Neden Sevinçler Değil De, Hüzünler Iz Bırakır Yürekte?‏

Başlatan: nurulhak Tarih: 18.05.2008 15:29 Cevap: 10

NU
18.05.2008 15:29
#1

Neden sevinçler değil de, hüzünler iz bırakır yürekte?

 

İki mahkum, yağmur sonrası demirlerin arasındaki küçük pencereden dışarı bakar.

Biri der ki “Öf her taraf vıcık vıcık çamur oldu!”

Diğeri der ki “Kaldır kafanı bak ebemkuşağı çıktı rengârenk!”

 

En son siz kime iyilik yapmıştınız?

Peki, en son size kim kötülük yapmıştı?

 

Bize iyiliği dokunan insanları çabuk unutuyor ama kötülüğü dokunanları unutmuyoruz…

Günde binlerce başarılı cerrahi müdahalede bulunan doktorları görmüyor, bir tane sargı bezi unutan dikkatsiz doktoru unutmuyoruz…

 

Yine binlerce polis namusuyla dürüstçe işini yapıyor, rüşvet alan iki polisten dolayı tüm teşkilatı karalıyor hepsi böyle bunların diyoruz…

 

Terk ettiklerimizin sayısını bilmiyor, terk edenleri unutmuyor ve asla affetmiyoruz…

 

Yolsuzluk yapan -deprem sonrası da yargılanan- müteahhidi, Veli Göçer’i tanıyor, ama yıkılmayan yüzlerce binayı yapanları tanımıyoruz.

 

İktidarın yaptıklarını görmüyor yapmadıklarını biliyoruz.

 

Öğrenciyken iyi notu biz alıyor kötü notu hoca verdi diyoruz…

 

Sayısız örneklendirilebilir bunlar.

 

Biz iyi şeyleri unutmada balık hafızamıza sığınıyor, kötü şeyleri unutamamada deve kinine bürünüyoruz

Sürekli şikâyet ediyor, sürekli bir yerlerimizi kanatıyor bir türlü mutlu olmayı beceremiyoruz…

Oysa Oktay Rıfat nasıl güzel değiniyor hayatın ıskaladığımız yerlerine, farkında olamadıklarımıza, kıymetini bilemediklerimize…

 

 

Son Söz

 

Boğazından lıkır lıkır

Geçen

Şu suyun kıymetini

Bil

Nedir ki bu mavilik

Deme

Pencerenden görebildiğin

Kadar

Göğün kıymetini

Bil

Kıymetini bil çiçek açmış

Bademlerin

Beyazın siyahın

Yeşilin

Pembenin kıymetini

Bil

Dirilik öyle bir şey ki

Yürekte

Sevinçler

Çırpınır

Kavak yelleri eser insanın

Başında

İnsanoğlu kızar öfkelenir

Savaşır

Halk için girişilen

Savaşta

O korkulu

Sevincin

Öfkenin kıymetini

Bil

Bil ki

Bu

Budur işte

Güneş

Yalnız dirileri ısıtır

Güneşin kıymetini

Bil

 

 

Kötüyü düşünmek kötüyü çağırmaktır unutmayın! Polyanna olun demiyorum, ama karamsar da olmayın. Yarım bardak suya baktığınız da , bu bardağın yarısı boş demeyin, bu bardağın yarısı dolu deyin yeter…

 

Çocuğunuzun, sevgilinizin, babanızın, elemanınızın, patronunuzun dolu tarafını görün; kötüye meyletse de kalbiniz, aklınıza iyi yanlarını getirin…

 

Hepimiz bu ülkede yaşıyor eksik olanları hepimiz yaşıyoruz ama yaşadıkça ve yoğunlaştıkça da eksildiğimizi görüyoruz…

Enerjimizi yitiriyor, etrafa nefretle bakıyoruz.

Siz umut dolu cıvıl cıvıl çevreniz olsun istiyorsanız siz öyle olun önce!

Siz somurtan, sürekli dert yanan şikayet eden birini ne kadar istemiyorsanız bilin ki onlar da istemiyor…

 

Şimdi sorun kendi kendinize: “Ben ne kadar aranan bir arkadaşım ve arkadaşlarımın beni aralarında görmek istemelerinin gerçek sebebi ne?”

 

Bir de tavsiye –naçizane- siz de, sizin geçmişiniz de çocukluğunuz dahil kötü iz bırakan kimler varsa, hepini affedin yüreğinizde, ama samimiyetle…

 

İşte o zaman rahatlayacak ve bunca yıldır nasıl kendi kendinizi boşu boşuna yediğinizi anlayacaksınız

Ama önce kendinizi affetmek şartıyla!

Şimdi sıra sizde.

Sevinçler iz bıraksın artık yüreklerinizde.

