Fetih 1453 filmi geçtiğimiz günlerde vizyona girdi.
Keşke girmez olsaydı!
Çok konuşuldu, fragmanları yayınlandı, tanıtımları yapıldı. Film hakkında pek çok ayrıntılı şeyler yazıldı çizildi.
İstanbul’un Fethi’nin beyaz perdeye aktarılmasını hep hayal eden, hayal etmekle de kalmayıp zihninde senaryosunu yazan birisi olarak filmi izlemek istedim.
İzlemek istedim, zira kütüphaneci ve sanat tarihçi olarak filmdeki müsbet ve menfi durumları okuyucularımla paylaşmalıydım.
Ve şimdi, insana “Edep Ya Hu” dedirten bu filmi izlemiş birisi olarak bu satırları sizlerle paylaşıyorum.
Filmin kadrosu hakkında zaten olumsuz bir izlenimim vardı. Filmi izledikten sonra da taşlar yerine oturmuş oldu.
Şimdi biraz filmin kadrosundan bahsedelim.
Yapımcı Faruk Aksoy. Kim bu Faruk Aksoy?
Recep İvedik 1-2-3 ün yapımcısı. Recep İvedik kim? Ahlâk abidesi! bir yapımın karakteri.
İşte o karakteri sinemaya taşıyan da Faruk Aksoy.
Şimdi Faruk Aksoy’a sormak lazım: Recep İvedik 1-2-3, Fetih 1453. Bu ne iş, bu ne çelişki Ya Rab?
Duyduğuma göre, filmin yapımcısı ile muhterem Prof. Dr. İlber Ortaylı arasında şöyle bir diyalog geçiyor filmin yapım aşamasından evvel.
Yapımcı, böyle bir film yapmak istediğini söyleyip hocaya film için danışmanlık teklif ediyor.
İlber hoca ona, “Sen bu işi yapamassın” deyip teklifi reddediyor.
Şayet doğruysa, hay ağzına sağlık hocam.
İyi ki kabul etmeyerek akademik itibarınızı muhafaza etmişsiniz.
İlber Hocayı anlamak lazım. Vizyonu ancak Recep İvedik karakterini sinemaya taşımak olan birisi, Cennet Mekân Fatih Sultan Muhammed Han gibi vizyoner, donanımlı, ilim erbabı, gerçek bir kumandanı nasıl beyaz perdeye aktarabilirdi ki?
Hocanın konuya uydun şöyle de bir sözü var:
"Osmanlı Tarihi, ister kalemle, ister fırçayla ya da şimdiki zamanda sinemayla olsun; bilgisiz ve safdil adamların amiyane yorumlarıyla doludur."
Bu bir kültür, medeniyet meselesidir.
Kitapları karıştırmak yetmiyor. Zarfa değil mazrufa bakmak gerekiyor!
Kanaatimce film yapımcısı kitapların sahifelerini hızlı çevirmiş, sindire sindire, ruhuna nüfûz ederek, sadra şifa olacak şekilde okuyamamış.
Film baştan sona Troy, Kingdom of Heaven, Gladiator tarzı Holywood yapımlarından kopyala yapıştır izlenimi veriyor açıkcası.
Filmin yapımına 17 milyon dolar harcandığı söyleniyor.
Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino’nun da öğretmeni olan bir şahıs şu tespitleri yapmıştır film sektörü açısından: “Holywood'da hiçbir film açıklandığı bütçe ile çekilmez. Acaba bunlar ne yapmışlar dedirtmek için yapılan bir oyundur.”
Şimdi Fetih 1453’ün gerçek bütçesinin ne olduğunu ancak vergi dairesi bilir. Açıklanan 17 milyon dolar rakamı, “Bunlar acaba ne yapmış?” merakını uyandırmak, böylece daha fazla gişe amaçlamak için yapılmış bir taktik olabilir mi?
