Nasrettin Hoca'ya Dair
Aslında ilmî bir kalıba sokulamayan ilk Türk sosyoloğu ve filozofu diyebileceğimiz adamın adının Nasreddin Hoca olduğunu söyleyecek olsak, ilim çevreleri dâhil buna gülmeyecek pek az kimse bulunacaktır. O, yazmamış; söylemiş, günlük hayatı konuşturmuş böylece de insan oğlunun dimağına hikmetler nakşeylemiş bir ulu kişidir.
Ne çare ki, bu halk adamına ilim dünyasının kapıları kapalı olduğundan bir mizah fıkracısı kabul ettiğimiz Nasreddin Hoca, hayatın derinliklerindeki gerçeklerle cemiyeti uyandırarak terbiye eden kimselerden biri olduğu halde, biz bunun dahi şuûruna varmış değiliz.
Samiha Ayverdi
Nasreddin Hoca fıkralarında daima ferdî mizaca dayanan bir şahsiyetçilik göze çarpar. Gözümüzün önünde yaşayan, belirli bir insan canlanır. Fıkraların bütünü içinde bir dünya görüşü sezilir. Hoca, aykırı konuşması seven, akl-ı selimi kuvvetli, neşeli, babacan bir tiptir; mizahı hiciv kadar yıkıcı değil, yapıcıdır. Hoca, iyi niyetlerin timsalidir.
Ahmet Kutsi Tecer
Rahmetli, ne başkaları gibi vakıaların tuhaflığını diline doluyor, ne de ipsiz sapsız sözlerle kaba nükteler yapılıyor; mizahı yapan onun sözleri, kelimeleri değil; ruhu ve görüşüdür. Bu ruhla baktığı şeyin kan alacak damarını buluyor; bu görüşle en ciddi görünen hadiselerin bile “gülünç” taraflarını görüyor, onlara gülüyor ve onları güldürüyor.
Eflatun cem Güney