<br />Boşuna bunlarla kafamızı yormayalım.Bunlar hangi dinin mücahitleri ki.Ya karısı da resmen şov yapıp oraya buraya çıkıyor.Sanki kocası önemli bir misyonu yerine getirmiş gibi.Onlar bu dini kurtarıyorum derken iyice batırıyorlar.Yazık !!!<br />
<br /><br /><br />
Nasıl da kestirip atmışsın...
O "şov" dediğin, o "hangi din" dediğin sadece senin vehimlerin...
Sizler istemeseniz de o"şov" lar devam edecek, o "istişhad eylemleri" devam edecek...
"Biz" bu dini "batıracağız", siz "kurtarın" bakalım, gücünüz yetiyorsa...
...
İşte Mutasım Sana Geldi!
-Defne Bayrak-
Bundan tam 1169 sene önce yani 838 senesinde Rumların eline esir düşen bir kadın, Rum askerlerden bir tanesinin kendisine tokat atması üzerine Ey Mutasım diye feryat eder! Kadının bu feryadını duyan bir atlı, hemen Mutasıma giderek durumu haber verir. Peki Halife Mutasım ne yapar?! BMyi acil toplantıya mı çağırır?! AİHMsine mi başvurur?! İslam ya da Arap Birliğinden bir kınama bilrdirisi mi ister?! Orta Çağın İslâm Halifesi elindeki bardağı bir yudum dahi içmeden kenara bırakarak savaş sarığını giyer ve 70 bin askerle taarruza geçer. Bu kadının esir tutulduğu Ammuriye Kentini 6 ay kuşattıktan sonra fetheder ve kadına giderek şöyle der: İşte Mutasım sana geldi!
Ya Sabrinler, Abirler, Fatımalar seslerini kimlere duyuracaklar?!
Tarih: 14.12.2004, yer: tüm dünyanın skandallarına tanık olduğu Ebu Greyb Hapishanesi. Sadece kardeşi mücahit olduğu için Amerikan askerlerince tutuklanan Fatıma defalarca tecavüze uğradıktan sonra, Erdoğanlara, Hüsnü Mübareklere, Kral Abdullahlara değil, döşekleri toprak, örtüleri gök, yastıkları da klaşnikof olan Irak mücahitlerine sesini şu mektubuyla duyurmuştu:
Allah yolundaki mücahit kardeşlerim, biz Ebu Greybdeki kız kardeşleriniziz
Benimle burada 13 bekar kız daha var ve herbirimize hergün herkesin önünde çığlıklar arasında tecavüz ediliyor. Elbise ve namaz elbisesi giymemizi yasakladılar. Bir kardeşimiz, Amerikan köpeği tarafından tecavüze uğrayıp şiddetli bir şekilde işkenceye maruz kaldıktan sonra kafasını duvara vurarak intihar etti.
Ben Allah yolundaki kardeşiniz Fatıma; size diyorum ki; Allahtan korkun... Dışarıdaki tanklarını, uçaklarını bir tarafa bırakın ve bize; Ebu Greyb Hapishanesine yönelin, bizleri onlarla beraber öldürün, yerle bir edin. Bizleri onlara bırakmayın. Bizi öldürün ki; belki rahatlarız. Bizi öldürün ki belki rahata kavuşuruz.
Fatıma, Ebu Greybde şehit oldu. Diğer kardeşlerimize ne olduğunu ise sadece Allah biliyor. Fatımanın mektubu ellerine geçen mücahitler, kızkardeşlerinin intikamını almak için tam 15 operasyon düzenlediler.
Abir de Amerikan Demokrasisinin Kurbanı Olmuştu!
Gelelim herkesin hatırlayacağı Abire! 14 yaşındaki Abir, Irakın Mahmudiye Kasabasında yaşıyordu. Muhakkak ki o da savaşın ortasında ölüm endişesi taşıyordu. Ama bir gün gözleri dönmüş Amerikan askerleri tarafından ırzına geçileceği, ardından da ailesi ile beraber yakılacağı herhalde hiç aklından geçmiyordu. Maalesef 12 Mart 2006 tarihinde kuduz hayvanların bile yapamayacağı bu vahşetin kurbanı oldu.