Gelelim oyunculara:
Fatih Sultan rolünü Devrim Evin’e vermişler. Rolünde oldukça sönük kalan Evin, Fatih’in ruhunu yansıtamamış. Belli ki yönetmen beyaz perdeye gerçek sultanı değil, görmek istediği ihtiraslı bir Sultanı taşımış.
Ulubatlı Hasan’ı İbrahim Çelikkol canlandırmış. Hani şu “İffet” dizisindeki âlemci“Cemil” var ya, işte o!
Gerçekte surlara sancağı diken o maneviyat dolu askeri de Era karakterinde bir kadına meftûn ederek iyice saçmalamışlar. Hani Holywood filmlerinde görmeye aşina olduğumuz savaş içindeki şehvet sahneleri. Fark ne? Burda oynayanlar Türk oğlu Türk!
Sinemada profesyonellik esastır, kimseyi oynadığı olumsuz karakterlerden dolayı yargılamak haddimize değil. Lâkin yapımın konusuna ve ruhuna uygun bir oyuncu seçimi yapılamamışsa bunu eleştirmek de en doğal hakkımız.
Sultan’ın en önemli askerlerinden birisi olan Ulubatlı, Holywood’daki imansız senaryolardan alınan taklitlerle canlandırılamaz. Bu, en hafif tabirle o tarihi şahsiyete hakarettir!
Filmin başlangıcında , Hz. Peygamber’i kendi evinde misafir etme şerefine erişmiş kutlu bir sahabe olan Ebû Eyyûb El-Ensarî’nin Medine döneminde, Konstantiniyye’nin fethedilmesi ile ilgili hadisi Peygamber Efendimiz’den dinlediğini konu alan sahne var ki, “Çok yazık” dedim.
Bu kadar amatörce bir sahne olamazdı.
“Kolay ve sabırsız filmcilik” anlayışını burda da ayyuka çıkarmış yapımcı.
Medine döneminde konuşulan Arapça aksan belli ki hiç tahkik edilmemiş, kulak tırmalayan bir Arapça aksan belirlenmiş. Burdan da filmin danışmanlarının iyi bir muhakkik olamadıkları kanaati oluştu bende.
Ebû Eyyûb gibi bir sahabeyi canlandırmak için çok yanlış bir karakter seçilmiş; Tuncay Gençkalan. Eyüp Sultan Türbesi'ne gittiğinizde Allah aşkına aklınıza bu adam mı geliyor?
Hele bir Ak Şemseddin faciası var ki sormayın gitsin. Onu da, göbeği 1 arşın öne doğru çıkmış bir halde yansıtmak hiç ama hiç hoş durmamış. Sosyal medyada "Şarapçı gibi çıkmış" diye yorumlar yapıldı.
Oyuncu seçimindeki en iyi tercih Recep Aktuğ olmuş. Konstantin rolünü canlandıran Recep Aktuğ işinin hakkını vermiş.
Bizans Sarayı’nın eğlence hayatını yansıtmak için film aralarına serpiştirilen müstehcen sahneler oldukça sık tekrar etmiş.
Zira temiz olan temiz olmadan, pis olan pislik olmadan razı olmaz hiçbir şeyden!
Kemalât da yaklaşmaz öyle insanların yanına!
Film tam bir savaş filmi. Hiçbir ayrıntıdan kaçmamışlar. Filmin müziklerini Benjamin Wallfisch yapmış. Müzik, sahne geçişlerine göre Batı standardında yapılmış. Müzisyen Wallfisch Itrî'nin tekbirini de kullanmış.
Film çok sık savaş sahneleri ile kesintilere uğruyor. Tam bir savaş filmi diyebilirsiniz.
Savaş filmi olarak değerlendirildiğinde Şahi Topu’nun dökülmesi ve surlara isabet ettiği an, karadan gemilerin yürütülmesi tek etkilendiğim sahneydi diyebilirim.
Film tarihi hatalarla dolu. Araştırmacıların yaptığı açıklamalardan da anlaşıldığına göre yapılan hatalar şöyle:
1- Fethin kronolojik sırası alt üst edilmiş.
