Türkiye sanatla gurur duyuyor!
Kurtlar Vadisi Irak filmi ile yeni bir kuyruk dalgasına maruz kalan ülkemiz, bunun sinyallerini Picasso İstanbul’da sergisinde vermişti. Sergilenen tabloları görmek için gecelere kadar kuyrukta bekleyenlerle Kurtlar Vadisi Irak filmini görmek için gece yarısı seanslarında bile sinema salonlarında kuyruğa girenler arasındaki fark neydi?!.
Muzır arkadaşımız H.Salih Zengin merceğini eline aldı, yollara düştü. Picasso İstanbul’da ile Kurtlar Vadisi Irak arasındaki 7 fark ve 7 benzerliği ortaya koyan arkadaşımız, Türk insanının gazyağı, tanker, tüp, kömür, ekmek, su, SSK, fatura ve emekli maaşı kuyruğu tecrübelerini sanat kuyruğu bağlamında irdeledi. Buyrun kuyruğa, yalnız kaynak yapmayın...
Yurdum insanı sanat söz konusu olunca nasıl aslan kesilip kuyruğu uzattığının sinyalini ilk kez Picasso İstanbul’da sergisinde verdi. Dörtlüleri yakarak sanat uğruna yağmur-tipi demeden sahile kadar uzayan kuyrukta saatlerce sanat kritiği yapan kübist bakışlı halkımız, sanatın pusetteki bebelerden bastonlu dedelere kadar ne denli birleştirici rolü olduğunu dosta düşmana gösterdi. Picasso, bizzat mezardan kalkıp İstanbul’a gelse bu kadar yoğun ilgi görmezdi. Nereden mi biliyorum? Ülke olarak yıllardır süregelen uygulamalarımızdan. Bizim insanımız sanatçının dirisini sevmez. Biraz yüz verse şımaracağını, yüklemi olmayan uzun entel-dantel cümleler kurarak kafasını ve ülkeyi karıştıracağını düşünür. O yüzden saygısını ölüsüne saklar. Milletimizin bu huyu misafirperverliğimiz gibi bilinen ahlaki değerlerimizdendir. Sanatçı kişisi bunu bildiğinden elli-yüz kişinin kokteyl uğruna geldiği sergilerinin ardından elini at kuyruğuna atıp “Benim eserlerim ancak ölümümden sonra anlaşılacaktır.” diye beyanat verirler ki ilgisizliğin sanatsal izahatı yapılsın, hem de üstadlık payesine bir çivi çakılsın.
Sakıp Sabancı Müzesi’nde 135 eseriyle görücüye çıkan 20. yüzyılın en büyük ressamlarından Pablo Picasso’nun sergisi alışkanlık yapmış olacak ki, halkımız 20. yüzyılın sanatı sayılan sinemanın önünde yeni bir kuyruğa daha girdi. Biz ki her kuyruğun bir nevi abonesiyiz. Yıllardır gazyağı, tanker, ekmek, tüp, kömür, su, SSK, fatura, emekli maaşı kuyruklarında inim inim inleyerek büyük tecrübeler kazanan insanımızın bile isteye girdiği bu son iki sanatsal kuyruğunu o açıdan sevinçle karşılandık. Allah kuyruk acısı vermesin.
Yaşasın sanat, yaşasın Rambo Polat!
“İspanyol’un Pablo Picasso’su neyse bizim Polat Alemdar’ımız da o” diyeceğim ağır kaçacak. Sözümün değeri ancak ben öldükten sonra anlaşılacak. O yüzden bir fenomen haline gelen Kurtlar Vadisi için gişeler önünde gece yarılarına kadar kuyruk yapan halkımızın teveccühünü makul cümlelerle izah etmeye çalışacağım. Milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz şu kritik günlerde, bütün ülke sathında gösterime giren Kurtlar Vadisi Irak filmi, skor meraklısı halkımızın duygularına tercüman oluyor. “Hatice’ye değil neticeye bak” tarzında sanatsal bir bakış açısına sahip sinemaseverler Süleymaniye’de Türk askerinin kafasına geçirilen 11 çuvalın intikamını Polat Alemdar’ı sinema salonlarında alkışlara boğarak alıyor. Hollywood’dan devşirdiği aksiyon numaralarını takım elbisesinin ütüsünü bile bozmadan ABD’ye iade eden milli kahramanımız, özellikle hançerini Mr. Sam Marshall’ın böğrüne sokup, sinirlerini etten ayırdığı sahnede bol puan topluyor. Alkışlar gırla gidiyor. Karanlıktan faydalanan bazı yeniyetme gençler ıslık çalıyor. Yaşlılar “Allah belanı versin geberesice” mırıldanmalarıyla ıslığa eşlik ediyorlar. Şahsen filmden çok halkı izlediğim iki sinema salonunda da durum aynı: Yaşasın sanat, yaşasın Rambo Polat Alemdar!
