin"i tekrarladı

 

Üçüncü "Amin"den sonra durumu açıkladı

 

 

 

 

Merak mı ediyorsunuz; duasız "Amin"imi

 

Garib mi sayıyorsunuz; üç basamak; üç amini

 

 

 

 

Sahabe buyurdu; Ya Rasulullah vallahi de

 

Şahit olmadık bu işe senden; daha öncelerde

 

 

 

 

Nebi buyurdu; o vakit ilk basamaktayken 

 

Cibril gelip dua etti; Amin dedim ben

 

 

 

 

Dedi Ya Rasulullah; uzak olsun rahmetten

 

Tembellik duyanlar; sana salat etmekten

 

 

 

 

Sonra devam ile dedi; rahmetten uzak dursun

 

Ramazan girdiği halde; kendini uzak tutsun

 

 

 

 

Sonra şöyle dedi ki; veyl O'na olsun 

 

Ana babası yaşlı iken; duaya uzak kalsın.

 

 

 

 

Ben de hepsine tek tek "Amin" buyurdum

 

Mescid-i Nebevi'den ümmetime duyurdum

KA
07.09.2010 00:18
#81

Mühim bir ibret vesikası ve numune-i imtisal.

 

Medine-i Münevvere'de bahsi geçen bu hadise adeta insanın iliklerine işliyor.Hurma kütüğü lisanı hal ile ben senin nuraniyetinin nuruyla beslendim bu hazdan ayrılamam ben baki olanı ve seni isterim beni öyle göm ki öyle yok etki senin nurunla dirilip ebedi olayım şeklinde Efendimiz' den(s.a.v) talepde bulunuyor.

İnsanın bu noktada kendini sorgulaması gerekiyor bir hurma kütüğü kadar Efendimiz'e(s.a.v) hasret duyuyor muyuz? Ayrılığın, uzaklığın hicranını, elemini bir kütük kadar iç alemimizde yaşayabiliyor muyuz? Onun gibi yanık bir eda ile feryad-ı figan edip sesimizi duyurabiliyor muyuz?

 

Başka bir zaviyeden!

 

Bir kütüğün bile ızdırabına, uğunmalarına, inlemelerine karşı kayıtsız kalmayan kütüğün arzularına ulaşması için dua eden ümmeti ümmeti nidaları ile mübarek ömrünü ümmetine adayan Efendimiz (s.a.v) bizim en ufak çabamıza, sevgimize, alakamıza kayıtsız kalır mı? Muhasebesini yapmak icap ediyor.

 

Yâ Rabbî! O senin Habîbinin muhabbetinden ağlayan hurma kütüğünün hâlinden bizlere ve kardeşime bir muhabbet hissesi nasîb eyle!Amin.

 

Gönlüne, hislerine sağlık kardeşim.

Dua ile...

KU
24.12.2010 20:36
#82

Sanma salik sen tehiri, Rabbinin ihmalidir bu

İlticaya kavuş hemen, Rabbinin imhalidir bu

 

 

KU
02.02.2013 21:33
#83

Şiir demeyelim de; nacizane Osmanlıca karşı cinse açılma repliklerinden kalemime bulaşan bir kaç hayal ürünün bir tanesi...

 

Umk-u kalbime culüs-ü saltanat-ı şahanenize müteakiben bendeniz olma şeref-i aliinizi bahşettiğiniz şol fakirin ihya ve mesrur-u çün nazar-ı şefkat ve aşkınızı bir lahza dahi olsa gözlerime rabtetmeniz hem kifayet hem de ademi hayatıma bend olacaktır..

SS
03.02.2013 02:08
#84
Umk-u kalbime culüs-ü saltanat-ı şahanenize müteakiben bendeniz olma şeref-i aliinizi bahşettiğiniz şol fakirin ihya ve mesrur-u çün nazar-ı şefkat ve aşkınızı bir lahza dahi olsa gözlerime rabtetmeniz hem kifayet hem de ademi hayatıma bend olacaktır..

