KÜLTÜR OCAĞI’NDA BİR MÜTEFEKKİR YÂD EDİLDİ Ünlü düşünür Kenneth Boulding’in “altın beyinli adam” olarak tanımladığı Prof. Dr. Erol Güngör, Ahiret’e irtihâl etmesinin 29. seneyi devriyesinde KOCAV’da her yıl olduğu gibi bu yıl da ahde vefa kabilinden yâd edildi.
VEFATININ 29.YILINDA PROF. DR.EROL GÜNGÖR’Ü ANMA PROGRAMI
“PROF. DR. EROL GÜNGÖR’ÜN TÜRKFİKİR HAYATINDAKİ YERİ”
YRD. DOÇ. DR. Mehmet AKINCI
Akademisyen
21 Nisan 2012- 17.00
Erol GÜNGÖR Salonu
KÜLTÜR OCAĞI’NDA BİRMÜTEFEKKİR YÂD EDİLDİ
Ünlü düşünür KennethBoulding’in “altın beyinli adam” olarak tanımladığı Prof. Dr. Erol Güngör,Ahiret’e irtihâl etmesinin 29. seneyi devriyesinde KOCAV’da her yıl olduğu gibibu yıl da ahde vefa kabilinden yâd edildi. Bu yıl da fikir dünyamızı aydınlatanAnadolu topraklarının yetiştirdiği en önemli mütefekkirlerden Güngör’ü anmak veanlamak için bir konferans düzenlendi. “Prof. Dr. Erol Güngör’ün Türk FikirHayatındaki Yeri” başlıklı konferans tebliğini Aksaray Üniversitesi KamuYönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akıncı sundu. Erol Güngör'übirçok yönüyle görmemizi sağlayan Akıncı, fikirleriyle tanıdığı ErolGüngör'ü fikirleriyle anlatacağını, temalar üzerinden bir bütüne giderek birsunum yapacağını belirterek söze başladı.
“Bir mütefekkiri tanımak içinonun hayat hikâyesini bilmek gerekir” diyen Akıncı, Erol Güngör'ünhayatından ve eserlerinden kısaca bahsetti. Güngör’ü çağdaşlarından ayıranözelliklerine dikkat çeken Akıncı, "Erol Güngör yaşadığı dönem içerisindeserinkanlı analizlerle ön plana çıkmıştı. Kemalizm ve etnik milliyetçiliktenayrılan bir kültür milliyetçiliğinin temsilcisi idi. İlgi alanı, kültürdeğişmesi ve milliyetçilik idi. Türkiye'nin Batılılaşması da temel ilgi alanıolmuştu.” sözleriyle Güngör’ün kısa ömrüne sığdırdığı büyük dertlerinin birözetini yaptı.
Hocası Mümtaz Turhan'ınyolundan giden Güngör, Türk modernleşmesini şekli bulur. “Termometreyi ısıtarakodanın derecisini yükseltemeyiz” der.
Cumhuriyet sonrası Türkmodernleşmesinin neye dayandığını araştırmıştır. Eserlerinde pozitivizmeleştirileri görülür. Auguste Comte'cu bir pozitivizmin İttihatçılarınetkisiyle Türk modernleşmesine yön verdiğini belirtmiştir. Erol Güngör,pozitivizmin karşısında yer almıştır. Batı’nın zaten bu epistemolojidenayrıldığını, bunun üzerinden bizim ise yanlış bir modernleşme içerisindebulunduğumuzu söyler.
Pozitivizmin sezgisel aklı yoksayması insanı kötülüğe götürmüştür. Örneğin atom bombasını yapmak ve kullanmakakılcıdır. Fakat bunun kötü olduğunu söyleyen bir sezgisel akıl da vardır. AmaBatı bu aklı yok saymıştır. Bu da buhrana yol açmıştır. Komünizm ve faşizmböyle doğmuştur.
