“İLERİCİ”, “GERİCİ”, “ÜÇÜNCÜ YOL”CU

Prof. Dr. Atilla Yayla'yı da mahkûm ettiler düşüncelerinden dolayı. Neden? 'Kemalizm ilerlemeden çok geriliğe tekabül eder' dediği için.

Ne yani, Kemalizm adına darbe yapanlara, yapılmadığında çağrılarda bulunanlara, bu millete demokrasiyi çok görenlere, 21. yüzyılda hâlâ 'tek tip' toplum özlemlerini gerçekleştirmeye çalışanlara 'gerici' değil de 'ilerici' mi deseydi?

Bu ülkede Kemalizm'i tek geçerli ve meşru 'düşünce sistemi' olarak görenler ne 'ilerici' ne 'çağdaş' olabilirler. Hayatın ve düşüncenin 'çeşitliliği'nden beslenmeyenler 'geriliğe' mahkûm kalır.

Kemalizm ve Kemalistler hakkında kelam edemeyeceksek bu ülkenin neredeyse hiçbir sorununu konuşamayız. YÖK'ün yasakçı zihniyetini, vesayetçi demokrasi anlayışını, darbe geleneğini ve darbecileri, Kürt sorununu, gayrimüslim azınlıkların durumunu nasıl tartışacağız Kemalizm'i pas geçerek?

Herhangi bir ideolojiyi 'yasa'larla korumak mümkün değildir. Hiçbir ideolojinin de 'yasalar' tarafından korunmak gibi bir ayrıcalığı olamaz. Düşüncelerin, ideolojilerin birbirleriyle serbestçe rekabet edebildiği bir ortamda gelişir fikirler, toplumlar. Mahkûmiyetinin ardından bir mesaj yayınlayan Profesör Yayla; 'Bizimle fikir mücadelesine girmeye yeterli birikimi ve medeni cesareti olmayanlar bu tür yolları kullanmaya devam edeceklerdir.' diyor ve muarızlarını fikirlerin serbest piyasasında özgür ve adil bir yarışa davet ediyor. Ama nerede, ayrıcalıksız, gerçek bir rekabete razı olanlar? Atilla Yayla'nın muarızları 'devlet'in kanatları altına sığınmayı tercih ediyorlar, toplum önünde ve eşit koşullarda bir rekabet yerine.

Farklı 'hakikat tasavvurları'nın yasaklandığı, belli düşüncelerin 'kayırıldığı', hatta dikte edildiği bir ülkede ne demokrasi, ne hukuk olur. Hukuku da, kamu otoritesini de belli bir ideolojinin emrine verdiğinizde sadece özgürlüğü değil, toplumu da geleceği de boğarsınız.

Mesele gelip de düşünce haysiyetine dayandığında Cemil Meriç'i hatırlamamak olmuyor. 'Bu memleket için tek tehlikeli insan vardır: Düşüncenin tehlikeli olduğunu söyleyen insan.' Ve isyanında da patlıyor Cemil Meriç: 'Düşüncenin kuduz köpekler gibi kovalandığı bu ülkede elbette düşünce adamı çıkmaz'. Yine de çıkıyor işte, engellenemiyor. Düşüncelere zorbaca hükmetmeye çalışanlar kendilerini tarih ve toplum önünde 'hükümsüz' hâle getirirler.

Atilla Yayla mahkemenin kararının ardından yayınladığı bir mesajda şöyle diyor: 'Özgürlük bedava değildir. Bir bedeli vardır. Bu bedelden hepimize bir pay düşmektedir. Özgürlük sevdamızdan vazgeçemeyeceğimize göre bu bedeli ödeyeceğiz.'

Orhan Veli dalgasını geçiyordu; 'bedava yaşıyoruz, bedava'. Bedava yaşamıyoruz, yaşamın bir bedeli var, hele düşüncenin ve özgürlüğün. Bu kadar değerli olan şey, özgürlük, bedava olur mu hiç?

Bu ceza, Atilla Yayla'nın şahsında Kemalizm'i tartışmaya cüret eden, gelecekte edebilecek olan herkese kesilmiştir. Semboliktir. Biz de korkacağız ve konuşmayacağız, öyle mi? İstenilen, 'iktidar seçkinleri'ne itaat etmemiz. Bunlar, 'iktidarlar'ını nereden alıyor ve 'seçkin'liklerine nasıl vehmediyorlarsa?

Karar, mahkemelerimizin düşünceyi yasaklamak konusunda ne kadar gayretli olduğunu gösteriyor. Kanunlarda suç olmasa da 'icat' edecekler sanki. Tabii bu tutum sadece yargıyla sınırlı değil. Mümtaz gazetecilerimiz de var. Geçenlerde biri, bu karardan sonra Atilla Yayla'yı savunanlara ne yapılacağını soruyor, 'Onların da yargılanmaları gerekmiyor mu?' diyor. Neden olmasın? Tıkın toplumun tümünü içeriye, yargılayın. Yapmadığınız şey mi?

Sonuç olarak; Kemalizm ya demokrasiye evrilecek ya da tarih olacaktır. 'Üçüncü yol'u yok bu işin.

 

İhsan Dağı

(Zaman Gazetesi, 01.02.2008)