" Fıkralar - Mizahî Olaylar " Bu Başlık Altında

Başlatan: nedmanün Tarih: 24.02.2006 16:16 Cevap: 146

NE
24.02.2006 16:16
#1

Serbest Kürsü Bölümündeki tüm fıkralar bu başlık altında toplanmıştır.

 

Dikkat;

 

*Bu başlık altına yazılmayan fıkralar silinecektir.

* Fıkralar Edeb Ahlak ölçüsünde Olmalıdır.

 

 

Hacı Hami

 

Trabzonlu ve Rizeli yaşlılar her hafta sonu maç yaparlarmış.

Her maçı Rizeli yaşlılar kazandığından, bu Trabzonlu yaşlılar

çok üzülürlermiş. Mağlubiyetlerden sıkılan Trabzonlu yaşlılar

biraraya gelmişler ve bu sıkıntıdan kurtulmak için çözüm

üretmeye başlamışlar.

 

Birisi 'Bakınız demiş, iyi futbol oynayan birileri lazım bize,

gidelim Tirapzonspor'dan Hami'yi getirelüm, bir takma sakal

yaparsak kimsecikler oni tanımaz 'demiş.

Diğeri: Olmaz uşağim, tanırlarsa rezil oluruz demiş.

İlki: Hayır demiş tanımazlar tanırlarsa da bu bizim Tirapzona

yeni geldi, adı da Hacı Hami'dir derüz demiş.

 

Peki öyleyse demişler ve yanlarına Hami'yi de alıp o hafta

sonu Rize'ye maça gitmişler. Akşam Trabzona döndüklerinde

karşılayanlar hemen sormuşlar:

- Ula uşağum maçinuz ne oldi?

- Sormayin 2-1 yenildük.

- Golinuzu kim attu?

- Hacı Hami attı.

- E onlarin gollerinü kim attu.

- Hacı Del Piero ve Hacı Roberto Carlos attu.

GA
23.04.2006 11:30
#2

Reddedilmeye alismak

Diyojen bir ara nerede bir heykel gorse durup sadaka istemeye baslamis. Sebebini sormuslar, demis ki:

 

"Kendimi reddedilmeye alistiriyorum!"

AC
23.04.2006 15:08
#3

Allah versin diyojen allah versin :)

DE
01.05.2006 15:11
#4

Amerika'da adamın biri işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir santim bile kıpırdamamaktadır.

Bir süre sonra aracının yan camına birisinin tıkladığını farkeder ve camı açar.

- Ne var acaba?

- Teröristler Bush'u yakaladılar. Eğer 1 milyar dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış.

- Haa şimdi anladım bu trafiği...

- Ya işte onun için, herkesten biraz yardım topluyoruz.

- İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?

- Valla yaklaşık 5'er litre

 

 

B) :( :) :) :D :)

 

 

bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı barda oturmuş

içki içiyorlarmış. Amerikalı içkisini bitirince

bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa

ateş edip parçalamış:

Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da

ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.

 

İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı

havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:

"bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o

kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere

içki içmeyiz" demiş.

 

Bunun üzerine Iraklı da buz gibi soğukkanlı bir

şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış,

silahını çekip Amerikalı ve İngiliz'i vurup öldürmüş:

Bağdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok

var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" demiş.

AR
02.05.2006 20:35
#5

Güzelmiş. :) :)

GA
09.05.2006 17:44
#6

LATİFE

Şair Ebû Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir:

Ebû Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder.

Halife kasideyi pek beğenir:

“Sana bu kasiden için ne caize (hediye) vereyim? “

“Efendimiz bendeniz bir av köpeği ister-im.

“Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu? “

“Efendim kulunuz böyle istiyor.“

Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:

“Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.“

“Fakat efendim bendeniz ava ne ile gideceğim? “

“Hakkın var bir de at versinler.“ “Ata nasıl bineceğim? “ “Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.“

“Efendimiz ata kim bakacak? “ “Haklısın, bir de köle versinler.“

“Ama efendim ben atı nerede barındıracağım? “

“Bir de ahır versinler.“

“Köleyi nerede yatırayım? “

“Bir ev versinler.“

“Bu kadar halkı ne ile doyuracağım? “

“1000 altın da haçlık versinler.“

“Efendim...“

Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:

Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha! ..“

AK
16.06.2006 16:08
#7

Bi halifelik makamını istemesi kalmış.Aslında onu da isteseymiş tam bi uyanık olcakmış. ;)

NE
20.06.2006 20:48
#8

Türkler Acıkmadan da Yer

 

Londra'dan Oben Alpaslan'ın gönderdiği nota göre... Aşağıdaki

neşeli olay BBC'de de yayınlanmış... Bir alışveriş merkezinde

ürün tanıtımı yapılıyor. Müşteriler ürünü tadarken kendilerine

beğenip beğenmedikleri soruluyor ve anket yapılıyor. Derken

esmer bir 'bey' oraya yaklaşıyor. 'Tadına bakar mıydınız?'

sorusuyla birlikte peş peşe birkaç tane ürün lüpletiyor... Kız

gülerek soruyor:

 

- Are you pekish sir? (pekish: hafif acıkmış)

- No, I am Turkish, diyor adam...

 

bayyılıyorum bu millete :( :( ;)

SE
20.06.2006 23:40
#9

TEMEL OTOBÜS ŞÖFÖRÜ

Temel bir sirkette otobüs soförüymüs. Bir gün otobüsle sarampolden asagi

 

yuvarlanmis. Otobüsten tek sag Temel çikmis. Ambulansta sormuslar:

 

-Kaza nasil oldu?

Temel de:

 

-Otobüsle cideydum ki iki koyin karsima çiktu, ben de kaza yaptum.

 

Ambulanstakiler çikismislar:

 

-ya koyunlari ezseydin de yolcular ölmeseydi!, demisler.

 

Temel dogrularak cevap vermis:

 

-Ben de öyle yaptim. Birinci koyinu hakladum, ikincisi sarampole kaçtu!

:lol: :lol: :D

AR
21.06.2006 08:01
#10

:lol: Ben de olsam öyle cevap verirdim.

SA
29.07.2006 10:36
#11

UNUTKANLIK

Üç tane yaşlı oturmuş, her şeyi unuttuklarından yakınıyorlarmış. Birincisi:

- Ahh ah öyle unutkanım ki merdivenini tam ortasına gelince yorulup dinleniyorum. Sonra merdiveni çıkıyor muydum iniyor muydum, onu unutuyorum, demiş.

İkincisi ise:

- Ahh! Oda bir şey mi? ben anahtarı kapının deliğine sokunca kapıyı kilitliyor muydum, yoksa açıyor muydum, onu unutuyorum, demiş.

Üçüncü ihtiyar ise:

- Allah’a şükür, deyip elini önce kulağına götürüp sonra masaya “tık tık” diye vurmuş. Sonra şöyle demiş:

- Kim o?

NE
20.08.2006 02:08
#12

Meteoroloji Neye bakar?

 

Kızılderililer Ekim ayında yaptıkları olağan toplantı sonunda şeflerine 'Gelecek kış hava çok soğuk olacak mı?' diye sorarlar. Şef, kışın soğuk geçeceğini, önlem olarak tüm kabîle fertlerinin yakacak odun toplamasını söyler. İyi bir lider olmanın gereği Şef kasabaya iner ve Amerikan ulusal meteoroloji servisine telefon ederek 'Gelecek kış hava çok soğuk olacak mı?' diye sorar.

 

-Gerçekten soğuk olacak! cevabını alır.

 

Şef geri döner dönmez kabilesini toplar ve kışın çok soğuk geçeceğini, daha fazla yakacak odun toplanmasını söyler.

 

Bir hafta sonra başka bir iş için kasabaya inen Şef, Amerikan ulusal meteoroloji servisine tekrar telefon ederek 'Gelecek kış hava çok soğuk olacak mı?' diye sorar.

 

-Çok soğuk olacak! cevâbını alır. Şef geri döner dönmez kabilesini tekrar toplar ve kışın çok soğuk geçeceğini, daha fazla yakacak odun toplanmasını, hattâ küçük dal parçaları ve çalıların dahî toplanmasını emreder.

 

İki hafta sonra kasabaya inen Şef, Amerikan ulusal meteoroloji servisine tekrar telefon ederek 'Gelecek kış hava gerçekten çok soğuk olacak mı?' diye sorar.

 

-Kesinlikle, gerçekten çok çok soğuk olacak, tüm Kızılderililer deliler gibi yakacak odun topluyorlar! cevabını alır.

 

 

 

Ayy Bizimki çok daha güzel!!!

 

Karı koca yemek yiyor... O sırada masaya yaklaşan heykel gibi güzel bir esmer, adamı selamlayıp geçiyor. Adamın karısı soruyor:

 

-Kim bu afet?

 

Adam:

 

-Eğer mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim, metresim!

 

Kadın:

 

-Bir de bu kadar pervasızca söylüyorsun. Boşanıyorum senden!

 

Adam:

 

-Yani Etiler'deki apartmanı, Kandilli'deki yalıyı, Göcek'teki tekneyi ve Nice'deki villayi bırakıyorsun...

 

Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini çatallarken kadın birden sorar:

 

-Şu arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim?

 

Adam:

 

-Fuat'ın metresi.

 

Kadın:

 

-Ayy bizimki çok daha güzel!

 

 

 

 

 

 

Türk dediğin işâretle...

 

Temel askerliğini yunan sınırında yapıyormuş. Temel'in cani çok sıkılıyormuş.

Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle 'Havacı mısın?' işareti yapmış, Yunan aldırmamış.

Bir ıslık çalmış elleriyle 'Karacı mısın?' işareti yapmış, Yunan aldırmamış.

Bir islik daha çalmış 'Denizci misin?' anlamında yüzme işareti yapmış, Yunan aldırmamış.

Bir ıslık daha çalmış. El hareketi yaparak 'Topçu musun?' demiş, Yunan aldırmamış.

Bir ıslık daha çalmış 'Gözcü musun?' anlamında dürbün işareti yapmış, Yunan aldırmamış.

Nöbetler değişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş.

Yunan'a hadi sınıra git demişler, asker de:

- 'Ben oraya gitmem. Orada bir deli Türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacağım gözlerin fırlayacak diyor..'

SA
22.08.2006 18:14
#13

Yahu fıkralar müthişti devamı gelir İNŞAALLAH

NE
23.08.2006 14:16
#14

yogun istek üzerine ....

 

YA HABiBi

Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş. Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler. Ama bu Arap'ın kanı çok nadir bir kan imiş. Bütün dünyayı arayıp taramışlar ve sonunda Kudüs'te yasayan bir yahudide bu kanın olduğu anlaşılmış. Yahudi kan vermeye razı olmuş ve ameliyat da yapılmış.

 

Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudiye teşekkürleri ile beraber müthiş bir otomobil ve bir milyon dolar para yollamış.

 

Bir kaç ay sonra Arap'ın bir kere daha ameliyat olması icap etmiş.

Doktorlar yine Yahudi'yi aramışlar ve Yahudi'de tekrar kan vereceğini söylemiş.

Arap yine ameliyat edilmiş. Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudiye bir teşekkür notu ile bir kutu Şam baklavası yollamış.

Çok daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu işe çok bozulmuş. Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp neden bu kadar cimri davrandığını sormuş.

Arap kahkahalar atarak su cevabı vermiş::

'Ya habibi, gözümün nuru. Artik damarlarimda Yahudi kani dolaşiyor!' :)

SE
23.08.2006 20:19
#15

Fıkralar çok güzel. :P Formdaşım,moderatörüm diye söylemiyorum.Böyle egzantrik, interestıng,fıkraları nerden

 

buluyorsunuz?

 

Bayılacaktım ama ayranım yoktu. :)

NE
24.08.2006 17:42
#16

Galata'da bir balıkçı bağırıyor:

 

-Canlı balık, canlı balık!

 

Ermenî bir teyze yaklaşıyor ve Ermenî aksânıyla soruyor:

 

-Evladım balıklar tazedir?

 

-Canlı balık, canlı balık!!!

 

-Evladım balıklar tazedir?

 

-Teyze canlı diyoruz ya işte!!!

 

-Aa evladım ben de canlıyım fakat tazeyimdir?

 

daha komikleriyle çok yakında bu başlık altında ..dırınım...

CI
24.08.2006 17:55
#17

Temel, Fransız ve İtalyan bir gezi sırasında Afrika’da bir kabileye esir düşmüşler...

Yamyamların şefi, her birine bir teklif götürmüş;

“-Öyle bir şey isteyin ki; ben ve kabilem bunu yerine getiremesin... O zaman kurtulursunuz... Yoksa derinizi yüzüp kano yapacağız...”

Önce Fransız’a sormuşlar, Fransız sadece kendi memleketine özgü bir yemek istemiş...

Hemen Fransa’ya gidip yemeği alıp gelmişler ve Fransız’ın derisini yüzüp kano yapmışlar...

Sonra İtalyan’a sıra gelmiş... O da bir İtalyan arabası yapmalarını istemiş... Hemen İtalya’ya gidip bir araba satın alıp geri dönmüşler ve tabii İtalyan’ı da yüzüp kano yapmışlar...

Sıra Temel’e gelmiş... Temel kendi memleketinden bir çatal istemiş... Hemen bir kişi gidip Trabzon’a bir çatal almış gelmiş... Ama hepsi merak içinde...

Şef sormuş:

“-Diğerleri daha zor şeyler söylediler... Sen niye sadece çatal istedin?...”

Temel çatalı kapmış ve baslamış orasına burasına batırmaya ve söylenmiş:

“-Başlarım kanonuza... Alın size kano hadi bakalım nasıl yapacaksanız?...

SA
24.08.2006 21:55
#18

Amerikan bilim adamları ve pentegon yetkilileri geliştirdikleri yani uçağın denenmesi için arabistana getirirler.Bir arap pilot gelir uçağı havalandırır.Uçak gayet düzgün bir şekilde uçarken birden uçağın dört motorundan birisi patlar.Arap pilot ne olduğunu tam kavrayamamışken uçağın göstergesinde bir yazı belirir "Don't panic.This is american technology." Uçak kalan üç motoruyla uçmaya devam eder.Aradan 5 dakika daha geçer ve bir motor daha patlar.Göstergede yine aynı yazı "Don't panic.This is american technology." .Fakat bir müddet sonra kalan 2 motorda aynı anda patlayınca pily endişelenir fakat göstergede yine aynı yazı. "Don't panic.This is american technology". Uçak kendiliğinden aşağı sağasalim iner.

 

Bunu gören arabistanlı bilim adamları bu teknolojinin altında kalmadıklarını göstermek için aynı uçağı yaparak denenmesi için amerikaya gönderirler.Amerikan pily uçağa biner ve ;

 

1. motor patlar göstergede bir yazı ; "don't panic this is arabic technology"

2.Motor patlar göstergede aynı yazı; "don't panic this is arabic technology"

3. Kalan 2 motor da aynıanda patlayınca göstergedeki yazı değişir;

DON'T PANİC THİS İS ARABİC TECHNOLOGY. REPEAT PLEASE AFTER ME : EŞHEDÜENLAİLAHE İLLALLAH......

SE
25.08.2006 09:34
#19

gerçekten çok ilginç ve komikmiş :P :) :P

IS
11.09.2006 14:58
#20

Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :

-Evin tahtaları ses veriyor!

Adam ukala ya :

-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!

Hoca laf altında kalır mı :

-Ya aşka gelip secdeye varırsa? :)

_G
04.10.2006 17:18
#21

:) :) çok güzeldi ya

beni güldürdünüz Allahta sizi güldürsün isyanlı sukut:D

NE
15.12.2006 00:44
#22

Belediye otobüsünde giderken kız ve erkek iki genç birbirine

bakışmaya ve daha sonra tanışıp konuşmaya başladılar.

Otobüstekiler pür dikkat dinliyor tabii. Bir süre sonra kız

sordu: "Nerelisin?" Çocuk da nereli olduğunu söyledi.

Duyamayan bir arkadaşımız dalmış, birden atıldı: "Nereliymiş

nereliymiş?" Otobüstekiler koptu tabii.

 

***

 

Erzurum'da araç kullanıyorsanız dikkat etmeniz gereken

noktalardan biri (hatta en önemlisi) yayalar. Onlardan birine

çaldığım uzun kornadan sonra gelen karşılık şu oldu: "Hele

gardaş yavaş ol. Araç durur, dadaş yürür!"

