AİHM'nin Cem Uzan'ın Türkiye aleyhine açtığı 200 milyar dolarlıkdavayı reddettiğini açıkladığı günün bir gece öncesinde Uzan Paris'tegazetecilere "Bir daha Türkiye'ye gelmem. Hatta hava sahasından bilegeçmem" diyordu.

 

Bir gece vakti, Louvre Müzesi'nin yakınlarındaki Le Meurice Hoteli'nin yemek salonundan hafifçe piyano ve kontrabasın sesi yükseliyor. Ağırbaşlı müşterileriyle dikkat çeken Paris'teki bu otel 'kral ve kraliçelerin' oteli olarak bilinen Le Meurice. Salvador Dali'nin 30 yıl süresince evi gibi kullandığı, Picasso ve eşi Olga'nın düğün yemeği verdiği 200 yıllık Le Meurice'nin romantik akşamına çok da uyum sağlamayan, oturduğu masada hareketli tavırlarıyla dikkat çeken birisi var. Aslında o an otelin Le Dali restauranında bizim dışımızda bulunan kimseler için çok da dikkat çekici bir figür değil elbette. Ancak sözkonusu taraflar Türk gazeteciler ve İnterpol tarafından kaçak olarak aranan Cem Uzan olunca işin rengi değişiyor. Bir dönemin en çok konuşulan ismi olan Uzan, bugünlerde de Türk devletine karşı açtığı faiziyle birlikte 200 milyar doları bulan tahkim davasıyla yine gazete sayfalarını süslüyor. Kaçak denilen ve İnterpol'ün bile bulamadığı Cem Uzan her ne hikmetse hemen birkaç metrelik mesafede iki arkadaşıya sohbet ediyor.

 

Cem Uzan'a bu kadar yakın olunca konuşmamak olmaz. Selamlaşıp masasına sohbet için oturuyoruz, ardından meraklı sorularımız artınca da bunlara yanıt vererek yazabileceğimizi belirtiyor. Kayaktan yeni döndüğünü belli eden bronz teniyle bizim gürüştüğümüz gece itibariyle henüz sonuçlanmamış tahkim davası ile ilgili her ne kadar konuşmak istemese de durumu "Bir gece yattım, sabah kalktığımda bir kolum yoktu" sözleriyle ifade ediyor. "Ben Recep Tayyip Erdoğan'ın yanlış yönlendirildiği kanaatindeyim. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile aynı kanattte olmayabilirim. Ama ben onların yakın çevreleri tarafından yanlış yönlendirildiğini düşünüyorum. Onlar da vatansever. Çok iyi işler yaptılar. Ama insanlar hata yapabilir." diyen Uzan, Türkiye'de bir dönem Çukurova-Kepez değil Telsim, Adabank, İmarbank gibi 220 şirketin ahibiydi. Peki bu süreçte Cem Uzan'ın hiç mi hatası yoktu? "Ben de insanım hata yapmış olabilirim. İmar Bankası ve Adabank'ta bizim de yapmış olduğumuz bazı hatalar olabilir" diyen Uzan, emen ardından çıkacak sonuçtan habersiz sözü tahkim konusundaki haklılığına getiriyor. Mallarını değil kendinden çalınanın bedelini istediğini belirten Cem Uzan, "Bana ve aileme yapılan yanlışlıkların kabullenilmesini istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti artık yanlışlarını kabul etmek zorunda. Bunu kabulleneceksin. Devletsen benden önceki beni ilgilendirmez diyemezsin. Bana yapılan yanlışların kabul edilmesini istiyorum." diye sert ifadeler kullanmaktan geri durmuyordu. Fakat kaderin garip cilvesi bu konuşmanın üzerinden 24 saat bile geçmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Uzan'ın Türkiye aleyhine açtığı faizleriyle birlikte 200 milyar doları bulan bu 'haklı davasını' reddettiğini açıklıyordu. İnterpol tarafından aranan ama Paris'in en ünlü otelinde çoğu akşam buraya gelerek Cem Uzan'ı piyano ve kontrabast'tan yükselen ve artık iyice ağırlaşan müziğin melodisine bırakırken aranıp aranmadığını soruyoruz. "Ben, Le Meurice Hotel'in barındayım. Burada bulabilirler." diyor. Türkiye'yi özlemediğini söyleyen Uzan, "Dava kazansam da Türkiye'ye asla dönmem. Hava sahasından bile geçmem. Artık emekliye ayrıldım, siyasetle işim olmaz. Burada çok güzel bir aşkım var. Okuyor ve spor yapıyorum. Bir de Türkiye'nin uluslararası hukuk kurallarını öğrenmesine çalışıyorum. Paris'i seviyorum. Çocuğumun adı Paris." diyor. Bu arada koluna Derin Mermerci'nin ismini dövme olarak yaptıran Cem Uzan, çocuklarının isimlerini de karnına yazdırdığını öğreniyoruz. Son duyduğumuz cümlesi şu oluyor: "İşte hayat bu..."

H.Salih Zengin / Paris