 

BEDİRHAN GÖKÇE

 

--------------------

SA
26.05.2008 17:30
#2

evet çok doğru bir nokta.

Belki ; bilinç altımızda kendi hatalarımızı örtmek için yapılan yanlışlara ve hatalara bukadar takıyoruz.

Belki ;yapılan her hatada bencilliğimizi konuşturarak hep kendimizi haklı görüyoruzdur.

Belki ;olaylara objektif bakamıyor sadece subjektif bakıyoruzdur.

Belki ; hep kolay yolu seçip hep suçu başkasına atıyoruzdur.

Belki ; .....

TR
21.08.2008 10:58
#3

Bu başlık bir soru olsaydı oturur, uzunlukta Manas'la kapışmaya namzet bir cevap verirdim. Keyfiyet bahsini hiç açmıyorum, zira bir açarsam keyfiyetteki üstünlüğümü anlatmaya benim dahi kudretim kafi gelmez, o kadar yani. Her neyse efendim. Ne diyorduk? Hee. Mesela derdim ki, 'İnsanoğlunda herşeyin güzel olmasına, herşeyin yolunda gitmesine dair bir arzu ve bunun gerçekleşeceğine dair bir inanç vardır. Bu iştiyak sebebiyle kötü olan, yolunda gitmeyen herşey zihinde yer eder. Sabah yediğiniz sucuklu yumurtanın içerisinden kızarmış bir junior tavuk çıksa mı bu yemek aklınızda kalır, yoksa alelade bir sucuklu yumurta lezzetini tattığınız anlar mı hafızanıza kaydedilir?' Ve şöyle de devam ederdim: 'Bu hal elzem ve mecburidir, zira olması gerektiği şekilde gerçekleşmeyen hadiselere insan bu aksülamelle mukabelede bulunmasaydı ve bu hadiseleri beyninden silseydi, ne ihtiyat diye birşey kalırdı, ne suç anlayışı, ne de kötü olana karşı mücadele etme iştiyakı... İnsan tabiatına bu kadar da çullanmayın be kardeşim...' Lakin sonundaki 'yürekte' kelimesini görende idrak eyledim ki işbu depderin şaheser Türk bayık edebiyatının kişisel gelişim koluna ait en nadide ürünlerden birisi. 'Şimdi sizlere sevdalı gönlümün en merkezi hücresinden çiçeği burnunda bir aşk tazeliğiyle filizlenmiş mis kokulu ve gülümseyen bir kardelen çiçeğini hatrınıza getireceğini umarladığım; ve en güzel sözlerin döküldüğü dudaklardan ayrılan bir merhaba sıcaklığını yürek titreşimlerinize hediye edeceğini ümid ettiğim bir şiir okuyacağım sevgili düş sokağı sakinleri, ve selamun alel murselin, velhamdülillahi rabbil alemin' tarzlı iğrenç bir ağlak şair edebiyatı selamladı beni tahmin ettiğim üzere. Ah, poşet, poşet; Allah rızası için delik olmayan bi poşet! Dur, götür o BİM poşetini, ince o!

 

Kişisel gelişim geyiklerinden zaten tiksinirim. Hadi bazıları katlanılır olup fayda sağlayabiliyor da, 'içindeki gücü hisset', 'senin ondan ne eksiğin var', 'sen de lider olabilirsin işte!' tarzlı muhabbetleri işitende 'bir mancınık olsa da beni şu geyik merkezine fırlatsa, ben de şu herifin ağzının tam ortasına uçan tekmeyi ağız tadıyla bi yapıştırsam' diye hayaller kurarım. Madem lider olmak o kadar kolaydı ve sen bunun yolunu biliyordun bre eşek sıpası, sen niye eğitimlerle uğraşıyorsun, gidip liderlik yapsana? Senin kendine faydan yok be anten!

 

'Günde binlerce başarılı cerrahi müdahalede bulunan doktorları görmüyor, bir tane sargı bezi unutan dikkatsiz doktoru unutmuyoruz…'

 

Görün arkadaşlar, ne kadar da haknaşinasız! Biz pislik, biz eşşek, biz nankör, biz memnuniyeti namümkün hayvanlarız (mesela diyorum)! Elbette ki başarılı işleri dikkate almayacağım, çünkü adamın işi bu; ve elbette ki unutulan sargı bezini hatırlayacağım, zira bu akla hayale gelmeyecek bir şey, büyük bir hata... Sargı bezini bu yazıyı yazan arkadaşın içinde unutsalardı, oturup hariç gazelhanlığı edebilir miydi acaba? Ulan insan bu be, insanın içinde sargı bezi unutulur mu yahu? Çekmece mi lan bu? Yok bir de çoraplarını çıkarıp adamın içine koyduktan sonra kapağını kapatsalardı bari. Gerçi tıp okusam sırf şu yazıyı yazan gazelhanın içine evrak saklamak için cerrah olurdum da işte, nasip...

