Fetullah Gülen Ve Reha Muhtar

Başlatan: Miralay Tarih: 12.02.2014 00:45 Cevap: 32

MI
12.02.2014 00:45
#1

 

Yorumu size bırakıyorum....

 

Daha önce izlememiştim....

HE
12.02.2014 14:37
#2

Açık konuşmak gerekirse eleştiren de eleştirilen de pek itibar sahibi değiller şahsımca.

 

Kadir Mısıroğlu'nun Üstad hakkında söylediklerini okuduktan sonra daha önce çeşitli açıklamalarla zedelemiş olduğu itibarı tükendi gözümde.

 

Keza Mehmet Akif hakkında söyledikleri de kendisi hakkında fikir vermektedir.

 

 

Gülen'in MKA hakkında söylediklerine gelirsek, bu açıklamasına hak vermem ama anlarım. Korumak zorunda olduğu bir kesim var, şahsı üzerinden o kesim hedef alınacak iken çıkıp bu gibi bir açıklamayı yapması anlayışla karşılanabilir.

MI
13.02.2014 01:41
#3

Açık konuşmak gerekirse eleştiren de eleştirilen de pek itibar sahibi değiller şahsımca.

 

Kadir Mısıroğlu'nun Üstad hakkında söylediklerini okuduktan sonra daha önce çeşitli açıklamalarla zedelemiş olduğu itibarı tükendi gözümde.

 

Keza Mehmet Akif hakkında söyledikleri de kendisi hakkında fikir vermektedir.

 

 

Gülen'in MKA hakkında söylediklerine gelirsek, bu açıklamasına hak vermem ama anlarım. Korumak zorunda olduğu bir kesim var, şahsı üzerinden o kesim hedef alınacak iken çıkıp bu gibi bir açıklamayı yapması anlayışla karşılanabilir.

 

Dostum bazı yönleriyle haklı olabilirsin, fakat ben genede Üstad'a karşı terbiyesizce hareket etmesine rağmen, kendisinden yararlanılabileceği fikrindeyim...

M.Akif Ersoy konusuna gelince, Mehmet Akif Ersoy'u Üstad'da bazı yönleriyle eleştirmiştir...

Yani M.Cemal Kuntay, Mehmet Akif kitabına göre, Osmanlı yıkıldıktan o kadar sözde inkilab yapıldıktan sonra bile M.Akif'deki Cennetmekan II.Abdülhamit han düşmanlığı bitmemiştir.

Hatta hayatta en çok nefret ettiği kişilerden biri olduğunu özellikle vurgulamıştır..

Mehmet Akif Ersoy, Üstad'ın Doğru Yolun Sapık Kollarından olarak lanse ettiği Muhammed Abduh'un fikirlerinden çokca yararlandığı için eleştirilmektedir...

M.Akif Ersoy'u eleştirenler genelde bu zaviyeden eleştiri yapmaktadırlar...

Bazen eleştiri dozajı ağır olabilir, fakat şair, yazar, çizer, münevver, aydın takımında bu tarz şeyleri normal karşılamak gerekir...

Bu kısa açıklamadan sonra konuya gelecek olursak,

Bana göre bir cemaat liderinin korumakla yükümlü olduğu camia varsa bile, böyle açık açık değil de, siyasi cevaplar vererek olayı kurtarması gerekirdi...

Siyasi cevap diyorum dikkat eti...

Bu adamın yaptığı ne peki, Reha Muhtar denen şarlatanın resmen oyuncağı oluyor...

Hani eskiden misafirliğe gittiğin zaman, küçük çocuklara sorardın ya, anneni mi daha çok seviyorsun, yoksa babanı mı?

Kafası karışan çocuk genelde cevap vermemeyi tercih ederdi...

Bunu bir nebze anlayabilirim...

Ya da siyaset adamının bu şekilde konuşmasını anlayabilirim...

Fakat böyle dini bir cemaat liderinin bu şekilde M.Kemal'i öve öve bitiremeyerek, savunmasını asla anlamam...

Kardeşim, eğer öyle bir şey diyorsan, çıkmazsın o programa olur biter ya...

Bunun bence savunulacak hiçbir yanı yoktur...

13.02.2014 02:54
#4

Bırakın televizyonu; okul koridorlarında, sokakta konuşabiliyor muyduk bunları? Herkesten H.Mezarcı olmasını bekleyemezsiniz. Tercih meselesi, mücadele yöntemi meselesi..

HE
13.02.2014 03:01
#5

Zannımca yanlış anlaşıldım. Mesele Mehmet akif'i eleştirmek değil, elbette eleştirilebilir ama bu iş küfür boyutuna geliyorsa sıkıntı var demektir.

Şu videoyu izleyin lütfen:

http://www.youtube.com/watch?v=wHuw-ocVRVc

 

 

Bu adama Üstad diyenler de var, videoda Yavuz Bahadıroğlu Akif'in neden korkma dediğini açıklamış görüldüğü üzere.

Eğer buna Üstad deniyorsa, bunun işin bu boyutunu bilmesi gerekmez mi?

 

Üstad Necip Fazıl eleştirmiş ama küfretmemiştir, bu farkı görmek lazım.

 

Gülen'e gelirsek; o videonun çekildiği tarihi tam olarak bilmiyorum ama 2000 öncesi muhtemelen. Dönemin şartlarını biliyorsunuzdur az çok, bugün ile kıyaslayamayız. O dönemde eğer çıkıp bunları söylemeseydi açıkça hedef haline gelirdi.

Yine de söylediklerinin elle tutulur tarafı yok, işin orası ayrı mesele. Üstte de söylediğim gibi anlarız ama hak veremeyiz.

TR
13.02.2014 23:32
#6

Bu konuşmayı benim için önemli kılan şey onursuzca bir tutum sergilenmesi. Mustafa Kemal hakkında kötü bir şey söylemek mümkün değildi, doğru. Dostlar alışverişte görsün babında övücü gibi görünen şeyler söylenebilirdi, eyvallah (Erbakan'ın şeref defterine 'bu millet yaptıklarını unutmayacaktır' yazması gibi). Hatta askeri dehadır, vatanın kurtulmasında rol oynamıştır, yetenekli bir devlet adamıdır makamından goygoy da yapılabilir. Bunları anlayışla karşılarım hatta ben de muhtemelen o şartlarda dediğim şeyi yapardım. Fakat burada bu hudut ziyadesiyle aşılıyor ve daha önemlisi, Reha Muhtar adamla kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. Dikte ediyor. Birinci sınıf öğretmenlerinin 6 yaşındaki çocuğu konuşturması gibi, koskoca adamı ezim ezim eziyor. Saygısızlığın dibine vuruyor. Bugün istediğinde nasıl çirkinleştiğini gördüğümüz beyefendi (bkz. mülaane diye kıvırmaya çalıştıkları fantastik beddua performansı), o da Reha Muhtar gibi karikatür bir adamın karşısında öyle küçük duruma düşmüş ki izlerken ben utandım. Takipçileri olan bir adamın takipçilerinin boynunu bükük kılmaması da mühim. Hani öyle bir hisse kapılıyorsunuz ki izlerken adama Reha 'kahrolsun şeriat der misin' dese adam nerdeyse haşa dinden çıkacak gibi.
Güncelde bu videonun pek bir anlamı yok. Sadece cemaat CEO'sunun gavura, kemaliste, ABD'ye, İsrail'e paspas olurken dindarlara altın çağını yaşatan adama 'arkadaş, büyük patron, büyük ağa, uzun adam' jargonuyla horozlanması, operasyon çekmesi dikkate şayan.

IS
28.02.2014 17:00
#7

dindarlara altın çağını yaşattığını söylediğiniz "büyük ağanın" ve onun goygoycularının bütün dindarlara, cemaatlere gözdağı vermesi de dikkate şayan. bkz: http://www.youtube.com/watch?v=2vE_jaFKZbQ ,http://www.haberler.com/arin-cemaate-seslend-b-z-varsak-s-z-de-varsiniz-5591648-haberi/

vurdukları milyarlar şöyle dursun, bu sözler bile bir dindar olarak bana, ne kadar zavallı hale geldiklerini bildiriyor.

TR
01.03.2014 01:19
#8

'Dindarlara altın çağını yaşattığını söylediğim'... Bak sen. Bu doğru değil galiba? Sen eğlenceli bir arkadaşa benziyorsun adamım :)

Paylaştığınız linkler, dindarlar olarak altın çağımızı yaşamadığımızı ispatlamıyor, alakası yok. Önce bunu bir yazalım. Sonra; hükümet gittiğinde ne olacağını kestirebilmek zor değil. Alternatiflerin söylemi de, baskın muhalefetin iktidar kendilerinde olmadığı durumda bile gösterdiği hadsizlik de (Odtü, Boğaziçi olayları gibi), Gezi zamanı yaşanan onlarca taciz ve daha nicesi de malumumuz. Onyıllar boyunca süregelen baskıları, bu hükümetten önce bizzat bizim neler yaşadığımızı ve dindarların hayrına atılan her adımın 2011 yılına kadar nasıl sabote edildiğini de hatırlayabiliyoruz elhamdülillah. Misal isteyecek kadar cahil ve unutkan değilsinizdir herhalde? Öyle umuyorum. Hele de bugün 28 şubat, hazır zihinleri tazeledik; vaktinde 'beceremediniz bırakın' gibi akıldanelikler vardı misal di mi, ne güzeldi. Arınç'ın diğer cemaatlerle ilgili biz yoksak siz de yoksunuz açıklamasını bu çerçevede okumak lazım. En azından ben bunu bu şekliyle kabul ediyorum ve her akıllı vatandaş da ifade her ne kadar efradını cami, ağyarini mani değilse de kastın bu olduğunu anlayabilir. Cemaatlerin mensuplarını öldürmezler ama bu rahatlığı da asla vermezler. Bugün kendisi dışındaki hemen hemen bütün cemaatleri bir şekilde tehdit eden Topcin gibi camia tetikçileri bile tek başına Arınç'ı doğruluyor. Kendileri ben Fem'e giderken ödemelerim için bir tane bile makbuz kesmeyen bazı cemaat mensupları, memlekette dinlemedik adam bırakmayarak epeyce usulsüzlük (hırsızlık demiyorum) tespit etmiştir ve bugüne kadar olduğu gibi onları kullanmayı, delil sentezlemeyi iyi becerir. Allah korkusu olmayınca...

Ha, bu tespite katılıp katılmamak ayrı mevzu. 'Ben gözümü kalbimi kapatıp başka iktidarlar döneminde de keyfedeceğimi umarım, gerçeklerden kopukluk benim de hakkım' diyebilirsiniz eyvallah. Hatta 'Vaktinde DSP'ye yamandık, Ecevit'e şefaat ettik, şimdi de CHP'ye yamanır Kılıçdar'a el veririz , midemiz de mezhebimiz de geniş bizim' dahi diyebilirsiniz. Fakat doğruluğu tartışmaya açık olan bir hatırlatmadan, tespitten tehdit devşirmeye çalışmak akıl işi değil. Misal 'Sigara öldürür' diyen birine tehdit davası açacak ölçüde ruh hastası değilsinizdir zannediyorum.

Gelelim ilk paylaştığınız linkteki videoya. Bunu iyi ki paylaştınız, çünkü bu Samanyolunun insanın zekasına hakaret ederek aşağılık bir tavırla yalan söylediğini ispatlıyor. Siz ya duyduğunuzu anlamıyorsunuz, ya dış ses ne derse üstüne sazanlama atlıyorsunuz, ya da burada bile bile yalan söylüyorsunuz - üzgünüm başka hiçbir ihtimal yok. Arınç, dış sesteki manipülatörün adeti olduğu üzere çarpıttığı gibi 'seçimi kaybettirirseniz zararlı çıkan siz olursunuz' demiyor. Mealen seçimde kaybettirirseniz ben bunu başka seçimde toparlayacak güçteyim, ama siz eleştirilecek bi noktaya gelirseniz, başka cemaatlerin ağzına sakız olursanız, bugüne kadar kimsenin saygıda kusur etmediği muhterem büyükleriniz aha bugün olduğu gibi geyik malzemesi olursa zarar gören sizler olursunuz diyor. Orijinal konuşmayı anlamamışsınız, bunu anladınız mı? Bana A yaparsan B ile ben kendimi kurtarırım, ama sana C olursa D olur diyor yani. Nedensellik ilişkisi böyle kurulmuş, anlayabildiniz mi? Hmm, öte yandan bu videoda Arınç diğer cemaatlere değil, the cemaate giydiriyor. Hal böyleyken size kıyak yapıp bir an için dışsesteki yalancının cümlesini doğru kabul etsem bile, hükümetin ve özellikle de kendisinin intihar edercesine kolladığı, bu sebeple paralelleşebilen ve 2002 yılından önce hayal edemeyeceği bir örgütlenmeyi kuran arkadaşların bu rahatı bulamayacağını söylemesi anormal değil. 'Elimle oturttuğum yerlerden seni söker atarım' tehdidinde de bağrınacak bişey yok yani, kaldı ki böyle bir tehdit bile yok!

Yav he milyarlar he. Ananasçının haşhaşi şakirdi seni. :D

MI
01.03.2014 01:59
#9

 

dindarlara altın çağını yaşattığını söylediğiniz "büyük ağanın" ve onun goygoycularının bütün dindarlara, cemaatlere gözdağı vermesi de dikkate şayan. bkz: http://www.youtube.com/watch?v=2vE_jaFKZbQ ,http://www.haberler.com/arin-cemaate-seslend-b-z-varsak-s-z-de-varsiniz-5591648-haberi/

vurdukları milyarlar şöyle dursun, bu sözler bile bir dindar olarak bana, ne kadar zavallı hale geldiklerini bildiriyor.

 

 

AKP’nin politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de önemli adımlar atıldı. Ekonomik manada işadamlarına kulak verildiğinde, pek çok insanın mutlu olduğunu görüyoruz. Hizmet olarak biz de en rahat, en huzurlu hizmet ettiğimiz bir dönemi yaşadık. Bu güzel işlerin kalıcı hale gelmesi için bizim tek bir beklentimiz var. O da yeni anayasa! Eğer mevcut durum kanunlarla ve demokratik anayasayla garanti altına alınmazsa, yarın siyasal iktidar değişip, herşey tekrar sil baştan başlayabilir.

 

http://www.taraf.com.tr/yazilar/nese-duzel/mustafa-yesil-hocaefendi-iki-kisiyi-onerdi/21263/

FA
01.03.2014 16:15
#10

paylaştığım linkleri altın çağımızı yaşamadığımızı ispatlamak anlamında değil, gücün vermiş olduğu sarhoşlukla verilen gözdağının, hükümetin nasıl bir ruh haleti içinde olduğunu ve bu haletin hayra alamet olmadığını göstermek için verdim. önce sen okuduğunu ve duyduğunu anla, daha sonra o alaycı uslubunla kendini einstein zannetmeye devam et.

 

camia cemaat hizmet adına ne deniliyorsa.. ben bu kurumun mensubu birisi değilim. bunu, işin içinden çıkma veya büyük çoğunluğu bu kurumun karşısında bir sitede tepkileri üstüme çekmemek için de söylemiyorum. bir müslüman olarak, her ehli sünnet cemaate duyduğum saygıyı, sempatiyi bu kurumada duyuyorum.

 

ilk linkte sizin dediğiniz gibi 'the cemaat'e giydiriyor olsun, bu, hükümetin enaniyet kat sayısının tavan yaptığı gerçekliğini silmez, benim takıldığım nokta budur.herşeye sazan gibi kulak asan ben değilim, sizsiniz. bu cemaat gerçekten ehli sünnet değil ve doğru yolda yürümüyor ise, zaten allahın cevval kılıcı boynunu vuracaktır, bundan kuşkum yok, sizin de olmasın. hortum gibi çalışan kirlenmiş siyaset kurumu bizimkileri de içine almış maalesef. son gelişmelere kadar böyle düşünmek bile istemiyordum. kendilerini her eleştireni yağlı kazığa oturtmak derecesine getirmekten çekinmeyen, pişkşinleşmiş, yüzsüzleşmiş kararmışlardır artık. ağlanacak haldeyiz.

 

geçmişte müslümanlar zulümlerden geçti gençkızlar ikna odalarında inin inim inletilerek hakaretlere maruz bırakıldı kuran kursları kapatıldı namaz kılmak bile suç sayıldı, müslümanlara adım atacak kadar bile yer bırakılmadı, allahtan başka sığınacak kapı,gidilecek yol kalmamıştı. bunların hepsi yaşandı; unutmadım elbetteki. hükümet giderse de nelerin olabileceğinide kestirebiliyorum. bunun içinde dua ediyorum, daha fazla pisliğe bulaşmamaları ve adam gibi olmaları için dua ediyorum. siz de " o da anasçı haşhaşi hahahaha" tarzında 10 yaşındaki çocuk gibi komiklik yapacağınıza, oturup dua edin başımızdakilere. duaya ihtiyacımız var zira.

 

MI
02.03.2014 00:48
#11

 

paylaştığım linkleri altın çağımızı yaşamadığımızı ispatlamak anlamında değil, gücün vermiş olduğu sarhoşlukla verilen gözdağının, hükümetin nasıl bir ruh haleti içinde olduğunu ve bu haletin hayra alamet olmadığını göstermek için verdim. önce sen okuduğunu ve duyduğunu anla, daha sonra o alaycı uslubunla kendini einstein zannetmeye devam et.

 

camia cemaat hizmet adına ne deniliyorsa.. ben bu kurumun mensubu birisi değilim. bunu, işin içinden çıkma veya büyük çoğunluğu bu kurumun karşısında bir sitede tepkileri üstüme çekmemek için de söylemiyorum. bir müslüman olarak, her ehli sünnet cemaate duyduğum saygıyı, sempatiyi bu kurumada duyuyorum.

