5. Perde
İbrahim Ethem gömleğinin söküklerini dikiyor.
BALIKÇI - Ver de söküklerini ben dikeyim... Dakikalardır uğrasıyor, bitiremiyorsun!
İBRAHİM ETHEM - Nefsimi mesgul etmeğe bakıyorum. O beni mesgul edeceğine ben onu mesgul edeyim... Mümkün olsa da bir yandan söksem, bir yandan diksem...
(Balıkçı merakla ibrahim Ethem'e sokulup kumluğa oturur)
BALIKÇI - Kuzum, nedir senin su nefs dediğin?.. Senden baska bir sey mi?..
İBRAHİM ETHEM - (Hep dikisle mesgul) O, hem ben, hem benden baska bir sey...
BALIKÇI - Nasıl olur?
İBRAHİM ETHEM - Basbayağı olur!
BALIKÇI - Ben balakçıyım, Benim kayığım dediğim zaman, kayık ayrı ben ayrı değil miyim?..
İBRAHİM ETHEM - Nefse gelince is değisiyor. O, hem sen' oluyor, hem de senin dısında bir
sey... Sende ne varsa onlara benim suyum, benim buyum demiyor musun?.. Benim elim; benim ayağım,
benim basım... (Cosar) Ya sen nerdesin? Sendeki her sey ayrı ayrı senin olunca sen neredesin?..
Bendeki her sey, benim, benim diye sayıp tükettikten sonra ben neredeyim?..
BALIKÇI - Aklımı oynatma benim!..
İBRAHİM ETHEM - Aklın oynasın da altından çıkanı gör!
BALIKÇI - O zaman nefs mi çıkar meydana?..
İBRAHİM ETHEM - Nefs çıkar! Senden kopar, Olancâ marifetiyle karsına dikilir. Köpeğe benzer, akrebe benzer, yılana benzer.
BALIKÇI - Nefs ruh mu yoksa?
İBRAHİM ETHEM - Ne gezer!.. Ruhun karsılığı, ters tarafı... Allah, gecenin karsısına gündüzü
diktiği gibi, kalbimize nefs ile ruhu islemis... Kalb'ın toplayıcı hakikatı doğmus... O da, ben dediğin seye ayna olmus...
BALIKÇI - Ne derin sır!..
Vesselam