Ahmet Hakan / 20 12 2013
Hürriyet
Ahmet Hakan / 20 12 2013
Hürriyet
Hakikatten memlekette bakanlar ve çocuklarının vurgunu (veya vurgun yaptıkları iddiası diyelim) konuşulacağına hadise çok farklı bir noktaya çekilip mazlumiyet çığlıkları ile örtbas edilmeye çalışılıyor.
Yahu tamam sen mazlumsun, saldırıya uğruyorsun falan da filan, bunları kabul ettik diyelim. E arkadaşım sen neden malzeme veriyorsun? Sen neden hırsızlık edersin de düşmanına koz verirsin?
Hadi operasyonun zamanlamasını konuşalım, hırsızın hırsızlığını değil.
Kardeş hukuki süre. devam ediyor mu evet. Savcıları görevden alma gibi bir garabet söz konusu mu hayat. Bakanlar istifalarını verdiler mi evet. Başka sorun?!
Varsa yiyiciler evelAllah temizlenirler müsterih olun. Ben zamanlamayı ve operasyonun tarzını da eleştirirm, bunların kimin ekmeğine yağ sürdüğünü de. Halk Banka baskın çok hafif bir vukuat ddeğildir. Hiç biri diğerini örtmek amaçlı değil. evet bu operasyonun tuşuna basan mecralar bir vakayı diğerine kurban vermek istemişler belli. Ama ben Bakanlarının yolsuzluğu varsa bunu da Halk Bank'a yapılan "soygun gibi opersyon" kadar öneserim. Hukuk seyrinde işler siz rahat olu. Başbakan babamın oğlu da olsa ortaya çıaracağım dedi. Ben yetimi, öksüzün hakkını Başbakanın yedireceğine inanmıyorum.
Bakın eğer temizlik amacı güdülüyorsa o bakanları kabine revizyonu beklemeden görevden almak gerek. Gerçi revizyonda da görevden alınıp alınmayacakları meçhul, o da ayrı mesele.
Halkbank meselesi çok çarpıtılıyor, insanlar da bakın bankamıza operasyon yapılıyor, memlekete yapılıyor bu vs vs diye düşünüyorlar. Enerji bakanı Taner Yıldız (yanılmıyorsam dün idi) yapılan antlaşmalarda Halk bankın adının geçmediğini açıkladı. Yani herhangi bir kamu bankası ile de bu antlaşmaların gerekleri yerine getirilebilmekte. Halk olmaz Ziraat olur, ne farkeder? Neden "Acaba gerçekten bir yolsuzluk var mı yok mu?" diye düşünmeyelim?
----
Taner Yıldız'ın açıklamasından bir bölüm:
Irak ile yapılan enerji anlaşmalarında Halkbankası' kilit rol oynadığı belirtilerek, bu konuda sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağının sorulması üzerine de Bakan Yıldız, şunları söyledi:
"Irak ile alakalı konuda Halkbank, Ziraat Bankası veya Vakıfbank'la alakalı verilmiş bir karar henüz yok. Biz kamu bankası olarak söyledik. Biz o manada da sürecimize devam ediyoruz.
----
Meseleyi Halkbank ekseninde ele almak çarpıtmaktır kanaatimce, bu söylediklerim şahsınıza değil şu olaylar başlayıp hükümet şoku atlattıktan sonra topluma verilen izlenime yöneliktir.
Ben haramzadeleri bulup defedecek samimiyeti görmüyorum şahsen başbakanda.
Cemaat iyi kötü işin orası ile zerre ilgilenmem, bu başbakan değil miydi şu 12 yıllık hükümeti boyunca (son birkaç ayı çıkaralım) cemaatle birlikte hareket eden. Yukarıda Ahmet Hakan'ın yazısında da mevcut, madem kötüydüler neden bu zamana kadar tuttunuz?
Bu duruş samimi değil, üstte de belirttiğim gibi haramzadeler konusunda da samimiyet beklemiyorum.
Şahsınızın eleştirileri ile alakalı olarak, evet zamanlama eleştirilebilir, bu operasyonların kimin ekmeğine yağ sürdüğü de eleştirilebilir amma haramzadelerden de iki satır bahsetmek gerekmez mi? Yine aynı noktaya geldik... Hırsızın hiç mi suçu yok?
Hırsızın bir suçu yok mu?..
Hırsız varsa, o hırsız kim olursa olsun suçludur.
'Hırsızın suçu' derken, bu durumun kesinleşmesi gerek. Yanı operasyonlar yapıldı, şüpheliler yakalandı, emniyet sorgularından sonra mahkemenin önününe çıktılar, kimi tutuklandı kimi de serbest kaldı. Daha iddianame yazılacak, onu bir görmek gerek. Sonra davalar başlayacak... Bu anlamda 'hırsızın suçu' derken, sanki ortada kesinleşmiş yargı kararları var gibi oluyor. İşin hukuki tarafı böyleyken insanların vicdani karalarına dönecek olursak, oraya karışamayız. İnsanlar o suçlanan kişileri vicdanlarında hırsız yapabilirler ki, işin orası meselenin başka boyutu. İster öyle, ister böyle olsun vicdanların vereceği kararlara da saygı duymak lazım...
Aslında bu davaya iki koldan bakmak lazım:
1) Suçlanan kişilerin durumu.
2) Operasyonun suistimal edilip, hükumete yönelik bir darbeye dönüştürülmesi ihtimali.
Burada çok dikkat edilmesi gereken nokta, işte şu sayfada tartışıp durduğumuz meseleye gelip düğümleniyor. Şöyle ki; bu operasyonun kullanılarak hükumete darbe ihtimalini düşünürken, diğer taraftan da suçlanan kişilerin unutulmaması ve onların da yargılanmasının temin edilip, suçlu veya suçsuz, işin sonlandırılması gerek. Eğer ortada gerçekten bir yolsuzluk varsa bunun üzerinin örtülmemesi son derece önemli ki; bir anlamda hükumetin kaderini bu belirleyecek.
Yani bu davanın iki koldan analizinin yapılması lazım ve bu iki kolunda birbirinden bağımsız düşünülmesi gerek. Birini diğerine boğdurmamak birinci şart olmalı. Eğer ortaya atılan bu iddiaların üzerini örtmeye kalkarsa bu hükumet, işte o zaman insanların vicdanında bir yara açılır.
Bu tip yolsuzluk dosyaları hazırlanır, bekledilir. Zamanı gelince de böyle servis edilir. Dosyaları hazırlanan kişiler gerçekten o suçları işlemiş olabilir ama diğer taraftan bu dosyaları hazırlayanların asıl niyetini de görmek gerekir. Evet, iki koldan bakmamız gerek, bu şart.