Selamun Aleyküm. Hayırlı Cumalar..!
"İman ve Aksiyon" kitabı ilk okuduğum zaman beni çok etkilemişti. Uzun süre tesirinden çıkamadım. Kaç kere okudum bilmiyorum. Bunun bu forumda söylenmesinin ne kadar gereksiz olduğunun farkındayım ama şunu tekrar vurgulamak istiyorum: "Doğruyu bilmek ve inanmak yetmez".
İnsan sıfatı dolayısıyle belki bilmiyorum, bazı şeyleri unutuyor. O kadar okumuş olsam da zihnimde yavaşca silindi bir çok şey gibi bu kitap da. Kütüphane'de gezerken 'Hesaplaşma' kitabını gördüm ve aldım elime. Ve aşağıdaki satırlara geldiğim zaman tekrar hatırladım 'aksiyon'u.
"Aşk, diyalektik, davasının ambalajını yapabilmek kabiliyeti... Diyalektik... Hamle... Plan.... PArti asla! ASla! Bizi tercüme etmez parti. Parti bizde abdulaziz devrinde kurulur Genç Osmanlılar diye.. Demin söylediğim müşterek, azami müşterek, yani İslam nefreti, iste o zaman başlamıştır.... Bir nevi İslam'a karşı Avrupa mukallitliği halinde... Bunu karışımlar marışımla düzeltemezsiniz.... Ve bütün genç tecrübeleri kokmuştur! O partilerdeki gençlik kolları sefaleti? Zavallı gençler bir şeye takipler gidiyorlar oraya... Parti ne verir adama? Kimisi bilmem kaç ok sayar, kimisi kaç tane bilmem ne? Birtakım hesaplar... Filir, müceret fikir içinde olacak ve kendi öz teşkilatını kuracak... Dedik ki parti yolundan kurtuluş gelemz! O zaman vahim bir sual geliyor hatıra. Hangi yolndan gelir... Gayet zor bir sual. Çünkü iki yol var: Ya parti yolu veya zor yolu... HAyır! Ne o ne o. Bakın hangi yıkdan gelir. Bunu notumdan okuyacağım:
Danışmalı fikir oluşundan.. Ferdi değil.. Ve daima cezbe halinde bir hazır kuvvet kadrosundan ibaret kalmak ve beklemek.. Ya bu hazır kuvvet nereye ? Kendi kendine ait ! O kadar.. Kanunu cambaz gibi kullanmak lazım.. İşte kurtuluş yolumuz.. Bilmiyorum bu noktayı anlamayan var mı ? Hani polisin hazır kuvveti var ya; hiçbir hadise olmasa onlar orada angaryada otururlar.. Biz de dimdik angaryamızda oturalım.. Ama hazır kuvvet olarak.. Çünkü bilelim ki, bize diyalektiklerin en sefili olarak, '' herşey serbest ! Din serbest, size dokunan var mı ? '' diyenler, '' ibadete el atan var mı ? '' diyenler, ibadethaneleri hangar haline getirenlerdir !..
Hesaplaşma // Necip Fazıl Kısakürek"
Dün gece yine düşünerek geçti vaktim. Ne yapmalı? Ne yapılabilir?
Türkiye'yi düşündüm biraz. Sonra Necip Fazıl'ı. Ne kadar uzak birbirine bu iki kutup. Bizler burada Üstad'a hayranlık duyan kişiler olarak bir araya gelmiş olsak da daha Necip Fazıl Kısakürek imzalı bir kitap okumamış o kadar çok kişi var ki.
"Ve daima cezbe halinde bir hazır kuvvet kadrosundan ibaret kalmak ve beklemek" diye bahsettiği kadro nerede??? "Biz cumudiyeyi kışın elimiz donmasın diye, hohlama kabilinden nefesimizle erittik." diyor. Bunların karşılığı bugünler olamaz. Pasif kalmış ve yavaş yavaş yosun tutmaya başlayan fikirleri hayata geçirmek lazım. Tekrar yeşertmek lazım.
Okumalı ve okutmalıyız..
Aklıma bununla alakalı bir şey geldi ve fikirlerinizi almak için buraya yazıyorum.Köşede bir miktar param var. Bu paraya gönüllü bir kaç kişi daha bularak bir şeyler ekleyip Necip Fazıl, Sezai Karakoç gibi büyük mütefekkirlerin kitaplarını almayı düşünüyorum. "Okuma Hareketi" adı altında (başka bir isim de olabilir) tüm bu kitaplar elden dağıtılacak. Kitaplara alan kişilere denilecek ki "Bu kitabı okumakla yükümlüsün. Aynı zamanda bitirip başkasına vermekle. Kitap şahsa değil tüm mü'min'lere aittir." Hatta bunlar ayrıca kitabın üstüne de yazılabilir. Belki kitapların çoğundan fire vereceğiz ama ben bu hareket ile yüzlerce kişiye ulaşabileceğimizi düşünüyorum. İçlerinden sadece birisi bir şeyler kapsa bize kafidir.
Yazdıklarımı tartmanızı, düzeltmenizi evvela iyice düşünmenizi isterim.
Allah'a emanet olun.