 

Yalnız şu replik sonrası, Osmanlıca karşı cinse açılma sanatından soğudum naçizane. Eleştiri kabul ediyorsanız mümkünse hiç girmeyin bu alana. Şiirleriniz daha anlaşılıyor hem... :)

KU
03.02.2013 02:12
#85

))))

mesele anlaşılmamaksa eğer zaten bizde bunu anlayanı arıyoruz...)))

yok hoş değilse yani olmamışsa çalışırız efendim))

KU
07.02.2013 00:39
#86

Memalik i kalbiyemin melike i yekta i nar i nazarınız ile kül ve kor ettiğiniz kalb i bahtsızimi aşkı bünyan şehr i hasret i cemalinize tedvilu çün sebebi sürur u hayatım cevabı müspet i şahanenizi bahşediniz sultanim

MU
07.02.2013 15:17
#87

Bu cümlelere hayır diyecek bir hemcinsim yoktur eminim. Tek bir şartta hayır der, kesin anlamamıştır.

 

Hayırlı olsun, Allah tamamına erdirsin. Tahayyülden tahakkuka tebeddül eder elbet.

KU
07.02.2013 20:52
#88

Prensin kül kedisini ararken kullandığı taktiği kullanmayı düşünmeye başladım... elde ayakkabı teki ile kapı kapı gezmesi gibi elimde pusula kapı kapı gezip anlayanı mı bulsam))

MU
17.02.2013 21:13
#89

Kardeş Kureyşi, size çalışmalarınızda işinize yaracak bir metin buldum. Çok sevimli, hoş. İstifade edin bence.Yanına bir misvak, bir seccade hediye. İş tamam :shiny: Buyrun

 

"seni ilk gördüğümde aniden çakan şimşek gibi titrettin bedenimi.. dedim "sübhanallah" ürkekti bakışların başın önde çocuksu bir masumiyet belirdi gülüşünün kıyılarında.. bayramlığını koynuna alıp yatan çocuğun heyecanı ile beklemeye başladım yarınları.. yağmurlu bir gündü. hani filmlerde yaşanır anca bunlar derler ya o türdendi bizimkisi. bana sorarsan hala bir rüyadayım uyanmak istemediğim. şemsiye aşktır. aşıkların ilk yuvasıdır. söyler misin bana yağmurdan mı aldın gözlerini.. yağdırma gözlerini üzerime kirpiklerim dayanmaz.. utanınca kızaran yanağın mı yoksa beliren gamzen mi seni böylesine eşsiz kılan..

yüzüm seninle gülüyor hayat seninle anlamlı.. adımı söyleyince fenerbahçenin attığı gol kadar mutlu oluyorum. sabah günaydınım akşam rüyalarda buluşalımımsın. beni mutlu etmekle mutlu olan.. bazen annemin sarılışındaki benimsemede bazen babamın sevgisini belli etmese de yüreğindeki büyüklükte buluyorum seni.. hayata yeniden doğdum.. gülüşlerimi buldum sözlerinde, huzuru buldum gözlerinde.. yeniden tanımaya başladım çevremi.. artık güller daha bir güzel kokuyor papatyalar daha bir gösterişli.. yediğim patates kızartması bile daha bir lezzetli.. izlediğim leyla ile mecnun daha bir özel. Bugüne kadar başıma gelen en anlamlı şeysin. Duamsın.. Hangi iyiliğim karşılığımda Allah seni bana ihsan etti bilemiyorum. Şükrümsün.. İlk günden beri huzurumun karşılığısın. Kişi (kıyamette) sevdiği ile beraberdir buyuruyor peygamberim.. Birlikte komşu olsak ya, Resulullaha.. Bundan sonra en büyük mutluluğum seni mutlu etmektir..

 

sevmek güzeldir sevmenin günü yoktur sevene her gün bayram :)"

 

Bir ilahiyatçıdan döküleni budur. Neler var Allah'ım ya. Fenerbahçe'nin attığı gol kadar mutluluk ha..

 

Neyse ben hizmetimi yaptım kenara çekileyim :) Komik ama bayağı.

KU
18.02.2013 21:11
#90

.... Yok!.... tutmadı pek; sarmadı beni... efendim ben ahşap konakların cumbalarının yaptığı gölgelerin kararttığı arnavut kaldırımlı yolda; arkasından bakakaldığım peçeli yarin hayalindeyim...

Fenerbahçenin attığı gol bilmem ne dizisi biraz zamane işleri...

Göksu koylarında çarşafının siyahlığından gözlerimin kamaşıp şemsiyesinin altında gözlerimi oğuşturmak.... kiralanan sandalda derya sefası yapmak.. ne bilim çok mu eski şeyler yok mudur bu zamanda bunlar.. herşey bir kafede iki yudum bardak çayın içinde atılan bir temel üzere mi yükselir şimdi.....

zamanla beraber her şey kayıyor ellerimizden..