 

***

 

Milas'ın bir köyünde yüzme havuzu yapıyorduk. Oradan

anlaştığımız bir ustaya son talimatları veriyorduk. Biz

konuşurken usta 15 yaşındaki çocuğunu gördü. Oğlan bir elinde

sigara arkadaşlarıyla beraber yürüyordu. Ustamız bir hışımla

koşup oğlunu yakaladı. Elindeki sigarayı aldıktan sonra iki

tokat yapıştırdı. Sonra da oğlunun elinden aldığı sigarayı

atmaya kıyamayıp kendisi içmeye başladı!

 

***

Babamın hastanede by-pass olmayı beklediği dönemdi. 2 gündür

uyumuyorduk. Markete gittik. Annem domates almak için uzandı.

Birden elini çekip, "Buyurun siz alın" dedi. Sonra da, "Ay çok

özür dilerim" diye devam etti. Şaşkına döndüm. Domateslerin

arkasında yer alan aynadaki kendi yansımasıyla konuşan annemi

izliyordum. Ardından gülerek yanıma geldi. "Kadının tekiyle

aynı domatese uzandık, sonra da aynı anda özür diledik. Hiç

güleceğim yoktu valla" dedi. Korkumdan 2 tane uyku ilacı

içirip 12 saat uyumasını sağlamıştım.

 

***

 

Dedem de, babaannem de epey yaşlı. Bir gün hatırlarını sormak

için telefon ettim. Telefonu önce dedem, ardından da

paralelden babaannem açtı. Dedem, "Nasılsın yavrum?" dedi.

Babaannem, "İyiyim canım, sen nasılsın?" diyerek karşılık

verdi. Bu telefon konuşması birkaç dakika kendi aralarında

böyle devam etti. Bense gülmekten ağzımı açamıyordum. Sonunda

da birbirlerine, "Hoşçakal" diyerek telefonu kapatmışlardı.

 

***

 

Beylikdüzü - Bakırköy otobüsündeydim (yeşil, doğa dostu, cep

yasak). Adamın birinin cebi çalıyormuş demek ki (sessizde)

otobüs durakta durup orta kapıyı açtığında adam merdivenlerden

inmeden kafasını kapıdan uzatıp, "Abi otobüsteyim otobüste"

dedi ve kafasını tekrar içeri aldı

CI
18.12.2006 18:04
#23
irtica11.jpg
NE
18.12.2006 22:41
#24

Kamyon Şoförü

 

Genç çocuk, son model BMW'si ile yolda ilerlerken kırmızı

ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük

gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler bakarlar ki

arabanın arkası haşat. Kamyonun şöförü gencin ayaklarına

kapanır:

 

- 'Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem.

Sen şu kardeşini affet' der.

Çocuk bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil.

Adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder. Çocuk iki,

üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle

arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner bir de bakar

ki yine aynı kamyon şöförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer

şöför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden

uzatır ve:

 

- 'Abi benim ben... Devam et!'

:)

 

Tabela

 

Bir şirketin patronu, çalışanlarının onu ciddiye almamasından

ve saygı göstermeden her zaman kafalarına göre takılmalarından

yakınıyormuş. Birgün şirketten içeri elinde koca bir tabelayla

girmiş. Tabelanın üstünde 'Burada Patron Benim' yazıyormuş.

Onu kapısının üstüne asmış ve dışarı toplantıya gitmiş.

Döndüğünde tabelanın üstünde şöyle bir not varmış:

'Karınız aradı... Tabelasını geri istiyormuş...'

ME
07.02.2007 16:12
#25

UÇAKTA İKİ LAZ...

Temel, İdrisle birlikte uçakla Istanbul'a gidiyormuş. Bir sarsıntı olmuş. Herkeste bir telaş... Pilot konuşmuş:

- Bir motorda arıza var. Ama meraklanmayın, üç motorla da inebiliriz...

15 dakika sonra bir anons daha :

- Bir motor daha stop etti ama telaşlanmayin, iki motorla da ineriz...

10 dakika sonra pilot uçüncü motorun da bozulduğunu ama tek motorla da gidebileceklerini söylemiş.

Temel dayanamayıp:

- Ula İdris, ister misun şimdi törtüncü motor da pozulsun da hepten havata kalalum...

 

--------------------------------------

 

LENSLER

İş adamı Temel uzun süredir numaralı lens takmaktadır. İngilizce bilmediginden uzerinde "L" ve "R"harflerinin bulundugu lens kutusundan şikayetçi olup,maddi olanakları da elverdiğinden bir "Lens Kutusu Fabrikası" açar. Böylece lens kutularında artık Türkçe kullanabilecektir.

Ve yıllardır sorun yaratan sağ-sol kavramına nihayet bir çözüm getirmiştir: "S"ve "S".

 

--------------------------------------

 

GEYİK...

Dursun'la Temel ava gitmişler, bir geyik vurmuşlar. Ama vasıta neyin yok,

köye nasıl götüreceklerini bilememişler. Sonunda köye kadar kuyruğundan

çeke çeke gitmeye karar vermişler. Bir müddet gittikten sonra karşılarına

bir adam çıkmış, "birader," demiş, "bu hayvanı boynuzundan tutup çekseniz

daha kolay olmaz mı?". Bizimkilerin aklına yatmış, boynuzundan çekmeye

başlamışlar. İki saat sonra Temel Dursun'a dönmüş: " Ula Dursun, biz

köyden uzaklaşıyoruz galiba

YA
15.03.2007 15:47
#26

fıkraların hepsi birbirinden güzel olmuş :rolleyes: elinize sağlık...

NF
20.04.2007 09:30
#27

Selamlar,

 

Bana gelen forward maillerde dikkatimi çeken hoş bir fıkra...

 

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak: "Öküzler ve kuşlar ayni masada oturamaz!"

Öğrenci: "O zaman ben uçuyorum..."

 

Profesor cevaba cok sinirlenmiş, sinavda ogrenciye takmış ve sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış.

Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

 

Profesor öğrenciye: Sana son bir soru soracağım - demiş.

Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var.

 

Hangi cuvalı alırsın?

 

Öğrenci: "Para olan cuvalı seçerdim..."

Profesör: "Ben akıl olan cuvalı seçerdim..."

Öğrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu seçer...

Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alip icine "Öküz" yazmis.

 

Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.

Bir dakika sonra ogrenci kapiyi aralamış: "Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz."- demiş.

 

:) Bence ikincisi dışındakilere cevap vermek o an için pek kolay olmasa gerek. :)

 

Saygı ve selamlarımla

BD
21.05.2007 17:39
#28

Babadan Dursun'a Mektup

 

Uy sevgili uşağum Dursun,

Allah'ın selamı üstine olsin...

Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum, çabuk okuyamazsun ! Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyüm, yeni pir iş puldum. Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli değül. Haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum. Temel emicen de tükan açtı, o da otuza aldigini yirmipeşe verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedi. Bizim köye findukçularin Temel'i muhtar sectuk, akillu usak da! Geçen gün hepimizi zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel akilludur, hem de durusttur.. Geçenlerde bir taksinin şoforu köye varmış, muhtari arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmış, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş. Senin küçüğün Memet cok akilli bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, “Uy uşağum ne edeysun orada ?” demiş. O da hava turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat pakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlatti, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli olduğuni, ip islaninca da yağmur yağdiğuni anlaymiş. Çok akilli uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akilli degildun!

Yaa işte boyle usağum.. Memleçetten sağa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazarum..

Baki Hudaya emanet ol.

Baban

 

Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç aklima celdi, zarfi kapatmişum !

_G
25.05.2007 15:08
#29

Çok güzeldi....Saolasın..Dursun Temel Fadime.Hamsiye Hamu... :angry: .....Karadenizli hemşerilerim olmasaydı fıkra kültürümüz pek gelişmezdi herhalde...

SA
25.05.2007 18:33
#30

Bill Gates günü gelmiş ölmüş ahirete göç etmiş

 

hesap günü gelince ALLAH demiş "sen kesin cehennemliksin ama dünyada windowsu yaptın hayırlı işlere vesile oldun

unun için sana 2 seçenek sunuyorum cennet yada cehennem"

Bill Gates te "peki " demiş ve başlamışlar merhumu gezdirmeye

 

İlk önce cennete gitmişler hertarafta baldan cennet şerbretinden nehirler huriler heşey mükemmel

Sonra cehenneme götürmüşler Bill Gate bide ne görsün bi kumsal

herkes güneşleniyo güzel güzel kızlar bedava yemek ler herşey mükemmel Bill Gates demiş " tamam en urda kalıyorum"

 

gezdirenlerde "tamam yarın seni yerleştiricez "

Yarın olmuş sormuşlar "eminmisin" Bill Gates te "eminim" demiş. atmışlar cehenneme ide ne görsün hertaraf ateş , zebaniler kazanlar zehirden yemekler

Bill gates izirtaz etmiş demiş burası cehennem değil bana aşka gösterdiniz

Bill gates e demişler

"O EKRAN KORUCUYDU" :angry:

NE
25.05.2007 20:22
#31

TEMEL İSTANBUL DA TAKSİCİLİK YAPIYOR BİR TÜRİST EMİNÖNÜNDEN BİNİYOR VE SULTAN AHMETE GİDELİM. ADAM ESERİ GÖRÜNCE ŞOK BU ESER NE KADAR ZAMANDA YAPILMIŞ TEMEL DİYOR 3.SENE AMERİKALI BİZDE OLSA 1.SENEDE YAPILIR.ORDAN VER ELİNİ GALATA KULESİ VE KÖPRÜSÜ TABİİ ADAM YİNE SORUYOR BİZİM Kİ AYIP OLMASIN DİYE 2 AY DİYOR.ADAM BİZDE OLSA 15 GÜNDE YAPILIRDI.NEYSE KARŞIYA GEÇİYORLAR KÖPRÜNÜN ÜZERİNDE AMERİKALI SORUYOR BU KÖPRÜ BİZİM Kİ UYANUK ONDAN BENİMDE HABERİM YOKTU HAÇEN SABAH YOKTİ.........

DU
02.06.2007 02:55
#32

bir gün küçük kız oturup annesinin mutfakta bulaşıkları yıkamasını seyrediyordu.aniden annesinn saçlarında beyaz olduğunu farketti.annesine bakıp merakla sordu :"neden saçında beyazlar var anne?"annesi yanıtladı:"her yanlış yaptığında .beni kızdırdığında ,mutsuz ettiğinde,saçlarımdan biri beyazlar."küçük kız bu cvp üzerine bir süre düşündü ve sonra sordu,"anne,anneannemin tüm saçları nasıl bembeyaZ OLDU??

DU
02.06.2007 02:56
#33

bir anaokul öğretmeni sınıftaki çocuklar resim yaparken onları seyrediyordu her çocuğun çalışmasına bakmak için sınıfta geziniyordu.gayretli bi şekilde çalışan küçük kızın yanına gittiğinde ona ne çizdiğini sordu kız yanıtladı"melek resmi çiziyorum"öğretmen duraksadı ve sordu"ama hiç kimse meleklerin neye benzediğini bilmiyor" kız kafasını kaldırmadan yanıtladı"birazdan öğrenecekler."

GE
12.06.2007 16:13
#34

çok güzelmiş ya hepsi.bu kadar kaliteli fıkrayı bir araya getiren herkese teşekkürler :D

 

 

ilgiliz,fransız ve türklerin oluşturduğu üç ayrı polis grupu arasından dünyanın en iyi polis grubu seçilecek.bu üç grup ormana götürülür.en çok aslanı yakalayıp getiren en iyisi seçilecektir.ingilizler gider bir saat sonra bir aslanla döner.fransızlar gider iki saat sonra iki aslanla döner.türler gider bir saat iki saat bir hafta iki hafta bir ay...geçtikten sonra yanlarında bir fille dönerler.filin ağzı burnu darmadağınıktır.gözetmenler türklere fil değil aslan istediklerini söylerler. bunun üzerine fil "abi Allah belamı versin aslanım"der :P

BD
13.06.2007 19:48
#35

ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR

Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de :

-Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş.

KU
05.07.2007 10:54
#36

Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı kahvede oturmuş çay içiyorlarmış. Amerikalı, çayını bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış. Demiş ki:

- "Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da aynı bardakla iki kere çay içmeyiz"

İngiliz de bunun üzerine çayını bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış. Demiş ki:

- "Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok

kum vardır ki, aynı bardakla iki kere çay içmeyiz"

Bunun üzerine Iraklı da çayını bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş. Demiş ki:

-"Bağdat’ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz aynı adamlarla oturup iki kere çay içmeyiz...”

NF
11.07.2007 12:24
#37

Selamlar,

 

Bir kopyala-yapıştır marifeti ile şu fıkrayı paylaşalım...

 

Bekçi

 

Kongre üyeleri bir gün ülkenin issiz bir bölgesinde, kocaman ve terkedilmiş bir hurda yığını deposu keşfetmişler... İçlerinden biri

 

"bir bekçi kiralayalım buraya sahip çıksın" demiş.. "birileri gelip burada bir şeyler karıştırmasın".. böylece bir adamı bekçi sıfatıyla işe almışlar...

 

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi: "iyi yaptık da bir eksik var.."demiş.. "biz bu adama bir iş tanımı vermedik ki adam nasıl çalışacağını bilsin? Ayrıca iş tanımını verdikten sonra adamı bir de eğitmek lazım".. diğerleri onu haklı bulmuşlar, böylece bekçinin iş tanımını belirleyecek bir planlama departmanı kurmuşlar, oraya da bu tanımları rapor edecek bir dokümantasyon uzmanı ile bir de bekçi için eğitmen almışlar...

 

Birkaç gün sonra diğer kongre üyesi sormuş: "Peki ama bu bekçiyle iş tanımını yapanlar iyi çalışıyorlar mı, bunu takip edecek biri lazım değil mi?"

 

Böylece bekçi ve eğitmenlerini denetleyecek bir kalite kontrol departmanı kurmuşlar, oraya da bir kalite kontrol sorumlusu ile bu adamların ne yapıp ettiğini rapor edecek 2 tane Müfettiş almışlar...

 

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi demiş ki: "Peki ama bir bekçi ve peşinden bir sürü denetleyici işe aldık, bunların maaşını kafamıza göre mi vereceğiz?

 

Bekçiye ne kadar Kalite kontrol departmanına neye göre ne kadar maaş verilecek, bunun bir sistemi olmalı.."

 

Böylece bir muhasebe departmanı kurmuşlar.. oraya da bir muhasebeci, bir bordro memuru ve bütün bu insanların ne kadar çalıştığını işe geliş gidiş saatlerini takip edecek bir denetleme uzmanı almışlar...

 

Ertesi gün bir diğer kongre üyesi sormuş: "Eveet bir bekçimiz var bağlı olduğu departmanları da kurduk, iyi güzel de bunlar kendi başına buyruk mu iş yapacaklar? Bunlara bir mudur lazım değil mi? Tabi müdür aldıktan sonra bunun bir de yardımcısı olması lazım.."

 

Bunun üzerine bekçi ve bağlı bulunduğu departmanlar için 1 müdür, 1 müdür yardımcısı, bir de bunlara sekreter almışlar..

 

Ve birkaç gün sonra kongre toplantısında tartışma çıkmış:

 

"Şu hale bak..Bütçenin 22.000 $ Üzerine Çıkmışız.. Bütün gereksiz harcamaları belirleyip yarından itibaren kesmemiz lazım...!!"

 

Ve bekçiyi kovmuşlar....

 

Saygı ve selamlarımla

GE
24.07.2007 17:02
#38

Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görürü ve karısına e-mail atmaya karar verir.

Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....

 

veee o adresteki kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.

Kime : Sevgili karıma

Konu : Yeni ulaştım.

Tarih : 16 Mayıs 2004

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Herşey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not : Burası çok sıcak. :)

26.07.2007 13:34
#39

Neuzü Billah

 

Timur'un, Nasreddin Hoca'yı huzuruna çağırıp onunla sohbet ederken bir ara:

 

"Abbasi halifelerinin isimlerinin sonunda 'Allah' lafzı da var. Kimine el-Mu'tasım Billah, kimine, el-Mütevekkil Alellah ve kimine de el-Kaim Biemrillah deniliyor. Bu lakaplar bizim için de adet olsa acaba bana ne isim yaraşırdı diye sorması üzerine Nasreddin Hoca'nın büyük bir pervasızlık ve hazırcevaplılıkla:

 

Neuzü-Billah!(Allah 'a sığınırız) lakabı yakışır."diye cevap verir....

NE
03.08.2007 22:44
#40

bir adet laz bir adet kayserili bir adet de kürt cehenneme düşmüşler.. zabaninin teki gelmiş 'eğer 5'er ytl verirseniz sizi çıkarırız burdan' demiş..

