Kıymetli Gönüldaşlarım;
Tarih yükseliş-alçalış gibi tabi seyri içinde aynıyla tekerrür ve tekabül etmez,misliyle tekamül eder.Zira tarihte meydana gelen her hadise,bütün kulaklar sağır,gözler âmâ,vicdanlar dumur olsa da o tarihin vücut ikliminin içinde fırtınalardan,nakıslıklardan ve hatalardan arınıp istikbalin kahramanları için bir ip ucu,bir sıçrama tahtası,keskin nazarlara ve dimağlara bir ibret vesikası olarak sunulur;yine tarih kendi zamanını yüceltenlerin madalyasını cilve-i ilahi üzerine ahir ömründe boyunlarına takarken asıl kıymetlerini de fikirlerinin tahakkuku için bir sonraki devire havale eder.
Tarih namütenahi,yuvarlak dört kutuplu bir hortum içinde bir su gibi dönen ve bu dairenin tepe- kutup noktasına Allah Resul’ünün devrinde ulaşan,keyfiyette bir daha ulaşılamayacak olan devir-ki bu devir yerle göklerin yaratıldığı devir-ve ondan sonra aşağılara süzülen “zaman”mefhumunun bir serüvenidir.Allah Resulü’nün mübarek vücuduna,nefesine ve kemiyette devrine yakınlığıyla müstesna tuttuğumuz Emeviler ve Abbasiler’in üzerinden su misali aşağılara kıvrılan zaman Yüce Beyan’ın sena ettiği Osmanlı devletini o mücerret tepe-kutbundan sonraki yan-kutbunda yakaladı.Ve sonra ilahi mukadderat ve zamanın devrini yaptığı mücerred dairenin gereği aşağılara,yani tepe-kutbun tam tersine alt-kutba düşüş…20.yüzyıla sarkan 19.yüzyıl…Bu tarih,zulmeti,zulümleri,istibdatı ve dalaletiyle birlikte aynı zamanda dördüncü yan-kutba yükselişin bir delaleti,zemini ve işaretiydi.
Evet 20.yüzyılın ortaları,zamanı düştüğü en dip kutuptan yukarılara taşımanın ve bunun mücadelesinin verildiği bir devir….Zamanı yukarılara çekmenin çetinliği ve zorluğu mücadele kahramanlarına o devre ait metodu da beraberinde getirmişti.Kimi zaman rüzgarı yarıcı aerodinamik bir füzeden daha keskin çıkışlar;kimi zaman da en haşin ve sert polemikler…Bu noktada metod,mücerret daire içindeki “zaman”ın bulunduğu yer,içtimai ve siyasi vaziyet ölçüsüne göre kıymetlendirildiği takdirde haklı ve geçerli,hatta hatalarıyla birlikte mazur görülebilir.
Evet şu an, 21.yüzyılın kapı eşiğinde;ilahi hikmete bağlı olarak zamanın tabi seyrinin iktizası ve hüccetiyle dört kutuplu mücerred zaman dairesinin dördüncü yan kutbuna doğru yükselen,ruhta ve maddede güçlü bir Türkiye’nin arifesindeyiz.Müjdeler Olsun!... Amma velakin, bu yükselişten başları dönenlerin;tezgahları başına yıkılanların;yükselişin önüne geçmek isteyenlerin,doğan güneşten rahatsız olan yarasaların ”kaos”tan nemalanmak isterken kendi “kaos”larında çırpınanların,gövdesi burada kökü dışarıda kimi mahfillerin olduğu ve bunların korkuya bağlı insiyakla kaçarken şehirleri yakıp yıkma ameliyesi üzerinde bulundukları ve çeşitli provakatif eylemleri tertiplediği muhakkak...Oyunları ve taktikleri belli:
1-) Laik-anti laik çatışmasını yeniden körükleyip halkı sokağa dökmek…
2-) Suni ve sözde “islami mücadele”örgütleri ortaya atıp,yine güya bunları suçüstü yakalamak ve deşifre etmek…
3-) Bizatihi içinde bulunmalarıyla birlikte “İslamcı” kisvesine bürünüp saf ve masum halkı devletin kimi kurumlarına karşı kışkırtmak veya yine o kisveyle “mütedeyyin halkın karşı kutbunda”olduğunu iddia ettikleri yerlere fiili olarak saldırmak ve suçu yine masum ve mütedeyyin halkın üzerine atmak…
4-) Yine buna bağlı olarak muhafazakar ve hamiyetperver insanlar üzerinde “korkaksınız”,”susma zamanı değil”,”sisteme entegre oldunuz” türünden psikolojik baskılar yapmak...
