Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik derken kendi gibi olanları kastetmiş hacegan, heyecana gerek yok otur sakin ol. O dönemleri yaşamış olan bizim köylü amcalar, 'Atatürk kapısının eşiğine din kitaplarını koymuş ve hocaları çağırmış, o kitaplara basarak içeri girenleri idam ettirmiş aslında' gibi şeyler anlatıp, daha da beteri buna inanıyorlardı. Öz amcam lan, ne yapayım boğayım mı adamı? Seçim mekanizmasına bak, hipnotize ol anasını satayım. Adamın kafası Atatürk'ün dindar olduğu fikriyle yoğrulduktan sonra gökten indiği sanılan kitapları tutar İncil'le Tevrat'a bağlar, gelir inkar vesikasını sana dindarlık hücceti diye yutturmaya çalışır. Gerisi boğaz deliğinin çapına kalmış. Sonra da 'Ah seni anlamadık, Allah belamızı verdi' diye kendi kendine matem tutar.
Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik derken kendi gibi olanları kastetmiş hacegan, heyecana gerek yok otur sakin ol. O dönemleri yaşamış olan bizim köylü amcalar, 'Atatürk kapısının eşiğine din kitaplarını koymuş ve hocaları çağırmış, o kitaplara basarak içeri girenleri idam ettirmiş aslında' gibi şeyler anlatıp, daha da beteri buna inanıyorlardı. Öz amcam lan, ne yapayım boğayım mı adamı? Seçim mekanizmasına bak, hipnotize ol anasını satayım. Adamın kafası Atatürk'ün dindar olduğu fikriyle yoğrulduktan sonra gökten indiği sanılan kitapları tutar İncil'le Tevrat'a bağlar, gelir inkar vesikasını sana dindarlık hücceti diye yutturmaya çalışır. Gerisi boğaz deliğinin çapına kalmış. Sonra da 'Ah seni anlamadık, Allah belamızı verdi' diye kendi kendine matem tutar.
Bak trradomir! Beni kızdırma, yoksa bir başlarsam yazmaya yazık olur!Yukarıdaki alıntıda geçen ‘Bu bir hezeyandır!..’ ifadesine lütfen dikkat. Bu ifade Atatürk’ü öven ve onun ne kadar dindar olduğunu kanıtlamaya çalışan kitapta geçiyor…Yine aynı kitaptan gelsin…Yazar, Kılıç Ali’nin ‘Atatürk’ün Hususiyetleri’ kitabını kaynak göstererek, şöyle yazıyor:Atatürk bir gün etrafındakilere:'Bana Allah’ın büyüklüğünü anlatır mısınız?..' dedi.Suale muhatap olan zevat düşünmüşler ve sonra birer birer, Allah’ı nasıl anlayabildiklerini izaha başlamışlar…Bunları büyük bir dikkatle dinleyen Atatürk, şu cevabı vermiştir:‘Hepiniz Allah’ı ayrı ayrı görüyor ve büyütüyorsunuz… Anlaşılan Allah herkesin kafası kadar büyüktür!..’Allah herkesin kafası kadar büyüktür, derken acaba Freud’un din anlayışı mı kastedilmek isteniyor? Yoksa Allah’ın büyüklüğünü insanların kavrayamayacağından mı dem vuruyor? Ne dersin Trradomir? Bu ateşli sahada, sende olması kuvvetle muhtemel felsefi bilgilerinle at koşturabilir misin?Not: 'Bu kafadaki adamlara hiçbir şey anlatamazsın'nı sevdim...
Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik derken kendi gibi olanları kastetmiş hacegan, heyecana gerek yok otur sakin ol. O dönemleri yaşamış olan bizim köylü amcalar, 'Atatürk kapısının eşiğine din kitaplarını koymuş ve hocaları çağırmış, o kitaplara basarak içeri girenleri idam ettirmiş aslında' gibi şeyler anlatıp, daha da beteri buna inanıyorlardı. Öz amcam lan, ne yapayım boğayım mı adamı? Seçim mekanizmasına bak, hipnotize ol anasını satayım. Adamın kafası Atatürk'ün dindar olduğu fikriyle yoğrulduktan sonra gökten indiği sanılan kitapları tutar İncil'le Tevrat'a bağlar, gelir inkar vesikasını sana dindarlık hücceti diye yutturmaya çalışır. Gerisi boğaz deliğinin çapına kalmış. Sonra da 'Ah seni anlamadık, Allah belamızı verdi' diye kendi kendine matem tutar. Bu kafadaki adamlara hiçbir şey anlatamazsın
Trradomir, geçen hafta köye gittim. (Bizim köy CHP ağırlıklıdır) Bir mevzu dolaşıp duruyor milletin ağzında. Yahu dedim, anlatın hele, nedir bu iş? Anlattılar... Neymiş, Atatürk hocaları toplamış, daha öncesinde de bir halının altına Kuran'nı koymuş. Sonra bir köşede hocaları izlemiş. Kitabın üzerinden geçenleri kovmuş. ''Eeee sonra ne olmuş?'' dedim. Yani buradan da anlaşılıyormuş ki, Atatürk çok dindarmış. Yahu dedim, kutsal kitabın üzerinden adam geçiriyor ama, buna ne diyeceksiniz? ''Ama sen de hep art niyetle yaklaşıyorsun!'' dediler.