Seyirci sayısının beş milyonu geçip tüm gişe rekorlarını altüst edeceği beklenen filmin sanatsever yeniyetme gençlerimize gaz verdiği ortada. Moskova’dan gelen doğalgazda sıkıntı yaşansa da Irak’tan gelen gaz iki üç seneyi çıkarır. Özümce bir filmle sütten kesilmeyen gençler aynı filmi iki üç kez izleyerek izleyici sayısını yedi milyona çıkararır. Film ayrıca ‘ABD’yi niye sevmemeliyim?’ sorusunu kafasında evirip çevirenlerin psikolojisini düzeltir, ikilemlerini giderir. İslam ülkelerinden ve Avrupa’dan hayır dualar alır.
Sanatın eleştiriye tahammülü olmaz. O yüzden çok laf edip başıma bela almak istemem. Hele ki işin içinde sanat fanatikleri varsa hepten susmak, konuşuyorsan da yağ çekmek lazım. Durduk yerde niza çıkarıp, sanatsal tartışmalara girmenin alemi yok. Herkesin sanatı kendine sonuçta... Bağcılar’dan filmi izlemek için arkadaşıyla ikinci kez Bakırköy’e gelen 16 yaşındaki Murat Baştürk’le sinema çıkışında ayaküstü bir fikir telakkisinde bulununca muallak görüşüm iyice netleşti. Filmi ikinci kez izleyen Baştürk “Polat Alemdar’ı çok seviyorum. Karizmatik ve etkileyici. ABD’lilere de gereken dersi veriyor. Onun gibi olmayı çok isterdim.” diyor. Şimdi Murat’ın jöleli saçlarını okşayıp “Oğlum Polat olacağına Picasso gibi ol” desem, delikanlı ağır küfürler savurduğumu düşünüp diklenecek, belki de çorabının içinde sakladığı emaneti bir yerime geçirecek.
Kurtlar Vadisi Isparta!
Kurtlar Vadisi acep izleyen gençleri nereye sürükler diye kukumav kuşu gibi düşünürken Isparta’dan haber geldi. Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman, ta diziden bu yana Polat’ın çizdiği profille özdeşleşmiş olacak ki, Zaman Gazetesi temsilcisi Arif Bayram Taş ile muhabir Mustafa Altıntaş’a iki korumasıyla Rambo misali sille tokat girişmiş. Helal başkan, Türkiye seninle gurur duyuyor.
Picasso’nun ziyaretçi sayısı nasıl artar?
Kübizmin temellerini atan Picasso’ya karşılık, şovenizmin sofrasına çatal sallayan Polat’ın bundan sonra Necati Şaşmaz olarak hayata devam edemeyeceği de ortada. O bu rolden sıyrılmak istese bu kez kene gibi yapışan halkımız bırakmaz onu. Cumhurbaşkanı adayı olsa gözünü kırpmadan destekler, seçime girse anamuhalefet kadar oy alır. Endişe duyduğum tek nokta Oscar adaylığı. Alamayacağından değil... Bu kadar ABD karşıtı olup da ardından ABD Oscar ödülüne tamah eylemesi büker belimi... Özümce Polat’ı sadece bu bitirir.
Kurtlar Vadisi ve Picasso ziyaretçi rekoruna koşuyor. Sanata destek çıkmak ve varoşları da Picasso ile tanıştırmak adına bir teklifim var. Picasso ile ilgili üç ayrı filmin oynatıldığı SSM sergi salonlarında arada bir Kurtlar Vadisi Irak filmi gösterime sokulursa ziyaretçi sayısında büyük artış yaşanır. Hem böylece sanat şeysine susamış halkımız iki sanat etkinliğini bir arada yaşama fırsatı bulur. Fena da olmaz hani?