 

ilk linkte sizin dediğiniz gibi 'the cemaat'e giydiriyor olsun, bu, hükümetin enaniyet kat sayısının tavan yaptığı gerçekliğini silmez, benim takıldığım nokta budur.herşeye sazan gibi kulak asan ben değilim, sizsiniz. bu cemaat gerçekten ehli sünnet değil ve doğru yolda yürümüyor ise, zaten allahın cevval kılıcı boynunu vuracaktır, bundan kuşkum yok, sizin de olmasın. hortum gibi çalışan kirlenmiş siyaset kurumu bizimkileri de içine almış maalesef. son gelişmelere kadar böyle düşünmek bile istemiyordum. kendilerini her eleştireni yağlı kazığa oturtmak derecesine getirmekten çekinmeyen, pişkşinleşmiş, yüzsüzleşmiş kararmışlardır artık. ağlanacak haldeyiz.

 

geçmişte müslümanlar zulümlerden geçti gençkızlar ikna odalarında inin inim inletilerek hakaretlere maruz bırakıldı kuran kursları kapatıldı namaz kılmak bile suç sayıldı, müslümanlara adım atacak kadar bile yer bırakılmadı, allahtan başka sığınacak kapı,gidilecek yol kalmamıştı. bunların hepsi yaşandı; unutmadım elbetteki. hükümet giderse de nelerin olabileceğinide kestirebiliyorum. bunun içinde dua ediyorum, daha fazla pisliğe bulaşmamaları ve adam gibi olmaları için dua ediyorum. siz de " o da anasçı haşhaşi hahahaha" tarzında 10 yaşındaki çocuk gibi komiklik yapacağınıza, oturup dua edin başımızdakilere. duaya ihtiyacımız var zira.

 

 

 

 

Fetullah Gülenci değilim diyorsun, ama Fetullah Gülen ile ilgili söylenmiş sözleri barındıran videoyu, gelip burada bu başlığa eklediğin zaman baştan hatalı başlamıssın demektir...

Fetullahçı değilim diyen adam, bu cemaat-Fetullah Gülen tartışmasında hükümet sözcüsünün söylediği bir sözü kanıt olarak getiremez...

Getirdiği zaman, kusura bakmasın, istediği kadar Fetullahçı, değilim değilim desin, ona kimse baştan inanmaz...

Konuya gelecek olursak....

Sence Fetullahçı cemaati'nin yaptığı sadece kirlenmiş olan siyaseti eleştirmek ve yolsuzlarını vatandaş ile paylaşmak mı?

Yani olay bu kadar basit yani...

Peki adama sormazlar mı?

O kadar dürüstlerdi, yolsuzluklar konusunda bu kadar hassaslardı..

"12 yıl susup da 3 aydır yolsuzluk var diye bağıranlara, eskiden ortak mıydın da susuyordun, şimdi neyi kaybettin de bağırıyorsun demezler mi"

Yani uzun lafın kısası artık bu din-iman demogojilerini yapmayın millet sizin yaptığınız bu demogojilere inanmıyor artır...

Başbakan bu hengamede gitse bile, benim için bu olayların en önemli sonucu, Fetullah Gülen gibi din tüccarının gerçek yüzünü bu halka göstermesini sağladı diye hatırlarım...

Bunun ekonomik ve siyasi olarak götürüleri olacakdır, ama bana göre bundan daha çok çok önemli kazanımı "halk kurbanlık koyun gibi, çocuklarını bunların cemaatine vermeyecek"....

TR
02.03.2014 02:01
#12

Linkleri tanıttığınız cümleye benim altın çağ tamlamama itiraz havasında başlamışsınız. Biz okuduğunu anlayabilen ortalama zeka sahibi insanlar olarak, aynı cümlenin başıyla sonu arasında bariz bir kırılma noktası yoksa bağlantı olabileceğini düşünebiliyoruz. Hele de ilk kısıma gölge düşüren bir ifade varsa, ikinci kısımdaki şikayetin de ilk kısımla ilintili olma ihtimalinin arttığına hükmedebiliyoruz. Siz yapamadınız herhalde. Neyse, hem belki Türkçe bilmiyorsunuzdur. Yazdıklarımı gördüğünüzde aklınıza Einstein'ın gelmesini hüsniniyet kabul ediyorum, fakat teşekkür etmiyorum. Benden öyle bişey beklemeyin.

İlk mesajınızda aksettirdiğiniz gibi, bütün dindarlara ve cemaatlere verilmiş bir gözdağı olmadığını net şekilde yazdığıma ve siz de yazdıklarıma cevap vermeyip 'Sensin sazan' diye akıl dolu bir karşılık verdiğinize, kazı çevirip 'ben aslında bunlar kibirli diye şeetmiştim' noktasına kaydığınıza göre lafı fazla uzatmayacağım. Fakat o sözlerde standart siyasetçi kibrinin ötesinde bir kibir de yok. Pamukoğlu paşa gibi bir siyaset sefili bile meydanlarda iktidar olmaktan bahsederdi bu ülkede. Ha hükümetin hiç mi dozunu aşmış kibir cümlesi olmadı? Mutlaka olmuştur, Allah affetsin. Durduğunuz yer gerçekten hükümetin pisliklerinden arınması için dua etmekse aynı yerdeyiz. Son operasyonlarda iddia edilen hırsızlıkların olduğuna inanmıyorum, fakat her hükümet gibi bu hükümetin de kocaman teşkilatı, 12 yıllık iktidarı ve en önemlisi Türk siyasetinin genel kirliliği dikkate alındığında tertemiz kalmadığını bilenlerdenim (B. Güler, M. Demir vs). Sizden farkım, son operasyonlardan önce de böyle düşünüyordum. Suriyeliye tek göz odayı 700 liraya kiralayan, sattığı malın bedelini düşük gösterip vergi kaçıran, meydandaki tarihi çeşmeyi sprey boyayla kirleten ahlaksızlıklarıyla meşhur bir toplumuz ve bu da malesef her yere sirayet ediyor. Dindarların iktidarına bu yakışmıyor ve inşallah bu olup biten de bir temizlenme vesilesi olur. Fakat sadece yolsuzluk meselesinde bile hükümetin diğer alternatiflerden göreli olarak temiz olduğuna inanıyorum ve resme tüm diğer faktörleri de eklediğimizde hükümetin arkasında duruyorum, pozisyonum budur. İşin doğası gereği pislikle daha yakın irtibatı olan siyasi irade hakkında 'Ayol bunlar milyarlar vermiş' diye hamam teyzesi dedikodusu etmeden önce, ülkede en temiz kalması gereken dini cemaatlerin bile beter durumda olduğunu vurgulamak amacıyla yazdığım takılmalı son satırı da, ağzınızda biriken tükürüğü püskürtebilmek için olacak 'eki eki ilkokul çocuu' şirinliğiyle karşılamışsınız.

Siz de bildiğimiz bütün cemaat mensupları gibi cemaatçi değilmişsiniz fakat cemaatin yaptıklarını takdirkarlıkla karşılıyormuşsunuz. Ayy canım ya. Neyse, beyan esastır deyip inanacağız. Bugün cemaatin tepe kadrosunu hala dine diyanete hizmet eder bir yapı halinde görebiliyorsanız Allah'tan size basiret diliyorum. O diil de bişey soracağım. delikanlı gibi cevap verin ama.
Kaldığınız eve kaç tane Zaman geliyordu muhterem? Ahaha, ahahaha ahahahahaaa...

02.03.2014 06:14
#13

Aynı medyanın, Başbakan'ın Afyon'daki Said Nursi vurgusunu nasıl manüpile ettiğini gördükten sonra daha uzun süre camia tabanındaki koşulsuz Erdoğan aleyhtarlığına şaşırmam.

Başbakan Afyonda mitingde konuşurken tevafuken Said Nursi ile alakalı açıklamalarını izlemiştim. Üstadın Afyona getirilişini, ona yapılan zulümleri anlatıyor ve "Said-i Nursinin kemikleri sızlıyor" diyordu. Aynı konuşmayı bu medyanın internet sayfasının veriş tarzına bakınız: "Başbakan Said Nursiyi paralel örgütün lideri gibi gösterdi"

Konuşmanın aslı için "Tayyip Erdoğan: Said Nursi'nin Kemiklerini Sızlatıyorlar !" cümlesini aratabilirsiniz
Çarpıtma haberin haberi: http://www.yirmidorthaber.com/Dunya/basbakan-erdoganin-sozlerini-oyle-bir-carpittilar-ki-saidi-nursiyi-yalanlarina-ortak-ettiler/haber-848467

Erdoğan iftiralarına Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni de alet etti

Başbakan Erdoğan, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni paralel yapının başı gibi gösterdi...

Başbakan Erdoğan iftiralarına Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni de alet etti. Başbakan'ın; Menderes ve Üstad'tan örnek verdiği tarihin akışı içinde birbiriyle çelişen sözleri, Risale-i Nur eserleriyle milyonlarca talebe yetiştiren Üstad Hazretleri için ithamlarda bulunduğu şeklinde anlaşıldı.

Başbakan Erdoğan'ın hizmet camiasına gönül vermiş insanlara yönelik ithamları Afyonkarahisar'da da devam etti. Erdoğan, Merhum Adnan Menderes döneminden örnek verdi, "Merhum Menderes'e ne yaptılarsa hangi tuzakları kurdularsa hangi senaryoları yazdılarsa şuan da bize de aynısını yapıyorlar." dedi.
Başbakan, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni de iddialarına alet etti. Menderes dönemine ait verdiği örneklerdeki çelişkiler ve paralel örgüt diyerek itham ettiği hizmet camiasının Said Nursi hazretlerinin izinden gittiğini söylemesi, Bediüzzaman'ın Menderes dönemindeki Paralel yapının başı olduğu şeklinde algılandı. Erdoğan, "CHP ile güya Said-i Nursi'nin izinden gittiğini iddia eden bu paralel örgüt şu anda kol kola yürüyorlar." diye konuştu..
Başbakan bir yandan Merhum Menderes'e aynısı yaptılar derken diğer yandan Bediüzzaman'ın izinden gittiğini söylediği hizmet camiasını paralel devlet ilan ediyor.
O dönem yaşanan bir olayda Üstad Bediüzzaman bazı sıkıntıları aktarmak için Başvekil Adnan Menderes ile görüşmek üzere Ankara'ya doğru hareket ediyor. Üstad ve talebelerinin yolu Gölbaşı'nda kesiliyor ve 'Ankara'ya giremeyecekleri' söyleniyor. Geri döndürülen Bediüzzaman Hazretleri'nin bir talebesine bu olayla ilgili "Menderes bizi anlamadı. Bizim ona olan himmetimizi, duamızı bilmedi" dediği rivayet ediliyor.
"Merhum Menderes'e ne yaptılarsa hangi tuzakları kurdularsa hangi senaryoları yazdılarsa şuan da bize de aynısını yapıyorlar." şeklinde konuşan Başbakan'ın bugün Menderes'e tuzak kuranlardan bahsederken, tarihi kendisiyle irtibatlandırması ve kendisini hedef alanların Said Nurs-i Hazretleri'nin izinden gittiğini söylemesi, Üstad Bediüzzaman'a attığı iftira şeklinde anlaşıldı...

 

02.03.2014 14:10
#14

Bu arada, trradomir'le alay etmek 'yakışı kalmaz' Neticede üzülmeniz 'içten bile değildir' :)

FA
02.03.2014 16:33
#15

İlk cümlenin son kısmıyla ilk kısmı arasında bir kopukluk olmadığı gibi, son cümleyle de ilk kısmındaki tamlamanın geçmiş ve şimdi arasındaki farkı göstermek için kullanıldığı anlaşılabilir ortalama zekalar tarafından. Nitekim son cümlenin son kısmında halihazırdaki vaziyetlerini belirten kelime kullanılıyor.ben yapıyorumda, siz anlamak istediğiniz üzerinden konuşmak istiyorsunuz.

 

İşlerimin yoğunluğundan yeterince vakit ayıramayıp, gözden kaçırdığım birşey üzerinden zafer devşirme girişiminize şöyle bir baktığımda, ya hüsnü zan edip ‘onu kastememiştir’ noktasındasınızdır, ya da dinlediğinizi annamama gibi bir probleminiz var. İkinci ihtimalin daha ağır bastığı suradan anlaşılıyor: “o cemaatte, bütün cemaatlerde” diye başlayıp akabinde, kendisini velinimet sayarak biz varsak varsınız biz yoksak yoksunuz gibi, izan sahibi her müslümanı düşündürmesi gereken sözlerin nasıl net bir izahı olabilir. Hangi netten bahsediyorsunuz siz. Ben bu tehditten şunu anlıyorum güzel kardeşim:bi halta yaramıyordunuz biz geldik adam ettik sizi, herkes haddini bilecek, biz çalıp çırpsak bile bize gıg demiyceksiniz. Niye biliyor musunuz? Çünkü siz bana mecbursunuz,varlığınızı bana borçlusunuz, ben varsam varsınız ben yoksam yoksunuz. Bu ne aymazlıktır, bu ne kendini bilmezliktir. zannettiğinizin aksine standart siyasetçi kibrinden çok daha ileri bir kibir bu.

Ayrıca sizin zannetmemeniz hırsızlığın yapılmadığı sonucunu çıkarmayacağı gibi, hırsızıda aklamaz. kıvırmak suretiyle kibirden dem vurma noktasına kaydığım falan yok, zaten o noktadaydım. bu suçlamaya muhatap kişinin, kendisi için bu kadar hayati bir konu karşısında lobi kelimesinin cıvığını çıkarmayla uğraşmak yerine, ışık hızıyla o kasetlerin montajlığını ispatlardı. Emin ol bunu ışık hızyla yapardı. Bu iş paralel yapıyla, porno lobisiyle, robot lobisiyle açıklanacak ispatlanacak iş değil.bu işin raconu belli götürüsü belli.neolitik çağda yaşamıyoruz netekim. Allah affetsin. Ha yok diyorsanki hırsızlık mübahtır bizim mezhebimizde, veya herkesin çalabilme potansiyelinin olduğu bir ortamda bizim oğlanlarında çalmasını ‘bütün resme baktığımda’ normal karşılayabiliyorum , o zaman benim açımdan tartışmanın bir anlamı yok.dindarları temsil eden bir hükümetin, en azından a takımının, yolsuzluğa bulaşmaması gerekliliği gözönüne koymak gerekli. Halkla hükümet arasında bir ticaret varsa,altın çağın karşılığını her seçimde iktidar ederek, en sonda %50yle verdik. Yemesi için değil. Bu işe islami açıdan mı bakacağız, statüko açısından mı? Önce bunu bilmemiz lazım.

 

Gelelim camia cemaat meselesine. İçerisinde sarhoşların dahi bi parça yer bulduğu, kucak açıldığı, kazanılmaya çalışıldığı bir kurumda, kendilerinin şahin kanat olmadığı beyanlarına karşın, ben, olduğunu kanaatini taşıyorum. Bu nedenlede diğer meseleler ve bu meselede de olduğu gibi ,topyekun olmasada, kısmen yanlışlıklar yapıldığı kanaatindeyim. Devletin önemli kademelerine girmek gelmek, her müslümanın ideali olması gerektiği gibi, hocaefendininde idealiydi, idealidir.sen internette egonu tatmin etmekle uğraşırken, o adam buralara insan yetiştiriyordu. Bu insanların paralel devlet gibi altı doldurulamayan bir söylemle, cadı avı başlatmak suretiyle tasfiye edilmesi, beni rahatsız ediyor. bunun için bu cemaat mensubu olmak gerekmiyor, bilakis müslüman olmak yeterli.keşke her islami kesimde bu kadar yetişmiş insan olsa; keşke devletin her kademesinde görev alabilecek liyakatte müslümanımız olsa...benim endişem başbakanı birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yanıltılarak, boşalan kademelere bu adamların tek alternatifi olan ergenekoncu ulusalcıların yerleştilmesi. İşte o zaman altın çağ sona erer, eski günlere döneriz. önce edilen ithamların altını doldurmak gerekir. Ses kayıtlarından anlaşılıyorki; mit bu adamı uzun zamandır dinliyor, yasal dinleme olmasına gerek yok, bir tane, hakimlere savcılara polislere bu “komplo”yla alakalı verilmiş bir talimatı çıkartsınlar bende sizin gibi nefret edeyim. Cemaatin yayın organlarının yüksek dozda yayın yapması bir komlo içerisinde olduğu anlamına gelmez.. Kendilerini tasfiyeyi amaçlayan bir girişim karşısında susmaları beklenemez herhalde. Mesela beni, ergenekon ve balyoz davalarının yeniden yargılanmasının gündeme getirilip yasa çıkartılmaya hazırlanılması,düşündürüyor; çıkartılan internet yasası beni endişelendiriyor, seçimden sonraya bırakılan mit yasası beni ürkütüyor. Tek başına bunlar bile,nereye çıktığı belirsiz bir yola girdiğimizin göstergesi olarak beni yönlendiriyor. Cemaati öcü gibi görmek yerine, hz. Ömere bir sahabinin “eğri kılıcımla düzeltirim seni” demesi gibi, bizimde analitik bakarak doğru olanı yapmamız lazım. Benim kılıcım olan oyumu vermeyerek bunu yapacağım. Halimize üzülüyorum, geleceğimizden de hiç endişeli değilim artık.biz varsak varsınız biz yoksak yoksunuz zırvasına karşılık, Allah sahipsiz bırakmıycaktır bu milleti!

 

Evime zaman gazatesi gelmiyor azizim, ama yarından tezi yok en az 40 adet abone olacağım. ahag ahag aha

 

 

EB
02.03.2014 17:59
#16

icjpg_h970.jpg

 

iccjpg_h591.jpg

 

Today's Zaman yazarı bu zat. Talimatı aldınız hadi gözünüz aydın. Merak ediyorum ben biri bana izah etsin "siyasal islama oy yok" demek ne demek?Kimse bu şahsi görüşüdür yazarın demesin, zira son eylemleri kitlesel olarak bu fikir minvalinde. Fiili olarak da ortada.

 

Bana bunun tevilini yapamazsınız. Malesef köprüler atılmıştır ve artık CHP cemaat kol kola.

 

Gerçekten acı.Daha düne kadar ışık evlerin basılması, yurtlara terörize amaçlı yerleştirilen deliller..Namaz kılanların işlerinden kovulması, eşi kapalı diye garnizona giremeyen çiftler..Ha tabi 28 Şubat ertesi "Hayırlı Olsun" diyeceksin şimdi de "28 Şubat'tan daha beter" İnsan ne çok unutuyor ne çabuk unutuyor.

