SAHAFTAN ALDIM BİR TANE EVE GELDİM BEŞ TANE
Çarşıda gezerken Sahaflara düşüyor yolum, yeni gelen kitaplara bakalım derken güzel bir kitap çıkıyor karşıma. Daha önce Kitabevlerinde defalarca gördüğüm kaliteli eserin (Umay Türkeş, Türklerin Tarihi) fiyatını soruyorum. Normalin beşte biri kadar bir fiyat alınca büyük bir sevinçle kapıyorum bu fırsatı, dolayısıyla kitabı.
Eve gelince, en az bir kitabı okumak kadar haz veren kitap karıştırma eylemine geçiyorum ve kitabın iç sayfalarında Van Devlet Kütüphânesinin mühürlerini görüyorum. Kitabın arka kapağını çevirince kitap cebi tarafında belirgin bir iz görüyorum, kitabın alt orta kısmındaki numara bölümündeki izi görünce eserin devlet kütüphânesine ait olduğundan şüphem kalmıyor ve sonraki gün Kütüphânenin ödünç kitaplarını vermeye giderken yol üstünde sahafa uğrayıp meseleyi anlatıyorum. Günde yüzlerce kitap satın aldıklarını kütüphânenin kitaplarını almadıklarını, inceleme esnasında ilk ve son sayfalara dikkatle baktıklarını, mezkur eserin gözden kaçtığını söylüyor. Kitabı iade edip yeni kitap almayı düşünüyorum ilk etapta. Uygun bir şey bulamayınca da piyasa değeri yüksek olan kitabı iade etmek içime sinmiyor ve Kütüphâneye doğru yola koyuluyorum.
Durumu görevli memura anlatınca hemen müdüre yönlendiriyor. Müdür Beye durumu anlatınca çok memnun oluyor ve defalarca teşekkür ediyor. Bununla da yetinmeyip Kütüphâneye hediye edilen kitaplarla dolu odadan iade ettiğim eserin on katı kadar kıymetli birkaç eser hediye ediyor: Önce Said Öztürkün Osmanlı Salnâmelerinde Maraş Sancağı adlı eserin ansiklopedi boyutlarındaki iki cildini veriyor. Bunun maddi açıdan fazlaca kıymetli olduğunu söylüyorum; ancak Müdür Beyin ısrarıyla alıyorum. İkinci olarak İbrahim Kafesoğlu, Halil İnalcık gibi Tarihçilerin makalelerini de barındıran Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsünün yayınlarının çıkardığı Türk Kültürü Dergisinin 1964-65 tarihli
(Yıl: III, Sayı-25-36) kitap şeklindeki sayısını hediye ediyor.
Bu arada istediğim kitabı alabileceğimi söylüyor, ilk gözüme çarpan Kültür Bakanlığının Dünyada Türkiye adlı kitapçığı oluyor.
Sonrasında Müdür Bey, Sahaflarla daha önce konuştuklarını, esaslı bir tedbir gerektiğini söylüyor. Benzer olayların yaşanmaması için Sahafların kitap alım satımına dikkat etmesi gerektiğini bildiriyor. Fazla zamanım olmadığı için izin istiyorum, Müdür Bey adresimizi alarak bir de Teşekkür Belgesi veriyor. Bunun karne gününe denk gelmesi ise bir tevafuk eseri olarak yer ediyor zihnimde!
Defalarca uğradığım Sahafların önünden geçerken birin beşe tekabülünü düşünüyorum ve yalnızca bir vazifeyi yerine getirmiş iken, bir koyup beş almayı düşünmezken, birden beşe, beşten sonsuzluğa uzanan yolu arşınlıyorum, zihinsel ve düşsel dünyamda!
M.Fatih Akbay, 23.01.09, Cuma, Van.