5-) Türk milletinin yekpare bağlayıcı unsurlarını kopararak etnik ve mezhepsel çatışmalarla “kaos”ortamı oluşturup,bu “kaos”un tozu dumanı arasından menzillerine doğru süzülmek…
Yegane mekanları:
Çarşı,sokak,kahvehane,üniversite ve özellikle çağımızın en tesirli verimlerinden biri olan internet ortamını kullanmak…
Evet saygıdeğer gönüldaşlarım,
Türkiye’miz şu günlerde yakaladığı istikrar ve terakkiyle birlikte hassas bir geçiş döneminin içine girmiş olup,maatteessüf bu geçiş sürecini fırtanaya çevirmek isteyen kimi grup ve şahısların varlığını müşahede etmekteyiz.Ülke olarak bu geçiş sürecinde ortaya koyacağımız tavır ve stratejilerimiz Türkiye’nin yerleşeceği yeri zaman bakımından müspet veya menfi noktada etkileyecektir.Umuma şamil bu ikaz ve istişare mahiyetindeki yazımızın,en derin fikir ve nazari planda aksiyon şuurunun mümessilleri Büyük Doğu nesline bakan cephesiyle deriz ki;
Büyük Doğu salt nazari planda ve toprağa bağlı ölçüler içinde günübirlik siyaset,politika ve etrafı kabaca çevrilmiş herhangi bir devlet sisteminin basit bir siyasi ve ideolojik planı değil;Büyük Doğu MEVCUDA TAKILMADAN sadece iyiyi,güzeli ve doğruyu aramanın bulmanın ve bulduğunu sert ve yıkıcı metodlara asla kullanmadan sadece kalp ve kafa nahiyelerin altına topluluk şuuruyla sızmanın adıdır.Zira Büyük Doğu beş hassenin üstünde ve toprağa bağlı adi,siyasi politik hesapların üstünde bir MÜCERRET FİKİR’dir.Büyük doğuda ise NİZAM kendi iç zuhurunun tabi bir tekamülüdür.Bu hususiyete istinaden Büyük Doğu’nun belli başlı herhangi bir antitezi olmayıp daha açık bir ifadeyle düşman cephesi yoktur.Büyük Doğu en kat’i bedahet ölçüsüyle haklı davasında MUTLAK ve SADECE GÜZEL’i ortaya koyma ameliyesiyle tez’i vardır.Buna bağlı olarak hem içinde bulunduğumuz devrin ve hem de Büyük Doğu’ya münhasır Mücerret fikrin iktizasıyla deriz ki;
“Zaman”Sert ve fevri;yıkıcı ve protest çıkışların zamanı değildir.Zaman korkutmak yerine sevdirmenin;yeis’e düşürmek yerine ümitlendirmenin;inançsızlık ve fikirsizlik elemi altında inleyen gönülleri doldurmanın zamanıdır.
Bu vesileyle,gerek gerçek hayatta gerekse internet ortamında saf,temiz,masum,iyi niyetli ve heyecanlı kardeşlerimizi,kendi sert ve kaba metodlarıyla kışkırtmaya çalışan kişilere,kendi meşreplerine uygun yerlerde hareket etmeleri için kapıyı gösteriyor;itidalini muhafaza eden gönüldaşlarımıza da muhtemel tahrik ve kışkırtmalara alet olmamalarını önemle rica ediyoruz.
Allah yar ve yardımcınız olsun.