 

Artık yoruldum kimseyi iknaya çalışmıyorum ama bunca sahtekarlık deşifre olmuşken, Cebrail a.sparti kursa oy vermem diyeceksin şimdi siyasetin göbeğinde emekli vaiz kimliğiyle cirit atacak, iki kişiden birinin oy verdiği partiyi indirme eyleminde olacaksın.

 

Sarıgül yolsuzluk iddiası sonrası gençleri meydana indirdi. Kadıköy'da Ziraat camları indi, yine tencere tava Zaman bunu halk yolsuzluk için toplandı polis sert müdahele etti diye verdi.

 

Noktayı koyalım arkadaşlar cemaat marjinalleşmiştir.Elbette ben samimi tabakayı mustağni tutuyorum. Hizmetleri Allah yolunda Mr. Gülen olmadan da devam eder.

 

Artık kavgaya iknaya son. Sandıkta halk cevabını verecektir inşallah. Allah devletimize milletimize zeval getirmesin. Ötesi yok.Biz AKP olmazsa olamayız demeyiz, Tayyip olmazsa olmayız demeyiz.Netekim o halde kemalistlerden farkımız kalmaz.

MI
03.03.2014 00:40
#17

https://www.youtube.com/watch?v=8Tz57VDBgj4

TR
04.03.2014 18:45
#18

Ya ben yazdıktan sonra 'la garibana sert mi girdik' diye merhamet ediyorum, adam hala sataşıyor ya. Tamam 2-3 yıldır hasretini çektiğim eğlenceyi yaşıyorum, nice zamandır beni bırakan aşina mutluluğu tadıyorum ama bir taraftan da üzülüyorum ya.

Madem ilk cümlenin son kısmıyla ilk kısmı arasında ilişki var diyorsun, ben aynı şeyin olabileceğini ima edince niye deli gibi çırpına çırpına tepinmeye başlıyorsun mübarek? Benim bahsettiğim kısım ilk cümlenin başındaki altın çağ muhabbeti, adam hüccet getirecem diye son cümle bilmem ne diyor. Karamazov Kardeşler'in orijinal Rusça baskısındaki 231. sayfada da bi cümle varmış, onunla da bağlasana kanka? :D Bu kadar kıvırmayı, ilk mesajında öyle bi ibare olmadığı halde hükümetin dindarlara altın çağını yaşattığı iddiamı desteklediğini ispatlamak için yaptın madem, hadi dediğin gibi olsun, hükümetin dindarlara altın çağını yaşattığını sen de kabul etmiş ol.

'Biz yoksak siz de yoksunuz' sözüne benim oğlan bina okur, döner döner yine okur hesabı hala tehdit diyor. 'Ben yok olunca yok halimle seni de yok edeceğim' gibi bir tehdit teknik olarak mümkün değil! Bu bir uyarıdır ve doğruluğuna katılıp katılmamak dinleyenin tercihidir. Çantacı Necmi Abiden Osman Nuri Topbaş Efendiye, İlim Yayma Cemiyetinden Menzil'e, Mahmut Efendi cemaatinden Karakalemcilere kadar cemaat dışındaki hemen hemen her Müslüman da bu uyarıya hak verip hükümete verdiği desteği izhar ediyor. Sadece birkaç satır aşağıda, cemaat tasfiye edilirse Ergenekon gelir sizi yer derken sen ne yaptığının farkında mısın peki? Senin kelimelerinle söylüyorum, bu 'zırva' 'izan sahibi her Müslümanı düşündürmesi gereken' bir 'aymazlık' ve 'kendini bilmezlik' örneğidir. Bırakalım da herkesi dinlesinler, memleketin istihbaratına adım attırmasınlar, kaset montajlasınlar, 'hoşgeldin vatanımıza ya resulallah' gibi kepazeliklerle mesaj vereyim derken sapıklıkta çığır açsınlar, Türkiye'yi her fırsatta babaları İsrail ve ABD'ye şikayet etsinler, Müslümanların hayrına her işe köstek olsunlar, 'kasetin var' diye müslüman hanımları tehdit etsinler, kendilerini eleştiren herkesi terör örgütünden içeri tıkıp ayak kaydırmak için dalaverenin dibine vursunlar, vakıf işinde bile tekelleşsinler, Koç'la Doğan'la Sabancı'yla oynaşırken memleketin diğer bütün iş adamlarının elini kolunu bağlasınlar, projeleri durdursunlar, algı operasyonları ve yalan haberlerle postmodern darbeye teşebbüs etsinler, davulu seçilmişlerin omzuna asıp tokmağı kendileri vursunlar, şantajda çığır açsınlar öyle mi yani? Bülent Arınç 'ben çalayım çırpayım (verdiğin videoda adam açık açık hırsızlık yapanın Allah cezasını versin diyor ya ahahahahah), siz buna gıkınızı çıkarmayın' dediyse sen de aynen bunları söyledin, buyur bakalım efendi. Ayrıca bu uyarın, Bülent Arınç'ın sözleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde geçersiz ve saçma. 76 milyonluk ülkede yetişmiş bütün elemanlar ya cemaate ait, ya da Ergenekonculara öyle mi? Anlaşılan memlekette the cemaat adam yetiştirirken geriye kalan bütün cemaatler, bütün vakıflar, ekoller patates yetiştirmiş, cemaatlere dahil olmayan ferdi müslümanlar da kuruyup meşe odunu olmuşlar. Cemaatin bu işlere verdiği özel önem ortada fakat cemaat memleket müslümanları içinde küçük bir niceliğe sahip, diğer fraksiyonlardan yetişenler veya müstakil tipler de silme geri zekalı filan değil. Cemaatin dillere destan seviyesini de gördük ayrıca. Bak o kadroları oraya yerleştirirken yaşanan soru hırsızlıklarından hiç bahsetmiyorum; şu anda ortalaması Bahri Şenkal'dan hallice, en zekileri İhsan Yılmaz olarak görünen rezalet bi altın nesil var medyada.

Bu arada gözümden kaçmadı, ilk videoyu sümenaltı etmişsin, iyi yapmışsın. En azından dış sesin açık manipülasyonunu ısrarla savunacak kadar yüzsüz değilmişsin. Alkışladım, niye yalan söyliyim senden beklememiştim.

Benim son dönemde konu edilen Halk Bankası, Türgev ve Sabah Gazetesi hadiselerinde gayrimeşruiyet olmadığı kanaatimden, senin hırsızlık olduğundan emin konuşman daha muteber değil kusura bakma birader. O son 24 şubatta yüklenen kasete inananla ceketimin astarını tartıştırmak daha iyi bir fikirmiş aslında, akıl var kulak var. Hırsızlık konusundaki görüşümü tekrar özetleyeyim, ona göre tartışmanın sana göre anlamı olup olmadığına karar ver: Hırsızlığı insan olanın hoş karşılaması mümkün değil. Hırsızlığın toplumsallaştığı bir ortamda %50'lik bir partinin bundan beri kalmasının zor olduğunu görecek kadar realist, bundan hoşlanmayacak kadar ahlaklı, farklı alternatifleri hesaplayabildiğim tüm getiri ve götürüleriyle tartıp karar verebilecek kadar da rasyonalim. Anladın mı şimdi? Yine mi olmadı? :/

Fethullah güzellemeleriyle dolu paragrafına kısa değinebileceğim, vakit sıkıntım var. Sarhoşların kazanılmaya çalışıldığı o toplumun üst kademesinin, bugün kendilerinden olmayan bütün Müslümanların kafasını kırmaya çalışması sorunun sebeplerinden biri zaten. Devletin yüksek kademelerine hakkıyla gelmek Müslümanların ideallerinden biri olmalı. Aynı şekilde devletin kilit noktalarını ele geçirip hiyerarşik bir yapıda ikinci bir devlet gibi hareket edilmesine, kendileri haricindeki herkesin baskı altına alınmasına, darbe girişimlerinde bulunulmasına, devleti politika açısından kime hizmet ettiği belli olan bir kliğin tamamen ele geçirmesine vb karşı durmak da biz Müslümanların ideallerinden olacak. Benim hangi yaşta neyi yaptığımdan bile haberin olmadan sözümona sırf internette egomu tatmin ettiğimi ima eden zavallı bir adammışsın. O halde aynı saçma mantıkla soruyorum: sen kim oluyorsun da birileri senin altını bezliyorken, İslami bir gayenin peşinde koştuğu için evi taşlanan Erdoğan'a çemkiriyorsun?.. Ayrıca CEO hazretlerinin yetiştirdiği temiz insanları bugün nasıl sömürdüğünü de görüyoruz. Paralel devlet oluştuğuna, imamlar eliyle yürüyen hiyerarşik bir yapının varlığına inanmıyormuşsun, Allah bir parçacık basiret versin diye hayır duada bulunmaktan gayrı yapabileceğim bir şey yok. Dinleme konusunda kendinden profesyöneli olmayan cemaatçilerin son operasyon emrinin dinlemeye takılabileceğini düşünmek de çok parlak bi buluş, bunun patentine başvursana sonra belki ekmek yersin? Adam telefonda durup dururken ananas demiyor di mi? Adamlar yaptığı operasyonları başsavcıdan bile yıllar boyunca niye gizliyor acaba, niye davalardaki muhtemel adımlar 'gerçekleşti' diye olaydan önce cemaat medyasında yayınlanıyor? Bu gizli operasyonlarla toplanan kayıtları cemaatçiler salıp yayıyorsa ben neden onları muhatap almayayım? Tarık Toros daha dün ağzından operasyonlar ve Fethullah Bey'e giden istihbarat hakkında birşeyler yumurtluyor, cemaatin polis imamı ve diğer üst kademesi telefonda konuşmak yerine zırt pırt Amerika'ya gidiyor, üstelik belli yargı organları arasında ve içinde hayret uyandırıcı bir uyum, birlikte hasta olmalar, ve saire. Sonra paralel yapı yalan. Gülecek mecal bırakmadın bende, Allah iyiliğini versin ya vallahi ya billahi ya. Operasyon gelir yakında, birşeyler daha da netleşir. Cemaat medyasının manipülasyona gitmesini, yalan söylemesini siyasi iradenin kendilerini bitirme girişimiyle aklayacak kadar zıvanadan çıkmışsınız fakat biz artık bugün bu çarpıtmaları yapan adamların dün de bazı (hepsi değil) Balyoz ve Ergenekon zanlıları hakkında da aynı tezviratta bulunmuş olduğu ihtimalini dikkate almaya başladık. Sen Oy vermiyorsan verme, ben oy atmak için işimi gücümü bırakıp 6 bin km mesafe kat edeceğim, senden gelmeyecek oyun yerine ben atarım.

En az 40 adet Zaman'a abone olmazsan, evine ateş düşsün mü? Önlerin kesilsin mi? Duyguların sinende kalsın mı? Bir şey olmana Allah izin vermesin mi? Haa? Eski açık amin desene? :D

04.03.2014 20:45
#19

Trradomir!

 

Yahu sen 40 gazeteye abone olacağım diyorsun da ben ne yapayım???

 

Kitaplığımdaki Gülen kitaplarımı bir köşeye kaldırdım, onları diğer kitaplarımdan ayırdım, karantinaya aldım onları... Şimdi böyle bir hamle yaptıktan sonra o kitapları yakmayı düşünüyorum. Şu anda düşünce aşamasındayım. Bunu yaparım çünkü geçmişte buna benzer işlerim oldu... Mesela Haydar Baş'ın bir kaç kitabı vardı bende, 5 tane olması gerek. Onların hepsini yaktım. Şimdi Gülen'in kitaplarını da ayırdım bir köşeye. Her an eyleme geçebilirim.

 

Sen abone olacaksın ben karantinayı alıp, sonra da yakacağım.

 

Hükmüm: Ekranlarda dönüp dolaşan hadiselerde, Erdoğan ve hükumeti tamamen suçlu dahi olsa, bununla birlikte Gülen ve cemaati tamamen haklı dahi olsa Gülen gözümden çok düştü, çoooook çooooooook!!!

 

Gülen'i ne çok savundum ben!!! Solculara, dinsizlere karşı savundum Gülen'i... F bilmem neyi dediler ama ben savundum Gülen'i... Okyanus ötesi dediler, ben yine savunmaya geçtim... Hep savundum, hep savundum...

 

Ama ne oldu şimdi, şimdi ne oldu!?!

 

Malum...

 

Bazı yazılarımda da işaretlerimi vermiştim. Esasında Gülen'i bir taraftan savunurken diğer taraftan şüphelerim de vardı. Hep bir hikmet aradım, vardır bir bildiği, dedim... Fakat bazı şüphelerim beynime girdi, o şüpheleri oradan atamıyordum. Yine de susuyordum... Öyle ya Allah dostuna savaş açmak, Allah'a savaş açmak gibidir... Bunu bildiğim için, Gülen ya Allah'ın sevdiği bir kulu ise, ya bazı şeyleri biz göremiyorsak... İşte bu düşüncelerle susuyorduk. Yahu en kısası yakıştıramıyorduk be!!!

 

Ben çok okurum... 28 Şubat darbesini anlamak için onlarca kitap okudum. Yani Gülen'in '28 Şubat'taki tutumunu biliyordum. Aydın Doğan medyasına verdiği röportajını da biliyordum, kartel medyasında çıkan 28 Şubat manşetlerini de... Başörtüsü ile ilgili sözlerini de biliyordum, Zaman gazetesinin o zamanki manşetlerini de... Bunların hepsini biliyordum, bunları yıllar önce kitaplardan okumuştum ama insan kolay kolay kabullenemiyor... Yani bütün bu okuduklarımı iyiye yordum hep...

 

Mesela bir örnek vereyim... Bir gün yine bir 28 Şubat kitabı okuyorum... Kitabın arkasında Gülen'in kartel medyasına yaptığı bir röportajı var... Okuyorum... Şaşırıyorum... Dönüp başa bir daha okuyorum, bir daha, bir daha... Her okuyuşumda hep aynı manayı veriyorum, Gülen'in sözleri için... Yani 28 Şubat darbesini yapanlar var ya... Ha işte bunlar yaptıkları işte doğru iseler iki sevap alırlarmış, eğer bu darbecilerin yaptıkları yanlış bir iş ise bir sevap alırlarmış... Evet, aynen bu manaya gelen şeyler okudum. Bunu ilk okuduğum zaman çok üzülmüştüm. Hayal kırıklığına uğramıştım. Esasında bu durum benim uyanmam için yeterli idi ama bir taraftan Gülen'in kitaplarını okuyorum, yayınlanan vaazlarını dinliyorum diğer taraftan şahit olduğum Gülen'in yanlışları üst üste gelince, bu ite bir terslik var diyordum.

 

Mesela Türkçe Olimpiyatları için... Bu etkinlikleri beğeniyordum, ülke için iyi işler yaptıklarını düşünüyordum ama diğer taraftan da şüphelerim vardı. Yani.. Şimdi... İslami açıdan sorunlar olduğunu düşünüyordum... Orada genç kızlar şarkılar söylüyordu, kızlı erkekli danslar oluyordu, pop şarkıcılarının şarkıları söyleniyordu... Tarkan gibi birisinin şarkılarını da söylüyorlardı yahu... İşte bunlar benim içimdeki şüphelerimdi... Yahu diyordum, yahu bu etkinlikler güzel oluyor, ülke için faydalı oluyor, tamam... İyi de Gülen bu işe İslami açıdan nasıl bakıyordu??? Bir kaç yıl önceydi... Haydar Baş'ın özel okullarından birinin yemin töreni varmış, bir şekilde biz de bulunduk orada... Aman Allah'ım!!! O öğrenciler, o sunucular filan neydi öyle... Yarı çıplak elbiselerle... Gerisini yazmaya gerek yok... Haydar Baş bir tarikat lideri, bunu da bilin... Bu Türkçe Olimpiyatlarına da buna benzer bir gözle bakıyordum.

Ama yine de özel sohbetler dışında bunu dile getirmiyordum. Hani yakın zamanda yani 17 Aralıktan sonra birileri rüyalar görmüş... Güya Peygamber Efendimiz de Olimpiyatlara geliyormuş... O zaman Gülen ne demişti, hatırlayanınız var mı? Hem düşünüyormuş ki, acaba biz bu tür etkinliklerle İslami bozuyor muyuz... Rüyalardan sonra bu düşünceyi atmış içinden filan... Hayret!!! Ama bana da hayret doğrusu!!! Asıl bana hayret!!!

 

Ses kayıtlarında Aydın Doğan ile ilişkilerini okuyunca, o 28 Şubat kitaplarına geri döndüm... Mesela 'beceremedim bırak'' manşetini hangi gazete atmıştı... O bahsettiğim röportajı hangi gazete vermişti... Bakıyorum da bu yakınlaşma 17 Aralıktan sonra olan bir şey değilmiş, bu yakınlaşma çok eskilere gidiyormuş...

 

Neyse... Daha çok şeyler yazarım da... Kalsın... Başka zamana kalsın...

05.03.2014 14:46
#20

Bir dene daha:

http://yenisafak.com.tr/video-galeri/stvden-yok-artik-dedirten-carpitma/14192

FA
06.03.2014 23:30
#21

Ay anneeeem çok mu üzdüm seni, çok mu kızdın bana? Tam 2-3 yıldır burnunda tütüyormuş eğlenmek. Ayy canım yaaa, ne tatlı şey yerim seni. Sataşmıyorum lan kızma. Eğlenelim mi biraz? Hı? Hadi bakalım tamam o zaman. Ama biraz yorgunum çok yoğun bi gün geçirdim, annemin yaptığı enfes börekleri mutfaktan kapıp hemen dönerim, sen otur şurda biraz.

 

Eveeet geldiiim! Çok nefis şeyler bun... aman allahım bu ne! Du bakim

Bu arada, trradomir'le alay etmek 'yakışı kalmaz' Neticede üzülmeniz 'içten bile değildir' :)

 

ııeeıı... trra burya gel! Alay..ıı.. Yakışı...ııeeıı..üzü.. allah allah.

 

Sen eğlenceli bir arkadaşa benziyorsun adamım :)

 

Ya ben yazdıktan sonra 'la garibana sert mi girdik' diye merhamet ediyorum, adam hala sataşıyor ya. Tamam 2-3 yıldır hasretini çektiğim eğlenceyi yaşıyorum, nice zamandır beni bırakan aşina mutluluğu tadıyorum ama bir taraftan da üzülüyorum ya.