Picasso İstanbul’da ile Kurtlar Vadisi Irak arasındaki 7 fark
1- Her iki etkinlik için uzun kuyruklar oluştu. Picasso İstanbul’da sergisini 371 okulun öğrencileri gezdi. Sergideki resmî devlet kuyruğuna karşılık 479 sinemada birden vizyona giren filmde derin devletin kuyruğu etkili oldu.
2- Picasso sergisi 24 Kasım 2005 günü açıldı. İlk dört günde 10 bin ziyaretçiye ev sahipliği yapan sergi aradan geçen 80 gün boyunca 125 bin kişiyi ağırladı. Kurtlar Vadisi Irak filmini ise ilk üç günde 1 milyon 100 bin kişi izledi.
3- Avrupa’da ‘Picasso İstanbul’da’ manşetleriyle yer bulan sergiye karşılık Kurtlar Vadisi Irak yabancı basına ‘Rambo Polat Hollywood’u sallayacak’ nidalarıyla manşet oldu. Financial Times “Türkiye, Picasso’ya ev sahipliği yaparak Avrupalılığını kanıtlıyor.” derken, Time dergisi “Türk Rambosu Polat” diye başlık attı.
4- Picasso sergisine 26-35 yaş arası insanlar yoğun ilgi gösterirken, Kurtlar Vadisi Irak’ın seyirci kitlesini ise ekseriyetle 15-30 yaş arası insanlar oluşturuyor.
5- Emirgan’da açılan Picasso İstanbul’da sergisine giriş ücreti yetişkin 10, indirimli 3 YTL iken, Erbil’de geçen Kurtlar Vadisi filminin gişe ücretinin en düşüğü yetişkinler için 7, indirimli 5 YTL.
6- 26 Mart tarihine kadar açık kalacak Picasso Sergisi’ni 200 bine yakın insanın gezmesi beklenirken Kurtlar Vadisi’ni 5 milyon kişinin izleyeceği tahmin ediliyor.
7- Sergi hafta sonları gece 22’ye kadar gezilebilirken, film gösterimleri hafta sonu gece 02.00 seansına kadar uzuyor.
Picasso İstanbul’da ile Kurtlar Vadisi Irak arasındaki 7 benzerlik
1- Uzayan her iki kuyruk da sanat aşkına. Resim ve sinema sanatına yoğun ilgi göz kamaştırıyor.
2- Picasso İstanbul’da sergisi, Türkiye’ye gelen en maliyetli sergi. Kurtlar Vadisi Irak filmi ise Türk yapımı en maliyetli film.
3- Başbakan R. Tayyip Erdoğan, hem Picasso sergisini gezdi, hem de Kurtlar Vadisi Irak’ı izledi. Her ikisini de olumlu buldu.
4- Picasso Sergisi, sanatsal kaygılarla ziyaretçilerine ‘Adam ne çizmiş abi’ dedirtirken, Kurtlar Vadisi Irak da aynı sanatsal kaygılarla “Amerika Birleşik Devletleri’ni iyi çizmişler abi” dedirtiyor.
5- Sergi, ziyaretçisine ‘Picasso demek buymuş!’ cevabını verirken, film “Peki Polat Alemdar kimmiş?” sorusunu bir kere daha sorduruyor.
6- Her ikisi de Rönesans’la mukayese ediliyor. 16 yaşında Rönesans’ın büyük ustaları gibi desen çizebilen ve figüratif resmin en lirik örneklerini ortaya koyan Picasso’ya karşılık Kurtlar Vadisi’nin çekeceği büyük seyirci için de “Bu, Türk sinemasında bir Rönesans habercisidir” yorumu yapılıyor.
7- Picasso’nun sahte tabloları yıllardır Türkiye’de cirit atıyor. Kurtlar Vadisi’nin korsanı ise tilkiler tarafından piyasaya çoktan sürüldü.
H. SALİH ZENGİN
(TURKUAZ)