Benim "Bab-ı âdî" dediğim yer... Kuruluşundan bugüne tamamen bize zıt bir müessese... Tanzimattan beri, birkaç sözde ismi Türk ve müslüman insan... Fakat hakikatte yahudi sermayesi, emperyalizm dâvası, âdet ve an'anemizi bozma gayesi ve onun plânı... O matbuat o gün bugün terakki ede ede gelmiştir.
Bir gün, bir gazete, benim için "İşte, sen ancak on - onbeş bin satarken biz yüzbin satarız!.." gibilerden bir yazı yazmıştı.
Cevap verdim:
"Sen yüzbin değil, beş milyon da satabilirsin. Beş milyon fahişe işleten bir umumhane beş milyon kişinin vicdanına hükmettiğini iddia edemez!.. Ama benim onbeş bin kişim, öyle onbeş bin kişi !
(Yolumuz, Halimiz, Çaremiz Konferansından)
Mükemmel bir hücum örneği...
Teşekkürler.
Bab-ı adi bize sahte kahramanlarla birlikte onların ucuz dalkavuklarınıda anlatır. Ben bab-ı Ali yi okuduktan sonra anladımki bunca cüceyi dev yapan sadece zamanmış. Zaman ve mekan bazen pireyi deve gösterebilir küçük birkaç çalışmayla. Zamanı iyi kullanarak efsaneleştirmişler bu isimleri. Şahsen görmediğimiz için kendilerini nasipli saysınlar(gerçi Üstadla aynı devirde olmaları..... öğlen oldu mum söndü diyelim).
Vakit aynı vakit
Zerre bir inkilap yok
Hâlâ on beş bin kişiyiz
Hâlâ milyonlar karşımızda
Netice:
Kulaklar sağır milyona
Ruh açık sayılıya...
Bu dünyaya garip geldik garip gideceğiz
Bu dünyaya garip geldik garip gideceğiz
Bu konuda hadisi şerif var:
"Bu din garip geldi,garip gidecek,ne mutlu o gariplere" diye
Müthiş bir taşlama... Allah mekânını Cennet eylesin..