KU
01.06.2015 19:14
#91

Hohlaya hohlaya erittiği buz dağlarının sonrasında, ortaya çıkan çamur arasında beliren bir filizin yahut en aşağı 200 sene batının kanalizasyon artıklarının altında kalan bir kıvılcımın devamı olan bir gençliğin, hamurunu yoğuranlar silsilesinin bir neferini, fikir işçisinin tanıması demektir Necip Fazıl’ı anlamak…

‘Zaman bendedir ve mekan bana emanettir ‘ nidasını agorada haykırmak şecaatine namzet bir gençlik, kaybettiği kutlu asırları yeniden yakalayabilmek için anlamalıdır üstadı…

Büyük bir kan değişimine uğramış, kısa bir sürede kıyafeti müzelik ve alfabesi mazi, bütün ilmi birikimi kütüphanede mahsur kalan, cüceleştirilmiş bir devin mazisini sorabilmeyi ve ceketinin astarında kaybettiği güneşe yeniden kavuşmak gayreti Necip Fazıl’ı anlamak demektir.

Necip Fazıl başbakanlık marifetiyle verilen, gazete ve dergilerde ‘Allahtan ve ahlaktan bahsetmek yasaktır’ emrine karşı: ‘Haluk’a isyan edene itaat edilmez!’ düsturu ile karşı koymak demektir haksızlıklara…

 

‘Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız

Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız.’ diyerek , büyük velinin mistik şairde bıraktığı etkiyi;

‘Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri,

Sadece beyni zonk zonk sızlayanlardan biri…’ mısraları ile de hayatının dönüm noktasından bahseden üstad, dünyadan ahirete beşeri alakalardan ilahi gayeye geçişi anlamanın formülünü öğretir bizlere…

 

Bilimde, sanatta, şunda ve bunda ne kadar rütbe varsa takınıp tasavvuf kapısının kıtmirinin makamı budur deyip, bu kıtmirin sahibini düşünün demek ;

‘kayboldum sende

Sende tükendim

Sordum aynaya

Hani ya kendim

Benim efendim’ diyerekte şeyhte fani olmanın makamını müşahade için, üstadı tasavvuf ehliyim diyenin anlaması gerekir…

 

Yeni asır islam cihadının üzerine kurulu olduğu üç alanda ilmi destek vardır: din ilmi, tarih ilmi ve dil ilmi…

Bu üç sermaye ile meydanlarda islam sancağını tasımakla mükellef İslam genci, Necip Fazıl’da bu üç silahı kullanmasını öğrenecektir.

Bir hoca vasfı kadar din ilmine vakıf olan üstad, ehli sünnet müdafisi olmuş, yeni asrın sapkın kollarından olan reformistlerle mücadele etmiş, saf Ehl-i Sünnet yolunu temizleyerek gençlere:

‘işte iz, geliniz!’ diyerek takip edilmesi gereken üslubu göstermiştir.

Geçmiş ile bağlantısı olmayan bir toplumun boşlukta kalıp, ilk esen rüzgarda hesapsızca savrulan yaprak misali olması nasıl kaçınılmazsa; yanliş liderler peşinde tersiri ile esen topluluk olmamak için yine Necip Fazıl bir set çekmiştir şuursuz kalabalıklara…

‘Bize düşen borç asırlık zamanlardan tarihi temizlemek sahte kahramanlardan..’

Ve üçüncü silah olan dil; Necip Fazıl’ın elinde her şekle giren bir oyun hamuru gibi, İslam davasını sırtlayan bir hamle olmuştur. Pateur’un mikrobu keşfettiği asırda ‘Allaha nasıl inanayım?’ diye soran küfür yobazına, ‘Siz delil aldığınız adamı dahi delil alarak kullanmaktan acizsiniz, halbuki Pasteur’un mikrobukeşfi ile, birtek mikrop bile bir yaratıcının varlığına delil olur , demiştir’ diyerek hasmını susturmuştur.

 

‘Fezada Allah diye bir şey yok, iddiası,

gel gör kaç füzeye denk bir müminin duası…’diyerek İslam sermayesının hiçbir sistem ve ideoloji ile kıyas kabul etmeyeceğini aleme nakşetmiştir.

 

‘Anladım işi; sanat, Allah’ı aramakmış,

Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.’

Evet necip fazılı anlamak modern asırda islamı anlamaktır