Erol Güngör, sezgisel aklı yoksayarak tamamen pozitivist olarak bir modernleşme içerisine girilmesine karşıçıkmıştır. Kültürün ancak kendiliğinden değiştirilip dönüştürebileceğini, aklınkültürü değiştirip dönüştüremeyeceğini vurgulamıştır.
Güngör, Ziya Gökalp'inmedeniyet-hars ayrımını ileriye götürmüştür. Gökalp “Batı’nın teknik yanlarınıalalım kültürel yapılarını almayalım” demişti. Fakat Erol Güngör maddi unsurlarınalınıldığında manevi unsurların da beraberinde geleceğini belirtmiştir. Onuniçin de hazırlıklı olunması gerektiğini söylemiştir.
Güngör, sanayileşipgelişebileceğimizi akılcı olduğumuzda da bunu yönlendirecek bir değerlersilsilemizin olabileceğini belirtir. İslam nezdinde modernleşmenin bir sıkıntıyaratmayacağını belirtmiştir. Bu yüzden din konusunu önemser ve din konusundayapılanları da eleştirir. Dinin sosyal alandan çekilip vicdanlarahapsedilmesine karşı çıkmıştır. Erol Güngör bunu pozitivizmle ilişkilendirir.Dinde reform konusuna karşı çıkmakla birlikte günümüzde dinin temelsorunlarının üzerine gitmekten de kaçmamıştır. “İslam terakkiye mani midir?”konusunu eserlerinde işlemiştir. Tasavvuf konusuna da değinmiş, tasavvufunçöküş dönemlerinde ciddi kuruluşlar olduğunu fakat yenilik dönemlerinde peketkin olamamalarını sorgulamıştır. Buradan hareketle “Tasavvuf insanın mistikbir seyahatidir” der.
Kültür meselelerine yoğunlaşanGüngör, dilde sadeleşmeyi eleştirmiştir. Dili sadeleştirmenin yersiz vegereksiz olduğunu, bunun bizi kültürümüzden uzaklaştıracağını ifade etmiştir.
Devletin resmi tarih tezine dekarşı çıkmıştır. “Tarihte Türkler” eserini yazarak Türklerin tarihini anlatmayaçalışmıştır. Resmi tarih tezinde İslam kültürü atlanmış, İslam öncesi Türkkültürü üzerinde durulmuş ve Osmanlı'ya soğuk bakılmıştır. Erol Güngör bunueleştirir. Türkleri Müslümanlıkla eş gören bir tez öne sürmüştür. İslaminancını benimsemeyen Türklerin etnik kimliklerini kaybettiklerini söyler.Fakat Sünni Müslümanlığı seçen Türklerin benliklerini asla kaybetmediğinibelirtir. Türk=Müslüman formülizasyonunu kurmuştur.
Erol Güngör'e göre Türkdemokrasisinin en önemli sorunu, bürokratik elitin demokrasi üzerinde oldukçaetkili olmasıdır. “Demokrasilerde seçilmişlerin atanmışlardan üstün olmasıgerektiğini” savunur. Ona göre halkın iradesi bir avuç elitin elinebırakılmamalıdır.
Eğitim konusuna da değinenGüngör, eğitimde bürokrasiye itaat kültürünü eleştirmiştir.
Sola bakışı da kültüreksenlidir. Eleştirilerinin temelinde kültür vardır.
Erol Güngör devlet eleştirisiyapmamıştır. Devleti her zaman kutsamıştır. Milletin hizmetinde bir devletideali vardır. Eleştirileri uygulamalara dair olmuştur."
Erol Güngör'ün fikri hayatınıkısaca böyle anlatan Mehmet Akıncı, sözlerini bitirdikten sonra dinleyicilerdegelen soruları yanıtladı. Ardından Erol Güngör'ün ve Ahirete göç etmiş bütünmünevver ve mütefekkirlerin ruhuna okunan Fatiha'larla program nihayet buldu.
Abdullah Oğuz ALA (İhtisas 2)