Engin Ardıç da İsrail'in yanında!
Yediot Ahronot, pardon Akşam gazetesi yazarı Engin Arıç da İsrail kervanına katıldı. "İsrail'e niçin kızıyorsunuz?" başlıklı bugünkü yazısında Ardıç, İsrail dezenformasyonunun hemen bütün klasik tezlerini kullandı ve Türk basınındaki saflaşmada yerini aldı: Ardıç, İsrail cephesinde.
Ardıç "bitmeyecek savaş" diye nitelediği Ortadoğu savaşını, İsrail'in kendinin savuma hakkını kullanması olarak görüyor. Ortadoğu'daki İsrail katliamlarını "bezdirici haber"e indirgiyor. "Avrupa kurnazlığı" diye buna dense gerek.
Ardıç'ın yazısındaki İsrail dışişleri bakanlığı damgalı diğer tez ise PKK ve Filistin mukayesesi. Böylece Ardıç, Türkiye'nin Anadolu'ya 60 sene önce "paraşütle" inip Kürt bölgelerini işgal ettiğini mi söylemiş oluyor? Herhalde öyle.
Ardıç, gene İsrail patentli Türk-Arap düşmanlığı tezini ortaya sürüyor. Zaten Ardıç ve benzerleri için Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'yı vuran sadece Araplardır, Ortadoğu'daki Yahudiler ise Osmanlı'nın ayakta kalması için çırpınıp durmuşlardır(!)
Kayıtlara geçsin. İşte, Engin Ardıç'ın İsrail yazısı...
İsrail'e niçin kızıyorsunuz?
ENGİN ARDIÇ - AKŞAM
Bakmayın öyle basının “savaş kapımızda” çığlıkları atmasına, savaş kapımızda falan değil. Çünkü orası kapımız değil.
Oralar, bizim seksen sekiz yıl önce bozguna uğrayarak bıraktığımız ve bir daha da dönüp bakmadığımız yerler; “Osmanlı ağabey politikası” falan da ham hayal, çünkü ne Yahudi dinler bizim sözümüzü, ne Arap, ne de Acem.
Bakmayın bazı arkadaşlarınızın da ilgilenir göründüklerine, bu konu, İsrail-Filistin savaşı, rakı masalarında asıl laf bittikten sonra (karı kız, bu sene kim şampiyon olacak, krediyle ev alalım mı, oğlan da sınavda bakalım ne halt etti), şöyle bir değinilen yan konulardan biri...
Çünkü fena halde kabak tadı vermiş, cılkı çıkmış bir konudur.
Bu savaş 1948 yılından beri sürüyor ve bitmez.
Ne zaman “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bilmemkaç sayılı kararı uyarınca İsrail işgali altında bulunan...” falan gibi lafları duysam benim de nevrim döner.
Birkaç basın kaşalotunun ekmek parası kazanmayı sürdürmesinden başka bir işe yaramaz bu haberler...
Bu savaşın bitmesi için İslam dünyasının “İsrail devletinin varlığını kabul etmesi ve bir daha da tartışma konusu yapmaması” gerekmektedir. Bu da ufukta asla görünmemektedir.
Hem “soykırım yoktur” diyeceksin, hem “İsrail devleti yokolacaktır” diye çığlıklar atacaksın, hem de “İsrail ordusu neden beni vuruyor” diye ağlayacaksın... Buna herhalde “Ortadoğu kurnazlığı” tabir edilir, adama gülerler.
İsrail, Lübnan devletiyle savaşmıyor. Terörist dincilerle savaşıyor.
Ama girdi ve alıyor... Bu ne ilk girişi ne de sonucusu... Yarın Suriye’ye de girebilir...
Girmesin...
Peki sen Kuzey Irak’a niçin girip çıkıyorsun? Senin için PKK neyse, İsrail için de Hizbullah aynı şey.
Suriye’ye girmesin... Apo’yu beslemekten vazgeçmeseydi biz girmeyecek miydik Suriye’ye? Bal gibi girecektik, çeyrek kalmıştı, üstelik Amerika da karşı çıkmamıştı... “Halep’ten girer yirmi dört saat içinde Şam’dan çıkarız” diye tehditler savuruyorduk ve bunda da haklıydık...
“Eşit güç kullanmıyormuş, meseleyle orantılı değilmiş saldırı gücü”... Biz neden helikopter kullandık güneydoğu operasyonlarında, PKK’nın elinde helikopter mi vardı?
Siviller ölüyor... Kadınlar ve çocuklar... İsrail otobüslerinde patlayan alarla ölenler hünsa mıydı?
Türk teröristlerinin de mantığı böyle işlerdi eskiden, polise ateş edip vururlar, sonra polis de
onlara ateş edince feryadı basarlardı.