 

Yazımı bitirirken size meseleyi kökünden çözüme kavuşturacak bir soru soracağım değerli arkadaşlar. Acaba diyorum, acaba bahar gelince kuzular neden meleşir, hiç düşündünüz mü a be gönül dostları?

BA
21.08.2008 12:51
#4

kendimce bi yorum yapayım bende.bence şunu düşünsek önce.hiçbişey gizli kalmicak.kendimiz kandırdığımız unutmayalım.faniyi kandırırsın bu güzel geliyor.Ya BAKİ.burasının göz açıp kapayıncaya kadar geçeceğini yaptıklarınla sorumlu olacağını bilmek.herşeyin binebze olsun çözülmesine yardımcı olur.

mesela şunu düşünelim.insanlar Mevla yı en çok hangi durumlarda anar?

dara düştüklerinde değil mi?

insanoğlu doyumsuz bir varlık olduğu için olan güzelliklerle yetinmeyi bilemiyor.ancak belirli bir yol katetmiş insamlr bunun farkına varıp hüzünlerde bile bi güzellik ararlar ve bulurlar...

IL
21.08.2008 16:20
#5

Bi yerde denk gelmiş, okumuştum.Hegel’in bir gözlemi var, diyor ki: “Bakışımızı geçmişe çevirince ilk gözlediğimiz şey yıkıntılar/harabeler oluyor.” Sualinize bir açıdan cevaptır diye düşünüyorum.Öyle de olsa, böyle de olsa, sevinç ve hüzün geçicidir di mi ama bu dünyada?

BA
21.08.2008 16:28
#6

geçici olmasa kalıcı olsa neden yaptıklarımızla sorgulanalım dimi?

yada neden günah sevap kavramı oluşsun.

zaten gerçekten bakiyi arayanlar ve tadına varanlar bu dünyadan elini eteğini çekmiş durumda.dünya onlar için gelip geçici bi mekan sadece.Allah herkese öle olmayı nasip etsin inş...

YU
31.08.2008 11:21
#7

insana iyilik gül yaprağının okşaması gibidir...

ama insana kötülük bir hançer gibidir

sabrı olan için gülde hançerde birdir

sabrı olmayana bazen gül yaprağı bile hançerdir...

AY
05.09.2008 00:22
#8

Neden mi hüzünler ve acılar iz bırakır, çünki varlık bunlarla inşa olur. Herbir taş ayrı bir sıkıntı,buhran veya acıyla yoğurulur ve varlık binasındaki yerini bulur. Bunun içindirki bunlar yürekteki tazeliğini her daim korur, çünki bir bakıma yürek te bunlarla kurulur..

NE
05.09.2008 07:54
#9

:)

tebessümle başlıyorum; çünkü başlığı görüp de konuya meyletme sürecinde, hemen zihnimde benim cevabımın bu şekilde duygusalca bir usluba aykırı olacağı ama konuyu açan arkadaşın hoşgörüsünü umarak yazdığımı belirten bir ibare ekleme düşüncesi hasıl olmuş iken bir de baktım ki trradomir yine esmiş gürlemiş, benim bu niyetimi tamamen ifsad ederekten yine gerçekçiliğin gereğini icra eylemiş...

 

yahu kardeşim nedir bu duygusuzluk :) neyse latife bi' yana da, cidden ben bu hususun sıkıntısını çekiyorum... gerçekçi olmaya çalıştıkça boğuluyorum, kaskatı kesiliyorum; biraz böyle eften püften duygusallığa da ihtiyaç var yahu.aksi halde insan en samimi davranışlarda bile bi kusur hata arıyor; hani mahsun'un filmi de o yazdığın sevgi dolu cümleler(!) gibi, ama ne anlattığına bakarsak adam cidden sorunlarını sıkıntılarını anlatmış, bi samimiyetsizlik, bi kolpa açma olduğunu sanmıyorum. ama gerçekçi ve mükemmeliyetçi uslup zerre kıymet biçmeden çöpe atar o filmi..

 

sorunun cevabına gelirsek ben kendimde bunun sebebini nankörlük olarak görüyorum, bu forumda daha önce de dile getirdim bu düşüncemi. bu nankörlüğün işlevselliği, hikmeti var mıdır o benim meselem değil, ama insani hislerimi törpüleyen bir durum bu.

FI
09.04.2009 01:27
#10

yavuzla başka bir divan şairinin birer mısra yazarak oluşruduğu beyit açılıyor.

bütün dünya benim olsa bitmez gamım nedendir bu

ta ezelden gam türabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu