Nick telafuzunun güçlüğüyle meselenin ne alakası var, şimdi de oraya mı atlıyoruz? 'ölülerin ardından konuşulmaz' demiş ve hatta bunu apostrof içerisine almışsınız, dinimiz böyle bir şey mi öğütlüyor? 'ÖlüleriNİZİ hayırla yad ediniz' düsturunun her ölüyü kapsamadığını, bizim ölülerimizi kastettiğini ve ayrıca bunun şahsiyetle ilgili olduğunu, bir kişinin şahsında bir tavır eleştiriliyorsa bu düsturun kapsamı üzerinde de düşünmek gerektiğini bilmiyor musunuz (Zira bu ölüyü değil, ölünün şahsında ve yaptıklarının ışığında bir tavrı eleştirmektir)? Ölülerin ardından konuşulmaz, iyi valla. Üstad filan okumayın, çok fazla yapar o bunu. Öldü diye Atsız'ı filan da eleştirmeyin sakın, varsın onun saçmaladıklarıyla hayatını yönlendirsin insanlar. Bedir'de gebertilenlerin atıldığı kuyunun başına gidip onlara azabı tadıp tatmadıklarını soran, 'şimdi gördünüz mü?' diye sual eden bir Peygamberimiz vardır ki bu hareketi pek de farklı değildir. Tebbet suresini de okumayın bir daha, eleman nalları dikeli 14 yüzyıl oluyor, ilgilenmeyin ölülerle. 'Ölen kişi kim olursa olsun isterse koministin önde gideni,isterse firavun...........' Hezarfen Kevser Çelebi'den bilabedel uçuş gösterisi. Harika, harika! Geçelim.
Üstad hazretleri 'herkesin çapını ve ölçüsünü müşahade etmiş olduk' buyuruyorlar. Bence yanlış müşahede etmişsinizdir, anteniniz bozuk. Zira çift satır mütefekkiri ne buyuruyor bakın: Şunu diyeyim (demeseydin daha iyi olurmuş): Günde beş defa küfrettiğin Ebu Lehep'lerin, Fazıl Hüsnü'lerin ölüsüyle haşır neşir olmaya devam et. Aliş, nazlı kelebeğim vb. ifadeler kullandığın bense, dirilerin fikirleriyle mücadele etmeye devam edeyim.' Ohohohoyy. Alkıış! Bir derin, bir felsefi, bir de edebi. En azından okuduğunu anlayabildiğine ve iyi niyet maskenin altında tahriflere başvurmayacak temizlikte bir yüze sahip olduğuna inanırdım. İnsan saçmaladığını farkettirmemek için tahriflerden medet umup anlamamış taklidi yapmaya tenezzül edebiliyor demek ki. Küfretmek hususundaki uçuşu pas geçiyorum. Bir! Fikirler ölmez, sahipleri ölse de. Temsil edilen fikirler üzerinden bir kişinin değerlendirilmesinde ve tenkit edilmesinde ölü veya diri arasında hiçbir fark yoktur. Ölmek insanı kurtarmıyor ya da dünyada da her şeyiyle yok etmiyor! İki! Ben fikirlere bakarım, sen kişilerle muhattap ol tavrına tenezzül etmemeni söylememiş miydim? Mevzu nefsaniyse ölüler hoş karşılanabilir, fakat fikirlerle ilgilendiği iddiasındaki sayın çift satır mütefekkiri, ölülerin kıyamete kadar yaşayacak fikirleri ve remzlendirdiği şemalar üzerinden değerlendirilmesini kim yasaklayabilir? Ebu Leheb'le benim şahsi bir husumetim yok, fikri bir husumetim var ve bu yüzden onu ne yok sayacak, ne de hayırla yad edeceğim yeri geldiğinde. Şimdi böyle aforizma üfürükleriyle mevzu çözdüğünüzü sanıyorsunuz da, o kadar basit değil görüldüğü gibi. Şahsi mevzular hakkında ne yazdığımı okudunuz mu, okuduysanız anladınız mı? Bu sorulardan en az birisinin cevabı 'hayır'! Bak yavrucuğum birisi beni üzmüştür, yaralamıştır, tokat filan atmıştır; adam ölünce bu hususta kendisini affederim, arkasından konuşmam. Ama bu adam şahsıyla bir prototipi remzlendiriyorsa, sadece bir birey değilse (yani toplumun önündeki bir şahıssa); bu adamın fikir ve tavrını sırf adam öldü diye ele almamak hangi derecede bir zihin zaafıyla açıklanabilir bilemem. Buradaki insanlara dahi ilkokul çocuğuna bir konuyu anlatır gibi yazmak zorunda kalıyorsak işimiz var vallahi.
Sana üslubun, kullandığın edebi kırıntıların ve ucuz söylemlerin en hasını yöneltirim ama bunu yapmayacağım.
Yapmayacağın şeyin reklamını yaparak korkutmaya mı, üzmeye mi çalışıyorsun anlamak güç. Ben şahsen her ihtimale karşı hem korktum, hem de çok üzüldüm çaban boşa gitmesin diye. Aba altından sopa göstermek de, 'dur ben edepli adaplı olayım da o kötü görünsün' düşüncesi de çocukça...
Dirilerin fikirleriyle mücadele eden sayın aforizma üretim çiftliği, Üstad veya Hazret-i Ali, Hazret-i Ebu Bekir gibi isimleri telafuz ettiğinizi görmeyeyim!