Ama burdaki şeyde... du bakim... hmmm... nasıl bi bağlantı var acaba? Trra bi bağ kurabildin mi sen? Süpersonik zekalar böyle anlaşıyorlar herhalde. Bizimkisi asgari olduğu için... kuramadın mı bişey? Allah allah.. Mütereddid bilir belki, ona soralım. Mütereddid, biz bir süpersonik bi de normal olmak üzere toplam iki insan bunu çözemedik, sen çözebilirsin diye düşündük.... Efenim? Trradomir çok şey olduğu için mi? Ne olduğu için? ... ha kusursuz bir zekaya sahip olduğunu düşündüğün için,mmm.. tam şeyedemedin yani, tatmin olmadım. Nasıl yapalım.. ha nerde o yayınladığı videolarla zihinleri berraklaştıran arkadaş? Gel bakim burya. Neydi ismin senin? Miralay evet. Yav miralaycığım şu olaya bi el at kurban oliym, bi video mideo bişeyler ver de şu promlematiğin üstesinden gelelim. Olmayacak yoksa. Neyse siz birer dahiyane cevap buladurun, biz işimize bakalım. radomir sen benle gel.

 

Bak aslan, biliyorum belki üstadı çok seviyorsun, onun izinden gitmeye çalışıyorsun, ona öykünüyorsun falan ama; o toplar senin topların değil be koçum, bu ipin cambazı değilsin sen. Öyle, “eğlenmeyi çok özlemişim, dişime göre adam bulmuşum” gibi komik şeyleri, birilerinin gazıyla hemencecik sarf etme, bunlarla kıvrak zekalı gözükmezsin. O üstad yani. Ayrı bi kafa. Deha yani, anladın mı. Ha ben uyarayım seni, herkes de benim gibi kibar anlatmaz sana haa, kıymetimi bil.

 

Şu böreklerden bi lokma daha götüreyim de, senin şu ultrasonik tespitlerine geçeyim.

 

Karamazov kardeşler filan bişeyler demişsin. Üzüldüğümü belirterek, o kadar ince düşenemediğim için şuan kendimi zehirleyebilirim. hesab et artık, o derece üzgünüm. O cümleler varya o cümleler... korkma korkma ayıp bişey söylemiycem, kulaklarını dikme hemen. İşte o cümleler, normal ve asgari miktarda beyne malik olan insanlar içindi, süpersonikler için değil. seviyeni hesaba katamadığım içinde ayrıca özür diliyorum. Altın çağ (bu lafında cıvığını cıkardık sanırım) olayı kendi tekelindeymiş gibi konuşma bi kere radomirciğim, alınıyorum bak! Senin bikaç yıllık eğlence hasretini bitirmeye gelmişiz şurya, eğlenelim biraz diyoruz, ettiğin lafa bak ya! Oldu mu şimdi bu? töbe töbe... neyse.

Seni sevdim ben ya radomir. Valla bak, şeker gibi adamsın. İlk videoyu sümenaltı ettiğimide gözden kaçırmamışsın bu arada. Aferin, bi ilerleme var. Olacak olacak, inanıyorum ben. Ama ben orda sümenaltı değilde, şey yaptım, nası derler ona... dur gülme dur, yavaş.. hemen salıverme kendini. Radomirciğim bak, şimdi sen benim kibir tezime tamamen akli olduğunu iddia ettiğin cevaplar vermişsin ya, bende buna karşılık olarak attığım mesajlarda cevap vermişim. Yani sen manüpülatör dedin diye yeni baştan mı yazıyım. Yorma beni. Ama şu manüpüle olayına bi açıklık getireyim istersen rahatlarsın biraz. Bazı haberlerinde, bazı olaylar ‘yandaş’ medyada olduğu gibi, yanlış sunulabiliyor. yandaşların öyle davranması, bu yanlışı doğrulamayacağı gibi, kansere care bulmuş tıpçı gibi sevinmenide gerektirmez. Anladın? Niye biliyor musun? Bu meselede yediği balyozun acısıyla bazen, kendi üzerlerinde görmeyi arzulamadığım ve fakat benim din kardeşliğimizden mütevellit acıyarak belki, mazur görebileceğim küçük detaylardır. Kendilerine karşı geri dönülmez bir savaş açan ve bu hususta algı operasyonları düzenlemekten hiç çekinmeyen, bununla birlikte balistik füzeye benzer silahlar kullanan bir düşmana, tüfekle karşılık verilmez herhalde. Yapılan -bana göre- yanlışlıkları kabul edilebilir seviyede bir hata olarak karşılıyorum, normal şartlarda doğru bulmadığımı da gözünün içine soka soka dikkatle vurgulamak istiyorum. Uğraştırma beni! Lütfen! “malüpülatör”e bakma sen içeriğini dinle. Bide öyle dene; benim için yap nolur? Bak o kadar uğraşıyoruz hasretine son vermek için.

 

Bak kardeş açık söyliym, bi iyilik yapıyoruz hasret masret ama... sende biraz gayret göster yani! cevap yazarken, yazdıklarım karşısında ‘ne yazacam lan ben’ sitresi altında okuma, git bi elini yüzünü yıka bi rahatla öyle cevap ver. Sırf cevap verecem diye de kasma kendini. Olmuyorsa bırak bişey sanak seni. Ben sana işin raconundan bahsediyorum, sen kalkıp benim babam senin babanı döver moduna giriyorsun. Bu işi kitabına göre ispatlamak dururken, senin ceketinin astarını niye tartışayım ben yav? Miralay kurban olim gel bi video mideo paylaş. Verem etti bu beni. Hem Nolmuş yani benim tezim seninkinde daha muteber diye? He, nolmuş? Kıskandın mı? Ama verecek mantıklı bi cevap bulamayınca astara bağlamanda şahane olmuş doğrusu. Ama üzülme sen kıyamam sana, sen o astarlı ceketini getir bi ara, onuda tartışalım. Ben kararı verdim kardeşim senle tartışmıyorum. Bunada alınmazsın herhalde? Ya rado baksana bişi soracam, sen rasim ozan falan değilsin değil mi? Eğer oysan açıkça söyle, şahsiyetimi bu kadar ayaklar altına almayayım? Valla bak. Statükocumusun, müslümanmısın, realistmisin anlayamadım. Hem diyosun bu olanlar teşkilatın yolsuz adamlardan arınmasına vesile olur , hemde diyorsun ki, hırsızlık toplumsal bi hal almış yapacak bişey yok. Ne ayaksın sen ya? Bunu hangi ilkenle söyledin doğru söyle? Ahlaklı olanla mı, reailst olanla mı, bi de neydi o, ha rasyonel olanla mı? Anlamaya çalışıyorum yanlış anlama sakın. Yok yani çok etkileyici geldi fikirlerin. Hazır realist fetvanda kafama yatmışken belki bizde bi ekmek yeriz. Sahi sanada bu pastadan kırıntılar düşmedi mi? Yapma be oğlum vardır bişeyler. Yoksa niye 6000 km yolu işini gücünü bırakmak pahasına tepip gelecen. Neyse zorlamıyım ya bize ekmek çıkmayacak anlaşılan. Senin derdin altın çağ değil altınların galiba. Çalınan minareye kılıfın hazır olduğuna göre.. Altınların gitmez korkma bu kadar. Hele Müslüman olarak kabul ediyorsan kendini hiç korkma. Allah merhameti sonsuz olandır! En azından hecegan gibi halis niyetli müslümanların ve şu düştüğümüz sefil durumun hatırına acırda merhamet eder. Bu nedenledir ki ; hem hırsız, hem de varlığımızı borçlu olmadığımız bir aymazın lafına bakıp, kardeşlerimi yedirmem, arkasında dururum sevgi kelebeği. Buraya kadar olanı anladın mı? Cevabını dikkate almıycam çünkü çok acıktım.

 

Bu arada börekler soğudu yaaa. Neyse biraz tıkınayımda öyle devam edeyim.

 

 

Güzellemelerle dolu paragrafıma kısa bi değinecekmiş, vakti yokmuş küçük prensin. Ne yapıyorsa artık. Bence zahmet etmişsin birader, keşke değinmeseydin. Bu işin raconunu kabul etmiyorsun sen, neresine değineceksin? Yav ego lafı için bana kızma. Valla benim bi suçum yok bütün suç mütereddidin. O başlattı ilk. Valla ya! Ama sende yani kinayeli kinayeli laf sokmaktanda geri kalmıyorsun hani. Hem sen niye saçma olarak seninde kabul ettiğin bişey üzerine, benim söylediklerimi, pardon mütereddidin vesile olmasından kaynaklı benim söylediklerimi kalkan olarak kullanıyorsun? Niye saçmalamak için beni buna alet ediyorsun kardesim, hayret bişey ya. Ne hakla çemkiriyormuşum bak bak.. hangi sıfatımla cevap vereyim bebeğim? Hadi sen söyle. Halktan biri olarak mı, müslüman olarak mı? Birinde istifaya çağırıp, yargılatıp, mahkum ettirmem gerekiyor, diğerinde kulağından tutup yargılayıp elini kesemem gerekiyor. İki ucu pis değnek yani anladın mı. Ayrıca vatandaşlığın verdiği hakla söyleyebiliyorum bunları. Hem sen hiç saçma bi fikir koyamaz mısın ortaya? Hiç! Şimdide ben alındım, iyimi. Ha yok yok. Duada etmiş. Sağolasın kardişim, hepimizin basiretini eksik bırakmasın rabbim. Nitekim bi zamanlar sende eksikmiş, ergenekoncuların aslında ne kadar mahsum olduklarını, karıncayı bile incitemez durumda olduklarını görememişsin. Ayy yazıık.Basiret önemli yani. Allah yokluğunu vermesin. Bide bana iş de bulmuş. Hadi hadi gönlümü aldın. patent almak konusunda tereddütlerim olmasına karşın, içten içe istiyordum aslında. O değil de, nasıl yakaladın o ananası ya. Şifreliyorsun şifreliyorsun da, ya trradomir olmasaydı? Yutturacaktınız bize elmasları altınları ananas diye. Madem dinlendiğinizi biliyorsunuz, niye başka bişey bulmuyorsunuz bre gafiller. hahaha çok komikler ya. Zekaya bak sen , hayret! Gafil avladın adamları trra. Senin gibi süpersonik birinin dünya üzerinde yaşıyor olma ihtimalini, es geçmişler. Amaaaa anlamamıza vesile oldu bu. gül tabii kardişim gül bu haklı gurur senin. Mecalin kalmazsa bile sıkıntı yapma, bi şişe portakal suyu iç sonra yine devam et. Çareler tükenmez yani. Miralay, sen ne diyorsun bu işe? Bana mantıklı geldi yani.

 

Aman allahım görmemiş olduğumu var sayamaz mıyız? Kamil abi kezzap getir kendimi öldürecem. Bide sırıtmış ya. Fenerlimiydin sen? İhahahahahahaha. al bunu izlede espri gör oğlum:

http://www.youtube.com/watch?v=GpeYkm6oMlM

Bütün forum yöneticilerinden ve sakinlerinden, başta hecegan dahil, trradomir ve saz arkadaşları haric olmak üzere hepinizden özür diliyorum,hakkınızı helal edin. Normalde geveze bir insan olmamamın yanında, hakedenede aynı dil ve tavırla cevap vermeyide boynuna borç bilen birisiyim. Trradomir ve saz arkadaşlarının daha fazla çirkinleşme ihtimaline tedbir olarak, susmayı tercih edeceğimi, aynı çirkinlikle karşılık vermeyeceğimi ve astar tartışması teklifine de açık olduğumu önemle not düşerim. Bu da dilekçe sonu gibi oldu ama olsun; nezaketle karşılayacağınızı zannediyorum:) Hecegan kardeşim, endişelerinizde çok haklısınız, fakat hüsnü zanınızı bozmayın. bu dedikleriniz doğru yanlış noktasında tartışılmaya açık olmakla birlikte, hocaefendinin bizzat dinlemiş olduğum kadarıyla, kardeşlerimizin, varsa bir yanlış tarafımız, kırıp dökmeden bizimle paylaşmasını hoşgörüyle karşılarız dediğini biliyorum. Bu yüzden o kitapları yakmak yerine, biraz daha sabırlı olmamız gerektiğine inanıyorum. Sizinle bu konuyu saatlerce konuşmak isterdim ama, inanın işlerim ve eğitimim nedeniye vakitle yarışıyorum. Böyle konuları bu saygıdeğer sitede, saygıdeğer insanlarla konuşup tartışmayı çok istiyorum. İnşaallah müsait bir zamanda beraber oluruz. Hürmet ve selamlarımla...

 

FA
06.03.2014 23:57
#22

ha bu arada,Dönüp dolaşıp “tehtit” dediğim olayın teknik ayrıntılarını bize verdiğin için çok müteşekkirim sevgili yurttaş, bizi aydınlattınız. Bu dahiyane tespitinizi saygıdeğer bülent arınç beyefendinin kulağına da fısıldamış olmalısınızki, o da bunu biliyor olmanın verdiği bilincle, ‘yok halimle bile yok ederim’ çıkarımı olabilecek cümleler yerine, velinimetiniz giderse sizi ham yaparlar diye, zat-ı şahaneleriniz alınganlık yapıp kızmazlarsa, tehtitler savurmuş. Hırsızlık yapıp inkar eden birisinin (artık tam anlamıyla inanıyorum) o fiili işleyenin allah cezasını versin de der, elleri kurusunda der. O nasıl bi gülüştü lan :D Bi bak bakalım araştır, bununda teknik izahı varmıymış diye. Cevap vermeseymişsin daha iyiymiş bence. Neyse. ‘hem belki algın kıttır’. Saydığın cemaatlerin desteklerini belirtmeleri,bana göre, onların ayıbıdır. Art niyet aramak istemiyorum, haddime değil zira. O büyüklerimizin uğurlarında ölmeyi dahi canıma minnet sayarım. Öyle zannediyorum ve umud ediyorum ki; yakın zamanda pişman olacaklardır, hırsıza destek verip, bir büyük insana yapılan hakaretlere, şenaatlere susup bir sillede kendileri attıkları için. Ben, sana rağmen, düştüğümüz şu sefil duruma üzülmeye devam edeceğim, ağlayacağım belki... bak sana rağmen diyorum, hesaba alıyorum seni, kıymetini bil, herkese yapmam bunu. ergenekon konusunda aynı yerdeyim sevimli kahraman, ne dediğiminde gayet farkındayım ayrıca. Sırf konuşmak için konuşma. zamanım yok ayağınada yatma. Yine bi iyilik yapıp uyarıyorum seni. Saydığın, saymadığın veya sayamadığın unuttuğun( bu kıyağımı da unutma) cemaatlerin, fraksiyonların, ekollerin, haşa, patates yetiştirdiğini söylemediğimi, ima dahi etmediğimi ve ehli sünnet çizgisinde giden müslümanlar hakkındaki düşüncelerim , yukarıdaki mesajlarımdan çok net bir biçimde anlaşılabilir. Süpersonik olduğunu unuttuğum için, sana göre anlatmayıp, onuda atlamış be selvi boylum. Rte’nin ( en hafifinden bu tabiri kullanmak istiyorum artık, bazıları kızıyor çünkü) dini anlamdaki fotolarına baktığımızda, nakşi bir geçmişi olduğunu kahve içme rahatlığında tespit edebiliriz. ‘the cemaat’ ten olmadıgı zaten ortada. Yine bu şahıs tarafından, benim en çok kızdığım, müslümanlar arasında senincilik benimcilik karmaşasında, devlet kademelerini doldururken kendi çizgisindeki, yoldaşı gönüldaşı olan adamları tercih etmek yerine neden ‘the cemaat’i seçti acaba? Kara kaşına mı sevdalandı kara gözüne mi? Hem 28 şubatta çekilin beceremiyorsunuz demiş. Mütereddidi mi çağırsak ne yapsak, bi video mideo patlatır şimdi berraklaşırız hem . Yok o miralay mıydı? Ha evet. O kadar kafa var ki konunun altında karıştırıyorum bağğzen. Bişey olmaz müdereddit de bulur şimdi, o da ismine karşın mahirdir bu konuda, inanıyorum ben. Neyse... bu saydığın cemaatlere, haşa patates gibi insan yetiştiriyorlar edepsizliğinde bulunmam, bulunamam; ancak, bahsini ettiğimiz yerlere insan yetiştirmek gibi bir ideallerinin olduğunu da senin kadar ahlaklı, realist ve hatta rasyonelist olamasamda(!), maalesefki söyleyemiyorum. Rasyonelini yesinler senin. Yine dertli dertli keşke diyorum... keşke böyle bir düşünce o güzel yerlerde de idealeşip, olgunlaşıp meyvelerini verse, ve o verişi gören olarak ben, mutlu olabilsem... keşke umuduma umut katabilme bahtiyarlığına erişebilsem... keşke 76 milyon ( genel kültüründe iyiymiş bu arada hakkını yemeyeyim şimdi ayak üstü) içerisindeki müslüman gibi yaşamaya çalışan ve de hakikaten yaşayan insanları, nicelik bakımından çetelesini tutmak yerine, niteliği üzerinden o sevimli realist kimliğinle reel bir saptamayı rastonel bir yere oturtabilsen. Ah bi de yapabilsen... 10 numara adam olacaksın ekmek kuran çarpsın. Ha bu arada eğleniyorsun di mi? Hadi kal sağlıcakla…

MI
07.03.2014 01:42
#23

. Hırsızlık yapıp inkar eden birisinin (artık tam anlamıyla inanıyorum) o fiili işleyenin allah cezasını versin de der, elleri kurusunda der. O nasıl bi gülüştü lan :D Bi bak bakalım araştır, bununda teknik izahı varmıymış diye. Cevap vermeseymişsin daha iyiymiş bence. Neyse. ‘hem belki algın kıttır’. Saydığın cemaatlerin desteklerini belirtmeleri,bana göre, onların ayıbıdır. Art niyet aramak istemiyorum, haddime değil zira. O büyüklerimizin uğurlarında ölmeyi dahi canıma minnet sayarım. Öyle zannediyorum ve umud ediyorum ki; yakın zamanda pişman olacaklardır, hırsıza destek verip, bir büyük insana yapılan hakaretlere, şenaatlere susup bir sillede kendileri attıkları için. Ben, sana rağmen, düştüğümüz şu sefil duruma üzülmeye devam edeceğim, ağlayacağım belki...