Iraktaki bu insanlık dışı suçlara bir yenisi de geçtiğimiz Pazartesi günü yani 19.02.2007 tarihinde eklendi. Ancak bu sefer failler, her zaman duymaya alıştığımız Amerikan askerleri değil, bazılarının hala kardeşlerimiz diye kabul ettirmeye çalıştıkları Irak hükümetine bağlı subaylardı! Ne zamandan beri kardeş kardeşinin ırzına geçer oldu? Yoksa yeniden Cahiliye Devrine mi döndük?!
Sabrin El-Cenabi, Irak İçişleri Bakanlığına bağlı sözde Düzeni Koruma subaylarınca başkent Bağdatın güneyinde yer alan El-Amil Mahallesindeki evi basıldığında yakalandı.
Sabrin El-Cenabi, Düzeni Koruma subaylarından bir tanesi tarafından da tecavüz esnasında kameraya çekilerek bu olaydan birilerine bahsettiği taktirde kasetin dağıtılacağı yönünde tehdit edildi. Sabrin, sadece kocası Sünni camilerin kapılarında bekçilik yaptığı için bu cezaya çarptırıldı! Cezaya çarpanlar ise demokrat hükümetin koruma bekçileri! Ya da diğer bir deyişle Şii kardeşlerimiz!!
Müslüman Alimler Heyetinden Kınama
Iraktaki Müslüman Alimler Heyeti, yayınladığı bir beyanla bu toplu tecavüz skandalını kınadı. 19.02.2007 tarihinde yayınlanan beyanda, Irak Hükümeti Kuvvetlerinin Pazar sabahı Yeni Emniyet Projesi ismi altında, El-Amil Mahallesindeki Ebu Bekir Sıddık Camiinin çevresini kapsayan bir saldırı hamlesi başlattığı, bu hamle dahilinde de evlere baskınlar düzenlenerek mahalle halkının değerli zinet eşyalarının gasp edildiği belirtildi.
Beyanda ayrıca toplu tecavüze uğrayan Sabrin isimli evli Sünni Müslüman bayanın rahminin yırtıldığı ve şu anda ölüm kalım arasında olduğu açıklandı. Sabrin El-Cenabi ayrıca bazı subaylar tarafından da dövüldü.
Sünni Divan Vakfı da Irak Hükümetine bağlı Düzeni Koruma birliklerince gerçekleştirilen bu rezaleti kınadı. Divan Vakfı tarafından yayınlanan beyanda Abirden sonra ikinci kere cürüm işlendi. Bugün de başka bir Iraklı kadının hürmeti ayaklar altına alındı. O da Sabrin El-Cenabidir ifadelerine yer verildi.
Bu skandalları sayarak sanırım bitirmemiz mümkün olmayacak. Neden diye soracak olursanız, biz daha Sabrinin üzüntüsünü üzerimizden atamamışken bu kez de Telaferden 11 erkek ve bir de kız çocuk annesi Türkmen asıllı Vacide Muhammed Emin (40) isimli bir başka Sünni kardeşimiz televizyon kameralarının karşısına çıkarak ağlamaya, başına gelenleri anlatmaya başladı. Onun başına gelen de tabi ki aynı bela idi. Onu da tecavüz esnasında kameraya çektiler, oğullarına saldırdılar hatta küçük kızlarına da tecavüz etmekle bile tehdit ettiler!
Peki demokratik Irak Hükümetinin laik başbakanı Maliki Beyin bu skandallara tepkisi ne oldu acaba ?! Kasap Maliki, Amerikanın yönetimi altındaki İbni Sina Hastanesinin tıbbi raporlarıyla Sabrinin tecavüze uğradığı kesinleşmiş olmasına rağmen, -tecavüzleri teşvik edercesine- subaylarını temize çıkararak onları ödüllendirdi. Demokrat, uygar, çağdaş Amerikanın adamı, keşke bu kadarla kalmış olsaydı!
Tecavüzü Kınadı İşinden Oldu!