 

laz hemen çıkarmış vermiş 5 ytl yi

 

kayserili ıh mıh etmiş 2,5 ytl ye indirmiş

 

kürt de kendinden gayet emin bir ifadeyle;

 

'devlet versin!' demiş.. :) :mellow:

DE
06.08.2007 13:25
#41

işte size HARİKA bir fıkra...:

 

 

 

Adamın biri bir bara girer ve kendisine bir kokteyl söyler. Barmen bir robottur. Adama mükemmel hazırlanmış bir kokteyl yapar ve servis yaparken sorar:

 

IQ seviyen kaç? Adam "150" diye cevaplar..

 

Robot, adamın IQ seviyesine göre sohbete başlar. Uzun uzun Quantum fiziği, küresel ısınma, biyoteknoloji, ekonomi, insanlığın gelişimi üzerine konuşurlar. Adam robotun bilgisinden etkilenerek kendi kendine "bu gerçekten inanılmaz" diye düşünür ve robotu denemeye karar verir. Bardan kalkar, tekrar kapıdan girer, bara gelir ve yeni bir kokteyl söyler. Robot yine mükemmel hazırladığı içeceği çabucak servis yaparken sorar: IQ seviyen kaç?

 

 

Adam 100 civarında diye cevaplar. Robot bu kez de uzun uzun sohbete başlar ama bu kez futbol, basebol, arabalar, biralar hakkında sohbet eder. Çok etkilenen adam robotu bir kez daha test etmeye karar verir ve tekrar kalkar. Yeni bir müşteri gibi bara yaklaşır. Bir içecek daha söyler. Robot çabucak servis yaparken sorar: IQ seviyen kaç?

 

 

Adam: "mmm, sanırım 30 civarında " der.

 

 

Bunun üzerine robot adama son derece yavaş bir biçimde:

 

 

 

-Ya..ni.....yi..ne.....Bay..kal.'..a.....oy......ve..re....cek..sin...de..se...ne!

 

 

:rolleyes: :blink: ;)

_G
09.08.2007 11:11
#42

:rolleyes::blink::D:D

DA
20.08.2007 14:21
#43

3 bayan ve 3 erkeğin, iş icabı trenle bir seyahate çıkmaları

gerekir.

 

Tren garına giderler. 3 bayan 3 bilet aldığı halde erkekler tek

bilet

alır.

Bayanlar bunun sebebini sorduklarında erkekler 'Bekleyin ve

görün'

derler.

Trene binerler ve tren hareket ettikten bir süre sonra 3 erkek

kalkıp

hep

beraber trenin tuvaletine girerler. Biraz sonra kondüktör gelir

ve 3

bayandan 3 bileti alır. Tuvaletin önünden geçerken, kapıyı

tıklatıp,

'Bilet

lütfen' der. Kapı açılır ve bir el bileti uzatır. Bayanlar bunu

görürler.

Taktiği kapmışlardır.

 

Dönüş yolculuğu için yine gara giderler. Bayanlar bu sefer tek

bilet

almışlardır. Erkekler ise hiç bilet almaz. Bayanlar yine şaşırıp

sebebini

sorduklarında, erkekler yine bekleyip görmelerini soylerler. Bir

süre

sonra

yolculuk başlar. Önce bayanlar kalkıp tuvalete girer. Ardından da

erkekler

karşısındaki tuvalete. Kondüktörün gelmesine yakın bir erkek

çıkıp karşı

kapıyı tıklar ve 'Bilet lüften' der.

 

Açılan kapıdan bir el bileti uzatır. Bileti alan erkek diğer

tuvalete

geri girer!..

SA
04.09.2007 12:10
#44

hahahahhah :rolleyes: :( :( :)

07.09.2007 14:26
#45

Türk Olmayan Türkçüler

 

Cennetmekân Sultan Abdülaziz Sadrazam Ali Paşaya sorar:

 

-Paşa, şu bizim Paris'teki çocukları sadece Fransızlar değil, sizler de "Jön Türk" diye tabir ediyorsunuz,nedendir?

 

Paşa şu manalı cevabı verir:

 

-Padişahım, bunların bir kısmının Türklükle hiçbir ilgisi yoktur,bir kısmı da Türk olmakla ilgilerini kesmişlerdir. Hal

 

böyle olunca, Türkçe'de onlar için bir tabir aramak yerine, Fransızca'yı tercih ederiz.

 

 

09.09.2007 23:18
#46

Bir adam, farklı iki camide namaz kılar ve iki hocanın da Fatiha suresini değişik şekilde okuduklarına kani olur. Hocalardan biri surenin sonunu " vele'z zal'lin" , diğeri de "...vele'd dal'lin" şeklinde okumaktadır. Adam ikilemde kalır ve farklı bir hocaya bu hususu arz eder ve şöyle der:

 

-"Hocam! Şu camiinin şu imamı fatiha suresinin sonunu " vele'z zal'lin", bu camiinin bu imamı da surenin sonunu "...vele'd dal'lin" diye okur. Etme eyleme hocam beni aydınlat ben nasıl okuyayım?" der.

 

Hoca hiç düşünmez cevabı verir:

 

-"Madem ki öyle, o zaman sende " vele'd da zal'lin" diye okursun olur biter" der.

 

 

 

:rolleyes: :) :(

SE
12.09.2007 00:12
#47

müslümanın arkasına uçakta iki kafir oturur.önlerindeki müslümanı farkederler ve aralarında konuşmaya başlarlar

-ya keşke abd ye gitseydik ama orda müslüman çok

öbürü

-ya hindistan a gitsek diyecem ama orda da gırla

-japonya

yok olmaz

-türkiye

-manyakmısın lan dingil

müslüman dayanamaz ve yapıştırır cevabı

SİZ CEHENNEMİN DİBİNE GİTSENİZE HEM ORDA HİÇ MÜSLÜMAN YOKTUR

 

delileri test etmek isteyen doktor önlerine peynir zeytin ekmek ve böcek koyar ve der ki

-hadi bakam yiyin bunları

biri hemen ekmeğe davranır.öbürü arkadaşını dürterek

-dur lan önce kaçanları yiyelim sonra öbürlerine geçeriz

 

ingiliz bardan içeri girer ve kafasına kestirdiği bir adamı duvara yaslar başına bardağı koyar vurur ve Im john der

amerikalı da aynı şeyi yapar ve Im steve der

temel adamın kafasına elmayı koyar nişan alır.ve... on ikiden tam alnının ortasından vurur ve şöyle der

IM SORRY

 

temele benzine zam geldi derler

-önemli değil ula zaten 50 ytllik alıyidum

 

toplantıda kalemiyle oynayan ve sürekli ses çıkartıp ortamı bozan çalışana patronu

-efendim lütfen o kaleminizi alınız münasip bir yerinize sokunuz der

adam küplere biner.siz kimsinzi bunu nasıl söylersiniz diye.patron şöyle cevap verir

-BEN MÜNASİP BİR YER DERKEN CEBİNİZİ KASTETMİŞTİM.AMA SİZ DAHA MÜNASİBİNİ BİLİYORSANIZ ORAYA SOKABİLİRSİNİZ.

şimdilik bu kadar

kaming sun

TU
21.09.2007 23:51
#48

iki adam karşılaşır ve tanışırlar:

- Ben, Koç

Ahmet Koç.

 

- Ben Damme

Van Damme

Claude Van Damme

Jean Claude Van Damme.

AC
22.09.2007 00:48
#49

Heyk bilseydim yetkimin olduğu bu sayfayı heyklerdim :rolleyes: :( :)

Şaşırmış durumdayım, mest oldum gibi galibaaa

26.09.2007 15:34
#50

15 milyon liram var

Öğretmen öğrencisine sormuş:

-Oğlum elini pantolonunun sağ cebine attın ve 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı.Senin şimdi ne kadar paran var?

Öğretmen çocuğun 15 milyon liram var cevabını beklerken, çocuk cevap vermiş:

-Herhalde üzerimde başka birinin pantolonu var öğretmenim! :)

_G
26.09.2007 16:24
#51

karadenizlilerle kayserililer savaş açmışlar birbirlerine.kayserililer demişki bu karadenizlilerin yarısı temel yarısı dursundur en iyisi dursun neresun diyelim dursunlar başlarını kaldırır hepsini vururuz sonrada temel neresun diyelim bu sefer temeller kaldırır onlarıda vururuz demişler.dursun neresun demişler dursunları vurmuşlar temel neresun demişler temelleri vurmuşlar.bizim karadenizlilerde demişki ya demiş bu kayserililer çok cimridir.yere para atalum bu para kimundur diyelim hepsi kalkar parayı almaya hepsini birden vururuz demişler öyle yapmışlar ve kayserilileri vurmuşlar :) :)

GO
26.09.2007 20:22
#52

:) :) cok ıyıydı.

28.09.2007 18:33
#53

Kasiyere Fiyat Dersi...

Abimiz deri, yarım bot ve koyu kahverengi ayakkabıyı alıp kasaya yanaşıyor...

 

Kasadaki bayan botları poşete koyarken, sayın abimizde soruyor:

 

"43 lira değil mi?..."

 

Kız, "Ne münasebet" der gibi bakıyor ve "Bunlar orijinal deri...İndirimli fiyatı 180 lira!..."

 

Abimizin bitiş cümleleri, kızcağızın kopuş anına denk geliyor;

 

"-Olur mu hanımefendi, altında "Size 43" yazıyor..." :) :) :lol:

MU
29.09.2007 16:13
#54

Bir medresede öğrenciler daire biçiminde oturmuşlar edebiyat dersi alıyorlarmış. Hava da soğuk olduğu için ortaya bir mangal koyarak ısınıyorlarmış. Hoca güzel konuşma dersi verirken, bir ara durmuş ve: "Çocuklar, her zaman konuşmalarınıza çok dikkat etmelisiniz, siz ilim, irfan öğreniyorsunuz, dirsek çürütüyorsunuz. Dolayısıyla, köylü Mehmet Ağa gibi konuşamazsınız. Lügat paralayarak, edebi bir dille konuşmalısınız” demiş ve bir örnek vermiş. "Halk bir bardak su içse, ben bir bardak su içtim, der. Siz böyle demeyip, şöyle diyeceksiniz:"Bir kadeh-i lebriz-i âb-ı hoşgûvâr nuş ile dilfikâr-ı ferahı bişumâr eyledim"(yani bir bardak soğuk suyu içmekle yanan gönül ateşimi söndürdüm ve bahtiyar oldum) Talebeler: Peki hocam, siz nasıl derseniz biz öyle konuşuruz.”demişler.

 

Ders devam ederken tam bu sırada mangaldan bir kıvılcım sıçramış ve hocanın kovuğunun üstüne düşüp yanmaya başlamış. Ama hoca tepesinde kavuğunun tutuştuğunu görmüyormuş. Hemen öğrencilerden biri söz isteyip konuşmaya başlamış: "Ey hâce-i bîmisal ve üstâd-ı zîkemal, bi hikmeti müteâl, nâr-ı mangaldan sıçrayan bir şerâre-i cevval pertap ile ser-i âlinizdeki kavuğu iş'âl eylemiştir."demiş. Fakat bu edebi sözler söyleninceye kadar hocanın kavuğu yanmış, saç ve sakalı da tutuşmuş. Hocada bir taraftan can havliyle havaya zıplarken, bir yandan da:"Ulan eşek herif! Niye lafı uzatıyorsun. Hocam kavuğun yanıyor, desene!"diye talebeyi azarlayınca, bunun üzerine talebeler hep bir ağızdan: "Eee hocam, sen demedin mi bize, lügat paralayarak konuşacaksınız, diye. Arkadaşımız da sizin isteğinize göre hareket etti.” demişler.

 

Öğrenci burada hocaya diyor ki: Ey benim benzersiz hocam ve erdem sahibi üstadım! Yüce bir hikmetle mangal ateşinden bir kıvılcım sıçradı. Yüce başınızdaki kavuğu tutuşturdu. Kavuğunuz yanıyor, haberiniz olsun.”

NU
05.10.2007 13:34
#55

soför bey inecek var..

-müsait yerde mi?

-ee...evet

 

 

-abi durakta salla bizi..

 

 

-söfor bey muhteşem bir yerde indirir misin (gerçektir yaşanmıştır)

söfor de size layık de il ama teyze der ve indirir...

 

 

-müdür bizi sağda tükürüver

 

 

-hadi artık inek

+ne ineği lan ne diyon sen?

-artık İnek diyom İnek

+....

-kıtmısın yaw!?! ne laf anlamaz şeysin inek...

-sensin lan inek.!

 

 

-abi ışıklarda indirir misin?

-neden karanlıktan korkuyor musun?

 

 

-hacı amca:mübarek bi yerde inebilirmiyim ***m?

-şöför amca:ilerde cami var hacım orda indirieyim mi seni?

 

-şöfööörr sağda silkele bizi

-buyur abi?

-indir laaan.

 

sigorta hastanesinin önünden geçerken

 

-abi beni sigortada bırak

 

 

-sağda inebilir miyim?

-soldan inilmiyor zaten kardeş...

:)

HA
06.10.2007 00:40
#56
müdür bizi sağda tükürüver

:) oohaabe abii bunu diyen zonta kim acaba

TA
06.10.2007 07:18
#57

-Kaptan munasip bir yerde silkele

-Ne diyon lan

-Sallasana be gectik isiklari

-Fesuphanallah al sana munasip bir yer

Yolcular dumur olmustur olay Kadikoy Pendik dolmusunda gecmistir

NU
06.10.2007 12:35
#58

Şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır...

Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır. Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur. Sakın bu oyuna düşmeyin.

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!

NU
06.10.2007 13:31
#59

alo ahmet bey?

+ buyrun benim...

- ben mit'ten arıyorum, sizi işe kabul etmek için aradık. lütfen pazartesi müsteşarlığa gelin de orientationa alalım sizi.

+ ama ben başvurmadım ki..

- biliyoruz, ama iki gün sonra saat 1545te başvuracaktınız. siz bize gelmeden biz size döndük....

+ ama ben..

- biliyoruz, sorun değil eski işyerinizle görüştük.

+ peki ancak pazartesi kuzenimin düğü...

- kuzeninizle görüştük düğün bi sonraki pazartesiye ertelendi..

+ ....

- vazo için üzülmeyin...

+ hangi vaz?!? (çangır)

NU
06.10.2007 15:22
#60

:) Sevgili HAKKI…

Mektubunu aldım. gelmesi ne denli sevindiriciyse de okuduklarım o denli üzücüydü.. Demek asker gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana yapmadığı kalmamış.. "suçum olsa yanmam" diyorsun. sana inanıyorum dostum.olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif asker ocağına yakışmayan sadistin teki...

Sen sivilken ağzına kötü söz almazdın. Adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre gerçekten çok sinirlenmişsin. Haklısın. Ben de olsam ondan nefret ederdim. Oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız. Neden ayırım yapıp en ağır işleri sana yaptırıyor ki?.. Senin gibi aklı başında, sorumluluklarının bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.

Zaten "adinin teki “ demişsin. Neyse HAKKI, vatan borcu bu.. Her şeye, insanlıktan uzak olan çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin. Sen yine elinden geldiğince iyi asker olmaya çalış.beni de mektupsuz bırakma. Mektupları dışardan yollamakla iyi ediyorsun. Çavuş iti okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra.

Özlemle gözlerinden öperim…

DOSTUN RECAİ

 

ULAN RECAİ İTİ

Ben sana ne zaman mektup yazdım da o Allahın belası mektubu gönderdin?? Mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için bu adiliği yaptın dimi köpek? Senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana yapmadığı kalmadı. Tonla dayak. Bir hafta da hapis cezası yedim. Çavuş beni bölüğün önüne çıkarıp "KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR." dedi.

 

Ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık, mektubunun da o eşek şakalarından biri olduğuna inandıramadım. Bir daha mektup falan yazma.. Zaten, ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim. Birkaç yıl eline kalem alamayacaksın. En kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim...

HAKKI

MERHABA HAKKI,

Yanında olamadığım, sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için kahroluyorum. Mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor. manyak çavuş iyice azdı ha. Vay sadist vay...bir de adam bilip çavuş yapmışlar.Böylelerinin eline hiç yetki vermemeli. Sonra ne oldum delisi oluyorlar.

“Sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun. Ama haklısın HAKKI.Sinirlerine hakim ol.. Askerlikte üste saygısızlık olmaz. Adama askerliği bitirtmezler vallahi.. Uyma o hayvana dostum. Zor ama sayılı günler gelir geçer. Buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz. En güzel günler seninle olsun..

KARDEŞİN RECAİ

RECAİ DENEN HAYVAN

Lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, Oğlum sen çıldırdın mı? Çavuş fıttırdı. "yazmadım komutanım." diyorum, yemin billah ediyorum dinlediği yok. Ah ulan eşşoğlu eşşek yaktın beni..

