Kenan Paşa’yı alkışlamak!
Son bir haftada ülke genelinde bilmem kaç okulda meydana gelen şiddet olaylarında ölen kişi sayısı 10’u geçmiş.
Birkaç misli de yaralı varmış hastanelerde. Son olarak Samsun’da meydana gelen hadisede kız öğrencilerin bile saç-baş demeden birbirine girip meydan kavgası yaptıklarını hayretle izledik. Ve bir dolu yorumcu-uzman ekrana çıkarak fikir söyledi. Herkesin sorduğu soru şu: ‘Neler oluyor?’ Oysa şiddet bir sonuç. Özellikle yükseköğretimin durumu malum. Son dönemde hızla aşağılara inen düzey, politik kadrolaşma, ideoloji için eğitimin kurban edilmesi vs…
Kanal D’de yayınlanan Abbas Güçlü’nün hazırlayıp sunduğu formatı tam olarak belli olmayan, daha çok popüler insanları üniversite gençliğinin karşısına çıkaran bir program var. Önceki akşam jeneriğini görünce kendi kendime, ‘herhalde Abbas Bey bu önemli konuyu irdeleyecektir’ diye düşünerek izlemeye başladım. Öyle ya, bu kadar önemli ve vahim gelişmeler olurken, bir televizyon kanalının eğitim ile ilgili programından Yılmaz Erdoğan’a stand-up yaptırmasını bekleyemeyiz herhalde!
Öyle olmadı tabii. 12 Eylül Darbesi’nin ilk ismi Kenan Evren Paşa çıktı. Paşa’yı görünce içim ‘cız’ etti. Titreyen elleri, duymayan kulağı, cümleleri toparlayamayan zihnine, bir de öğrencilerin keskin soruları eklenince acınaklı bir tablo çıktı ortaya. Allah’tan Abbas Bey soruları naklederken yumuşatıp, yuvarladı.
Paşa kırgın ve kızgınmış meğerse. ‘İmam hatip okulları 12 Eylül döneminde açıldı’ iddialarını şiddetle reddetti. Onun döneminde sadece bir İHL açılmış. Sonra Atatürk’ten din eğitiminin önemini ve okullarda öğretilmesini gerektiren alıntılar yaptı. Eh Abbas Bey bu çelişkiyi sormadı tabii. Hem Atatürk ‘açın’ diyor, hem siz ‘açmadık’ diye övünüyorsunuz!
Nedendir bilmem bu ülkede inanılmaz bir imam hatip karşıtlığı, hatta düşmanlığı var. Öyle ki, bu okulları açma da, istersen git bar-pavyon aç! Sanki bu okullarda okuyanlar bu ülkenin çocuğu, verilen müfredat bu milli eğitimin müfredatı, öğretmenler de bu ülkenin insanı değilmiş gibi! Tuhaf bir durum!
Abbas Bey bir sonraki sorusunu; ‘Fethullah Gülen okulları’na ayırdı. Kenan Paşa, ‘benle çok görüşmek istedi’ demeden önce okulların hakkını teslim etti: ‘Aslında okullar mükemmel. Ama sorun dışarıda, dışarıda zehirliyorlar.’ İnsanın ‘nasıl yani?’ diye sorası geliyor tabii. Paşa sonradan kendisine Gülen’in bir saat ‘rüşvet’ olarak yolladığını, kabul etmeyip, ‘görüşürüm, ama kravatla gelirse’ dediğini ve bu yüzden Gülen’in gelmekten vazgeçtiğini söyledi. Güler misiniz, ağlar mısınız?
İyi ya da kötü bu ülkenin kaderine tesir etmiş, 7 yıl ülkeyi yönetmiş bir kişinin idrak düzeyinin böyle olmasına ne denir bilemiyorum. Ama ilginç olan Abbas Bey’in ‘Kravat takmıyor mu? İzmir müftüsü iken de mi takmıyordu?’ diye sormasıyla, ‘böyle programcıya böyle konuk’ demekten kendimi alamadım. Müftü ile vaizin, müezzin ile kadının (bayan değil kadı) farkını bilmeyenlerin imam hatipten rahatsız olması gayet doğal. Abbas Bey, Gülen’in hayatı boyunca müftülük filan yapmadığını bilemeyecek kadar terminolojiden bihaberdi.
Esas işin can yakıcı kısmı ise sonradan geldi. Yaşlı da olsa, titrese de, bu ülkede demokrasiyi katletmiş, darbe yapmış bir isim vardı stüdyoda ve öğrenciler ekseriyetle alkışlayıp durdular. Paşa, 12 Eylül sonrasında ‘içeri’ atılan on binlerce insan hakkında ‘haberim yoktu’ diyerek sıyırmaya kalkıştı, işkenceyi ‘her yerde var’ diyerek küçümsedi. Ve sıkı durun, bir polis ve bir astsubay işkenceden yargılanıp ceza almış. Kenan Paşa ‘daha ne istiyorsunuz’ dercesine durumu meşrulaştırmaya kalkıştı. Abbas Bey’den ses seda çıkmadı. Elbette Paşa’yı yargılayacak, ‘sen nasıl bu ülkenin demokrasisine darbe yaparsın’ diyecek bir irade yok bu ülkede. Zira aynı anda başka kanalda 28 Şubat tartışılıyordu ve bir askerin isteği üzerine masum düşünürler, gazetecilerin nasıl hayatının kaydırıldığı anlatılıyordu. O dönem suskun olan gazetecilerin dernekleri şimdi başbakana, ‘Basınımız kimsenin etkisinde kalmaz’ diyerek dikleniyor haklı olarak. O dönem sanırım henüz kurulmamıştı bu cemiyetler, konseyler!
Darbe yapan, şiddeti kurumsal bir şiddetle bastıran, binlerce masumun hayatıyla oynayan paşaya alkış, eğitimi teşvik eden, ‘Aman bu milleti cahil bırakmayın’ diyen din adamına aforoz. Sonra da, ‘Bu şiddet de nereden çıktı’ diye apışıp kalıyoruz! Kızlar yolmayın birbirinizin saçını başını, esas bu tabloya bakınca ülkenin geleceği adına kendi saçımızı başımızı yolmamız lazım...
03.03.2006
.................................
NFK-Fan söylediklerine aynen katılıyorum,ayrıca Nedim Hazar`ın yorumu hoşuma gitti ,siz de okuyabilirsiniz.