Bir gün evde oturuyorum. Yeğenlerim geldi... Oynuyorlar... (Henüz 1. sınıfa gidiyorlar) Bir ara sohbet etmeye başladılar, derken birbirlerine laf yetiştirmeye döndüler... Vaziyet dikkatimi çekti, dinliyorum... Bakalım işin sonu nereye varacak? Laf yetiştirme yarışması öyle bir noktaya geldi dayandı ki, ne siz sorun, ne ben anlatayım. Atatürk şöyle, Atatürk böyle... Atatürk'ü sokmadıkları kılıf kalmadı. ( Burada ''adamı sokmadıkları kılıf kalmadı'' ifadesini kullanacaktım, ama Atatürk'e ''adam'' dedin diye işi hakaret davasına çevirirler düşüncesi ile kullanmadım. Ne de olsa bu günlerde CHP vekilleri ''biz adam mıyız, biz adam mıyız?'' diye bağırıp duruyorlar.) Sabrettim, sabrettim, sabrettim... Öyle ki ağzımı açıp bir şeyler söylesem, hemen cevap yetiştirmeye kalkacak bir kişi var ortamda. Durduk yere tartışma çıksın istemiyorum zira ev sahibiyim. Ama bu laf yetiştirme yarışması öyle bir noktaya geldi ki...
- Türkiye'yi Atatürk kurtardı!
- Hayır, dünyayı Atatürk kurtardı!
Hadi Türkiye neyse de, dünyayı kurtardı deyince, o kadar milletin içinde gayri ihtiyari bir ''ohaaaa!!!'' çektim... İşte ben ''ohaaaa'' çeker çekmez, anında devreye girdi o malum şahıs. Yahu dedi, ''senin bu Atatürk'den alıp veremediğin ne var?''. ''Duymuyor musun ne diyor? Dünyayı kurtarmış!!! Bunlar hep o eğitimin halt yemeleri!'' dedim. Hç istemediğim halde tartışma başladı, iyi mi?
Bir gün bir Kemalist arkadaşla konuşuyoruz... Türkçe ezan zulmünü ortaya attım, muhatabımı oradan yakalamak istiyorum. Gayem kesin zafere ulaşmak.
Konuşma şöyle devam etti:
- Türkçe ezan yapılması isabetli oldu. İnsanlar neyin ne olduğunu anlıyorlardı.
- Peki... O zaman ''felah'' kelimesini niye çevirmediler?
- ...
- Çünkü orada kurtuluşa çağırıyor da ondan. Bu art niyeti göstermez mi? (Burada sıkıştı)
- Biz din kültürü derslerinde ezanı Türkçe olarak gördük. O zaman niye sesiniz çıkmadı?
- Eyvah!!! Yahu o Türkçe değil, Arapçanın Latince yazılışı. Ne yazıyor orada, Tanrı uludur mu yazıyordu?
- Hayır...
- Allah-u Ekber yazıyordu. Peki bu ifade Türkçe mi?
- ...
- Ey gidi dünya, senin üstünde neler oluyor böyle!
Neyse... Bu kadar yeter... O kadar çok var ki, hangi birini yazayım.
Ah Trradomir ah...
Bu zırvayı koca bir nesle ezberletmişler :)
Hacegan malum şahsın din anlayışıyla alakalı kimseyle tartışmaya değmez,sen ne olduğunu biliyorsun ya o sana yeter.Boş yere sinirlerini bozmaya değmez :) Bu mevzuyla alakalı yeterli derece de sinir kat sayımın arttığını biliyorum .Sonra bakıyorum karşı taraf anlamıyor,tevafuk bilmem nedendir aklıma bakara suresi 171 ayet geliyor.( Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler. ) sonra susuyorum ve aman deyip geçiyorum.