Askerliğim şimdiden bir ay uzadı. her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor. Yeter artık recai!. Şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı. Cımcılık oldu. Bu gidişle biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. Tüm kemiklerini kıracağım. allah belanı versin…

HAKKI

HAKKI

Yooo, yazdıklarına inanamıyorum. Bu kadarı da olmaz ama... Artık o şerefsiz çavuşun sana yaptıklarını insan yapmaz. Nedir bu eşşoğlu eşşeğin sana çektirdiği? Yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha merhametli davranır.

Bak HAKKI sakın benden gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? Eninde sonunda ikiniz de bu vatanın evladısınız. Böyle yapması için ya kafadan sakat ya da soysuz olmalı.. Ne diyeyim HAKKI?sabredeceksin. Allah sevdiği kuluna çektirirmiş. Seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına bela diye salmış

CAN DOSTUN RECAİ

RECAİ SOYSUZU stop!

Sayende askerliğim bitmeyecek stop!.. Firar ettim stop!.. Seni parçalamaya geliyorum stop!..

 

 

Düzenleyen YILMAZ - 29/Temmuz/2007 Saat 15:18

Deniz gibi olmali insan bazen dalgali bazen durgun.Bazen derin, tehlikeli, ama güzel, icinde neler gizledigi bilinmeyen,ve dalgasına kapılanı öldürmeyen...

16.10.2007 01:21
#61

hepsi süperdi, tüm paylaşımlar için teşekkürler

YE
09.11.2007 00:36
#62

şakaların boyutuna bakın :rolleyes: (youtube'dan)

 

tıkla

GO
09.11.2007 00:48
#63

cok komıktıler yaa,gozumden yas geldı gulmekten... sagol paylastıgın ıcın

ED
13.11.2007 19:29
#64

:rolleyes: --------------------------------------------------------------------------------

ÜÇ YAHUDİ

 

Üç yahudi genç kardeş kendi işlerini kurup zengin olmuş ve yaşgününde

annelerine aldiklari hediyeleri birbirine anlatarak böbürleniyorlarmiş.

Birincisi demiş ki: 'Ben anneme kocaman bir ev aldim'

ikincisi : 'Ben bir Mercedes aldim ve bir de şöför tuttum'

Üçüncüsü: 'Benim hediyem hepinizden güzel. Annemin tevrati okumayı nekadar

çok sevdiğini ve artik gözleri iyi görmediği için artik okuyamadiğini biliyorsunuz.

Ona bütün Tevrati ezbere bilen büyük kahve rengi bir papağan gönderdim

Onu eğitmek için 12 haham 12 yil boyunca uğraşıp. Bu papağan için havraya

20 yil boyunca her yıl 1 milyon dolar bağişlayacağim ama buna değer.

Annem sadece bölümün adini söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak'

Kisa bir süre sonra annneleri üçünede birer teşekkür mektubu yazmiş:

Birinciye:

'Milton, bu ev çok büyük. Bana birtek odasi yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kaliyorum.'

ikinciye:

'Marvin, yolculuk etmek için çok yaşliyim, arabayi hiç kullanmiyorum ve şöför çok kaba.'

Üçüncüye:

'Canim Melvin'im, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladim sensin.

Tavuk çok lezzetliydi, teşekkür ederim.

 

(Bir kardeşim yazmış hoşuma gitti sizlerinde hoşuna gideceğine eminim)

NU
08.12.2007 11:57
#65

Hehe çok Komik Buyrun Bakin............................

- I run each teen me?

- A wet each team.

- I run each make is tea your sun each.

- Higher them in each team.

- Catch bar duck each teen?

- On bar duck each team.

- Why high one why!

 

 

 

TÜRKÇE MEALİ

 

 

-ayran içtin mi?

-evet içtim

-ayran içmek istiyorsan iç

-hayır demin içtim

-kaç bardak içtin?

-on bardak içtim

-vay hayvan vay

DİALOGUN İNGİLİZCE KISMINI YÜKSEK SESLE OKUYUN GÜLMEKTEN KOPACAKSINIZ

NU
08.12.2007 12:16
#66

:D temele sormuşlar;

"aptal mı olmak istersin, güzel mi?"

"aptal" demiş temel "güzellik geçicidur :(

 

büyük ikramiye çıkan temel'i üç ay sonra bakkal, kasap

ve borçlu olduğu diğer esnaf yolda çevirmiş;

 

"ula temel, sana ikramiye çıktuğu halde üç aydır niye

borcunu ödemiysun?"

temel;

"zencun oldi, değiştu demesunlar diye..."

 

idama mahkum olan temel'e son arzusunu sormuslar;

"benu oğlumın yanuna gömin" demiş.

oğlunun yaşadığı ortaya çıkınca; "ben beklerum" demiş

 

temel ölmüş , cehenneme gitmiş.

kapıda sille tokat

karşılamışlar.

"pöyle yaparsanuz hiç çimse celmez" demiş

 

 

öğretmen telefonda;

"demek temel hasta, okula

gelmeyecek. peki ben şimdi kiminle konuşuyorum?"

"pabamla

 

 

temel savaşta büyük çatışmadan sonra, gece sessizlik

sırasında bir sigara çıkarıyor , kibritle yakıyor.

arkadaşı hemen atılıyor;

"heyy ! deli misin? bu çok tehlikeli!"

temel;

"yok canum, içime çekmeyrum :( :rolleyes: :D

CI
08.12.2007 15:12
#67

Temel işte... :rolleyes:

 

 

Temel secimlerde aday olmus, buyuk kalabaliga karsi konusma yapacak, hazirlanmis, kursuye cikmis. Cebindeki kagidi aramis bulamamis. Bunun uzerine secmenlere seyle seslenmis:

- Sevgili hemsehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.

 

 

 

Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.

adam -Birader napıyon sen?

temel:

-Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum

adam:

-Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..

temel:

-Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!! :D

ED
06.01.2008 21:38
#68

Temel birgün doktora gitmiş..

Doktor bey,bizum Fadine sağır herhal..Sorularima cevap vermeyi...demiş.Doktor:

''Karınızın sağırlık derecesini ölçelim.Gidin,siz bir soru sorun,duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın.

Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.''demiş.

Temel,deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:

-Karicuğum bugün yemekte ne var?diye seslenmiş ama Fadime'den ses seda yok...

Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş.Yine çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:

-Kiz Fadime saa diyrum,yemekte ne var?

Fadimenin sabrı tükenmiş:

-Bak temel, dördüncü kez söyliyrum ,yemekte hamsili pilav var :)

ED
06.01.2008 21:56
#69

Ali gel.

 

- Geldim Oya buyur.

 

- Ali ata bak.

 

- Oya ata baktım.

 

- Ali topu tut.

 

- Oya topu tuttum.

 

- Ali okul açıldı.

 

- Oya okul ne güzel!

 

- Ali okula koş

 

- Oya okula koştum.

 

- Ali bayrak as.

 

- Oya bayrak astım.

 

- Ali ılık süt iç.

 

- Oya ılık süt içtim.

 

- Ali su getir.

 

- Al Oya bu su.

 

- Ali çay demle.

 

- Peki Oya pekiii.

 

- Ali çamaşırları as.

 

- Hıhııı Oya hıhıııı

 

- Ali iki yumurta kır.

 

- Tabii Oya tabiiiiiiii

 

- Ali camları sil.

 

- Ooolduuuu Oya olduuuuuuuuu

 

- Ali bakkala git.kısa samsun al

 

- Yuhhhhhhhh Oya yuhhhhhhhhh.

 

- Ali bana diklenme.

 

- Oya çeneni kapa.

 

- Ali bir dediğimi iki etme

 

- Oya az ye de bir hizmetçi tut.

 

- Ali canımı sıkma.

 

- Oya ayağını denk al.

 

- Ali beni tehdit etme.

 

- Oya canıma yettirme

 

- Ali fişine itaat et.

 

- Oya beni oraya getirtme.

 

- Ali fişten kovuldun.

 

- Sen kovmadın ben istifa ettim beleşçi Oya... yıllardır ne bu senden çektiğim çilem be. Ali koş, Ali düş, Ali amuda kalk.... eeeeeeeeeehhhhhhh yetti canıma artık.

 

- Ali kısa kes.

 

- Yok canım öyle kısa cümleler yok. Çoluk çocuk okuma yazma öğrenecek diye anam ağladı beeeeeee :) :)

AS
06.01.2008 23:53
#70

I am dadaştan da bir fıkra buyrun:

 

Omuzları tilki kürklü bir hanımefendi Cumhuriyet caddesinde yürürken dadaşım

yanına gelir:

- Baci ,baci dalan gudik dırmanir.

Kadın kendisine laf atıldığını düşünerek:

-Terbiyesiz, der.

Dadaşım bozulur :

- Benene kıtlarsa kıtlasın !

 

 

Tercüman mevcuttur merak ederseniz :)

MU
07.01.2008 11:44
#71

Hoş bir fıkra :) Tercüme etmek değil de, gidişata göre kendimce bir şey yazmak istiyorum. Tabi asıl tercümeyi sizden bekliyoruz:

-Bacı, bacı üzerine tilki tırmanıyor.

-Terbiyesiz.

-Banane, ısırırsa ısırsın :) (kıtlama şeker mevzuu olayı bu şekilde değerlendirmemin müessiridir :))

AS
08.01.2008 02:08
#72

Gayet iyi teşbihler tebrik ederim ama küçük ayrıntıları da atlamamak lazım öyle değil mi? mesela şu kısımlar:

 

- Baci ,baci dalan gudik dırmanir.

1. dal: sırt

dalan: sırtına

2. gudik: köpek (biliyorum siz tilki kürkünden yola çıktınız ama demek ki bizim dadaş tilkiyi uzaktan köpek sanmış)

 

Evet Has Dadaşça sınavını geçtiniz, MEB onaylı sertifika almaya layık oldunuz. Palandöken dağlarından itinayla toplatılmış bir dipfiriz dolusu kar da hediyemiz olsun size, baktıkça bizi hatırlayın emi. Biliyorum sevincinizi tahmin etmemek elde değil Reyhan hanım.. :)

TU
12.01.2008 18:03
#73

TAVANSIZ

 

Büyüklerden biri, bir vaize taşsız bir yüzük vererek

-Al bunu da bana dua et. deyince vaiz şu karşılığı vermiş:

Allahım sana cennette tavansız bir köşk ihsan eylesin!

 

 

NEREYE

 

Bir köylü fukahadan birine,

-Abdest almak için soyunup, göle girdiğim zaman yüzümü ne tarafa döneyim? diye sorar. Fakih şu cevabı verir:

-Ne tarafa soyunduysan o tarafa döndür de, elbiselerini çalmasınlar.

 

 

İSLAM'IN ŞARTI KAÇ?

 

İki köylü konuşuyorlar:

-Recep, seni ağlamış görüyorum yanakların da kızarmış dayak mı yedin ne?

-Ah kardeş sorma... Köyün imamı demin kahvede ''İslam'ın şartı kaç?'' diye sordu.

-Ee sen de ''İslam'ın şartı dokuzdur'' diyemedin mi?

-Ne diyorsun be, Allah'ı seversen! On ikiye kadar çıktım da yine razı olmadı. (Külliyat-ı Letaif)

 

 

KURTUN VADİSİ

 

 

Koyun dereden su içiyormuş. Başında bir kurt bitmiş.

-Seni yiyeceğim çünkü suyumu bulandırıyorsun.

-Nasıl olur kurt kardeş? Ben suyun aşağısından içiyorum, sense suyun başındasın. Kaynağın orada... Ben senin suyunu bulandıramam ki...

-Olsun, seni yiyeceğim. Çünkü bir gün suyun başına geçersen, suyu bulandırma ihtimalin var!

 

 

CAFCAF DERGİSİ'nden alıntıdır.

PU
12.01.2008 18:41
#74

hadi tanısana .

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar, kopyalıklar havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar.

Hoca;

- "Bu mikroskop lam'larında bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak"

Tabii hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hocanın dediği dedik. Ögrenciler mikroskoplarına geçmiş ama tanıyamıyorlar... En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş;

- "Kimsin sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?"

Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış.

- "Tanısana hadi tanısana kim olduğumu..."

 

 

 

 

--------------------------------------------------------------------------------

 

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.Profesör kaşlarını çatarak: -Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!"

Öğrenci:

-O zaman ben uçuyorum... der.

Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavını başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış.Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.Profesör öğrenciye:

-Sana son bir soru soracağım , demiş.

-Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayalet, birinde akil var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?

Öğrenci:

-Para olan çuvalı seçerdim...

Profesör:

-Ben akil olan çuvalı seçerdim...

Öğrenci:

-Normal ! Kimde ne eksikse onu seçer...

Profesör çok sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp içine ‘’Öküz" yazmış. Öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.

Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış :

-Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz."

 

--------------------

 

Pek dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi.

Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı

- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?

 

--------------------

 

Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim'e dogru gidiyoruz. Adamın biri

Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla

- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim?? Bizim soför olaya hakim:

-Tabi abi ayıp ettin.al götür. senden kıymetli mi

 

-------------------

 

Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surçer;

- Musait bi yerde iner misiniz? Şöför :

- Niye sen mi kullancan

 

-------------------

 

 

Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karşık sanırım,kendisi de dolmuştakilerle güler söyledigine) Şöför kadını indirirken:

- Buyrun size layık değil ama!

 

 

:) :)

AS
29.01.2008 17:35
#75

çocuk: anne, muallimlerimiz sürekli ALLAH'tan bahsediyor...

 

annesi: oğlum siz muallimleri değil dersleri dinleyin..

 

Kastamonu'da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. "Bize Hâlıkımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar" dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.

(Şualar'dan)

 

Bununla birlikte okuyunca komecik geldi bana :rolleyes:

MU
07.02.2008 18:11
#76

Mehmet Nuri Yardım’ın “Edebiyatımızın Güler yüzü” isimli kitabından iktibaslar yapılarak hazırlanan hoş bir köşe yazısına rastladım. Edebiyat dünyamızın nüktedanları deyince ilk akla gelenlerden birinin Üstad olması hasebiyle, Üstadın birçok nüktesi de kendine yer bulmuştu yazıda. Sitemizde bulunduğu için onları çıkararak yazıyı ekliyorum.

Özellikle Neyzen Tevfik’in yolda karşılaştığı bir şahsa verdiği cevap pek tanıdık gelecektir bize.

 

IV. Murat’a Hiciv yazmayacağına dair söz veren ancak sözünde duramayan Nef’i bu iptilası yüzünden canından oldu. Büyük Hiciv üstadı Nef’i gürcü Mehmet Paşa aleyhine yazdığı “Siham-ı Kaza”( Kaza Okları) isimli eserini padişah IV. Murat’ın huzurunda okurken saraya yıldırım düşer meydana gelen hadise yazarın uğursuzluğuna alamet sayılırken şair’in gözden düşmesine neden olur. Nef’i’yi çekemeyenler ise şu beyiti söyler;

“Gökten nazire indi Siham-ı Kaza’sına

Nef’i diliyle uğradı hakkın belasına”

*

Orhan Saik “Bu Vatan Kimin” şiirleriyle tanınan ünlü bir edebiyatçımızdır. Şairimiz, bazı edebiyat profesörleriyle sohbet ediyordu. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinden ve bu eserin yayıma hazırlanmasından bahsediliyordu. Gökyay kanaatini şöyle açıklar: “Bence bu eseri günümüzde üç kişi hazırlayabilir.” Profesörler “Acaba hangimizin adını söyleyecek ?” diye heyecanlanır ve sorarlar:”Kimler?” cevap üç isimden oluşur: “Orhan Şaik Gökyay”

*

Şimdide “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”nun yazarına kulak verelim. “Bir edebiyat ansiklopedisine giremeyince üzülen arkadaşını Peyami Safa şöyle teselli etmiş:” Bizim gibi ülkelerde bir ansiklopediye girmek, ancak onu hazırlayanın yakını olmakla mümkündür.”

*

Ali Nihat Tarlan, divan edebiyatı analizleriyle tanınan ünlü bir edebiyatçımızdır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde metin şerhi okutan Profesör Ali Nihat Tarlan, ders sırasında bir beytin açıklamasını yapar. Bir öğrenci “Acaba sizin bu beyit hakkında söylediklerinizi şair düşünmüş müydü?” diye sorar. Hoca, başka bir beyit yazar ve açıklar. Öğrenci yine itiraz eder. “Şairin bu şekilde düşünmüş olabileceğinden nasıl emin olabiliyorsunuz? Diye ukalalık edince Tarlan Hoca itirazcıya haddini bildirir. “Emin olabilirsiniz evladım çünkü bu ikinci beyti ben yazdım.”

*

Hasan Ali Yücel, cumhuriyet döneminin önde gelen eğitim Bakanlarındandır. Mustafa Kemal Atatürk, bit toplantıda sol yanında oturan Milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel’e sorar “Hasan Ali sıfır neye derler?” Hasan Ali hemen cevap verir: “Sizin yanınızda, bana”

*

Mahir İz Hocayı “Yılların İzi” adlı hatırat kitabından hatırlıyoruz. Mahir İz “Maaşını alır almaz zekatını çıkarın, o zaman maaşınız bereketlenir, cüzdanınız kaybolmaz” derdi. Bir gün hocanın tanıdıkları bir cüzdan bulurlar. Bakarlar ki Mahir İz’in. Gelip cüzdanı kendisine verdiklerinde “Hocam hani zekatı verilen cüzdan kaybolmaz derdin.” Diye takılmak isterler.

Mahir Hoca tebessümle cevap verir “ Doğru bakın benim cüzdanım kaybolmadı, bulup getirdiniz.”

*

Hiciv deyince Ünlü şair Yahya Kemal’i hatırlamamak olmaz. Yüzsüz ve patavatsız bir adam, bir gün Mehmet Akif ile Yahya Kemal’i sohbet ederken buldu. Beyatlı Akif’e hararetli bir şeyler anlatıyordu. Pata küte lafa karıştı ve Yahya Kemal’e takılmak istedi: “Üstat, yine ne yalanlar atıyorsun bakalım? Dedi. Mehmet Akif bu densizliğe bozulmuş, yüzü kızarmıştı. Fakat Yahya Kemal bozuntuya vermeden adama cevap verdi: “Üstat Akif’e seni methediyorum..!”

*

Yahya Kemal tam bir şair mizaçlıdır. Kolay kolay kimseyi beğenmez. Burun kıvırdığı edebiyatçılar arasında Midhat Cemal Kuntay da vardır. Onun hakkında söylediği şu söz oldukça yaygındır. “Ben bu Midhat Cemal’i gördüğüm zaman, bu adam ya noter olur ya da balkabağı demiştim. İkisini birden oldu.”

*

Yahya Kemal’in Necip Fazıl’ı nasıl değerlendirdiğine ilişkin bir örnek anlatalım. İspanya’daki ihtilallerle ilgili olarak Yahya Kemal’e sorar:”Siz İspanya’da büyükelçilik yaptınız, bilirsiniz. O memlekette niçin sükunet olmaz?” Beyatlı’nın cevabı oldukça düşündürücü:” Olamaz, zira orda her vatandaş bir Necip Fazıl’dır.”

*

Resim yapmak ya da, şiir yazmak arasında bocalayan bir gençle Yahya Kemal’in arasında geçen konuşma hiciv edebiyatının ender güzellikteki örneklerindendir.

Resimde yapan genç bir şair Yahya Kemal’e sorar:

Üstat, resim mi yapayım şiir mi yazayım?

Beyatlı hemen cevap verir.

Resim yap, resim!...

Fakat siz benim tablolarımı görmediniz ki?

Ama şiirlerini gördüm.

*

Ahmet Hamdi Tanpınar ile Yahya Kemal arasındaki diyalog Osmanlının dünya görüşü hakkında açıklayıcı niteliktedir.

Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’e sorar:

Üstat, biz Viyana kapılarına kadar nasıl gitmiştik? Yahya Kemal’in cevabı, büyük maceramızı izah eder mahiyettedir: Pilav yiyerek ve Mesnevi okuyarak. Yahya Kemal’in devlet ile coğrafya arasında kurduğu ilişki, ülkemizin bu gün içinde bulunduğu duruma ışık tutacak mahiyettedir. Üstat şöyle diyor: “Her devlet kendi ülkesinin coğrafyasını korur, bizim ülkenin coğrafyası bizim devleti korur.”

*

Hiciv denince ilk akla gelen isimlerden biri de yazdığı şiirlerle tanınan Neyzen Tevfik’tir. Sözünü sakınmaz, kimseden korkmaz Neyzen Tevfik, CHP’nin kudretli bakanlarından Cevdet Kerim İncedayı ile İstanbul’da karşılaşır. İncedayı, Neyzen’i hoş tutar ve “Ankara’ya yolun düşerse bakanlığa uğra, mutlaka görüşelim” der.

Bir gün Neyzen Ankara’ya gider ve bakanı ziyaret etmek ister. Görüşmek mümkün mü? Hırpani kılıklı Neyzen’e güvenmez yetkililer. Önce kimliğini sorarlar ardından üzerini ararlar. Sonra da Özel Kalem’e gönderirler. Bakan bir yana Özel Kalem müdürüne bile ulaşamayan şair, İncedayı’nın İstanbul’da kendisine verdiği kartı çıkararak arkasına şu dörtlüğü yazar:

Gel dedi, Cevdet Kerim…

Bekliyoruz Allah Kerim…

Fasulye yedim tutmaz gerim

Ha benim gerim, ha Cevdet Kerim

*

Neyzen dar bir yolda yürürken karşısına çıkan adama “Müsaade ediniz, geçeyim” der. Adam “Kime kafa tutuyorsun babalık! Ben ciğeri beş para etmez bir adama yol vermem” Neyzen’in cevabı kısadır. “Ben veririm.”

*

Tahirü’l Mevlevi’de edebiyatımızda hicivleriyle tanınan ünlü bir edebiyat öğretmenidir. Mahir adlı şair ruhlu bir öğrenci kötü not aldığı hocası derse girmeden önce tahtaya “Vermezse Tahir, Neylesin Mahir” diye yazar. Tahir hoca derse girdiğinde yazının altına şunu ekler “ Çalışsa Mahir, esirger mi hiç Tahir?”

*

Recep Vahyi aşırı şekilde övdüğü Tevfik Fikret’e yazdığı mektupta ölçüyü kaçırınca, Tevfik Fikret şu mısraları yazar:

Ne senden ruku

Ne benden kıyam

Selamunaleyküm

Aleykümselam

*

Celal Sahir Erozan misafirlikte kağıt oynarken “kazandım” diye sevinir. Ev sahibi “Olmaz” der, kazanmak için elinizde üç sinek olması lazım. Şair gülümser “Üçüncüsü getirdiğiniz kahvenin içinde”

*

Son olarak Abdülhak Hamit’e kulak verelim. Abdülhak Hamit, yakın dostu Ferit Kam’a “Sorma ahir ömrümüzde isimlerimizin sonuna birer “it” getirdiler” diye yakınır. Ferit Kam “Benim ismimim başı parlaklık anlamında “Fer” yine iyi, seninki ise büsbütün kötü: olgunlaşmamış demek olan “Ham”lıktan geliyor.”

 

Dil alanında yapılan yenilikler yazar duyarlılığı ile ancak bu kadar nazik eleştirilebilir.

 

*Kaynak

EL
14.03.2008 19:46
#77

gercekten cok müthis hic bir yerde bulunmayan türden

BD
21.04.2008 03:43
#78

Baba çocuguna :

-Oğlum Atatürk senin yaşındayken sınıfının birincisiydi... demis.

Çocuk babasına :

-Senin yasindayken de Cumhurbaşkanı idi...

-----------------------------------------------------------------

 

Aslan Kafesi :

Dursun hayvanat bahçesinde gezerken açık bulduğu bir kafesten içeri dalmış.

-Hoop ! Dur, ne yapıyorsun? Orası aslan kafesi... diye bağırmış etraftakiler.

Dursun hiddetle geri dönmüş ve kızarak :

-Sankim aslaninizu yeduk...

-------------------------------------------------

 

Arabam Dışarıda :

Temel kırtasiye’ye girmiş, tezgahtara :

- Pana pir roman lazum, demiş.

Kırtasiye tezgahtarı sormuş :

- Efendim agır mı olsun hafif mi?

Temel :

- Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur.

------------------------------------------------------

 

KİMİNLE EVLİ?

Mahkemede hakim, Temel’e sormuş:

- Kiminle evlisin?

- Bizum kariylan!

Hakim sinirlenmiş:

- E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?

- Duydum tabi, nasil duymadum!..

- Kimmiş?

- Bizum kari.

----------------------------------------------------

 

Ağaçtan Öteye Yol

Hoca canından bezmiş. Her ağaca çıktığında, ayakkabılarını kaçırıyorlarmış. Bir gün yine ağaca çıkması gerekmiş. Ama bu kez ayakkabılarını kuşağına sokmuş. Yoldan geçenler merak içinde sormuşlar: - Hoca! ayakkabı ile ağaca çıkıldığı görülmüş mü hiç? Hoca bilmiş bilmiş gülüp, cevabı yapıştırmış: - Eee evlat! belli mi olur? Belki ağaçtan öteye yol bulurum.

 

:)

AS
22.04.2008 23:39
#79

:) :) hakkaten komikmiş bunlar.. Saolasınız.

AS
22.04.2008 23:43
#80

İçimden geldi bi tanede ben copy-paste yapayım.

 

Yine Erzurumda' yız.. Ulu cami nin müezzini sabah ezanını okumak için evden çıkar saat 04:30 -15 derece kar tipi çok şiddetli tam abdest almak için çeşmeye yanaştığı zaman turist otobüsü yanaşır o yaşlı müezzin amca çorapları çıkarmış kolları sıvamış çeşmeye doğru ilerlerken bütün turistler o yaşlı müezzin efendiye bakmışlar bu adam ne yapacak diye o amcanın ağzında şu sözler dökülür

"ecnebiler... Dininizin kıymetini bilin"... :)

MU
23.04.2008 06:46
#81

Ah efendim, ah. Bu anlattığınız fıkra, bir zamanlar dersanedeki tarih hocamın sınıftaki haylaz öğrencilerin ikide bir dersten sıkılıp fıkra isterük! demeleri üzerine anlattığı bir fıkrayı hatırlattı. Onu anlatarak asıl demek istediğim yere geleyim:

 

Temel, hristiyan arkadaşı ile birlikte sohbet etmektedir. Temel oruçlu olduğunu, İslamda orucun nasıl tutulduğunu anlatmaktadır. Hristiyan, sabahtan akşama kadar hiç bir şey yenmeden ve içilmeden tutulan bu oruç karşısında kendi dinindeki sadece belli başlı gıdaların alınmamasından ibaret olan orucun nasıl tutulduğunu anlatır. Bunun üzerine bizim Temel der ki: Dininin kıymetini bil!

 

Şimdi efendim, pek derine inmemiş, hakiki manada dinî hassasiyete sahip olmadığım o dönemde bile bu fıkranın galizliği içime batmıştır. Kahkahaların yükseldiği o sınıf ortamında tepkimi dile getirmiştim. Çok sevdiğim ve saydığım hocamdan -hem de tarih- böyle bir fıkra - fıkra adı altında başka bir şey- zikredildiğini duymak beni fevkalade üzmüş ve hafiften kızdırmıştı.

Şimdi efendim, dini mevzular olsun, iman meselelerinin çerçevelediği mefhumlar olsun, bunların fıkra, mizah gibi alanlarda kullanılması pek hoş olmamaktadır. Neden? Din, iman işi şakaya gelmez, İslam hak dindir ve İslam dinine tabii olmak şu imtihan dünyasında Allahın bir kuluna nasip edeceği en muazzam, namütenahi kıymetli bir lütuftur, nimettir. Hâl böyleyken, fıkra adı altında bile olsa, gayri müslim'e dininin kıymetini bil demek, kabul edilemez bir ifadedir. Lafım asla size değildir efendim, bu zihniyetin çıkış ve yayılış dairesinedir; lakin buradaki çarpıklığı görmemiz lazım. O dinlerin hiç bir kıymeti yoktur, İslam gönderildikten sonra hepsinin hükmü kalkmıştır, içerisinde ne dünyaya ve de ahirete müteveccih hiç bir ruh inşa edici şerait olmayan o bozuk, o sapık dinler için, o dine mensup olanlar için;bir Müslüman hiç 'dininin kıymetini bil' diyebilir mi? O dinde bir kıymet mi kalmıştır ki? Elbette ki bu suale hepimizin vereceği cevaplar bellidir ve müsavidir. Bu hassas mevzuların fıkra adı altında insanların beyinlerine doğru bir faaliyete geçmesini sağlamak, bu tür fıkralar yazmak, incelik ölçüsünün farkında olan bir Müslümanın işi değildir, bu fıkrayı belki bir misyoner, belki dininin kıymetini bilmeyen lafta bir Müslüman yazmıştır. Bu tür yazıların karşısında yapacağımız şey, ifadedeki hatayı, İslama zıt olan telakkiyi görebilmek ve asıl bizim her şeyin üzerindeki dinimizin kıymetini bilmektir. Böyle bir fıkranın bir insan tarafından tevellüd edilmiş olması bile üzücü. Nereden nereye geldiğimizin de cemiyet içindeki göstergesi. Lütfen fıkra altına gizlenmiş, dinimize menfi telakki sıvayan bu tür yazılara gülmeyelim, güldürmeyelim, gülünecek tarafı olmadığını görelim.

Saygılarımla

Ü.
23.04.2008 12:59
#82
Baba çocuguna :

-Oğlum Atatürk senin yaşındayken sınıfının birincisiydi... demis.

Çocuk babasına :

-Senin yasindayken de Cumhurbaşkanı idi...

 

:) :)

AS
23.04.2008 19:00
#83
Şimdi efendim, pek derine inmemiş, hakiki manada dinî hassasiyete sahip olmadığım o dönemde bile bu fıkranın galizliği içime batmıştır. Kahkahaların yükseldiği o sınıf ortamında tepkimi dile getirmiştim. Çok sevdiğim ve saydığım hocamdan -hem de tarih- böyle bir fıkra - fıkra adı altında başka bir şey- zikredildiğini duymak beni fevkalade üzmüş ve hafiften kızdırmıştı.

Şimdi efendim, dini mevzular olsun, iman meselelerinin çerçevelediği mefhumlar olsun, bunların fıkra, mizah gibi alanlarda kullanılması pek hoş olmamaktadır. Neden? Din, iman işi şakaya gelmez, İslam hak dindir ve İslam dinine tabii olmak şu imtihan dünyasında Allahın bir kuluna nasip edeceği en muazzam, namütenahi kıymetli bir lütuftur, nimettir. Hâl böyleyken, fıkra adı altında bile olsa, gayri müslim'e dininin kıymetini bil demek, kabul edilemez bir ifadedir. Lafım asla size değildir efendim, bu zihniyetin çıkış ve yayılış dairesinedir; lakin buradaki çarpıklığı görmemiz lazım. O dinlerin hiç bir kıymeti yoktur, İslam gönderildikten sonra hepsinin hükmü kalkmıştır, içerisinde ne dünyaya ve de ahirete müteveccih hiç bir ruh inşa edici şerait olmayan o bozuk, o sapık dinler için, o dine mensup olanlar için;bir Müslüman hiç 'dininin kıymetini bil' diyebilir mi? O dinde bir kıymet mi kalmıştır ki? Elbette ki bu suale hepimizin vereceği cevaplar bellidir ve müsavidir. Bu hassas mevzuların fıkra adı altında insanların beyinlerine doğru bir faaliyete geçmesini sağlamak, bu tür fıkralar yazmak, incelik ölçüsünün farkında olan bir Müslümanın işi değildir, bu fıkrayı belki bir misyoner, belki dininin kıymetini bilmeyen lafta bir Müslüman yazmıştır. Bu tür yazıların karşısında yapacağımız şey, ifadedeki hatayı, İslama zıt olan telakkiyi görebilmek ve asıl bizim her şeyin üzerindeki dinimizin kıymetini bilmektir. Böyle bir fıkranın bir insan tarafından tevellüd edilmiş olması bile üzücü. Nereden nereye geldiğimizin de cemiyet içindeki göstergesi. Lütfen fıkra altına gizlenmiş, dinimize menfi telakki sıvayan bu tür yazılara gülmeyelim, güldürmeyelim, gülünecek tarafı olmadığını görelim.

Saygılarımla

Doğru söylüyorsunuz ne diyeyim.. Benim de kafama takılıp da sonra " amaan ben öle mi düşünüyorum sanki" diye savuşturduğum şeyler bunlar ve bu şeylerden Tv' da da görüyoruz Avrupa yakasına gülerken -izlemeyenleriniz vardır ben takipçisi değilim ama bakıyorum- ve bu tarz şeylere alternatif daha bir sürü şey.. Dürüst olmak gerekirse dikkat edilmesi gereken onca şeyin arasında bu gözden kaçıyor demekki diyebiliyorum şimdi. Size de teşekkür ederiz hatta Allah razı olsun faydalı uyarınız için..

Benim de saygılarımla

CE
19.06.2008 21:03
#84

:) :unsure:

 

 

Acı kaybımız

> 3 ay önce ailemize katılan, Necmi ismini verdiğimiz kaplumbağamız dün

> vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük.

> Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip Necmi'yi aldığımız

> dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ''Abi onlar

> kış uykusuna yatar'' cevabını almış bulunmaktayız, hepimizin başı

> sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde.

>

>

>

> Annem!

> 'Bu taraf bitti.' diye CD'yi arkasına çeviren ve sonra da 'CD çalar

> çalışmıyor!' diye feryat eden anneme alkış istiyorum.

>

 

>

> Modem

> Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem 'Bu ne?'

> diye sordu. Ben de kolay anlasın diye 'Hani benim bilgisayarım var ya

> onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu

> zorunlu.' diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni; 'Yani

> modem bu' dedi ve konu kapandı...

>

>

>

> Düz mantık

> Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ''Bu ev kiralıktır'' yazılı

> bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka

> evin camında ''Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız.

>

>

>

> İngilizce yazılısı

> Bir alkış da ingilizce sınavında 'Nice ........' şeklindeki boşluğu

> 'Nice mutlu yıllara!' şeklinde dolduran, dahi mi aptal mı old uğunu

> henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum.

>

>

>

> Havale

> Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki

> gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor:

> 'Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?' Teyzem cevap veriyor:

> 'Bu paranın hayrını görme İnşallah yazalım.'

>

>

>

> Lamba

> Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta

> geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: 'Bacım o

> geçtiğin gece lambası değildi, çek sağa.'

>

>

>

> Hacim nedir?

> Öğretmen bir arkadaşımdan naklen; 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2.

> sorusu: 'Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.' Öğrencimizden

> gelen

> cevap: 'Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?'

 

 

 

 

> Asabi Polis

> Hareketli bir Bağdat Caddesi akşamında, polis abilerimiz rutin olduğu

> üzere devriye gezmektedir. Işıklarda müşteri bekleyen taksiye

> yaklaşılır ve; ''Ticari, bekleme yapma, devam et.'' anonsu yapılır.

> Camdan eliyle '1 saniye' işareti yapan taksiciye, ikinci ve çok

> manidar anons gelir ardından; ''Ticari, benne pölümüye girme! Devam et dedik!''

SE
16.07.2008 05:10
#85

makine mühendisi bilgisayar mühendisi ve elektrik elektronik mühendisi arabayla seyahat ederken araba arızalanır.makineci:

ya bi motora bakalım der

elektronikçi de katılır ona

bilgisayar mühendisi ise:

ya bi inip tekrar binsek düzelir aslında

*

fbı ajan almak için sınav yapar.son aşamada adamın sevgilisi karşısına geçirilir eline bir silah verilir ve sık kafasına denir.adam terler morarır yok ben yapamayacağım der

sıra temele gelir.temele de öldür karını derler.iki dakika sonra bir silah sesi gelir ardından bir cam kırılır ve bir kadın çığlığı.ajanlar içeri girdiklerinde temel

-ula bana verdiğiniz silah kurusıkıymış.ben de camdan attim oni

*

patronu temele iş vermek için sınav yapar.sınavı bir stadyumda yapacaktır.binlerce kişi toplanır.patron sorar

-temel iki kere iki kaç eder

-beş

seyirciler bağırır

-bi daha bi daha

patron bir şans daha verir.temel altı der

-bi daha bi daha

patron son bir şans verir ve temel dört der

seyirciler

-bi daha bi daha

*

temel araba soyarken hem iki kapıyı birden açar dursun sorar ula öbür kapıyı niye açtın

-biri girmek öbürü çıkmak için

*

RA
29.07.2008 10:43
#86

Radyonun yeni çıktığı yıllarda Kayserili bir hanım radyo dinliyormuş.

 

Radyoda bir Türkü duymuş. Rahmetli Kavuncu’nun “Asmalar da kol uzatmış dallere” isimli Türküsüymüş bu.

 

Kadın radyoyu kapatmış hemen:

 

-Vooo bizim herif bu Türküyü çok sever, ağşam herif gelince açak da o da dinlesin..

 

***

 

Bir gün Real Madrid, Fenerbahçe'yle maç yapmak için İstanbul'a gelecekmiş.

Binmişler uçağa, Real Madrid'li oyuncular çok üzgün. Zidane kaptan olarak sormuş tabi

- Ne o çocuklar yüzünüzden düşen bin parça?

Raul demiş ki:

- Ya abi fenerle oynamayı hiç istemiyoz.

Stata gelmişler. Hala millet surat yapıyor. Zidane arkadaşlarina;

- Siz gidin İstanbul'u gezin, ben Fenerbahçe'yle tek basima maç yaparım. demiş.

Bunu duyan arkadaşlari sevinçten havalara uçmuşlar. Hemen dalmışlar İstanbul gecelerine.

Maç başlamış. Devre arası Real Madrid'li futbolcular stata gelmişler ve skorboarda bakmislar

Real Madrid 1:0 önde. Demişler bi Laila yapalım gelelim bari. Maçın sonunda geri gelmişler.

Bi bakmışlar skor 1:1. Gitmişler soyunma odasına Zidane'yi kutlamaya, ancak Zidane almış başını

iki elinin arasına ağlıyor.

- Niye ağlıyorsun, sen bütün takıma karşı tek başına oynadın ve maç berabere bitti. Bu mükemmel bi şey.

Zidane cevap vermiş;

- Eğer maçın 60. dakikasında kırmızı kart görmeseydim, farka gidecektim. Ben ona üzülüyorum.

 

***

HA
07.08.2008 21:04
#87

Meclis-i Mebusan'da Balıkesir milletvekili olan Babanzade Ahmed Naim'e, Meclis Başkanı Hamdullah Suphi Tanrıöver yoklama esnasında mûziplik maksadı ile Arap hurûfatında aralarında sadece bir nokta fark olan "be" ve "ye" harflerinin tahrir kurbiyetinden ötürü ''babanzâde'' yerine "yabanzâde" diye seslenir.Babanzade Ahmed Naim'den cevap gecikmez: "babandir!"

BD
14.08.2008 01:06
#88

Üç Hikmet

 

Rivayete göre şairin biri halifeyi öven bir kaside yazıp mecliste okudu. Halife kasideyi çok beğendi ve " Üçyüz dinar mı istersin yoksa her biri yüz dinar değerinde üç hikmetli söz mü?" diye sordu.

 

Şair: Kalıcı hikmet fani dinardan yeğdir.

 

Halife: Birinci hikmet şu: Elbisen eskiyince yeni ayakkabı giyme. Çok kötü görünür çünkü.

 

Şair : Yandı yüz dinar !

 

Halife gülerek : İkinci hikmete gelince, ne zaman sakalın yağlanırsa aşağı eğerim deme. Elbisen yağlanır yoksa.

 

Sersemleşen şair : Halife hazretleri, Allah aşkına üçüncü hikmeti kendinize saklayın! Yüz dinar üçüncü hikmetten bin kez yeğdir

RA
15.08.2008 08:02
#89

Askerin biri bir bakista herkesin boyunun ölcüsünü tam olarak dogru

söylüyormus ve arkadaslari buna çok sasiriyorlarmis.

Bir gün bunu komutana götürmüsler ve olan biteni anlatmislar.

Komutan inanmamis ve :

- Söyle bakalim benim boyumun ölçüsü kaç?

Asker asagidan yukariya komutani süzmüs ve :

- 1.75 efendim, demis.

- Dogru hayret nasil bildin?

Asker :

- Bilirim tabi efendim ben kereste uzmaniyim...

BA
21.08.2008 15:21
#90

Muhasebeci Farkı

 

Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar.

Mülakatı yapan kişi matematikçiye sorar: "İki kere iki kaç eder?"

Matematikçi cevap verir: "Dört!"

Görüşmeci sorar: "Kesin dört mü?"

Matematikçi kendinden emin cevaplar: "Evet, kesin dört!"

Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer.

Aynı soru ekonomiste yöneltilir.

Ekonomist yanıtlar: "Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağı veya yukarı oynayabilir, ama ortalama dört eder."

Ekonomist de çıkar, muhasebeci odaya girer, tabii yine aynı soru.

Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye

yaklaşarak sorar: "Kaç etsin istersiniz?"

IL
25.08.2008 00:07
#91

Gecenin bu saatinde epey güldüm.Hey gidi hey... :graduated:

 

Haşil Oldunuz

 

Kars'ın Kale Spor Kulübü Sivas'ta ilk maçına çıkar ve 1-0 yenilir. Soyunma odasına başkan rahmetlik Kara Zeynel girer ve kaptan Esko üzülerek;

-Başkanım yarınki maçta bizi gör sahaya çıkıp bulğur kimi kaynayacağız der.Bunu duyan Başkan biraz sakinleşir.

Ertesi günkü maça çıkan takım 3-0 yenilince, Başkan maç sonrası sporcularına seslenir;

-Eye be hanı bulğur kimi kaynayacağtınız.Hepiniz haşıl* olup kazanın dibine yapıştınız.

 

*Kars yöresine ait buğdaydan yapılan, üzerine kızgın yağ döküp afiyetle yenen bir yemek çeşididir.(ekşiszlk)

IL
25.08.2008 16:35
#92

Eye Niye Ölmürsen?

 

İstanbul'dan Kars'a hareket eden bir otobüste iki yolcu yan yana oturuyor. Yolculardan birinin hastası var çok düşünceli diğeri ise bu yol nasıl biter diye düşünerek yanındaki yolcuyu konuşturmak ister.

-Kardeş senin adın nedir? diye sorar. Hastası olan

-Mehmet Rıza diye cevap verir. otobüs Gebzeyi geçer yine sorar;

-Kardeş senin adın nedir? Adam cevap verir;

-Mehmet Rıza. Otobüs Adapazarını geçer yine

-Kardeş hakket senin adın neydi? der. Adam kızarak

-Mehmet Rıza Mehmet Rıza! diye cevap verir.

Düzcede verilen moladan sonra adam yine sorar;

-Ya kardeş senin babanın adı neydi? diye sorar. Bu sefer dahada kızgın bir sesle;

-Eye niye ölmür sen. Menim adımı ağlında tuttun kaldı babamın adı.

YA
27.09.2008 05:19
#93

*Temel ile Idris'in canları sıkılmis ve stadyuma gitmisler. Atletler kosarken aralarında su konusma geçmis: -Ula, bu usaklar niye kosayi? -Biri birinci gelecek, madalya alacak. -Peki öbürleri niye kosayi?

 

*Temel universite sinavina girmis. Her soruda yazı-tura atarak cevapları vermis. Iki saat sonra ogrencilerin cogu sınav kagıdını verip salonu terk etmis, Temel hala yazı tura atiyor. Ogretmen gelmis basına dikilmis: - Temel hepsini yazi tura atıyorsun, hala bitiremedin mi? Temel: - Hocam bir saat once bitirdum. Simdi da cevaplarımı kontrol edeyrum!

01.01.2009 16:21
#94

üniversitede öğrenci yemekhanede yemeğini almış ama oturacak bi yer bulamamış daha sonra prf. yanına oturmuş,bunu kabullenemeyen prof:"öküzler ve kuşlar birarada oturmazlar "demiş çocukta "iyi o zamn ben uçayım" demiş ve ordan uzaklaşmış.Bunu kendine yediremeyen prof bu çocuğu sınav yapmış fakat çocuk çok çalışmış ve bütün soruları yapmış daha sonra prf "madem bütün soruları yaptın sana bir soru sorucam:"yolda iki tane kese buldun birinde altın diğerinde akıl var hangisini alırsın" demiş.çocuk altını alacağını söyleyince prof:"ben olsam akılı alırdım".çocukta doğaldır herkes ihtiyacı olanı alır" der . profosör başka bir sınavda çocuğun kağıdını üzerine"öküz" yazar.bunun üzerine çocuk"hocam imzanızı atmışsınız ama kaç aldığımı yazmamışınız" der.

ME
01.01.2009 20:25
#95

Öğretmen ve öğrenci... Üstadın öğretmenlerin içinde bulunduğu hâli anlatan, tahlil eden bir makalesi vardı. Ruh imar etmekle mükellef olan öğretmenin kendisinin ruhunun imar edilmesi gerekiyor öncelikle. Fıkradaki tablo içler acısı, bir milletin küçükten büyüğe ne halde olduğunu gösteren ufak bir kesit. Nedir o karşılıklı hakaretler... Hani edeb ve terbiye, görgü ve nezaket... Öğrenciyi o hale getiren öğretmende mi suç, öğretmeni ruh imar edecek kalıba dökemeyen sistemde mi? Eğitim camiası ve genç nesil için ne acıklı manzara... Nerede hocası geldiğinde hürmetinden ve sevgisinden ayağa kalkan cihan imparatoru Fatih Sultan Mehmet, nerede şimdikiler. Ruh kökü baltalanan milletin hali.

NA
02.01.2009 13:42
#96

kıyamet kopsa medya nasıl duyururdu?SABAH:biz öldük CUMHURİYET:atamız kavuştuk OYUN DERGİSİ:game over STAR: şok şok beklenenen kıyamet sonunda koptu ARENA:rüşvetle cennete girenler ZAMAN :biz söylenmiştik:)))))

02.01.2009 13:44
#97
kıyamet kopsa medya nasıl duyururdu?SABAH:biz öldük CUMHURİYET:atamız kavuştuk OYUN DERGİSİ:game over STAR: şok şok beklenenen kıyamet sonunda koptu ARENA:rüşvetle cennete girenler ZAMAN :biz söylenmiştik:)))))

 

 

vakiti unutmuşunuz : namazımı kıldımda öldüm:))))

YU
07.07.2009 18:14
#98

bir gün yolda temel dursunu görür. dursun ince bi bıyık bırakmış temel dursuna ,

-ola tursun nedur bu piyuk....

dursun biraz gerinmiş ve gururla söylemiş......

-ola piz onemli şeylerun altunu çizeruz..... demiş....

 

karadenizliyiz çizeriz arkadaşım....

FU
07.07.2009 18:26
#99

güzel...aynen öyle karadenizliyiz biz lafımızı esirgemeyiz

TU
03.12.2009 17:27
#100

Adam müftüye sorar,

Hocam biz ölüp de cennete gidince 4 huri vercekler ya, peki eşim ölünce ona ne verecekler?

Ona da 4 nuri verecekler :)

Adam eve gitmiş, eşi namaz kılıyormuş, bir tekme vurarak

Kalk, cennete gidip de n'apcan?

 

 

latife bi yana da, hakkatten ekseri erkek düşüncesi

ME
03.12.2009 17:48
#101

Çok iğrenç ve çirkin bir fıkra, böylesine fıkra da denmez. Erkek düşüncesi de ne demek? İslami litaratürde yeri olan huri mefhumu ile sırf kafiye uyumu sağlanarak İslamla hiçbir alakası olmayan bir fıkraya mâl edilen bir saçmalığın erkek düşüncesi denerek ne kadar aşağılayıcı bir şekle getirildiğinin farkında mısınız? Değilsiniz ki, diyorsunuz. Bu fıkrada geçen adam, İslamın reddettiği yobaz tipinden başka bir şey değil. Tutup da bunu ekseri erkek düşüncesine mâl edemezsiniz. Cennette kendisine "huri" verilecek erkeğin, karısına "nuri" verileceğini duyunca kıskançlık krizine tutulup karısı cennete gitmesin diye dinin direği olan namaz ibadeti engellemesi ve cennete gidip de ne yapacaksın diye iğrencin iğrenci bir laf etmesi çerçevesi ile kurulu bir fıkra, çıksa çıksa islam ve islami mefhumlarla dalga geçmek isteyen birinin menfur ve münkir kafasından çıkabilir. Müslüman olarak lütfen neye güldüğümüze dikkat edelim. Din, espri mlazemesi olamaz, hele de böylesi hiç olamaz.

