Çok şükür, izlediğim bir dizi yok fakat size bomba bir haberim var. Bu topraklarda yaşıyor olmaları sebebiyle gurur duyduğumuz sanatçılarımızdan biri olan Şekavet Vın (adı böyleydi değil mi?) çok yakın bir tarihte, milletçe hasretini duyduğumuz bir programla ekranlarımıza şey yapacak, gelecek. Bir takım gericilerin! duydukları anda “höstttt, oha ulan” diyecekleri bu programın içeriği gayet çağdaş motiflerle süslü olarak şu : Madam Şekavet ve kocası, evlerine yerleştirilen kameralarla, onları izlememize fırsat sağlayarak, mahremiyet denilen, toprağın yedi kat dibine gömülmüş ölüyü bile şaşırtıp, çağdaşlık diye diye “hu” çektiğimiz mefhumun boğazını sıkıp, göbeğinden dışarı fırlayan mide kusmuklarını, bir kanalizasyon çukuru olarak evimizin baş köşesinde duran tv’lerimizden bize yansıtacaklar. (Adını vermek istemeyen Hulusi isimli bir magazinperverden aldığım bilgiye göre, yansıtmaya başlamışlar bile. Müjdemi isterim.)
Bugüne kadar bu türden sanatçılarımızdan gelen türlü türlü ihsanlarla ayakta duran bizler; iyiliğin, fedakarlığın, samimiyetin, edep, haya, ar, bilumum ahlak prensiplerinin bu kadarına layık mıyız acaba? Heyecanlıyım… Orada, o ekranda Madam Şekavet gibi bir fikri otoritenin, ilmi gezegenin, edebi kara parçasının evini, içindekileri, hayat arkadaşını, herhangi bir şeyle olan münasebetini, hadiselere karşı tutumunu, kısaca insana ait mahrem ne varsa alayını seyretme lütfunun ihtimaline karşı heyecanlıyım. Hepimiz heyecanlıyız. Bize de böyle şeyler lazım zaten. Şarkıcı, manken, sevgilisi, çapkınlıkları, kim kiminle, kimin göbeği sarkık, vs… Tarihte hiçbir “basit” olayın kenarından geçemeyeceği onca basitlik, adilik, 20 cent etmezlik, bir halta yaramazlık gibi öyle önemli şeylerle bir aradayız ki; sadece bu yüzden geleceğe umutla bakmalı, kapıları çakmalı, orta kata çıkmalı ve camdan aşağı atlamalıyız.
Madam Şekavet için “edebi kara parçası” demiştik. Kanıtlayalım. Şu edebi cümlelerin, derinlere kulaç attıran anlamlarına bir bakın :
Üzgünüm ama ilk kez tanıştığım birine telefonumu veremem
Yanlış anlama sorun sen değil biraz aşk tecrübem var
Zaten içmişim biraz sarhoşum daha yeni ayrılmışım
Kendini biraz rahat bırak ve etrafına bak
Kadeh kadeh içkiler
Şıkır şıkır giysiler
Açık seçik cümleler
Yanıyor yine geceler
Durma dans et
Durma dans et
Durma dans et
Durma dans et...
Aman Allahım. Eriyip, kaybolup, yitip gider insan bu cümlelerde. İntiharlara yol açmaması için yasaklanması gereken bu sözlerin yazarını hangi rütbeye malik görmeliyiz? Ah be Şekavet! Evine kurulan kameranın merceğindeki toz parçası bile olmaktan aciz bizlere, bu ne büyük bir lütuftur. Ceketimi çıkarıp sana versem, karanlıkta dokununca beyazlaşan Japon balığı gibi bembeyaz olur inan! Sen ve bir parçası olduğun tür, bizi süper çağa götürecek kadar donanımlısınız. Neslinizin kesilmeyeceğine olan inancımız, gün geçtikçe çoğalırken; şüphe edilmez samimiyetiniz de bizi iliklerimize kadar donduruyor. İlk kez tanıştığı birine telefonunu vermemeyi, bu millet senden öğrendi be Şekavet!
Bu programın ve bu türden programların (diziler de dahil) şifrelerinden biri de : Hani şu sürekli ahlaktan bahsedip “evlilik kutsaldır”, “karı-koca arasında ne varsa, dışarısı için sırdır” diyen kesim var ya (ki hala böyle insanlar kaldı mı acaba? Az olmakla beraber yine de vardır.) işte onlara da ders verecek olmasıdır şüphesiz. Ve bu kesime şunları söylemesidir : “Mahremi deliyor, utanma duygusunu kırıyor, ahlakı parçalıyor, kutsal saydığınız her şeyle alay ediyorum. “ Genel olarak topluma hitap etmesidir : “Beni buraya siz getirdiniz. Fakat beni sizin gözünüze sokanlardan ve maksatlarından hiç haberiniz olmadı. Bende gerizekalının teki olduğumdan, işin bu kısmına değil de, ruhumu satarak cebime indirdiklerime odaklandım. Ruhumun pay sahiplerinden biri de sizsiniz. Boyalı dudaklarımdan aldığınız bir öpücüğün, sizi kanser ettiğinden aman haberiniz olmasın. Siz en iyisi, anlamlı tek bir cümle kurmasam da, beni izlemeye devam edin. Bu arada dininiz İslam’dı değil mi? Hani, mukaddes diye nitelediği her şeyle alay ettiğim din. Ben, İslami prensipleri, bir domuz gibi alaya alırken, siz bana kıs kıs gülüyordunuz. Çamur banyomun robotlaşmış müşterileri!.. Lütfen izlemeye ve görmemeye devam edin. Öpüldünüz.”
Bunların ettiği istifralarla, yüzünü yıkar mı insan? aa, gerici miyim ne?