İsrail o aları yoketmesin de o alar sonra gelip Levent’te, Beyoğlu’nda patlasınlar, İngiliz keferesiyle mücadele eden aslan parçaları Müslüman Türk öldürsünler, öyle mi?
Biz yapalım ama İsrail yapmasın... Hadi yürü be...
Musul ve Kerkük bizim olsun mu? Olsun abi. Viyana’yı da alalım mı? Alalım abi. Turan İmparatorluğu da kuralım mı? Kuralım abi.
Ama İsrail almasın tepe mepe.
Neden? Çünkü din kardeşlerimiz mağdur oluyorlar.
Bizden gizli ya da açık nefret eden, subaylarımızı öldürüp altın dişlerini kerpetenle söken, Osmanlı kalıntısıdır diye atalarımızın oralarda yaptırdıkları camileri yıkan din kardeşlerimiz.
Üst tarafı, ya gazeteci görünce sohbet kapısı açmak için çene malzemesidir (Engin Bey, bir şey sorabilir miyim, bu enflasyon ne olacak, erken seçim var mı, Çankaya’ya kim çıkacak, İsrail hakkında ne diyorsunuz?), ya da “haber formatı verilmiş” televizyon eğlence programlarında dolgu maddesi, Ortadoğu’da kan ve ateş, acar muhabirimiz bildiriyor, şimdi reklamlar, cart curt.
(8sutun)
Nihat Genç'ten Engin Ardıç'a yanıt!
Akşam yazarı Engin Ardıç'ın bugün yayınladığı "İsrail'e niçin kızıyorsunuz?" yazısına Nihat Genç'ten sert bir cevap geldi. Ardıç yazısında PKK-Hizbullah mukayesesi yapmış ve İsrail'in Filistin ve Lübnan'daki katliamlarının haklı olduğunu ima etmişti.
İşte, Nihat Genç'in 8sutun aracıığıyla Engin Ardıç'a verdiği yanıt!
NİHAT GENÇ:
"30 YILLIK YAZAR
CEHALETİNİ ORTAYA KOYDU"
Bazı yazarlar vardır onlara hiç yazmamaları için halk arasında para toplayıp vermek gerekir. Cahilliklerini, bir yığın bilgi yanlışıyla ortaya saçmalarını, kelimeleri tezek parçaları gibi bilen bilmeyen herkese ve her yere sıçratmalarını önlemek lazım.
Engin Ardıç’ın bugünkü yazısı 30 yıldır medyada yazı yazan bir kalemin Ortadoğu konusunda hiçbir bilgisi olmadığının açık belgesi. Ayrıca tarih felsefesinden yoksun. Ardıç Ortadoğu’nun tarihi ve bugünü, bugünkü siyasi güçleri hakkında, Ortadoğu’daki kültürler hakkında hiçbir şey bilmiyor.
LAGA LUGAYLA ŞÖHRET OLDU
Peki bu beyefendi nasıl yazar oldu? 90’lı yıllarda, yani Özal’lı yıllarda bankalar boşaltılırken, milleti uyutacak bir yığın yazara ihtiyaç vardı ve Engin Ardıç da laga lugayla şöhret yaptı. En büyük laga lugası Star televizyonunda yorumcuyken “Cem Uzan’a cumhurbaşkanlığı yolu açıldı” dediği konuşmasıdır. Engin Ardıç öyle büyük siyasi yorumlar yaptı ki cumhurbaşkanlığına Cem Uzan’ı çoktan yerleştirdi bile. Tabii parasını aldığı insanları okşaması 90lı yılların medya alışkanlığıdır.
İBRET İÇİN OKUNSUN
Ben Türkiye gençliğine ibreti alem olsun diye bu yazının okunmasını talep ediyorum. İşte 30 yılın yazarı PKK ile Hizbullah’ı kıyaslıyor!
Aslında yazısında hiçbir kavramı doğru kullanmıyor. Neyini tartışacaksın? Bu cahil cühelaya ayıracak vaktimiz de yok. Çünkü bu beyefendi şimdi “Benimle uğraşıyorlar” gibi, yani kendisi bir haltmış gibi havaya da girer.
Biliyorsunuz, medyamız bilgi, kültür, felsefe konusunda yetkin yazarlar değil, provokasyonu güçlü yazarlar istihdam eder. Bunun moda ismi “elektrikli yazar”dır. Bunlar halkın değerlerine, kültüre, bilime, bilgiye cehaletle saldırıp vicdansızca ahlaksızca eğlenirler.
Engin Ardıç’la her panelde, her televizyon tartışmasında yüz yüze konuşmaya tartışmaya hazırım.