 

Dostum yanlış anlamada , yazdığın iki yazıyı da hızlıca okudum..

Yaşın kaç bilmiyorum ama, olayları aklın sıra alaya alarak lafı evirip çevirerek, saçma sapan cümleler kurarak, "Fetullahçıların" yanlışını doğru yapmaya çalışmıssın ama kusura bakma artık mızrak çuvala sığmıyor...

İnsanların çoğu onu "Hocaefendi" değil de, bir örgüt lideri gibi görüyor...

Bunun bu şekilde olmasında yüzde 70 kendi payı vardır...

Başbakanın payı 1 sene önce "Hocaefendi" leveli toplum nazarında yüzde 150 olan bir kişinin toplum nazarında "Hocaefendi" lik levelinin neredeyse eksilere yakın bir seviyeye gelmesinde sadece bu olayların neticesinde bunu ateşlemek olmuştur..

İnsanların birçoğunun "bu şahış" için gördükleri malesef üzülürek ifade etmeyelim ki, Başbakan'ın kullandığı ifadelerinin aynısıdır...

Bu algıyı istersen binlerce dersane, binlerce "Türkçe Olimpiyatı" düzenlesen toplum nazarında adına kendilerin cemaat dediği yapının, halkın gözündeki ve gönlündeki algı eksilere yakın olduğu için hiçbir şey ifade etmeyecektir...

Bence bu son olan "17 Aralık ve 25 Aralık Darbe" girişimilerinin en büyük kazancı da, gerçekte sureti haktan görünüp, münafıklık yapıp toplumun, insanların dini duygularını sömüren bir karanlık yapılanmanın açığa çıkmasıdır...

Ekonomik olarak, Türkiye zarar etmiştir, dolar yükselmiş, borsa düşmüş olabilir, ama ben işin manevi boyutuna baktığım zaman Türkiye'nin kaybettiği zararın kat ve kat fazlasını Allah'ın izni ile manevi kazanç ile elde ettiğini düşünüyorum...

Hırsızlık olayına gelirsek...

Yukarıdaki yazını bunun için özellikle alıntıladım...

Tayyib Erdoğan'ın yolsuzluk ve hırsızlık iddialarına hemen inanan ve onu direkt "hırsız" diye yaftalayacak kadar emin olan birisi, nedense Fetullah'ın ses kayıtlarından ortaya çıkan kirli ilişki ağında sonra hala ona "Büyük İnsan" diye bir cümle kullanması çok ilginç geldi doğrusu...

Klasik "Fetullahçı" mantalitesinin açık tezahürünü sergiliyorsun...

Bu mantalitede, bu halet-i ruhiyye de olan birisi için Fetullah Gülen hata yapabilir mi?

Kendileri yapabileceğini söylerler...

Ama şimdiye kadar, bu olayları takip ederseniz net görürsünüz, şu ana kadar hata yaptığı bir olay, durum sabit değildir...

Yani hatadan münezzeh değildir, ama şimdiye kadar da böyle bir vaka, vuku bulmuş değildir...

"Parelel Yapı" nın basın yayın organlarını tarayın bunu net bir şekilde göreceksiniz...

Yazarlarını, çizerlerini, entellektüel geçinen adamların yazılarını okuyun....

Bu demek isteğimi net bir şekilde anlarsınız...

Bu kadar olaydan sonra hala çok mu zor yanlış yaptım demek ha....

Ah taassub, ah taassub sen nelere kadirsin...

07.03.2014 02:35
#24

Şimdi kaldığımız yerden devam edelim...

 

Ama ilk önce bir şey var...

 

Yeri ve zamanı önemli değil, askerlik yıllarımdı, acemi birliğindeyim... Askerliğini yapanlar bilir, yapmayanlar tahmin eder ki, orada her yere cümbür cemaat gidersiniz... Tabi bu cemaat başka cemaat... Neyse... İşte böyle bir vaziyette yemekhaneye gidiyoruz... Oranın giriş kapısına asılmış bir afiş vardı, büyük bir afiş... Afiş ortadan ikiye bölünmüş, bir tarafında güya modern bir aile, diğer tarafında cahil bir aile resimleri var... O cahil aileyi nasıl gösterdiklerini şurada yazmaya gerek var mı? O cahil aile ile aslında kimleri kast ediyorlar, yazmaya gerek var mı??? Yani...

 

Yukarıda bir afişten söz ettim ya... İşte o afişe çok benzeyen bir reklam afişi sokaklarda hangi parti kullandı??? Tabiki CHP... O değil de O reklamı sayfalarında kullanan gazete hangisi? Zaman Gazetesi!!! 90'lı yıllarda oluyor bu... Evet, Zaman Gazetesi!!! Bende bunun resmi var, duyum falan değil yani... Şimdi... Bir 10 Kasım günü malum gazetelerde tam sayfa bir reklam yayınlandı... Neydi o reklam??? 'Olmasaydı olmazdık...' gibi İslami yönden çok sakat bir sözün geçtiği reklam. İşte o reklamı yayınlayan gazetelerden birisi de Zaman Gazetesi idi. Bu arada o reklamı veren de Koç grubuydu.

 

28 Şubat döneminde Gülen hocanın birtakım sözleri bu Doğan medyasında vurucu bir şekilde ve büyük puntolarla verilmişti... Yetmedi Doğan medyasının yazarları Gülen ile söyleşiler yaptılar, kendi ekranlarında... Bu arada Zaman Gazetesinin o dönemki bazı manşetleri de bu işlerle paralellik gösteriyordu... Mesela 8 yıllık eğitim olumlu karşılandı Zaman Gazetesinde... Mesela o dönem kurdurulan darbe hükumeti için 'hayırlı olsun' manşetini attı Zaman Gazetesi... Bunlar arşivlerde var...

 

Gülen'in Aydın Doğan ile yakınlaşması malum şu sıralar... Bunlar hakkında çıkan ses kayıtları yalanlanmadı... O ananaslar, petrol bilmem neleri filan... Bunlar ortaya çıkınca, düşündüm... Diyorum ya, pek çok 28 Şubat kitabı okudum, Gülen'in ve cemaatinin 28 Şubat tavrını biliyorum ama bunları hep tevil ediyorduk işte... Yani iyi niyet gösteriyorduk... Ama bu son ses kayıtları bir nevi aklımı başıma getirdi, en azından aklıma kurt düşürdü... Demek ki Doğan grubu ile, Koç grubu ile Gülen grubunun yakınlaşması 17 Aralıktan sonra olan bir şey değilmiş, bu yakınlaşma çok eskilere gidiyormuş...

 

Bir de biliyorsunuz, binlerce kişiyi dinlemişler... Bunu savcı da bizzat açıkladı... Üstelik bu dinlemeler yasal olmayan yöntemlerle yapılmış... Gülen bir sohbetinde bir şey anlatmıştı, hatırlıyor musunuz? Bakın sohbet diyorum, ses kayıtı değil!!! Neydi o sohbet??? İşte birisi varmış, o birisi bir yere giderse onu orada tuzağa düşüreceklermiş, Gülen bir şekilde bundan haberdar oluyor ve o kişiyi oraya gitmemesi için uyarmış... O kişi kadınlarla filan olacakmış, orada ona tuzak kurulacakmış, bunu Gülen haber alıyor ve o kişinin oraya gitmesine engel oluyormuş... Böyle de daha çok bilgi varmış ellerinde... E şimdi bir tarafta binlerce kişinin dinlendiği ortaya çıkıyor, diğer taraftan Gülen'in bu sohbeti... Siz ne dersiniz bu işe???

 

Bu dinlenenler arasında Mavi Marmara şehitlerinin ailesi de varmış. Mahkeme süreçleri için dinlenmişler demek ki... Yahu bu insanların dinlenmesini kim ister? İsrail, tek kelime ile İsrail!!! Mavi Marmara saldırıya uğradığında bütün Müslümanlar ayağa kalkmıştı... Peki Gülen ne demişti bu hadise için? Bunu tekrar tekrar yazmaya gerek yok herhalde, Gülen'in o zaman ne dediğini herkes biliyordur... Otorite dinlenmeliydi filan... Şimdi bütün bunlar Güleni ve grubunu sıkıntılı bir duruma düşürürken, bir de yetmezmiş gibi Zaman Gazetesi dinleme hadisesi ile alakalı inanılmaz bir savunmaya geçiyor, işte binlerce kişi değil, sadece 40 kişi filan dinledi diyor... Bunu ne şimdi???

 

Başak bir şeyde şu... Yahu Gülen medyasının bir haber kanalı çok açık bir yalana imza atıyor... Başbakan mitingde bir kadına basmış azarı filan... Yahu haber vidyosu ile birtakım oynamalar yapılarak, hadiseyi olduğundan farklı göstermek de ne oluyor... Ayıp ya!!!

 

Zaman Gazetesinin bir yazarı ne yazmış? 'Peygamber de kıblesini şaşırttı' gibi bir şeyler yazmıştı... Hatırlayın... Gülen de 'Cebrail'e bile oy vermem' diyor. Bir başka yazar kalkmış, güya medeniyet götürdükleri insanlara 'yamyam' diyor... Bu ne ya!?! O değil de Türköne'nin 4 veya 5 kitabı var bende... Hepsini de keyifle okudum... Ama bu Türköne'in kitapta yazdıkları ile şimdi köşe yazılarında yazdıklarına bakıyorum, hayretler çekiyorum boyuna... Ekranlarda söyledikleri filan, işte bu parti kapatılmalı gibi şeyler... Şimdi ben o kitapları atmayayım da ne yapayım... Türköne'n şu sıralar yazdıkları ile bütün kitapları boşa düşüyor zira...

 

Yavuz Bahadıroğlu çok sevdiğim bir yazardır... NT mağazalarında bu yazarın kitaplarını kaldırmışlar. Bu ne şimdi???

 

Bakın şimdi bizzat tanıklıklarımı yazayım... Bizim komşumuzun bir çocuğu var bunların yurtlarında... O diyor... Erdoğan hakkında beddua seansları düzenliyorlarmış yahu... Bildiğim bir kişi Zaman aboneliğini bırakmak istiyor, bırakamıyor, bıraktırmıyorlar... Ne oluyor yahu??? Bu nasıl bir iş!!! O dersanelerdeki deneme sınavları için duyduklarım filan... Bunları bir yerlerden okumuyorum, bizzat birinci şahıslardan duyduklarım... CHP adaylarını allayıp pullamalar...

 

Şu malum dizideki Peygamber sahnesi de bana çok dokundu... Yahu böyle bir sahne Peygamber efendimize atılan bir iftiradır, bunlar bunu anlayamıyorlar mı??? Hayret!!! Mesela İskilipli Atıf hocanın da bir rüyası var, bilirsiniz... Atıf Hoca böyle bir rüyayı görmüş, böyle bir sahne usülüne uygun çevrilebilir belki, buna dahi din alimleri ne der onu bilemem. Ama ortada görülmüş bir rüya vardır, o sahneye dökülür, böyle bir şey olur da anlarım... İyi de malum dizide böyle bir rüya gören bir kişi var mı? Var olduğunu söylemiyorlar... Rüya görülmemiş herhangi biri tarafından ama bu tamamen bir senaryo halinde sahneleniyor... Yani diyelim ki, Aziz Mahmud Hüdayi'nin hayatını film haline getiriyorlar ama onla alakası olmayan sahneler koyuyorlar, sanki bunun gibi bir şey... E böyle bir şey Hüdayi Hazretlerine iftira olmaz mı? Burada da Peygamberimize iftira var bana göre... İşin bir başka boyutu daha var... Twitlerin ikiye katlanmasını Peygamberimizin istediğini belirttiler... Türkçe olimpiyatlarına da Peygamberimiz gitmiş, dediler... Bir de bu film sahnesi... Affedersiniz ama siz ne mesajı vermeye çalışıyorsunuz? Yani Peygamberimiz bile sizden yana öyle mi??? Yani bu taraftaki Müslümanlar O Sevgiliye karşı öyle mi??? Öyle değilse başka ne o zaman???

 

Neyse...

 

Şimdi bana diyeceksiniz ki, sen de ne safmışsın be kardeşim... Doğru diyorsunuz, derim...

07.03.2014 04:26
#25

Anlamak için fazla zorlama fayruzcuğum. O cümlem mazideki bir başka muhabbete göndermeydi, yerini buldu.

Şu son dönemde gündemle o kadar meşkul oldum ki, artık aynı şeyleri tartışmaktan, tekrar etmekten gına geldi. Seni iknaya falan kalkışacak, içerisinde bulunduğun çelişkilerle uğraşacak değilim. Dinlemeye tahammülün varsa dinle, ondan sonra beni koyacağın yere koy.

1) Erdoğan'ın hakkı olmayan birşeye tenezzül edeceğine zerre kadar inanmıyorum. Kaldı ki, Erdoğanın evinden kamyonla para çıktığını gözümle görsem, hırsızlığına hükmetmem.

2) Olmayan şeyin iddiası ne kadar kolaysa, ispatı o denli zordur. Manüpilasyonun, komplonun mantığı da bu zaten. 40 batman suyla yıkasan çıkmaz izi nasıl olsa. Montajı belgelemekten başka yapılabilecek birşey yok. İspat için GSM opeatörlerinden yer tesbiti istemeleri de sinsiliğin alası. Adamın evini, ofisini, kriptolo telefonunu gece gündüz dinle, her adımını takip et, sonra da, "bak Sümeyye o saatte evdeyse kayıt sahte değildir" de! BB'ın evini izlemediklerini, montajın profesyonelce hazırlanmadığını söylemiyoruz ki zaten. Bu sebeple o saatte canlı yayında olmaması, yahut şahısların yerlerinin tutarlılığı hiçbirşey ifade etmiyor. Yarın utanmadan Sümeyye'nin eve giriş videosunu yayınlayıp, "bak yalanmış" diye yaygara yaparlarsa şaşırmayacağım, fikrim de değişmeyecek. Mesele zihin bulandırmak.. Ne kadar koparsalar kar.

Kaydın içerisindeki -bulunursa- tutarsızlıklar dan önce sorulması gereken şu: Parti tarihinin en büyük skandalının gerçekleştiği, bakan çocuklarının içeri alındığı bir günde, dinlendiğini bile bile "şu kadar parayı şuraya, bu kadar parayı buraya kaçırıyoz, haberiniz olsun ha!" kabilinden böyle bir görüşmeyi telefon üzerinden yapmalarının hiçbir mantıklı açıklaması var mı? Böyle saçma sapan birşeye inanmamızı bekleyenler milletin aklıyla dalga geçiyorlar.


Kaydın montaj olmadığına delil olarak Amerikalı bir kurum ve TRT gösteriliyor. Ortalık o kadar toz-duman ki, kimsenin bağımsız olması gereken yapılara güveni kalmadı. İnanmak stemeyen için Tübitak raporları tüpütak raporları olacaktır.
Şu vaziyette, kaydın montaj olduğuna fizandan delil getirse inanmayacak, manüpile edecekler
.

3) 17 Aralık operasyonunun yapılış, hazırlanış, duyuruluş şekline bakıp, bir "yolsuzluk operasyonu" olmadığını, küresel güçlerin BM'ye kafa tutma, İsrail ile köprüleri atma, İranla ticarete cüret etme gibi suçların faili olan Anadoluya neşter vurma gayretinin tezahürü olduğunu görüyorum. Faillerinin -her kim iseler- sinsice çalıştıklarını, eğer BB erken davranmasa idi 2. ve 3. dalga operasyonlarla BB'ı ve yüzlerce siyasi-sanatçı-yazar-stk üyesini Silivriye gönderebilecek kabiliyette olduklarını düşünüyorum.

4) Mavi Marmara Şehitlerinin aileleri, İHH çalışanları dahil sanatçıdan siyasetçiye binlerce kişiyi sahte ihbarlarla, hayali terör örgütlerine mensup olmak iddialarıyla dinleyen, şantaj yapan, Hükumet düştükten sonra da binlerce kişiyi içeri tıkmayı planlayan, İsraile "Selam" çakanlar... Başbakan, Enerji Bakanı Ve Dışişleri Bakanlarının kriptolu telefonlarını dahi dinleyip devlet sırlarını belki de dışarıya pazarlayanlar, Suriyeye giden tırları durdurup dünyaya şikayet eden veTürkiyeyi El Kaideci ilan edenler haindirler ve alınları secdeli, Allah korkusu taşıyan insanlarlardan olamazlar.


5) BB'ın söylemleri, üslubu tartışılabilir. Bazı çıkışları ve yöntemi sevimsiz. Belki bilgi sahibi olmadığımız meselelere vukufiyetinden.. Duruşuna bakılmalı. Son derece gizlilik içerisinde çalışan, kamufile olan, bir ülkenin başbakana kadar dinleyebilecek bir gizli grubun mevcudiyeti milli güvenliğin delik deşik edilmesi demek. Hiçbir devlet, aniden toksitlenecek böyle bir yapıya kılcallarında müsade etmez.

6) Bu kirli darbeye kalkışmış paralel yapı ile, samimi niyetli cemaat müntesiplerinin ayrıştırılmaları, kurunun yanında kül edilmemeleri gerekir.

Cemaatin vesayet rejimine karşı stratejisi buydu. Sağ gösterip sol vurdu. Devletin, İslam düşmanı olan bir ksıım aleviler, ermeniler, dönmeler, yahudilerce işkal edilmiş yüksek kademelerine yıllarca süren bir emek neticesinde binbir cendereden geçerek evlerde yetiştirilen inançlı Anadolu evlatları yerleştirildi. Emniyet, askeriye ve hukuk mülakatlarında dizlerindeki namaz nişanesi seyrek tüğlerden eleniyordu insanlar.. Yıllarca o okullarda talebeler tuvaletlerde, yorgan altlarında ima ile namaz kıldılar biliyor muyuz? Daha fazlasına girmeyeyim ama bunlardan kimsenin haberi yoktu.