KU
04.12.2009 01:26
#102

Hristiyan bir ailenin çocuğu annesinden bisiklet ister

-Çok yaramazsın İsa dan iste der anne

Çocuk kalemi kağıdı alır yazar olmaz siler tekrar yazar olmaz yırtar atar

Sonra kiliseye gider,annesi tövbe etti diye sevinir

Çocuk sağına soluna bakar meryem ana biblosunu alır eve gelir ve başlar yazmaya

"isa anan elimde bisikleti ister getir ister getirme :)

YU
04.12.2009 15:11
#103
Çok iğrenç ve çirkin bir fıkra, böylesine fıkra da denmez. Erkek düşüncesi de ne demek? İslami litaratürde yeri olan huri mefhumu ile sırf kafiye uyumu sağlanarak İslamla hiçbir alakası olmayan bir fıkraya mâl edilen bir saçmalığın erkek düşüncesi denerek ne kadar aşağılayıcı bir şekle getirildiğinin farkında mısınız? Değilsiniz ki, diyorsunuz. Bu fıkrada geçen adam, İslamın reddettiği yobaz tipinden başka bir şey değil. Tutup da bunu ekseri erkek düşüncesine mâl edemezsiniz. Cennette kendisine "huri" verilecek erkeğin, karısına "nuri" verileceğini duyunca kıskançlık krizine tutulup karısı cennete gitmesin diye dinin direği olan namaz ibadeti engellemesi ve cennete gidip de ne yapacaksın diye iğrencin iğrenci bir laf etmesi çerçevesi ile kurulu bir fıkra, çıksa çıksa islam ve islami mefhumlarla dalga geçmek isteyen birinin menfur ve münkir kafasından çıkabilir. Müslüman olarak lütfen neye güldüğümüze dikkat edelim. Din, espri mlazemesi olamaz, hele de böylesi hiç olamaz.

Haklısın sonuna kadar kardeşim. İslamı felsefe gibi yaşayanların bu felsefeyi bu şekilde lanse etmeleri normaldir Mazur görmek gerek Allah ıslah etsin... Hristiyanların hz. İsayı her türlü şaklabanlıklarında kullanmaları gibi bizim gençliğimizde böyle densizlikler yapmaktadır. İmamları komik duruma düşürmek , dini kolayca alaya almak batının kültürel emperyalizminin ruhumuza işlemesinin bir sonucudur... Kendilerine dalga geçecek başka unsur bulmaları gerekir bu gibi insanların bir de işin içine feminel duygularını katıp (işte siz erkekler böylesiniz ) gibisinden abuk fikirlerin ortaya atılması ise acınılacak bir durum... Tekrarlamak gerekirse mazur görmek gerek Allah ıslah etsin inş.

BE
13.03.2010 21:21
#104

YIKA DA GETİR

 

Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:

-Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir.

 

SUSTURUCU TEDAVİ

Zamane gençlerinden biri,bir toplantıda Akifi küçük düşürmeye çalışıp:

- Siz baytardınız, değil mi? Demiş.

Akif, istifini bozmadan şu cevabı vermiş:

- Evet,bir yeriniz mi ağrıyordu?

 

NE ALIRSINIZ?

Yahya Kemal bir yokuşu çıkıncaya kadar nefes nefese kalır. Yokuşun sonundaki lokantadan bir garson seslenir:

-Buyrun beyim ne alırsınız?

Yahya Kemal tebessümle:

-Evlat,müsaade edersen bir nefes alacağım.

 

GÖNÜLSÜZ GÖNÜL

Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:

-Efendim, gönül kocamaz! der.

Hamid cevap verir:

-Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.

 

ÇIKMAYAN MANA

Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.:

-Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:

-Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.

 

ANLADIĞININ İSPATI

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfike göstererek fikrini sorar:

Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:

-İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki!

Neyzen Tevfik şu cevabı verir:

-Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım.

 

DÜŞMANIN CANI

Şair Nefibir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam verdiği halde kendisine:

-Merhaba canım! demiş.

Nefi durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:

-Derhal çıkıyorum.

 

FİKİR YAKALAMAK

Şahabettin Süleyman, bir gün Ahmet Haşim'e:

-Üç günden beri zihnimde önemli bir fikir saklıyorum, dediğinde, Ahmet Haşim, onun fikir üretmedeki kısırlığını ima ederek şöyle demiş:

-Günahtır yahu, salıver gitsin şu fikri. Zavallıcık günlerden beri tek başına kim bilir ne kadar sıkılmıştır?

 

UYKU KARDEŞLİĞİ

Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.

Yanındaki talebesi:

-Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.

Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:

-Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.

KU
13.03.2010 23:46
#105

Genç imamlar aralarından birini gaza getirip "oğlum sen hiç bir kıza laf atamazsın" o da "atarım lan"der

sonra arkadaşları " tamam o zaman bizim gözümüzün önünde seçtiğimiz kıza laf atacaksın" derler.durağa giderler kızı gösteriyorlar.Oğlam kızın yanına gdiyor dürtükleyip kıza "şişşt kız sen subhanekeyi biliyon mu ?":tek_dis:

14.03.2010 01:20
#106

Meşhur tavşan hikayesinin biraz değiştirilmiş versiyonu

 

Bizim meşhur tavşan birgün eczaneye gider ve" Havuç var mı" diye sorar eczacı "Bak canım burası eczane burada havuç" ne arar der.Fakat tavşanımız inatla hergün sormaya devam edince üçüncü gün eczacı dayanamayıp dişlerini kerpetenle söker.Tavşanımız ertesi gün tekrar gelir ve "Havuç suyu var mı " diye sorar .Eczacı bu sefer onu kulaklarından tuttuğu gibi kaldırır ve duvara çiviler.Tavşan etrafına melül melül bakarken yanında asılı olan ulu önderin ihtişamlı resmini görünce sorar normal olarak"Sende mi havuç suyu istedin"

****

22 Temmuz seçimlerinden sonra, AKP yeniden iktidar olmuş. Baykal gene ana muhalefet lideri. Kurmaylarını toplayarak Anayasa Mahkemesi'ne gitmeye karar vermişler ve şöyle bir dilekçe yazmışlar: "Seçimler Temmuz ayında yapıldı. Temmuz ayının baş harfi ile Tayyip Erdoğan'ın baş harfi 'T'. T harfi, AK Parti'ye uğur getirdi. AK Parti, bu uğura inandığı için seçimi Temmuz ayında istedi. Uğur ve uğursuzluk gibi inançlar, bilimsel laikliğe aykırıdır. Ayrıca, Temmuz ayı, zafer ayımız olan Ağustos'tan hemen önce gelmektedir. Makbul bir ay sayılmaz. Bu da, yazılı olsa da olmasa da, Anayasamız'ın ruhuna aykırıdır. Bağlı olduğumuz bilimsel ve çağdaş veriler doğrultusunda, seçimlerin iptâl edilmesini ve CHP'nin zaferinin tescil edilmesini arz ederiz."

EL
14.03.2010 20:20
#107

Adamın biri bir gün bir kahvehaneye gitmiş ve kahveciye sormuş:

-Soğuk çay var mı soğuk çay?

Kahveci

-Yok, demiş adam çıkmış gitmiş.

Ertesi gün adam yine gelmiş ve sormuş:

-Soğuk çay var mı soğuk çay?

Kahveci yine yok demiş.Kahveci adamın soğuk çayı ne yapacağını merak etmiş ve bir gün çayı soğutmuş adamın gelmesini beklemiş.Ve nihayet adam gene gelmiş ve sormuş:

-Soğuk çay var mı soğuk çay?

Kahveci Var demiş,adam

-Isıt da içek...demiş :)

KU
18.03.2010 13:41
#108

Beceri

 

Papaz, günah çikartmaya gelen cambaza meslegini sordu. Cambaz :

- Sanatçiyim, dedi.

- Ne yapiyorsunuz yani sahnede? Bana gösterir misiniz.

Cambaz ilginç numaralar gösterdi, perendeler atti.

Onun isi bitti, sirada bekleyen kadin papazayaklasti :

- Muhterem peder, benden önceki dindasimiza verdiginiz cezayi verecekseniz...

hiç anlatmayayim, Ben hayatta beceremem..

 

----------

 

Dogum Günü

 

Çiçekçiye giren adamin kolunda siyriklar, sol gözünde büyük bir morluk vardi.

- Bir düzine kirmizi gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi : Karimin dogum günü

için... Tazesinden rica ediyorum.

Çiçekçi :

- Basüstüne, dedi. Hangi gün için?

Adam koluyla gözünü isaret etti :

- Dündü...

 

-----------

 

Tanismak

 

Paris te karsi kaldirima geçmek için yesil isigin yanmasini bekleyen güzel kizin

yanina yaklasan delikanli :

- Pardon matmaze, dedi. Georges Duval adinda bir genç taniyor musunuz?

- Hayir. Ne yazik ki tanimiyorum.

Delikanli gülümsedi :

- Öyleyse onunla tanismak ister misiniz?

26.03.2010 00:56
#109

Dünyanın en kısa fıkrası

İki bayan sessizce oturuyormuş....(Bitti) :)

EL
26.03.2010 01:04
#110
Dünyanın en kısa fıkrası

İki bayan sessizce oturuyormuş....(Bitti) :D

 

Dünyanın en anlamsız fıkrası olma özelliği de taşıyo galiba...:)

 

Bak sana daha kısasını söyleyeyim rekorunu egale edeyim:

 

İki bayan...(bitti) :D

MI
26.03.2010 01:04
#111
Dünyanın en kısa fıkrası

İki bayan sessizce oturuyormuş....(Bitti) :)

 

Etme gümüşmühür, bari sen etme..

26.03.2010 01:06
#112
Dünyanın en anlamsız fıkrası olma özelliği de taşıyo galiba...

 

Bak sana daha kısasını söyleyeyim rekorunu egale edeyim:

 

İki bayan...(bitti)

 

Yoo son derece anlamlı.İlk başta bizden hesap et hüzün kaç dakika sessiz durabiliyoruz:D

 

 

Etme gümüşmühür, bari sen etme..

 

Ne yaptım abi niye bu kadar üzüldün....

EL
26.03.2010 01:22
#113

Yoo son derece anlamlı.İlk başta bizden hesap et hüzün kaç dakika sessiz durabiliyoruz:D

 

 

 

 

 

Vayy sende mi brütüs ...Olmadı buu sırtımızdan vurdun.. :D iki bayan sessiz oturmaz tabii ki onların konuşacak mühim meseleleri vardır, bayanlar konuşmasa dünya ne halde olurdu kimbilir... :)

Ama iki bayan sessiz sessiz konuşuyorlarmışşş diyebilirsin...:D

MI
26.03.2010 10:37
#114
Etme gümüşmühür, bari sen etme..

 

Bu cümlenin sonunda bir sımılay olmalıydı. :) Unutmuşum.. Haliyle sen de ajan abi neye bozuldu diye aklından geçirmiş ve bunu kılavyede işlerek siteye nakletmişsin. İşin aslı, öyle bir fıkrayı senin espiri dünyandan beklemiyor olmamdı. O neydi öyle ya? Adamı intihara sürükler. Töbe töbe.. Neyse ben unuttuğum sımılayı bari şimdi ekleyeyim de cümle sonuna insanın nisyanla malul olması hakikatine bir istisna teşkil edeyim. Kaideyi bozan bir istisna... Buyur: \\=^)

 

 

 

Ne yaptım abi niye bu kadar üzüldün....

 

Bknz: Bunun cevabı da yukarıda zaten..

 

.....///\\\

....///llll\\\

...///llllllll\\\

..///.llllllll.\\\

.///..llllllll..\\\

///...llllllll...\\\

......llllllll

......llllllll

......llllllll

☻/

/▌ ßak ßak Yukarıda

26.03.2010 10:45
#115

Abi fıkrayı anladığına emin misin...Çünkü anlamsız olduğunu düşünen ve belirten arkadaşımız gecenin bir yarısı yeni anladığını itiraf etti :D Ayrıca oldukça da doğru bir fıkra ve de anlamlı:))

 

Ben de ajan abi niye alındı ki diye düşünüyordum:D

MI
26.03.2010 10:51
#116
Abi fıkrayı anladığına emin misin...Çünkü anlamsız olduğunu düşünen ve belirten arkadaşımız gecenin bir yarısı yeni anladığını itiraf etti :D Ayrıca oldukça da doğru bir fıkra ve de anlamlı:))

 

Ben de ajan abi niye alındı ki diye düşünüyordum:D

 

Bir paradoks üzerine bina edildiği ortada.. İki bayan bir arada olacakta konuşmadan vakit geçirecekler.. Breh, breh, breh.. Bu da dünyanın en kısa fıkrası olacak. Akıllara zarar.

 

Yok, alınmadım kardeşim. Alınacak birşey yok zaten, sadece bir sımılay eksikliği...

EL
26.03.2010 19:44
#117
Abi fıkrayı anladığına emin misin...Çünkü anlamsız olduğunu düşünen ve belirten arkadaşımız gecenin bir yarısı yeni anladığını itiraf etti :D Ayrıca oldukça da doğru bir fıkra ve de anlamlı:D)

 

Ben de ajan abi niye alındı ki diye düşünüyordum:D

 

Gümüşcüğüm platformları karıştırmayalımm :) Ayrıca anlamış olmam anlamlı bulduğum anlamına gelmez hala anlamsız buluyorum mantık acısından anlamsız bir kere offff ne kadar anlamlı bir cümle oldu :D

 

Dünyanın en kısa fıkrası için ne kadar uzun konuştuk :D

02.04.2010 00:58
#118

İki sene önce oturduğumuz siteye özel bir şirket kablosuz internet sistemi kurdu.Kardeşim sistem hakkında bilgi almak için yöneticileri aradı.Aşağıda ki diyalog;

-Tamam delikanlı wirelessiniz var mı?

-Abi wireless ne?

-Şimdi pencereye bak(ekranı kastediyor) bir ışığın yanıp sönmesi lazım

Kardeşim şaşkın bakışlarım arasında balkona çıkıyor gözleriyle çevrede ki bütün apartmanların çatı ve pencerelerini tarıyor bir kaç dakika ve en sonun da buluyor;

-Abi tamam gördüm xxx apartmanın çatısında yanıp sönüyor ışık şu anda wireless sistemi o mu?

 

 

Söylemiştim..... :)

18.04.2010 00:22
#119
İki sene önce oturduğumuz siteye özel bir şirket kablosuz internet sistemi kurdu.Kardeşim sistem hakkında bilgi almak için yöneticileri aradı.Aşağıda ki diyalog;

-Tamam delikanlı wirelessiniz var mı?

-Abi wireless ne?

-Şimdi pencereye bak(ekranı kastediyor) bir ışığın yanıp sönmesi lazım

Kardeşim şaşkın bakışlarım arasında balkona çıkıyor gözleriyle çevrede ki bütün apartmanların çatı ve pencerelerini tarıyor bir kaç dakika ve en sonun da buluyor;

-Abi tamam gördüm xxx apartmanın çatısında yanıp sönüyor ışık şu anda wireless sistemi o mu?

 

 

Söylemiştim..... :D

 

valla benim internet rezilliklerimi anlatsam toplum arası ilişkilerim aksar :D

27.07.2010 17:12
#120

Karadenizli'ler ile Kayserili'ler savaşıyor :D Karadenizli'lerle Kayserili'ler karşılıklı siperlere yatmış kıran kırana savaşıyolarmış ama birbirle...rine üstünlük sağlayamıyolarmış derken Kayserili'ler aralarında toplanıp: Bu böyle olmaz bişeler düşünüp yenmeliyiz şunları demişler içlerinden biri bunların çoğunun adı Temel'dir Dursun'dur demiş herkes siperine dönmüş nişan almış bu Kayserili ''Ula Temel sen misun?'' diye seslenmiş karşı taraftaki Temeller ''Ula benim benim'' diye ayağa kalkınca Kayserili'ler hepsini vurmuş ardından ''Ula Dursun sen misun?'' diye seslenip ayağa kalkan Dursun'ları da vurmuşlar!

Bu kez sayıları azalan Karadenizli'ler toplanıp plan yapmışlar siperlerine dönüp nişan almışlar içlerinden biri iki siper arasına 20 lira atmış ''Ula bu para kimindur?'' diye seslenmiş karşıya Kayserili'ler hepbirden ''Benimdir benimdir'' diye ayağa kalkınca Karadenizli'ler Kayserili'lerin hepsini vurmuş!

SE
05.08.2010 02:16
#121

Adamın biri evlilik yıldönümlerinin olduğu gün karısına onu yemek için dışarı çıkaracağını söylemiş. Karısı tabi çok mutlu kaç yıllık kocasından böyle birşey görmemiş. Bizim bedbaht ev hanımımız hemen gitmiş hazırlanmak için. Hazırlığını bitirip kapı önüne çıkmış bi de ne görsün kocası bahçedeki çardakta masa hazırlıyo. Kadın adama ne yaptığını sorunca adam istifini bile bozmadan:

-Eee söz vermedim mi sana işte dışarda yemek. İçerden yemeği getirde yiyelim...

CI
05.08.2010 08:36
#122

Temele sormuşlar birgün, 'Temel; güzellik mi ahmaklık mı, hangisini alırsın?'

