Ozan Arif ve İsmail Türüt niçin linç ediliyor: Maksat üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?
Oğuz Gürses
Plan Yapmayın Plan
Plan yapmayın plan gitmez Karadeniz’de
Kahpelik yalan dolan tutmaz Karadeniz’de
Ne Conisi ne Rusu pusu kurmasın pusu
Bölücülük borusu da ötmez Karadeniz’de
Bırakın çan çalmayı Ermenici olmayı
Millet böyle dolmayı yutmaz Karadeniz’de
Ogün böyle desinler bugün böyle desinler
Fatihalar Yasinler bitmez Karadeniz’de
Şerefini şanını ortaya koy canını
Hiçkimse vatanını satmaz Karadeniz’de
Vatan satsa bir kişi anında biter işi
Türk ve İslam güneşi batmaz Karadeniz’de
Bizde varken bu duruş emiceniz olsa Bush
Alayınız beş kuruş etmez Karadeniz’de
Anladık var gocunuz belli kuyruk acınız
Kargaşaya gücünüz yetmez Karadeniz’de.
***
Ozan Arif yukarıdaki şiiri yazmış, türkücü İsmail Türüt besteleyip okumuş ve bir karadeniz delikanlısı da amatörce bir çalışma ile buna bir klip çekip You Tube’a yollamış... Hadise bundan ibaret ...
Buraya kadar fkir hürriyeti ve sanat faaliyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir durum gibi görünürken, işgal medyasının bütün satılık ve kiralık kalem ve kelâm erbabı kıçlarına nişadır sürülmüş eşşekler gibi tepinip anırmaya başlayınca ortalığı bir tozdumandır kaplıyor... Bu hainler korosunun gazıyla iş çığırından çıkıyor ve bu ülkenin üç milliyetçi evlâdı işgal medyası marifetiyle yargısız infaz /recm/ linç edilmeye çalışılıyor...
***
Adam halk şiiri tarzında bir şiir yazmış... Öteki bu şiiri almış türkü formunda besteleyip okumuş... Bir diğeri de bunu amatör bir kliple yorumlamış...
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz; översiniz ,eleştirirsiniz,... Bu sizin şahsî tercihihinizdir...
Ama iş “vurun kahpeye” veya “söyletmen vurun” tarzı bir medyatik linçe dönüştürülürse bu, kültür-sanat alanıyla ilgili bir tercih meselesi olmaktan çıkar siyasî bir mesele haline dönüşür...
Hele ki, linççilerin başını, her ihanetin önde gideni işgal medyasının, her türlü ihanetten sabıkalı kaşarlanmış ve tesçilli hain takımı çekiyorsa; haklı olarak halk da “hooop, durun bakalım! Noluyoruz bi anlayalım” der...
Diyor da zaten...
Diyor ama ona ne ekranını açan, ne mikrafon tutan ne de manşetlerde yer veren var...
Olsun o yine de sesini duyurmanın bir yolunu buluyor... Evde, sokakta, çarşıda, pazarda, otobüste, dolmuşta, internette konuşuyor...
Bu konuşmalardan görünen şu: Halkımız bu işgal medyasına, işgal medyasının bu satılık ve kiralık kalem ve kelâm erbabına rağmen, bu şiiri de bu türküyü de, bu klibi de pek sevmiş görünüyor...
İnternette destek mesajlarının haddi hesabı yok, klip izlenme rekorları kırıyor...
İşgal medyasının paniği de bundan...
Bu yüzden Ozan Arifi’de, İsmail Türüt’ü de boyun eğmeye, özür dilemeye, yazdığına, yaptığına pişman etmeye, “ibret-i alem için” linç etmeye kesin kararlılar...
****
Yukarıdaki şiiri okuyun veya onun türkü formunda bestelennmiş halini dinleyin...
Bunlarda bu kadar gürültü koparacak ne var?
Başlıktan başlayalım:
Plan Yapmayın plan
Şair, en anlayışı kıt olanların bile anyabileceği kadar açık olarak “Bu halk için kötülük planları yapmayın” diyor...
Ne deseydi?
“Bu halk için kötülük planları yapanlar için Vatikan, AB, ABD, İsrail ve bütün siyonist-haçlı melanet şebekeleri kesenin ağzını sonuna kadar açıyor... Bu halk sahipsiz, arayanı soranı yok; bir planda siz yapın, bir kumpas da siz kurun düşmüşe bir tekme de siz vurun, , bir kötülük tohumu da siz ekin de zengin olun, köşeyi dönün, hayatınız kurtulsun” mu deseydi?
Plan yapmayın plan gitmez Karadeniz’de
Kahpelik yalan dolan tutmaz Karadeniz’de
Ne Conisi ne Rusu pusu kurmasın pusu
Bölücülük borusu da ötmez Karadeniz’de
Ne var bu kıtada itiraz edecek?
