Mektup ki, kâtibiyle kitabetiyle bir mekteptir.
Mektup dogdugu kültürü (yazi yazilan bir kültüre ait oldugunu), nereden geldigini, bir insanin önce kalbinin, zihninin yahut ruhunun -görünmezinin- ürünü olarak dimagda belirdigini, daha sonra bir insan eline, oradan bir kaleme, oradan da bir kagida aktigini bir çirpida ifade etmektedir. Yine ayni meyanda mektubu kaleme alan / alacak kisinin bir kere her seyden önce cehaleti asmis, etrafinda kagit kalem gibi üst kültür ürünlerini bulundurabilen ve bu ürünleri kendisini olusturan fertlerine sunabilecek zenginlik ve refah seviyesine ulasmis bir toplulugun varligini akla getirmektedir.
Öte yandan, modern teknolojinin genel olarak insanlari da diger varliklar gibi salt nümerik degerler olarak algilama yanilgisi sebebiyle, dijital ortamin mektuplarinda bu genelgeçer yaklasima paralel olarak gönderenin sahsî özellikleri ve yazma esnasindaki ruh hali neredeyse tamamen yok edilmis olarak tatsiz bir anonimlige bürünür; zira mektup dendiginde hemen akla gelen el yazisi, seçilmis zarf, kâgit, kalem, belki eklenmis bir gözyasi, koku, bir kuru gül gibi unsurlar dijital mektuplarda yoktur.