 

Temel de demiş ki: Güzellik geçici...

 

:D

SA
08.08.2010 22:52
#123

Adamin biri kitapçiya gider ve tezgahtara :

Evin reisi Erkekdir adli kitap var mi?." diye sorar.

Tezgahtar cevap verir :

"Maalesef Beyfendi masal kitabi satmiyoruz... :D

SE
10.08.2010 14:59
#124

Ramazan ayıyla ilgili bir fıkra. Ama gerçekten yaşanmış bir olay bu. Yıllar önce memleketimin bir köyünde ramazan ayının gelip gelmediğini kasabadan ya da ilçeden öğrenir ona göre oruç tutmaya başlarlarmış. Netice de köyden bir adam ilçeye iner zamanı öğrenirmiş.

 

Yine Ramazanın yaklaştığı bir yıl köyden birini seçip ilçeye göndermişler. Adam sabah erkenden çıkmış ilçeye varmış. Bir de ne görsün camiden çıkanlar sabah tokalaşıp ayrılıyor. Bunu görünce merak edip kalabalığa yaklaşmış. Bakmış öğrenmiş ki bugün bayram, Ramazan çoktan bitti. Adam çıkmış köyüne dönmüş. Köy tabi onu beklemekte. Dönmüş köylüye ve:

-Ey Derekemalliler varın memeleketinizin kıymetini bilin bir ay Ramazan geldi geçti de haberiniz bile olmadı... :D

SE
12.08.2010 17:30
#125

Tilkinin orucu

 

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür.

Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.

Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.

Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…

Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’

Tilki cevap verir ‘hiç… Yatıyorum’

-Burada bir but var

-Evet var

-Neden yemedin

Tilki sakince cevap verir;

‘BU GÜN ORUCUM’

Kurt kendinden emin;

‘Ben yiyeyim o zaman’

Tilki ‘Buyur afiyet olsun’ der.

Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.

Bunu gören kurt sinir harbiyle;

‘HANI ORUCTUN’

Tilki pişkin pişkin;

‘Biraz önce top patladı duymadın mı ?

BI
13.08.2010 10:29
#126

PADİŞAHIN EDERİ: Edepten yoksun bir padişah Hoca'ya sorar.Şu halimle ben kaç para ederim?10 akçe der hoca padişah Bre gafil, sen bana nasıl 10 akçe ettiğimi söylersin,bu parayı sadece peştamal yapar,deyince,Nasrettin Hoca boynunu bükerek,Peştamalı hesaba kattım zaten,der.

BU
16.02.2011 16:21
#127

Bir Rus Yahudisi İsraile göç izni alır.

Çıkışta Ruslar bagajını kontrol ederken elbiseleri arasında Leninin büstünü bulurlar, sorarlar:

-Bu nedir?

Yahudi:

-Bu nedir değil, bu kimdir diye sormanız gerekirdi... Bu Lenindir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler getiren... Ben de bunu o günlerin hatırası için yanıma aldım...

-Tamam...

Ruslar bırakır ve geçer...

Tel Aviv havaalanında gümrük memurları büstü görür ve sorar:

-Bu nedir?

Yahudi:

-Bu nedir değil, bu kimdir diye sormanız gerekirdi... Bu Lenindir. Bu deli cani yüzünden Rusyayı terk etmek zorunda kaldım! Yanıma aldım ki her gün bakıp lanet okuyayım!..

-Tamam...

Bırakırlar ve geçer...

Adam evine gider, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi sebebiyle akrabalarına davet verir.

Yeğenlerden biri sorar:

-Bu kimdir?

Yahudi cevap verir:

-Bu kimdir değil, bu nedir diye sorman gerekirdi... Cevap da, on kilogram yirmidört ayar altın... Vergisiz, gümrüksüz, KDVsiz...

NA
09.03.2011 23:41
#128

Rivayet bu ya :) :

Nasreddin Hoca zamanında zalim bir hükümdar varmış. Halktan birileri bir gün Nasreddin Hoca'ya gelip zalim hükümdarın uygulamasından şikayet etmişler:

-Hoca, demişler, bu zalim hükümdar, yoldan geçenleri çevirir. Ben zalim miyim, yoksa iyi miyim diye sorar. 'Sen zalimsin, şöylesin böylesin' deyip gerçeği söyleyenlerin vay haline. Hemen götürülüp infazı görülür. Eğer, 'sen zalim değilsin hükümdarım. Sen şöyle iyisin, böyle iyisin' diye yalan söylerseler de, 'vay dalkavuk vay, ben o kadar adam öldürüyorum, zulmediyorum, nasıl iyiyyim. Götürün' der. Onun da infazı görülür. Vel hasılı kelam ne dersek diyelim hükümdarın elinden kurtuluş yoktur.

derler.

Nasreddin Hoca da,

-Beni o adamın çevirdiği yere götürün, der.

Adamlar Hoca'yı o yere götürürler. Hükümdar Hoca'yı çevirir ve sorar:

-Söyle bakalım, ben zalim miyim değil miyim?

Nasreddin Hoca der ki:

- Sen ne zalim bir insansın, ne de iyi bir insansın. Sen, Allah'ın gönderdiği normal bir kulsun. Asıl zalim biz mişiz ki; Allah seni bizim başımıza gönderdi...

TH
13.03.2011 12:26
#129

Dünyanın En Kısa Fıkrası Üstad Necip Fazıldan....

 

İki tane kadın varmış. Sessizce oturuyorlarmış...

 

N.F.K

 

Bakalım kim anlayacak :)

 

Yorumlarınızı bekliyorum;

 

Saygılarımla...

 

NA
13.03.2011 12:52
#130

Dünyanın En Kısa Fıkrası Üstad Necip Fazıldan....

 

İki tane kadın varmış. Sessizce oturuyorlarmış...

 

N.F.K

 

Bakalım kim anlayacak :)

 

Yorumlarınızı bekliyorum;

 

Saygılarımla...

 

 

Anlamak ne kelime, çok uzak değil bu başlıkta daha bir sayfa öncesinde şöyle bir muhabbet bile döndürmüştük http://www.n-f-k.com...a/page__st__108 ama bu fıkra dedikleri saçma sapan şeyin Üstad'a ait olduğu değil, Üstad'a isnad edilen bir şey olduğu kanısındayım. Zira fıkra dedikleri şeyin hem düşündürücü hem de anlam kazandırıcı yönü olduğu düşünülürse, şu tek cümlelik fiyaskonun düşündürücü yönü fazla ama mana bakımınından pek bir ağırlığı yok malesef...

MI
13.03.2011 13:04
#131

Anlamak ne kelime, çok uzak değil bu başlıkta daha bir sayfa öncesinde şöyle bir muhabbet bile döndürmüştük http://www.n-f-k.com...a/page__st__108 ama bu fıkra dedikleri saçma sapan şeyin Üstad'a ait olduğu değil, Üstad'a isnad edilen bir şey olduğu kanısındayım. Zira fıkra dedikleri şeyin hem düşündürücü hem de anlam kazandırıcı yönü olduğuğu düşünülürse, şu tek cümlelik fiyaskonun düşündürücü yönü fazla ama mana bakımınından pek bir ağırlığı yok malesef...

 

imza: mitajanı

TH
13.03.2011 17:47
#132

Anlamak ne kelime, çok uzak değil bu başlıkta daha bir sayfa öncesinde şöyle bir muhabbet bile döndürmüştük http://www.n-f-k.com...a/page__st__108 ama bu fıkra dedikleri saçma sapan şeyin Üstad'a ait olduğu değil, Üstad'a isnad edilen bir şey olduğu kanısındayım. Zira fıkra dedikleri şeyin hem düşündürücü hem de anlam kazandırıcı yönü olduğu düşünülürse, şu tek cümlelik fiyaskonun düşündürücü yönü fazla ama mana bakımınından pek bir ağırlığı yok malesef...

 

 

Kardeş yinemi başladınız ya :D

TH
13.03.2011 17:48
#133

imza: mitajanı

 

 

imza atmak güzeldir ve bir o kadar kolay ben de atayım da tam olsun.

 

imza:The Spirit of İslam

BU
13.03.2011 18:32
#134

Şu tek cümlelik fiyasko hadi ya İsimsiz Kahraman...Evet o zamanda fıkrayı anlamamıştın maalesef.Ne alıp veremediğiniz var şu fıkrayla anlamadım ki arkadaş. Oldukça komik,gerçekçi ve düşündürücü bir fıkra ayrıca.:D

 

Bunun Üstada ait olmadığı apaçık meydanda ama facebook sayesinde altında Necip Fazıl Kısakürek imzasıyla çok gördüm bunun paylaşıldığını.Zincirleme tepkime diyelim ve olayı fazla büyütmeyelim.Bu sayede fıkranın Üstada ait olmadığını da bilmeyenler öğrenmiş oldu.

İki kadın sessizce konuşuyormuş nokta.:)

TH
13.03.2011 20:17
#135

Şu tek cümlelik fiyasko hadi ya İsimsiz Kahraman...Evet o zamanda fıkrayı anlamamıştın maalesef.Ne alıp veremediğiniz var şu fıkrayla anlamadım ki arkadaş. Oldukça komik,gerçekçi ve düşündürücü bir fıkra ayrıca.:D

 

Bunun Üstada ait olmadığı apaçık meydanda ama facebook sayesinde altında Necip Fazıl Kısakürek imzasıyla çok gördüm bunun paylaşıldığını.Zincirleme tepkime diyelim ve olayı fazla büyütmeyelim.Bu sayede fıkranın Üstada ait olmadığını da bilmeyenler öğrenmiş oldu.

İki kadın sessizce konuşuyormuş nokta.:)

 

 

Aynen :)

NA
13.03.2011 21:42
#136

Şu tek cümlelik fiyasko hadi ya İsimsiz Kahraman...Evet o zamanda fıkrayı anlamamıştın maalesef.Ne alıp veremediğiniz var şu fıkrayla anlamadım ki arkadaş. Oldukça komik,gerçekçi ve düşündürücü bir fıkra ayrıca.:D

 

Bunun Üstada ait olmadığı apaçık meydanda ama facebook sayesinde altında Necip Fazıl Kısakürek imzasıyla çok gördüm bunun paylaşıldığını.Zincirleme tepkime diyelim ve olayı fazla büyütmeyelim.Bu sayede fıkranın Üstada ait olmadığını da bilmeyenler öğrenmiş oldu.

İki kadın sessizce konuşuyormuş nokta.:)

Dejavu. evet evet dejavu. :)

 

Butimarım, çatalkaram, çingenem..Nartanem, nurtanem, bir tanem... O zaman da fıkrayı anlamadığımı sen nerden biliyorsun bakalım isimli kahramanım :) O zaman da fıkrayı(!) anlamıştım ancak anlamaz ayağına yatmıştım.. desem latife olur, anlamıştım ancak anlamak ile anlam vermek apayrı meselelerdir. Heyhat, anlamak anlamamak şöyle dursun üzerine bu kadar sohbet edilmeyecek bir mevzu iken kalkmış bir de sohbet etmişim. Yani o zaman bu anlamsız cümle için fazlasıyla kelime israfı yapmışım, kalkıp da şimdi bunu bana bir daha yaptırma yazık kelimelere yazık efendim! :)

 

 

Kardeş yinemi başladınız ya :D

 

Estağfirullah efendim ne başlaması, geçiyordum uğradım. Siz devam edin takılmayın bize...

MI
13.03.2011 21:58
#137

Kardeş yinemi başladınız ya :D

 

yine mi başladınız derken. soru işareti koymama lüzum var mı dı sipiritli müslüman. hehe anladın dee mi.. :) evet ne diyordum, başlamak.. ıncepşın yani.

 

imza atmak güzeldir ve bir o kadar kolay ben de atayım da tam olsun.

 

imza:The Spirit of İslam

 

vayy reis. imzan güzelmiş. ıslak atma ama benden sana söylemesi. :)

BU
16.03.2011 23:31
#138

Fıkra bu ya, sormuşlar Kemal Beye

-Yahu Tayyip Beyle hiç mi ortak noktanız yok, hep mi kavga edeceksiniz...

Olmaz olur mu demiş:

-İkimiz de Fenerbahçeliyiz... Ama benim kanım onunkinden biraz daha fazla siyah-beyaz akar...

TH
20.03.2011 23:00
#139

yine mi başladınız derken. soru işareti koymama lüzum var mı dı sipiritli müslüman. hehe anladın dee mi.. :) evet ne diyordum, başlamak.. ıncepşın yani.

 

 

 

vayy reis. imzan güzelmiş. ıslak atma ama benden sana söylemesi. :)

 

 

Ne deyim alem adamsın :D

TH
20.03.2011 23:05
#140

Dejavu. evet evet dejavu. :)

 

Butimarım, çatalkaram, çingenem..Nartanem, nurtanem, bir tanem... O zaman da fıkrayı anlamadığımı sen nerden biliyorsun bakalım isimli kahramanım :) O zaman da fıkrayı(!) anlamıştım ancak anlamaz ayağına yatmıştım.. desem latife olur, anlamıştım ancak anlamak ile anlam vermek apayrı meselelerdir. Heyhat, anlamak anlamamak şöyle dursun üzerine bu kadar sohbet edilmeyecek bir mevzu iken kalkmış bir de sohbet etmişim. Yani o zaman bu anlamsız cümle için fazlasıyla kelime israfı yapmışım, kalkıp da şimdi bunu bana bir daha yaptırma yazık kelimelere yazık efendim! :)

 

 

[/size][/size]

 

Estağfirullah efendim ne başlaması, geçiyordum uğradım. Siz devam edin takılmayın bize...

 

 

Estağfurullah arkadaşım asıl siz keyfinize bakın.Sorun değil :D Zaten haksız da sayılmazsınız fıkra kiminse kimin ama iyi fıkra değil mi :D Ben Üstad'ın sandım.Yazdım işte altına Üstad;yazmasaydım bu kadar sorun da çıkmazdı sanırım :) Siz herhangi bir fıkraymış gibi düşünün sonuçta o mesajı düzenleyemiyoruz ki eskide kaldı :)

 

Selametle Kalın;

 

Saygılarımla...

BU
05.04.2011 13:43
#141

(...Kemal Beyin bütün sakarlıkları)

-Çimento dolu tenekeyi boş zannederek şut çekmesi... (Sağ ayakta iki kırık...)

-Kuyruğuna jilet bağladığı uçurtmanın üstüne düşmesi... (Boyunda kesik...)

-Kendi kendine masa tenisi oynamaya çalışma... (Aşırı ter kaybı ve bayılma...)

-Akşama kadar kola içme teşebbüsü... (Kolanın kapağını açmayı unutma...)

-Kendi bindiği bisikletin çalışmaması ve üstündeyken itmeye kalkması... (Yara, bere...)

-Hayvanat bahçesinde maymunlar kafesine fazla yaklaşma... (Burunda ömür boyu kızarıklık...)

-Futbol oynarken hava topuna yükselince direğe çarpma... (Başta yarık...)

-Kendisine süs diye hediye edilen plastik meyveleri yemeye kalkma... (Gıda zehirlenmesi)

AS
16.05.2011 10:25
#142

gerçekten hepsi çok güzelmiş,emeğinize sağlık...

SE
06.09.2011 22:06
#143

Şeyh Galip ve Azmizade Halet Efendi yolda giderken, Şeyh Galip'in gözü yol kenarında kavga eden köpeklere ilişir ve nükteyi patlatır:

-Bu ne Halet ?

Halet Efendi istifini bozmadan taşı gediğine koyar :

-Hangisi Galip belli değil :))

MU
16.05.2012 01:12
#144

Sivaslı'nin birine sormuşlar 3G nedir deyu. Gar,gış,gıyamet demiş. Ahaha hakkat süper ya

SS
03.02.2013 02:22
#145

Adam arkadaşı ile sinemaya gitmiş. Bir süre sonra biri diğerine :

-Yahu baksana 16. Louis ileride oturuyor.

-Sen delirdin mi, adam öleli yıllar oldu.

-Emin misin?

-Evet eminim.

Aradan biraz zaman geçer ve bizimki yine arkadaşına döner.

-16.Louis'in öldüğünden eminsin değil mi?

-Elbette. Yıllar önce öldü.

-Ama demin kımıldadı.

YA
14.05.2014 19:02
#146

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti birgün şöyle sitem eder:

 

Hayatta iki İsmetten çok çektim, Biri hürriyetimden, öteki zürriyetimden etti.

(Üstad Serdengeçti burada İsmet İnönü'yü ve eşi İsmet Hanımı kastetmektedir.)

 

Rahmetle,

Minnetle...

 

Ruhu şâd olsun...