 

(Şuradaki başlıktan alıntı)

Emniyet, adalet, askeriye.. Devlet kadrolarını işkal etmiş ne kadar İslam düşmanı, dönme, ergenekoncu varsa millete yıllarca kan kustururken, bu insanlar buralara nasıl alnı secdeli insanları sokarız derdi ile dertlendiler. Hz. Erkam'ın evi gibi gördükleri evlerde, kimseler duymasın diye kısık sesle dinledikleri teyiplerdeki vaazlarla, Ashab-ı Kiram kıssalarıyla teçhiz edildi bu insanlar. Camilerde namaz kılan gencin mumla arandığı dönemlerde -şimdi aynı keyfiyette insan yetiştiremeselerde- onlar bu kadrolara cihat şuuruyla, hicret şuuruyla gittiler. Siyasi derinlikleri olmayabilir, ancak onlar bu yolla mücadeleyi seçtiler, muvaffak oldular. Şimdi içlerinden bir kısmı bilerek-bilmeyerek affedilemez bir günaha imza attılarsa, topyekün hepsini boyunlarında hain, haşhaşi yaftalarıyla sallandırmamız adaletsizlik olmaz mı?

(Şuracıktaki tartışmadan alıntı)

7) Şimdiye kadar, Ergenekonun, kemalistler ve bir kısım muhafazakarların ağzına sakız diye verdiği (Hocaefendinin amerikada ikameti, papayla görüşme vs) meseleler benim için miyop, yoz fikir kısırlıklarından başka birşey değildi. H.E.'yi vaazlarından kitaplarından tanıyan birisi olarak ihlasına şahittm. Cemaatteki fedakar insanların, topuklarına ulaşamayacağım insanların samimiyetlerine şahittim. Ne önceden, ne de şimdi Hocaefendi için "ihanet, ajanlık" gibi menfi söylemler sindirebileceğim ifadeler değil. (Yöntemde hatalar vardı elbet. Kabullenemeyecek dereceye varan tavizler mesela.. Başörtüsünden tut, kemaliste giden oylara, sınavlardaki hukuksuzluklara, hristiyana el öptürmeye, mavi marmaraya kadar.. Dinen asla tasvip edilemeyecek noktada duran meseleler..)

Fakat, Cemaatin şu anki duruşun
hiçbir izahı yok benim için. Geziden beri, altında hangi sebep yatarsa yatsın hükumet aleyhine tavırlarını tasvip edilebilir bulmuyorum. Derdin yolsuzluk olmadığını bile bile pişkin pişkin milletin aptal yerine koyulmasına tahammül edemiyorum. Ne yani, takiyyeyi kemaliste yaptın, şimdi müslümana mı yapıyorsun? Azıcık güçlenince silahın kardeşine mi dönecekti? Bu "asıl biziz" tavrı da nereden çıktı? Köprüyü geçinceye kadar mıydı ihtiram?

İş buraya gelince insanı şüphe kurdu sarıyor. Acaba büyük oyuncular nazik noktalardan yakalayıp mecbur mu bırakıyor, acaba farkında olmadan birilerine alet mi olunuyor, Hocaefendi. acep içeriden bir ihanete mi kurban gidiyor, acep yönlendiriliyor mu vesair vesair..

Bu düşüncemi kuvvetlendiren delillerimi bahis mevzuu ettiğim şuracıktaki başlık.

MU
07.03.2014 18:30
#26

Bu şaşkın mantara cevap verme lütfunda bulunmayın bence. Bırakın böreğini yesin. Eminim daha mühim işleriniz vardır.

Naçizane bunu demek isterim.

Bize mütereddid'in gelmiş olduğu şu safha yeter :D

FA
07.03.2014 23:52
#27

Miralay:

Yok “dostum” niye yanlış anlayayım, olur mu öyle şey. Bunun bir çok nedeni olabilir zira. Mesela belki çok beğenmişsindir fakat işine gelmiyordur. Olamaz mı?

Yaşımı niye merak ediyorsun miralaycığım, beni mi döveceksin? Korkutma beni. Olayları alaya alma işini aklım sıra değil, akıllarınızı toplayarak yaptım. Saçma sapan diyerek işin içinde cıkmaya da hiç çalışma trradomir müsvettesi seni. insanların çoğuymuş.. hırsızın evinden paralar çıksa dahi hırsızlığa inanmayacağını söyleyenlerin ve peşinen körü körüne olduklarını belirtenlerin ve bu “insanların çoğunun” hocaefendiye örgüt lideri zevzekliğinde bulunmaları beni hiç şartmayacağı gibi, ben öyle demiyorum diye kör muamelesi görmeme de neden olmaz. Anladın mı küçük bey? Hiçbiri hocaefendinin payı değil, hepsi sizin zihniyetlerinizin payları. Bir sonraki cümlenden de hiçbir halt anlamadım. Egzantirik cümleler kurmak için kasma kendini,şunu adam gibi yazda anlayalım.

Bence başbakanın sana tuttuğu o ayna işine geliyor. Fikir yürütebilme kapasiten olmadığı için,o ne derse onu demek istiyorsun; saf ayağına yatma şimdi. Zaten bir sonraki cümlende bunu teyit ediyorsun. O güzel algın niye değişmiycek, başbaban demiyor diye mi? Ya sen yorumsuz videolar paylaş ya; valla bak daha özgün duruyorsun öyle. yazınca mantara bağlıyorsun.

Türkiyenin ekonomik olarak zarar etmesini hırsıza sormak lazım geldiğini biliyor olalarak, manevi açıdan kazanç elde etmediğimizi ve de güçlenerek çıkamayacağımızı sezerek, bunun tersine dönmesini Allahtan yalvarmak suretiyle istiyorum.

 

Hırsıza gelirken, bunu birde videoyla desteklesen 10 numara olacaktı ama… neyse. Hırsızlık yapmadığını canı dişine takıp ispatlama gereği duymayan birine hırsız diyerekten, o ses kayıtlarından kirli ilişkiler kurmadığı sonucunu saptamam da sana ilginç gelmesin ömür törpüsü. Ugandadaki ihaleyi ugandanın yapısını bilen birisi olarak, ugandanın cemaatin adamlarını muhatap alarak sizin adamlarınıza verelim demesinin ve bunun için dindar iş adamlarından bu ihaleyi kaldıracak çapta birisin olmadığı sonucuna vararak koça gitmelerinde bir kirli ilişki göremiyorum maalesef sevgili sazan kardeşim. Neyi sergiliyorum? Ha tamam. Bu haleti ruhiyede olan birisi fethullah gülenin insan olmasının sonucu olarak hata yapabilme olasılığının olduğunu çok rahat görebilir. Göremez mi? Neyse boşver sen bu soruyu, sen yorumsuz bir video at ben cevap veriym. Seni videoyla konuşmuş sayalım, bende kendi öz ağzımla cevap veriym. Olmaz mı? Ha mesela, o çok saptırılan MÜLAANE konuşmasını yapmayabilirdi. Fitneye alet edildi çünkü. Başbabanın fikrinden başka fikir ortaya koyamayan zavallıları görememiş maalesef. Cemaatin ve onun yayın organlarının bazen özeleştiri yapması gerektiğini düşünüyorum tabii. Paralel yapı deme şuna be üfff, yeni bişey bul :D

 

Ah taassub vah taassub nasıl çıktın sen taassub.

 

Mütereddid:

 

Fayruzcuğum diyen dilini yesinler senin. Ha şimdi anladııııım, eveeeet. Ya Rado niye korkutuyorsun oğlum adamları? Fikri kıtta olsa o da insan yani. Korkutacağına teşfik etsene. Kuramadığımız bağlantıyı kurdum şimdi, sağol be mütereddid. “eğlenirim senle bak” tehtidini, adamları “ belki fikirlidir lan” düşüncesine sevk edip , aradan sıvışmak için yapıyorsun di mi? Senin uyanık senii. Bizde adamı egoist diye yaftaladık iyi mi? Meğersem fikirsizmiş.

 

Tartışmayalım koçum niye sıkıntı yapıyorsun ki? Hem çalışıp hemde ilminin peşinde koşan, dinlenmeye ayıracak vakitten başka boşluğu olmayan birisi olarak bende şimdilik bunu istiyorum. Korkup kaçtı demeyin diye dinlenme vaktimden çalıyorum, anladın? Bak ama alınıyorum hee… ben dinlenmekten feragat edip sizin gibi kafalarla uğraşıyorum, sen çelişkilerimi göstermiyorsun bana. Laf mı şimdi bu? Çıkar koçum çıkar korkma bu kadar. Ben trra gibi her şeyi bilme opsiyonuyla gelen mükemmel bir donanıma sahip olmadığım için bunlara açığım. Sataşmadığın müddetçe de üzmem seni. Normalde kırıcı bi tip değilim yani. Ben böyle değildim yaşarken oldum. ara:İbrahim Tatlıses. Öhömöhöm… dinlemeye tahammülüm var fakat okumaya takatim kalmadı be gülüm. Sende bi video atta nereye denk düşeceğini bulayım. Yazıyla beceremiyorsun çünkü. Sen dinlememi söyleyince sevinmiştim halbusem. İzleyeceğim bir şey yerine yazı çıktı şimdi, gördün mü.

 

Neresinden tutup başlasam acaba? Anayasa maddeleri gibi sıralamış ama… klasifikasyonu bozmasak mı ne yapsak? Yav trradomir hakısız değilmiş aslında ha. Bende mi tehtit etsem bilemedim ki şimdi. Neyse bende “eğlenirim bak senle haaa!” diyeyim de belki bidahakine yazmaz. Seni kırmayıp yazıyorum ama bu son olsun. Anlaştık mı?

 

1) diyerek başlayalım. Yine söyliyeyim üşenmeden; tenezzül etmiyorsa ispatlasın bizde anlayalım işin aslını. Okey? Yukarıda açıkladım senin gibilerin hangi standardize edimiş yere girdiğini. Ondan dolayı bunu normal karşılıyorum.

 

2) ne yazık ki tam aksine ikiside kolay bebeğim. Neolitik çağda yaşamıyoruz dedim ama hangi çağda olduğumuzu bilmiyorsun galiba? İçinde bulunduğumuz çağda bu çok kolay. Manüpülasyon varsa, başbakanın elinde de sapan olmadığını bilmen lazım. Yandaş medyayı tek tek yazmama gerek var mı? Tamda bunu kastediyorum ben. Tercihi ona kalmak suretiye gidip gsm operatör şirketlerinden yer tespiti mi ister, kasetlerin montaj olduğunu ispatlayan raporlar mı alır bilemem; aklın yolu bunu gösteriyor, niye sinsilik olsun, hayret bişey ya. sen doğrudan doğruya o ne yaparsa yapsın onu öperim; yapsa da öperim yapmasa da öperim deyiver de bizde işimize bakıp bi nefes alalım. Kasetlerin doğruluğunu ispatlama işini senin için yapmıyorlar zaten, mesele etme bunu; o kafası basanlar için canım. Kendini bu kefeye koyma.

Kaydın içerisinde tutarsızlık olduğunu kimden duydun? Bilakis çok tutarlı. Evet, bakan çocuklarının evlerine baskın yapıldığı günde, bilalin istanbuldan kalkıp talimat almak için ankaraya, talimatı aldıktan sonra da istanbula dönmesinin zaman alacağını, baskın yapılması durumunda da yakayı ele verme ihtimalini hesaba katarsak, telefonla söylemek o kadarda mantıksız değil. Senden mantıklı bişey beklemiyorum ki ben; her koşulda öpüyorum onu de yeter, niye uğraştırıyorsun beni. Aklıyla dalga geçiyorlarmış, sevsinler seni.

Amerikalı o kuruluşun yaptığı açıklamayı haber almadın mı sen? Git biraz başka haberlerde dinle. Bırak manipüle etsinler, ama yandaş medyadan farklı bir bilgi edinmiş olursun. En azından ne olup bittiğini görmen açısından bu önemli. Yok yok fizandan bile delil getirse ben inanırım, manipüle etmem Allah için. Ama delil olsun bi zahmet.

 

Bi kamyon boş şey yazmış ya, hepsine nasıl yetişeceğim.

 

Neyse…

 

3) 17 aralık operasyonunun hazırlanışında emeği geçen porno lobisini atlamışsın ama. Emeğe saygı göster biraz. Kimsenin bi yere kafa tuttuğu falan yok gaza gelme hemen. Şuan için kafa tutmak akıl karı değil zaten. Rte Allahtan aklını senin kadar yitirmemiş. BM’nin neşter vurmayı arzulamasını biliyor olmama karşın, bdpnin artık ayyuka çıkan ayrılıkçı söylemleri karşısında, rtenin susmayı tercih etmesi de ayrıca garaip. BM’ye ihtiyaç bırakmıyor sağolsun. Operasyonları yapan savcıların, polislerin ,hakimlerin hırsızları silivriye gönderebilme kabiliyetlenin olduğunu bilmen beni sevindirdi fakat böyle cümlelere cevap yetiştirmek kabak tadı vermeye basladığı için susuyorum. BB kim bu arada ya? o her kimse çok ayıp etmiş. Önceden bilseymiş, bakan çocukları ve hayırsever işadamları tufaya gelmemiş olurdu. ha Gerçi çıktılar onlarda.

 

4) o saydığın kişiler hakkında savcılara gelmiş bir ihbar varsa, buda terör örgütleriyle bağlatı olma üzerineyse, takip etmemesi, dinlememesi suç zaten. Almanya şansölyesinin bile dinlendiği ortaya çıkmışken, bizim gariban başbakanın kriptolu telefonunun dinlenmesi bana acayip gelmiyor. İşte bu yüzden diyorum ya, BM’ye şimdilik kafa tutmak akıl karı değil. Bu gerekçede hem bu var, hem de bizim Almanya gibi başbakanlarını dinleyen adamları tez elden bulamayıp ,özür dilemek noktasına getiremeyip, içeride paralel yapı var gibi komik bir girişime imza atmamız var. Senin arkandan haberin yok İsraille köprüleri atma bilmem ne diyorsun. Fransa bize ermeni konusunu dayattığında, buna karşılık olarak bizim başbakanımız meydanlara çıkıp kanunin fıransuaya yazdığı mektubu okur ancak. Ha kızıyormuyum bu konuda başbakana, tabiî ki hayır. Toplumun gazını alması lazım bir şekilde. Doğru olanı yapıyor. Ama bundan senin gibi “güçlü devletiz asarız keseriz aslında” sonucunu çıkarmayacak kadar akıl sahibiyim. Allahtan oda senin gibi aklını yitirip fransayla ilşkileri koparmıyor.

 

5) ha BB derken başbakanı kastetmiş fakir. Ulan kafa mı bıraktınız adamda, üzerine düşüp bulayım ne olduğunu. Başbakanın uslubunun, çıkış ve söylemlerinin sevimsiz olduğunu kabullenmene sevindim. Kendisini eleştirenlerin vatan haini olduklarını bilebilecek kadar, bizim bilmediğimiz meselelere vakıf. Doğrudur yani, koskoca adam yalan mı söyliycek. Vatan haini olduğunu biliyorsan gereğini yap di mi? Böyle bir pislik varsa müsaade etmesin zaten, isteyen kim aslan parçası? Ama bunun altını doldursun, çok şey mi istiyorum.

 

6) ve son paragraf… Offf daha varmış ya!… yalnız bu erdemli duruşa da bitiyorum haa. Paralel yapıyla samimi müntesiplerini ayırmak gerekiyormuş, kurunun yanında yanmasınlar diye… hem ayırmayıp küfrettiğin kişiler bu cemaat mensubu değil mi? Kafam karıştı şimdi, bu adamlar uzaydan mı geldi? Bak başbakanın bu sözlerinden benim bile kafam karıştıysa, senin sazanlama atlaman çok normal, üzülme sen. Cemaat mensuplarını başbakan gibi bu kadar hafife alma istersen, hepsi okumuş eğitimli insanlar, nedensellik ilişkisi kurabiliyorlar yani. Herkesi kendin gibi mi sanıyorsun? Alıntılarına hiç değinmiycem kafamı açtın çünkü, yorgunluktan bayılacam şimdi.

 

7) madem ki Ergenekoncular, Kemalistler ağzına sakız diye vermiş ve madem ki sende bunu çiğnemeyip, topuklarına varamayacağın insanların ihlasına,samimiyetine, fedakarlığına şahit olmuşsun; niye şimdi çemkiriyorsun o zaman! Bugün söylenen yalanlar geçmişe göre daha mı çok ? Şirin gözükecem diye saçmalama Allah aşkına. Beynine kurt girmiş, o yüzden şüpheleri varmış. Ay yazııık. Paralel yapı derken hiç de öyle gözükmüyorsun ama. Direkt başbakanı okuyorsun gibi birader. Bu şirin şüphelerini beni yumuşatmak girişimin gibi seziyorum ama; üzerine fazla gelmiycem korkma. Ne korkak adamsın sen lan!? yav radomir ne hale getirmişsin adamı, bildiğini bile unutuyor; bir yerde şüpheye bir yerde yargıya bağlıyor. Hey allahım.

 

Düşüncelerini kuvvetlendilen delillerini zımbaladığın konuya gönderme beni allahını seversen, bayılacam yoksa.

FA
08.03.2014 00:09
#28

Henüz askerlik yapmadım ama askeriyenin İslam toplumuna nasıl baktığını çok iyi bilenlerdenim. Öyle bir afişin varlığını, yarasına tuz basılmış yaralı gibi acı duyarak , müslümanların göz pınarlarından süzülen yaşlarının Allahtan başka bir sileni olmadığı gerçekliği kadar da gerçek bulurum. Doğrudur yaparlar. Ama o afişi zaman gazetesinde ben bulamadım, varsa elinizde atarsanız çok sevinirim. ‘olmasaydın olmazdık’ gibi bir şeyi hatırlamadım ama varsa, direkt olarak yanlıştır. Nasıl ki “olmasaydın olmazdık usta (rte)” daki yanlışlık yanlışsa.