2- Kaynaklara göre Eyüp Sultan'ın mezarının fetih sırasında bulunduğuna dair bilgi yok. Tarihçi İbn Kemal Eyüp Sultan'ın mezarının fetihten sonraki yıllarda bulunduğunu ifade etmiştir.
3- Ak Şemseddin kuşatmaya fethin ortasında değil başından beri katılmış ve Sultan'a ve askerlere manevi destek vermiştir.
4- Surların önünde Sultan Fatih ile Bizans İmparatoru'nun bir konuşması yoktur.
5- Bizans imparatorunun cesedi Fatih İstanbul’a girerken bulunmuş gibi gösteriliyor. Bu doğru değildir. İmparatorun cesedi fetihten sonra Fatih’in araştırmaları sonrası bulunmuştur.
6- Kuşatma sırasında Fatih, İstanbul’un kapılarına ve yerleşim yerlerine Türkçe isimleriyle askerlerini yerleştiriyor. Ayvansaray gibi. Fetih’ten önce bu Türkçe veya Türkçeleşmiş isimler kullanılmıyordu.
Ve bazı tarihçilere göre en büyük eksik "Fetih’ten sonra Ayasofya’ya giden Fatih’in buradaki Bizanslılar’a bir konuşma yaptıktan sonra filmin bitirilmesi. Halbuki film Ayasofya’da ezan okunduktan sonra Fatih’in secdeye vardığı anda bitirilseydi çok anlamlı ve etkileyici olurdu."
Ben fetih filmi diyemeyeceğim. Fetih, topyekûn bir medeniyet hadisesi, çağ kapayıp çağ açan bir olgudur. Medine’de ateşlenen ruhun Konstantiniyye’de karşılık bulmasıdır.
Cihân şumul bir devleti âliyye idealiyle yanıp tutuşan, zerrelerine medeniyet nakşolmuş bir Sultan aradım durdum filmde. Ama göremedim. Medine'den başlatılan kutlu davayı okuyamadım Faruk Aksoy’un Fethinde.
Molla Güranileri, Molla Hüsrevleri, Molla Lütfîleri, Ali Kuşçuları, hasılı kelam fethe ruh katanları aradım.
Tam 7 dil bilen Fatih’in çocuklukta aldığı disiplini, adabı erkânı aradım.
Edirne Sarayı’ndaki Fatih’in kütüphanesine ait el yazmalarını aradım.
Fetih sonrasında Eyüp Sultan hazretlerinin kabrinin, Ak Şemseddin ile birlikte büyük bir edep içerisinde nasıl bulunduğunu aradım. Kısacık bir sahne ile geçiştirilmişti.
Fetih sonunda Konstantiniyye’nin yeniden nasıl imar edildiğini, Doğu’dan ve Batı’dan ilim adamları ve sanatkarların şehre nasıl celbolunduğunu müşahade etmek istedim.
Fetih sonrası Ayasofya’da bir Cuma namazı kılmak istedim…Bildiğimiz namaz sahnesi adeta Ortadokslar'ın hatırına feda edilmişti sanki. Acaba bir anlamı da, "Ayasofya ibadete açılmasın" demek miydi?
İstediklerimin hiçbirini Fetih 1453’te bulamadım. Bol bol tribünlere oynanmış bir film.
Açıkcası savaş filmi izlemek, Holywood u yad etmek istiyorsanız buyrun gidin. Ancak benim gibi beklentileriniz çok ise sükût u hayale uğrarsınız!
Film hiçbir medeniyet tasavvuru kesbetmiyor!
Bu işi dosdoğru, adam gibi yapacak birileri olmalıydı. Emin olun o birileri de var. Dua edin de o dostlarımız çıksın ve adam gibi bir Fetih filmine imza atsın.
Ez-cümle, Fetih 1453 ekibine diyorum ki: 1453 Kere Edep Ya Hu!
Aydın Çakırtaş
http://www.habername.com/yazi-aydin-cakirtas-1453-kere-edep-ya-hu-8032.htm