Terve ...
Sonunda ! :D Sabirsizlikla bekledigim anlardan bir tanesiydi. Kolay olmadi. Sekiz ay bu is icin cirpinip durdum. Nihayet buradayiz. Simdi arkama donup baktigimda, havalimaninda elimde on kilo ile deli gibi kostugumu hatirliyorum ve de ucakta koltuga oturdugum ani. Bir rahatlik...
Yanimdaki guzel kiz, Letonyaliymis. Rigaya gidiyormus. Turkiyeye neden geldigini sordugumda, erkek arkadasini gormek icin geldigini soyledi. Letonyadan Mersine gitmek, onun icin bir mutluluk tabii. Arkadaslariyla aralarinda 10 dakika olan kisilere de buradan duyrulur...
Kiz bana macerasini anlatmaya basladi uzun uzun. Ingilizce harika bu arada :D Erkek arkadasi kaza yapmis, yok parasi kaybolmus, aktarmali gidiyormus, yorgunmus falan. Bana soru sordugunda ise bir 7 saniye bakisiyoruz. Kafamda cumle kuruyorum :D Gulustuk benim bu halime tabii. Benden bir yas kucuk olmasi da ayrica sasirtti beni. Liseyi yeni bitirmis. Nasil bir sistemse artik?
Parfumu guzel kokuyordu ama. :D
E indik... Yorgunluktan oluyorum. Saat 00.45. Millet nereye ben oraya. 38 kilo elimde. Ben kadar. Iste bu ay anca 43.80 olabildim ilaclarla.
Pasaport kontrolundeyiz. Adam bir seyer soruyor bana. Anlayamiyorum. Meger Fince konusuyor. Gec anladik bunu. Dedim Fince mince bilmiyorum ben :D Neden gelmisim, nereye gidecekmisim, hangi Universirede okuayacakmisim, bir suru soru. Cevapladim ve nihayet Helsinki diyebildim.
Kapi acildi ve sanirim bu dedigim kisiye dogru ilerledim.
- Umran hanim?
Bavullari bagaja yerlestirdik ve evin yolunu tuttuk. Havaalani ve kalacagim ev arasinda yapilan 30 dakikacik sohbeti sanirim bir daha unutamam.
Ev, Yasemin Abla ve ben. Sabah namazini kildiktan sonra (02.00) yatip uyuduk...
...
Ertesi gun ayri macera tabii...
Once bir Turk aileye konuk olduk. Guzel bir kahvaltinin ardindan merkeze gectik. Aylardir fotograflarina bakip, hayalini kurdugum yerdeydim artik. Duzenli bir sehir Helsinki. Finliler en ince ayrintiyi dusunecek kadar zeki, son ana kadar panik yapmayacak kadar sakin insanlar. 29 Agustosta Rovaniemi'ye gitmek icin tren biletini aldigimda o kadar heyecanli ve saskindim ki. Kadinla birbirimize bakip gulustuk devamli.
- Ya Yasemin abla konus iste ya...
Yok. Yok yok :D Ingilizcem yok diyor. Ingilizcem yok diyen insan bana 29 demeyi ogretti. Soyle ki "Agustosun 29'unda Roveniemi'ye bilet" diyecegim ama o 29 da kaldim. Tam bir utanc tablosu. Yasemin abla fisildiyor :
"tventi nayn. tvnti nayn.. " Kadin guluyor ben guluyorum, Yasemin ablaya baksam zaten olanlar olacak bana...
Ama anlastik sonunda yahu :D
Moralime moral katan bir sey oldu Helsinkide dolasirken. Ayna programini seyreden orada pazarlarin kuruldugunu gormustur. Yasemin abla bana oranin meyvelerini gosterirken, gorevli kiz bize selamn aleykum dedi. Selamini aldiktan sonra nerden geldigimizi sordu. Turkiye deyince : " oooooo Fenerbahceee, puffff Galatasaraaay" demez mi. Orasi oldu bir SaRaCoGLu, kizla sampiyon naralari atiyoruz :D
Guzeldi. Her sey guzel...
Dualarla...
Moi moi