 

Bakın sevgili hecegan burada çok geniş bir şeyden bahsediyorsunuz. Hangi sözlerini, söylediği konuyla bağlantılı olarak buraya atarsanız, bende ona göre doğrulamak yada yanlışlamak suretiyle konuşabilirim. Elimde bir veri olmadığı için, başbakanın Türkçe olimpiyatlarında, o dönemdeki duruşlarını yanlış karşılamamış gibi bir tutum takınmasıyla yetinebiliyorum. O duruşları yanlış olsaydı, kendilerine 80 darbesindeki gibi silahlı olmayan ve fakat ondan beter sonuçlar doğuran bir darbeye alkış tutanları methetmezdi diye düşünmeyi kaçınılmaz bir son olarak tutuyorum elimde. 28 şubatta “asker darbeye hazırlanıyor” manşetini atıp, belkide askerleri, önceki darbelerde olduğu gibi yönetime el koyma sevdasından geri dönmelerini sağlayan haberlerinide biliyorum. Öyle ya; 3 tane paşa darbe için kulisler yapıyor, arkasından böyle bir manşet ve detayındaki haber… yola çıkmaya hazılandığın arkadaşından kuşku duymana sebep olur bu.

 

Başbakanın hakkı olmadığı halde medya patronlarını, onların yanına soktuğu adamları azarlamak suretiyle yakınlaşmasını ne kadar tuhaf bulmazsanız bunu da o kadar tuhaf bulmayın. Aydın doğana yakınlaşıp, ondan başbakana iftira atarak yayın yapmasını mı istiyor? Onla görüşüyor olmasında ne gibi bir beis var anlamadım. Aynı bakış açısıyla, papayla görüşmesinde papanın elini öpmeye çalışan dangalağın üzerinden hırıstiyanlığı islama eş tutuyorlar sonucu pek kolay çıkartılabilir. Ama bu sonucu desteklemek için, mesela, şarap ekmek yeniliyor mu yenilmiyor mu, “hadi gel bu güzel dinleri birleştirip ortaya güzel bir din çıkartıp dünyaya meydan okuyalım” gibi bir sapkınlık içindeler mi değiller mi diye ortaya reel bir veri koymuyor, koyamıyorlar. Başbakanın altını dolduramayıp paralel devlet demesi gibi iftira atmakla yetiniyorlar maalesef. Size hüsnü zanı bozmayarak sabretmek gerektiğini söylerken bunu kastediyorum. Ama bunun yanında araştırmanızı da öneriyorum. Okuduğunuz kitapların isimlerini ve yazarlarını çok merak ediyorum. Sorun hocaefendinin vaazlarını, sohbetlerini dinlemeyip, kitaplarını okumayıp, ama okuyup dinliyormuş süsü vererek gelişine konuşmaktan kaynaklanıyor zaten. Bunu sizin için demiyorum yanlış anlamayın. Ben sizin için hüsnü zan ediyorum. Siz yine iyi niyet göstermekten vazgeçmeyip, hocaefendiyi başkalarının değilde bizzat kitaplarından vaazlarıdan araştırın. O zaman doğru sonuca ulaşacağınızdan eminim.

 

Binlerce kişiyi dinleme işini bizzat savcı açıkladıysa yasal olan yöntemlerle yapılmıştır o iş. Ama ortada savcılar üzerinde o kadar dezenformasyon varki bu sonucu çıkarmanız olasıdır. Paralel devlet olarak yasadışı görürseniz o savcıyı, bu sonuç doğru olur. Ama savcı ihbarı değerlendirip yapmış o dinlemeleri. Bunun, hukukçuların dediğine göre, yukarıya bildirmesi de zaruri değilmiş zaten. Baktığımda, çok mantıklı. Çünkü milyonlarca dosya başsavcıya bildirilecek olsa, başsavcının sadece bu bildirilen dosyaları inceleyip başka bir işe bakmaması gerekir. Birisinin tuzağa düşürüleceğini bilmek için dinlemeye gerek olduğunu sanmıyorum. Zaten bayağı geçmiş bir zamandan bahsediyor. O tuzağı kuracak olan kişinin yanında bulunan birisinin olması yeterli. Orda niye bulunuyor tartışmasına girmeyeceğiz sanırım?

 

Mavi Marmara şehitlerini dinlemelerinde bir ihbar olabilme ihtimali olduğu gibi, ihbarın niteliğine göre dinleyerek o ihbarı değerlendirmeleri , varsa bir falsoları içeriye atmak, yoksa yakalarından düşmeleri normal olandır. Bakın savcıları,hakimleri, polisleri itham etmek için güçlü deliller ortaya konulmalı. Bu deliller akpartinin kapatılma davası sürecinde sunulan deliller gibi komik olmamalı. Daha somut şeyler olmalı. Bu olanları, cemaate zaten var olan nefretin, konjonktürü müsait bulunca sardırmak olarak görüyorum sadece. Mavi Marmara konusunda yaşanan olayları ilk gördüğümde bende sizin gibi çılgına dönmüştüm; fakat hocaefendinin aklı başında açıklamalarını görünce ona hak verdim. Çünkü otoriteden izin alınması gerektiğini, çok değil kısa bir müddet sonra o geminin filistine iylik değil kötülük götürdüğünü gördük. İçinde saf niyetlerle oluşturulmuş insani yardım vardı belki ama, bunun israilin yeni bir katliama imza atmasına sebep olduğunu gördük. Türkiyenin uluslararası arenada nasıl zor duruma düştüğünü, bunun faturasının halen ödenememiş olduğunu Suriye meselesinde olduğu gibi gördük. Başbakan van münit diyerek yüreğimize su serpti ama, o da yetmedi. Devamını getirecek gücümüz yok çünkü. Niye gücümüz yok biliyor musunuz? Çünkü İsrail gibi dünyada bir medya gücümüz yok, onların iş adamları kadar parası olan iş adamlarımız yok, onların lobileri kadar kurnaz lobilerimiz yok, teknolojimiz yok, uyanık değiliz, birbirimizle uğraşıyoruz hala. Filistine insani yardım götürebilecek cesaretteki Müslümanların o şekilde değil de, daha fazla çalışarak, uyanık olup sivrilmeden gerekli gücü elde etmenin yollarını bulmakla yapsa daha etkili ve caydırıcı olur. Hocaefendinin bakış açısını bilmeden bunu yorumlamak çok zordur. Bu yüzden hocaefendi Müslümanların her alanda güçlü olması için kendi gücünün yettiği kadar insan yetiştirmeye çalışıyor. Keşke her müslüman bu idealin peşinden koşsa. Keşke israilin zulmüne bir dur diyebilsek… O yüzden siz hüsnü zanınızı bozmayın, okuduğunuz kitaplara da dikkat edin.

 

Ben o haberi dinlemedim ama öyle bir şey yapmışlarsa da çok gereksiz bir şey yapmışlar. Zaten o kadar falso var ki… gerek yok bunlara.

 

Hocaefendinin o görüşüne katılmıyorum; çünkü Müslümanların ona da ihtiyacı var. Ben bu görüşün aksine, yolsuzlaşmamış bir Müslüman siyasete destek veririm. Türkönenin cemaat mensubu olmadığını çok iyi bildiğim gibi, zaman gazetesinde de yazması onu cemaatin bir ferdi olduğu sonucuna götürmez. Biraz daha bilgi edinin, hüsnü zanınızı bozmayın. Onun birçok tespitine katılsam da, onun dedikleri cemaati değil kendini bağlar.

 

Bahadıroğlunu bende okurum, gidip sizde nt’den satın alabilirsiniz.

 

Eğer tanık beyanlarıyla ikna olacaksanız, bunun en iyi örneği, yurtlarında, evlerinde sohbetlerine katılan biri olarak benim. Süleyman hoca, menzil gibi cemaatlerin sohbetlerine katıldığım gibi.. Bunun bir iftira olduğunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Yalnızca beni de yeterli görmüyorsanız, skype adreslerini vermek suretiyle en az 10 tanık daha bulabilirim size. Hüsnü zanınızı bozmayın, iftiralara da çok kulak asmayın.

 

Rüya olursa ikna olacaksanız, bi sorun kalmayacaksa, hüsnü zanınızı bozmayarak, başkalarının söylediklerine de aldanmayıp, tekrar izleyin. Yandaşlardan izlememeye dikkat edin. Koma halindeki komutanın gördüğü rüyaya binaen çekildiğini göreceksiniz. Sizin rüya meselesindeki söylediklerinize ek olarak, çağrı filminde peygamberimizi bir asanın simgelediğini de gösterebiliriz. Ha yok “rüya da olsa, böyle saçmalık olmaz” derseniz,size zaman harcayıp dönmeyeceğim. Hüsnü zanınızı fitnecilere yedirmeyin derim sevgili kardeşim.

 

Evet her Müslüman gibi sizi de saf gördüğümü hüsnü zanla belirteler, uyanık olmanızı tavsiye ediyorum.

TR
08.03.2014 01:33
#29

Korktuğum başıma geldi. :( 'Az eğlenelim diye çeyrek adama yarım üfledik, ağır olmuştur şimdi' diye üzülüyordum, herif yaşadığı beyin sarsıntısından kafasında bulunan çalışma gayretindeki beş tane hücreyi de kaybedip histeri nöbeti geçiren menopozlu beyaz türk kadını gibi hezeyanlar içinde kendi kendine sayıklamaya başladı. Tamam lan geçti tamam sakin ol. Şunun muhterem validesini tanıyan varsa rica etsin de Allah rızası için börek yerine haşhaşlı çörek filan yapsın kadıncağız, oğlan gözümüzün önünde aşeriyor. Börek yiyebilmek bile adam için öyle büyük bir iş olmuş ki döne döne bunu yazmış. Eskiden sadece okuduğunu ve izlediğini anlamayan zavallının tekiydi, biraz da Türkçesi kıt idi. Artık döşemeleri iyice gıcırdattı, müsameredeki ilkokul çocuğu pozlarında bir şizofreni tiradı geçiyor, kendi kendine git gel filan deyip gülüyor Kamil. Aynı performansını korursa bi sonraki aşamada kuduracak, uyuşturucu iğneyle ancak durdurabileceğiz. Adama verdiği örneğin neden kibir olmadığını, neden tehdit olmadığını kütüğe anlatır gibi anlatıyorum, görüyorsunuz yine de girmiyor adamın omzunun üstündeki şeyin içine. Hala cevap veremeden 'yok babam tehdit, vay babam kibir' diye tekerleyip duruyor. Mantığının yetişemediği yerleri zevzeklikle sıvamak gibi rezil bir yol seçmekten başka çare bulamadı. Her çaresiz kalanda böyle EDIT gibi davranmaya başlarsan tartışmanın imkanı olur mu yiğidim? Şu düştüğün halin acıklı serencamını geçiyorum, bu kadar ucuz galibiyetlerden arzu ettiğim keyfi bulabilecek biri miyim sence? Allah bilir bir de kendi kazuratıyla oynayıp gülen mağara adamı gibi kendi kendine emirler verip durduğu monoloğu için 'ne güzel yazdım' diye seviniyordur, neşeyle ayaklarını birbirine sürtüyordur garibim. Hmm ikinci mesajını bitirirken sorduğu soruya bakarsak öyle görünüyor. Ona gülmeyin! Ruh hastalığı demek ki böyle bişey, bakın şu muhatabımın düştüğü hallere ve "ibret alın! Allah düşmanımın başına vermesin. :(

Astarım bile sallamadı seni, ben de son bir fedakarlık daha yaparak son kez muhatap alacağım, sana ayırabileceğim sadakalık zaman bu kadar. Gerçeklikle bağı kopmuş, ortaya koyacağı bir fikri kalmamış, çürütülen söylediklerini 'banane banane o öyle' diye papağan gibi tekrarlamaktan gayrı düşünce üretecek mecali olmadığından çaresizlik içinde kah deli taklidi yaparak, kah sırnaşarak, kah yılışarak kurtulma yolunu seçmiş bir garibin öğürüp şuraya yığdığı zırva kusmukları arasında bulamaç olmuş fikir kırıntıları bulmaya çalışayım, onları cevaplayayım. Nihayetinde bir Mazhar Osman olmadığım gibi, acınası hallere gelmesinde malesef payım olan bir adamı daha fazla hırpalamaktan zevk de alamam. Şizofreni ve madde bağımlılığı gibi hususlarda ihtisas yapmış birisi varsa içinizde arkadaşla ilgilenebilir, Sahipsiz kalıp sokaklara düşmesin, yazıktır.

Evet, halin için duyduğum olanca hüzne rağmen 'Bak ben de eğlenirim, noolmuş' şeklinde özetlenebilecek aşağılık kompleksiyle dekore ettiğin kendi gölgenle kavga etme komedini kahkahalarla izlemekten kendimi alamadım. Tek rakibin sirkteki palyaço olabilir. Maymuna karşı şansın yok ama kusura bakma, o kadar da değilsin. Yaşadığı zihinsel uçurumdan bana bakınca Einstein, üstad, supersonik filan demeye başlıyor, ama hak veriyorum, oradan öyle duruyoruz. Beni Üstad'a benzetirken kestiği tavra şahit olunca hatırladım. Sana bir kardeş buldum eleman. Senden bir parça daha zeki ama idare ediver, daha aşağısını bulamadım. Cuma çıkışı dilencisi gibi video da video diye zırlayıp duruyorsun madem, al bak kardeşin konuşuyor: Uğur Dündar uğrunda İlber Ortaylı'ya ayar vermeye çalışan Müjdat Gezen komedyası

İlk mesajında medet umduğun videonun manipülatif olduğunu ahmağa anlatır gibi anlattığım için anlayabilmişsin, ya rabbi şükür. Kasten manipülatörlük yapmanın, insanları yalanlarla yönlendirecek kadar alçalmanın haklı yönleri olduğunu da taze yumurtladın. Bir daha İslam ahlakı bidibidi falan diyecek olursan, hoşt diye karşılayıp ağzının ortasına gömçürme hakkımız saklıdır. Arınç'ın 'Seçimde yenilirsek sonra doğrulmayı biliriz' biçiminde özetlenebilecek konuşmasından burada lafını edecek ölçüde büyük, anormal bir kibir çıkarabilen adam biraz zorlasa içinden bağırsaklarını da çıkarabilir pek ala. Dans et şampiyon!

Operasyonların, teşkilatın yolsuzluktan bir nebze de olsa arınmasına vesile olması duamın gerekçeleri, A) bu kıyamet koptuktan sonra, insanların yolsuzluğa cesaret etmekten çekinecekleri beklentisi, B) 17 aralık operasyonunun Halk Bankası gibi saçma iddiaların yerine B.Güler veya M.Demir'in bulaştığı kirli işlerin tespit edilmesine yaraması umudu... Baskın yiyen bir şirketin vergi kaçırmayı bırakması veya ceza alması gibi bir örnekten bahsediyorum. Bak yine ahmağa anlatır gibi analoji yaptım, bunu da anla tamam mı? Merak etme, dünyalık sözkonusuysa bu hükümetin, ekonominin genel anlamda yükselişini gözardı edersek, yararından çok zararını görüyorum ve 6000 km yolu sözüm meclisten içeri ahlaksız, haysiyetsiz müfterilerle sandıkta kapışmak için yapacağım. Şu bana attığın iftira, Siyasi fikirlerini, para karşılığında iş yapan EDIT meşrebiyle belirleyen satılık birinin muhayyilesine iyi yakışır. Bu, yalan haber politikasını haklı bulduğun adamlarla arandaki benzerliği ortaya koyması yönüyle de dikkate şayan.

'Sen öyle yaparken bu adam şöyle yapıyordu' tarzı argümanları lüzumsuz ve duruma göre de hadsiz buluyorum, Erdoğan ile ilgili verdiğim örneğin de misilleme olduğunu söylemiştim fakat heyhat karşımda börek yemekten hamurlaşmış bir muhatap bulduğum için ısrarla anlaşılmıyor. Öyle bir muhatap ki geri zekalı desem taltif etmiş olurum, malum geri kalmak bile bir mesafe gerektirir. Eksi zeka yahut anti zeka şeklinde kelimeler kullanmak zorunda kalacağım senin için. Tarih seni böyle anacak. Dünyanın ilk anti zekalı insanı. Beğendin mi lan kibir dedektörü? Erdoğan hakkındaki hırsızlık ithamında işi yargıya havale eder gibi yaparken sanki beraber çalmış gibi kesin olarak hüküm vermene ben bulaşmıyorum, birkaç on yıla ölür gidersin nasılsa, Allah huzurunda mevzuyu aranızda çözersiniz. Ergenekon tutuklamalarında içeri alınan herkesin suçlu olduğuna, bugün o medyanın sıktığı ve senin de şakşakçılığını yaptığın yalanlara bakarak evet inanmıyorum. Kendine mevzi bulabilmek için söylediklerimi yine komik olduğunu zannederek 'ehe ehe ergenekoncular iyi insanlarmış demek keh keh' diye çarpıtmaya çalışma, en az senin kadar sefil olan straw man'lerini yiyecek kadar çömez değilim. Bir gün adalet sana da lazım olur, uyuz EDIT gibi kapı kapı sürünürsün de suratına tükürecek adam bile bulamazsın. Cemaat yargısının herkesi bir torbaya doldurduğunu ve alakasız adamları da bir örgüt şemasına sokarak bertaraf ettiğini bugün daha iyi gördük, o gün söylediklerine inandığımız adamların bugün açık yalanlara tevessül edecek ölçüde küçüldüklerine şahit olmak hüsnizan perdesini tarumar etti. Ananasın gerçekten meyve olan ananas olduğunu düşünecek derecede cahil olan birinin, kayıtlardaki diğer 'şey'leri, 'Ali beyin şirketi'ni, Büyük patron / büyük ağayı, 'o elinizdekiler' ve saireyi de açık konuşmalar zannetmesi ve şifreleme olmadığını sanması mümkündür, adamın beyni yok, şaşırmam. Şu vali karısıyla ilgili kayıtlarda da kaçınma yok di mi lan çalgıcı karısı Binnaz?