“İstediğiniz kötülük planlarını yapın, Karadeniz halkı dangalaktır bunlara alet olur, planlarınızın hepsi tutar... /Çünkü Karadenizliler kahpeliğe, yalana dolana pek meyyaldir../ Conisi, Rusu, Hristiyanı,Yahudisi, bu topraklarda kimin varsa gözü, rahatça öttürsün borusunu Karadenizde” mi deseydi ?
Bırakın çan çalmayı Ermenici olmayı
Millet böyle dolmayı yutmaz Karadeniz’de
Ogün böyle desinler bugün böyle desinler
Fatihalar Yasinler bitmez Karadeniz’de
“Bırakın şu ezan okumayı, her mahallede açılan kiliselere koşup zangoç olun, çan çalın... Millet böyle dolmayı yutmak için hazır Karadenizde... Ogün böyle desinler bugün böyle desinler ... Korkmayın artık Fatihalar Yasinler bitti Karadeniz’de “ mi deseydi?
Şerefini şanını ortaya koy canını
Hiçkimse vatanını satmaz Karadeniz’de
Vatan satsa bir kişi anında biter işi
Türk ve İslam güneşi batmaz Karadeniz’de
“Boş ver şerefi, şanı bunlar boş işler, şimdi geçer akçe *EDIT//NFK-Fan* ve kahpelik... Herkes vatanını satmaya hazır Karadeniz’de... Vatanıı satsa bir kişi, anında dolalra dolar cebi, düzelir bütün işi... Türk ve İslâm güneşi çoktan battı karadeniz’de” mi deseydi?
Bizde varken bu duruş emiceniz olsa Bush
Alayınız beş kuruş etmez Karadeniz’de
Anladık var gocunuz belli kuyruk acınız
Kargaşaya gücünüz yetmez Karadeniz’de.
“Bizde varken bu ihanete yakın duruş, emrin nedir çekinme söyle Mr. Bush... Alayımız size hizmete hazır Karadeniz’de... Sizleri gocundurup üzdüğümüz, kuyruğunuza basıp canınızı acıttığımız için çok pişmanız, artık istediğiniz gibi at oynatabilirsiniz Karadeniz’de” mi deseydi?
Şayet öyle deseydi İşgal medyasının satılık ve kiralık kalem ve kelâm erbabı bunu ayakta alkışlayıp yere göğe koyamazdı... “İşte çağdaşlık, uygarlık bu” diye günlerce manşet ve birinci haber yapardı...
Demek ki mesele Hrant Dink değil...
Hrant Dink bahane....
Hrant Dink’in arkasına sığınılarak her halkın en temel milli duygu ve düşüncesinin sonucu oluşan dinini, dilini, kültürünü, milletini,vatanını sevmek şuuru ve onları fiilî veya kültürel her türlü işgale karşı savunma refleksleri törpülenerek yokedilmek isteniyor...
Bu türkü ve klibinden Hrant Dink’in ailesi, yakınları ve hatta Türkiye'deki Ermeni Cemaati, alınmış, kırılmış, üzülmüş olabilir... Bunu ifade de edebilirler...
Bunda anlaşılmayacak bir şey yok....
Burada izahı gereken durum; işgal medyasının niçin Hrant Dink’i kalkan yaparak milli duygularını sözle, müzikle ve kliple -doğru veya yanlış/iyi veya kötü- ifade eden üç kişiyi yargısız infaza tabi tuttuğudur?
Ortada suç varsa bu memleketin, savcısı hakimi, adliyesi var... Size n’oluyor?
Hrant Dink’e yapılanla, bu üç milliyetçi sanatçıya yapılan linç; “ yargısız infaz” olmaları bakımından aynı şey değil mi?
Yargısızın infazın mağduru Ermeni ise niçin “hepimiz Ermeniyiz” oluyor da, Müslüman- Türk olunca “söyletmen vurun ” oluyor?
Yaptığınız planları bir türlü tutturamadığınız için mi bu kadar kin ve hınç duyuyorsunuz bu halka, ve bu halkın duygu ve düşüncelerine tercüman olanlara karşı?..
***
Bu ülkenin halkı bu toprakları kendine vatan kıldığından bu yana nice dış saldırılar, istilâ ve işgal denemeleri gördü... Nice ihanet çemberlerinin içinden geçti... Nice kahpe pusulara düştü, kaç bıçak darbesi yedi, kaç kurşun yarası aldı sırtından... O yüzden binbir yılın, binbir tecrübesiyle dost kimdir, düşman kimdir, hain kime derler iyi bilir...
Kısaca: Denize dökülmeden önce son çıkıştasınız...Şu hırlamaları, ulıumaları bir an önce keserek pılıyı pırtıyı toplayıp “vatan-ı aslinize” döndünüz döndünüz... Yoksa “Fatihalar, Yasinler bitmez” Anadolu’da... Apırsanızda bitmez, köpürsenizde bitmez....
Kaynak: http://siradisi.e-politica.com/topic/ozan-...iyor--3575.html