Bir de Sabrinin, içişleri bakanlığına bağlı Düzeni Koruma Birimi subaylarınca evi basıldıktan sonra tutuklanıp, toplu tecavüze uğramasını kınayan Sünni Vakıf Başkanı Ahmet Abdulgafur El-Samerainin görevden alınmasını emreden bir karar da çıkarttı. Sanki vakıf başkanı, çok susamış da su içmiş birini kınamıştı!! Tabi ki böyle bir adım atacaktı Maliki. Çünkü Sünni Vakıf Başkanı, kınama beyanında bunun gibi daha birçok Sünni kadının hatta Sünni cami imamlarının tecavüze uğradıklarını ancak skandal korkusuyla başlarına gelenleri sakladıklarını da vurgulamıştı. Bir başka ifadeyle Sünni Vakıf Başkanı El-Samerai artık tehlike arzetmeye başlamıştı!!!
Gerçekten bizim burada sayın Malikiye diyebileceğimiz ancak Saddamın idam sehpasında kelime-i şehadet getirerek Rabbine yürümeden hemen önce Sadrın adamlarına sarfettiği sözlerden başkası olamayacak:
Bu mu erkeklik?!
Ya sözde kardeşleri tarafından tecavüze uğrayan, tek suçları Aziz ve hamid olan Allaha iman etmek olan din kardeşlerimizin sözleri kimlere ve ne olacak?!
Onlar da herhalde bugün tüm Müslüman ülkelerde salgın hastalık gibi yayılmış; demokrat, laik, çağdaş liderlere seslenmektense gerici, Orta Çağlıya seslenmeyi tercih edeceklerdir.
Yani:
Neredesin Ey Mutasım!
Bugün Halife Mutasım yoksa da Irakın Mutasımları var. Herbiri iman dolu yürek taşıyan, din kardeşlerini özkardeşlerinden ayırtetmeyen Mutasımlar! Sabrini kamera karşısında ağlarken, çaresizlikten koluyla yüzünü kapatmaya çalışır vaziyette, bıkkınlığı gözlerinden okunur halde gören ve bunun intikamını almaya ant içen Mutasımlar!
Iraktaki direnişçi mücahit gruplar, ırzlarına yapılan bu saldırının intikamının alınacağını açıkladılar. Irakın bilinen en güçlü direniş gruplarından Irak El-Kaide Örgütünün lideri Ebu Hamza El-Muhacir, bir ses bandı aracılığıyla, Telaferde tecavüze uğrayan kız kardeşimizle eğer evli değilse - 20 gencin evlenmek istediğini duyurdu. El-Muhacir ayrıca Sabrine tecavüz haberinin yayıldığı ilk 10 saat içinde intikam almak için 50si El-Cenabi Aşiretinden (Sabrinin kendi aşireti) olmak üzere 300 Iraklı mücahidin istişhadi operayson yapmak için başvurduğunu açıkladı. Öte yandan yine en büyük direnişçi gruplardan bir diğeri olan İslami Ordunun lideri de en kısa zamanda intikam alınacağını vurguladı. Artık ak koyunun kara koyundan ayrılma vakti gelmiştir. Herkes hangi safta yer aldığına bakmalıdır. Siz Mutasım mısınız yoksa Rum askerleri mi? Siz kızkardeşlerinin gözyaşlarını silmek isteyenlerden misiniz yoksa onlara tokat atmayı tercih edenlerden mi?
Ey Mutasım diye feryat eden boyunları bükük yetimler!
Feryatlarınızı duydular ama içlerinde yok ki Mutasımlar!
Anlar mı ki Müslüman kızların derdinden Erdoğanlar!
Ah içimiz sızlar... Nerede o yaraları saranlar!
Neye yarar ki tahtlardaki o esir krallar!
Altından zincire vurulmuş çağdaş kullar!
Onlar ki toprak olmuş Mutasımdan daha cansızlar!
Taşlardan daha ruhsuz, iblisten daha vicdansızlar!
Şaha kalktı atlar coştu kılıçlar! Geldi torun Mutasımlar yıkıldı ikiz burçlar!
Dayan Bağdat dayan geldi Selaheddinler.. geldi Halitler!
Sabahını getirecek o kara bayraklı mücahitler!
Ruhun şad olsun Ey Yiğit Mutasım!
Yaşasın tüm Mutasımlar!
BARAN