Yalancılığını kabul ettiği adamların hırsızlık ithamı üzerinden, 'hırsızlık yapanın Allah cezasını versin' diyen adamı vurmaya çalışmak şapka çıkarılası bi manevra. Hükümete nerdeyse bütün müstakil müslümanların ve cemaatlerin destek vermesi çok ayıp di mi, istersen git ağzına biber sür hepsinin kezo? Hepsi de beraber çalıyorlardır hem senin mantığına göre, malum hükümeti savunan ben altınlarımı koruyormuşum? 'RTE neden the cemaat'i tercih etti' sorusu şunca sayfa yazının içindeki en mantıklı soru. A) Dönemin şartları, B) O anki cemaatlerin durumu... Acil hareket etmek gereken dönemlerde koordinasyon mühimdir, siz farklı fraksiyonlardan adamların eliyle yetereince hızlı hareket edemeyebilirsiniz, tek cemaatten istifade etmek uzun vadede zararlı da olsa cemaatler arası sürtüşme gibi riskleri yok eder. Cemaatleri yan yana dizdiğinizde, üst kademelerde görev alabilecek insan kaynağı the cemaatin elinde maksimum düzeydeydi (toplamından fazlaydı demiyorum). Diğerlerinin aksine onlar buralara grup halinde talipti, hükümet de 28 şubatçıların şekillendirdiği kademeden kurtulmak için acil çözümü cemaatin hızla kaydırılmasında gördü, hatta bu sırada malesef diğer cemaatlerin müntesipleri ve özellikle ülkücüler de süratle tasfiye edildi. Cemaat sonra hükümetin kontrolü dışında soru filan da çalarak paralelleşecek kadar büyüdü, bu da iyilik ettiğim eşeğe kabilinden bir gafletin tezahürüdür. bugün durum böyle değil, çünkü hükümetin zibil gibi üniversite açması ister istemez mezun sayısını ve özel adam yetiştirme derdi olmayan diğer cemaatlerin buralara gelebilecek insan kaynağını arttırdı. Üstelik 28 şubatta tasfiye edilenlerin, korkutulanların veya mimlenenlerin geri dönüşünde de hiçbir engel yok bugün. Kemalist tehlike bugün eskisi kadar büyük değil, çünkü tasfiye oldular, onları yargının tepesine geçiren Moğultay dönergeci kırıldı, belli oranlarda geri dönseler bile o eski güçleri olmayacak. En önemlisi de diğer cemaatler kargaşa durumlarının aksine çekişmeden hareket edebilecek bir birliktelik gösteriyorlar. Memleketteki bütün Ak Partili olmayanlar Ergenekoncu olmadığı gibi cemaat dışındaki müslümanların nitelikli adam toplamı nicelik açısından cemaatten daha üstün, nitelik-nicelik karşılaştırmasını da anlamamışsın.

Şekeroğlan bitirirken yönetime de uslu çocuk pozları kesip 'ben yapmadım amca o yaptı' diye ağlamış. Oy kıyamam. Bi makas alayım tontiriş!

Sorularıma niye cevap vermedin lan bademî? Unuttun mu? 40 tane Zaman'ı almazsan Allah cezanı versin mi? Döndün mü sözünden? Bak nakaratı Ebabil bir kuştur mısrasıyla başlayan bi şarkı vardı, onu getirdin aklıma kerata seni ehehehe. Ha, o sıra yazının sonuna gelmiştin ve beynindeki son hücre de hakkın rahmetine kavuşmuştu, tamam pardon. Eğleniyor muyum? Sana acısam da, ... galiba, ... ... Mehmet Topuz'un Fatih Terim'e söylediği bi laf vardı bildin mi?
Hadi şimdi mağarana doğru ikile bakalım, canın sıkıldığında kazuratınla oyna, EDIT... Artık sen bilirsin, ben karışmam.

Hacegan, abi ne abone olması ya? Keşke bir aboneliğim olaydı da telefon edip bağıra çağıra iptal edeydim diye hayıflanıyorum. Herifler mahkeme kararıyla 500 binin üstünde kişiyi dinletmiş, TİB ve emniyet istihbarat PC'lerini formatlamış, bugün kes, biç, yamala mantığıyla hala 'biz burdayız' der gibi kayıt yayıyorlar. Bu ülke böyle bir şerefsizlik görmedi. Bişey sorcam Cebrail Aleyhisselamı hiç gördün, tanıdın mı sen?
Mumin, eyvallah, zaten daha yazmam buna. Allah belasını vermiş farkında değil, daha ben ne uğraşayım?

MI
08.03.2014 01:36
#30

Fayruz,

Sen hakikaten kafa olarak Parelel Yapıya bağlılığın dibine vurmuşsun...

Artık bu saatten sonra sana ne derlerse desinler, senin gözünde Fetullah hata yapmayan, Şiilerin inancına göre "Masum inancına" sahip bir "hocaefendi" dir....

İlk başta camianın mensubu değilim dedikten sonra, cansiperane onu savunmak nasıl bir tezattır....

Zaten bu tezatı anlasaydın, saçma sapan yorumlarla Fetullah'ı bu şekilde savunmazdın......

Başbakan'ın yanlışları olduğunu ve o yanlışları zamanı gelince dile getirilebileceğine inananlardanım...

Uçak havada iken, ile bir "hava korsanı" nın uçağa sabotoj yapıp, uçağı ele geçirmesine ve uçağın yere düşmesine tabiki her uçak yolcusu gibi bende peşinen hayır derim...

Yoksa o "hava korsanı" ve tayfasından ne gibi bir farkımız kalır değil mi?

Uçağın pilotu ile bir sorunum varsa, bunu güzellikle, uçak yere sağ salim indikten sonra halledebilecek konuya, havada iken, halletmek ne kadar iyi niyete dalalettir....

Ben bunda hiçbir zaman iyi niyet olarak göremiyorum...

Emin ol ki, bu "kumpas" ın toplumdaki karşılığı da üç aşağı beş yukarı benim söylediğim gibidir...

Parelel Yapı'nın kumpasına dünden razı olan Chpliler, Mhpliler veya taassub sahibi Parelel Yapı mensupları hariç toplumun ana omurgasını oluşturan Muhafazakar toplumda bunun hiçbir karşılığı olmadığını az çok insanları analiz ederek anlayabilirsin...

Ama kafanı kuma gömdüğün için, klasik "Cemaatçi" mantığı ile hareket ettiğin için bunları görmen imkansızdır....

Yani sizlerin tabiriyle "Mülaane" olan, benimde anlamını daha yeni öğrendiğim ama, öğrendikten sonra da, sizlerin söylediği gibi o açıklamanın "Mülaane" olup olmadığına kararı gene senin "hocaefendin" versin...

Fetullah Gülen'in 2007 yılında yazdığı bir makeleden seni, kendisinin yalanladığı bölümü alıntılıyorum....

Ama bedduaya gelince onu yapmamız veya ona "âmin" dememiz mümkün değildir. Meselâ; "Allah'ım! Falanların altını üstüne getir. Allah'ım! Onu yerin dibine batır. Allah'ım! İflah etme. Allah'ım! Onun canı Cehennem'e. Allah'ım! Onu paramparça et. Allah'ım! Evlerine feryâd u figân sal..." gibi ifadeler birer bedduadır ki bütün bunlarda murad-ı ilâhî başka türlü olabilir. Belki karşı tarafın o bedduaya istihkâkı olmayabilir veyahut onun Allah'a (celle celâluhu) yönelmesi söz konusudur. Meselâ Efendimiz, Hz. Ömer'in, Üseyd'e -başka bir rivayette Esîd'e- beddua etmesini men etmiş ve ona, "Bir gün, öyle bir makamda öyle şeyler söyleyecek ki sen ondan memnun olacaksın." demiştir. Bu konuda hayır zannedilen şeyler şer, şer zannedilen bazı hususlar da hayır olabilir. Bununla alâkalı olarak Cenâb-ı Hak "Allah bilir, siz bilmezsiniz."[1] demektedir. Gerçekten bizim bilmediğimiz pek çok hayırlar olduğunu sizler de her zaman görmüşsünüzdür ve görmektesinizdir. Meselâ, bir dönemde, birine bedduada bulunmuş veya onu Allah'a havale etmişsiniz, bir süre sonra bakıyorsunuz o, sizin fahrî müdafiiniz ve avukatınız oluvermiş... Evet, işte bütün bunlar, öfkeyle köpürmenin ötesinde daha farklı şeyler söylemenin esas olduğunu göstermektedir.

.............................................

.........................................

..........................................

...........................................

Netice olarak, Allah'a havale etmede bir mahzur olmadığını, yapılan beddualara da âmin demememiz gerektiğini, ikisinin birbirinden ayrıldığını ve mü'mine yaraşan hususun dua etmek olduğunu söyleyebiliriz. İşin içinden çıkamadığımız durumlarda, Allah'a havale etmek de bir yol olarak kullanılabilir.

 

http://tr.fgulen.com/content/view/13370/3/

08.03.2014 02:46
#31

Biz devam edelim yazmaya...

 

Şimdi gelelim 17 Aralıkla falan...

 

Bakın daha 18 Aralıkta ne yazmışım... Okuyalım: ''Bu arada yapılan şu yolsuzluk operasyonu... Bekleyelim bakalım ne çıkacak... Emniyet şube müdürleri üstlerine haber vermeden operasyona kalkışabiliyor. Düşünebiliyor musunuz, İl Emniyet müdürlerinin bile haberleri yok bu işten, operasyon olduktan sonra ancak öğrenebiliyorlar, bir vatandaş gibi... Garip...

Bu insanlar malum haltı yemişlerse, gerekenin hemen yapılması lazım ki, bu işin üzerinin örtülmesi yönüne gidilirse iyi olmaz, güven zedelenir... Böyle olaylar şer gibi görünse de aslında sonu hayır olabilir. Nasıl mı? Eğer içinde çürük elmalar varsa, onları ayıklama fırsatın olur. Çürükleri ayıklarsan, temizlenirsin, daha güçlü olursun. Bu işten daha kuvvetli çıkarsın... Ama yok, çürükleri korumaya gidersen, bunu halka anlatamazsın... Bu bir sınav aslında, bu sınavı iyi vermek lazım...

Tabi bu hükümete kurulmuş bir komplo da olabilir ki, gözaltılarda izlenen yöntem pek alışık değil anlaşılan. Bazı makamlar atlanmış, haber verilmesi gereken bazı makamlara ise haber verilmemiş... Yani bu işe iki şekilde bakmak lazım:

1) Bu operasyon bir komplo mu?

2) Yolsuzluk ile suçlanan kişiler bu işi gerçekten yaptılar mı?

 

Şimdi şu yazdıklarım geçerliliğini korumaya devam ediyor...

 

Bu operasyonu iki şekilde ele almışım. İşte nedir bunlar... Operasyon bir komplo mu? Yolsuzlukla suçlanan kişiler bu işleri yaptılar mı? Aslında bunlara 3. madde eklenebilir... Ekleyelim...

 

3) Bu kişiler yolsuzluk yapmış olabilir ama operasyonlar bu yolsuzluk üzerinden oklarını asıl noktaya çevirebilirler.

 

Bunlar benim ortaya attığım ihtimaller.

 

3 ayrı hadise var... Birbirinden bağımsız 3 hadise... Bu hadiselerin dosyaları da farklı zamanlarda bitirildi ve sonra rafa kaldırıldı... Ondan sonra bu 3 hadise birleştirip tek dosya gibi gösterildi ve operasyon yapıldı. Tabi bu arada bu hadiselerin izlenmesinden, takip edilmesinde filan bilgisi olması gerekenlerin bilgisi yok. Yani devletin içinde olması gereken hiyerarşi dışında hazırlıkları yapılan 3 ayrı dosyanın birleştirilmesinden söz ediyoruz... Hadi Başbakana, yetkili Bakana açıklama yapılmadı, Başsavcıya niye haber verilmedi? Polisler operasyonlar yapıyor ama amirlerin bundan haberi yok! Üstelik takip edilen bu hadiseler uyap mı her ne haltsa, ha işte ona bildirilmemiş... Yani bir kısmı hiç bildirilmemiş, bir kısmı ise uyduruk isimler üzerinden bildirilmiş... Yani burası bir devlet herhalde ama böyle başına buyruk bir şey olabilir mi? Şöyle düşünelim... Şimdi misal verecektim ama gerek yok, her şey çok açık aslında... Burada ben de Başbakan olsam, şüphelenirim yahu... Ne oluyor, derim!!! Dikkat kesilirim, soruştururum, incelerim...

 

Şimdi... 27 Mayıs döneminde buna benzer belirtiler hep geldi Menderes'e ama Menderes uyanamadı, askere yakıştıramadı... Yahu Menderes'i uyaranlar arasında Necip Fazıl da vardı... ama ne oldu sonra???

 

Bu arada süreç böyle devam ederken, Hükumet de birtakım hamleler yaptı. Emniyette yer değiştirmeler oldu, binlerce... Bu yer değiştirmeler sırasında dosyaların bir kısmı masada kalırken, bir kısmı da kaçırıldı, yok edilmeye çalışıldı... Bakın, yer değiştirmeler yapıldıktan sonra, o dosyalara bakan kişiler değişti haliyle... Sonra ne oldu? Yeni gelen görevliler biraz araştırınca, dosyayı eline alınca, neler çıktı ortaya neler... Yahu 25 Aralık operasyonunu yapan savcı kimse, o daha dosyanın mührünü açmadan operasyon başlatmaya kalktı. Peki o mührün açılmadığını nereden biliyoruz??? O masaya yeni gelen savcı böyle bir manzara ile karşılaşıyor. Sonra bak kaç kişiyi usulsuz dinlemişler yahu... Bugün bir haber daha çıktı yetkili mercilerden. Beş yüz bin kişi dinlenmiş. Bu ne ya??? Bakın bu yer değiştirmeler olmasaydı, biz bütün bu olanları öğrenebilecek miydik? Kriptolu telefon dinlemelerinden TİB'e ulaştılar, şimdi orayı temizlemeye çalışıyorlar. Oradan da bazı kişileri uzaklaştırdılar. Peki bu uzaklaştırmalara Zaman medyası niye karşı çıkıyor??? Yahu Başbakanın, Cumhurbaşkanının dinlenmesinin kritik noktasıdır TİB. Ondan sonra da bu işin arkasında biz yokuz diyor bu Zamancılar.

 

Bu arada gezi olaylarını bir hatırlayın... Orada Başbakanla konuşacak bir heyet oluşturmuşlardı... O heyetin talepleri ne idi? Hava alanını yapma, köprü yapma, şunu yapma, bunu yapma... Yahu bu 25 aralık operasyonları kime yapıldı? İşte o gezi heyetinin istemediği işleri yapan şirketler... Yahu bütün bu olanlar tesadüf mü şimdi???

 

Hani 3 ayrı dosyanın birleştirilmesi demiştim ya 17 aralık için... Bunun aslında 3 değil 5 farklı dosya olduğunu belirteyim... Bu dosyaların çoğundan da bir şey çıkmadı... O Fatih belediyesi davası filan... Bir şey çıkmadı oradan... Sonra ayakkabı kutusu da bir algı operasyonu oldu... Oradan da bir şey çıkmadı...

 

Halk Bankası genel müdürü tutuklanınca, Başbakan gerekli yerlere talimatını verdi, Halk Bankasını inceletti... Oradan bir şey çıkmadı... Halk Bankası çok temiz çıktı... Yani yolsuzluk filan yok orada... O ayakkabı kutusunda çıkan paralarında geldiği yer belli, gittiği yer belli... Paranın sahibi de belli yahu... Bu arada Halk Bankasının niçin hedef yapıldığını da böyle uzun uzun yazmak istemiyorum, belli...

 

Şimdi... Bu yolsuzluk iddiası için diyorum... Şöyle esaslı bir soru sorayım... Devletin hangi biriminde yolsuzluk yapıldı? Hangi kurumunda yapıldı bu yolsuzluk? Devletin kasasından çıkan, devletin bütçesine etki eden nasıl bir yolsuzluk olmuş? Şöyle bir düşünün bakalım... Ha bir yolsuzluk olmuştur vaya olmamıştır, o ayrı... Devletin hangi kurumunda oldu yolsuzluk??? Yani İSKİ gibi bir şey olmuş mu??? Yok...

 

İşin bir başka boyutu da operasyonlar yapıldı, İddianameler daha hazırlanmadan, adamlar yolsuzlukla suçlandı, beddualar geldi, asrın yolsuzluğu gibi klişeler gitti... Neler, neler... Daha hiçbir şey ortadan değilken, adamlar hakkında hüküm verildi o taraftan zaten...

 

Bu arada NT'de Bahadıroğlu'nun kitapları yok, onun kitaplarını oradan kovdular... Bahadıroğlu da bunu köşe yazısında çok güzel bir şekilde yazdı...

 

Ses kayıtlarını TRT uydurma dedi... Amerikan şirketleri de uydurma dedi... Adam şirketin imkanlarını kullanarak, kasetleri inceledi ve sahte olduğunu rapor haline getirerek ıslak imzası ile belgeledi... Şirket kendi adına böyle bir rapor olmadığını belirtmiş ki, doğrudur... Ama o kişi o şirketin imkanlarını kullanarak kendini bağlayan bir belge ile bunu duyurdu...

 

Türköne'nin o kadar kitabını okuduğuma göre, onun ülkücü olduğunu da çok iyi bilirim elbet... Mesela Zaman yazarlarından Şahin Alpay'ın da ateist olduğunu biliyorum... Bu atelerin yaptıkları yenmez ise yazdıkları da okunmaz herhalde:)

 

Sıkıldım ya... Daha sonra devam ederim...

Trradomir!!! Yazını yeni gördüm...
Cebrail A.S. görmedim hiç. Tanıdım tanımam gerektiği kadar... Malum Meleklere İman meselesi var... Ölçü şart tabi...
Bak şimdi... Cübbeli Ahmet Hoca ne yazıyor bir kitabında:
'' Melekler Allah-u Tealadan izinsiz hiç bir şeyi kendiliklerinden yapamadıkları için herhangi bir nedenle onlar hakkında kötü konuşmak ve onlara düşman olmak, gerçekte Allah'a düşmanlık sayıldığından insanı dinden çıkardır. Bu husus Yahudilerin CEBRAİL '(aleyhisselam) a düşmanlığı ile ilgili olarak Bakara Süresinin 97-98. ayet-i kerimelerinde zikredilmiştir.''
Yahu o değil de bu da nerden geldi aklıma şimdi!!!

NF
08.03.2014 02:52
#32

Selamlar,

Başlıkta seviye tamamen kaybolduğu için konu kilitlenmiştir.

Saygı ve selamlarımla