:) Üstad iktidarı çok eleştirirmiş, yine inönü dönemi, kulakları duymayan inönü'ye ithafen dergisine başlık atar :
BAŞIMIZA KULAK lazım.
Üstadın yeniden tutuklanması için sebeb ama taşı gediğinde oturmuş; surda bir gedik açtık mukaddesmi mukaddes ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es.
Selamlar,
Evet, bu dillere destan "KAPAK", Büyük Doğu'nun Milli Şef hazretlerinin emri ile kapatılmasına vesile olmuştu.
"İnönü" demişken Osman Yüksel'in harika nüktesini de buraya yazmamak olmaz.
Osman Yüksel İsmet isimli bir hanımla evlenmiştir, bu evliliklerinden tek çocukları olur, yalnız o da henüz 1 yaşında iken rahmet-i Rahmana kavuşur. Bir daha da çocukları olmaz. Milli Şef'in zulümleri ise zaten aşikar... Mukaddesatçı aksiyon ve fikir adamlarının başında bekleyen topuz halindedir sistem, ve onun temsilcisi, yönlendiricisi İnönü, veya nam-ı diğer Sağır İsmet... Osman Yüksel bu hâl üzerine şöyle bir nükte atar ortaya:
- İki İsmet tanıdım, biri hürriyetimden, biri zürriyetimden etti beni!..
Saygı ve selamlarımla
- İki İsmet tanıdım, biri hürriyetimden, biri zürriyetimden etti beni!..
Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti seni rahmetle anarken bile hafif bir gülümse beliriyor dudaklarımda... :)
Üstadın, kapağında kulak resmi bulunan meşhur dergisi: Başımızda Kulak İstiyoruz :)

Üstad, Benim Gözümde Menderes isimli eserinde kulak meselesini şöyle anlatıyor:
"SENE 1946... Büyük Doğu'nun üçüncü yılı ve ikinci devresi... Örfi idare tarafından kapatılmış bulunuyoruz. Sebep, kapağımıza koyduğumuz kocaman bir kulak resmi ve üstünde bir yazı: Başımızda kulak istiyoruz!
Bu kapak kompozisyonunun zahirdeki mânası, istediği kadar «milletin dertlerini dinleyecek bir devlet kulağına muhtacız!» demek olsun... Halk Partisi çetesinin başı «Şekavetmeâp Efendimiz» in sağır olduğu malûm... Hemen onun sağırlığını işaretlediğimiz hükmüne varıyorlar ve bizi kapatıyorlar...
İyi ki, bu kadariyle kaldılar ve beni zindana atmadılar. O güne kadar yedek subaylığımı yaparken siyasî yazı yazmış olmaktan yediğim ve Sultan Ahmet Cezaevinde ucundan gördüğüm bir günlük hapis müstesna, hapishane nedir, tanımış değilim."
Teşekkürler Reyhan Hanım.
Ben ilk okuduğumda çok gülmüştüm. Müthiş bir hiciv yeteneği.
Bizim şaklaban şovmenler okusunlarda küfürsüz ve belden aşağı olmayan hiciv neymiş kelimelerin efendisinden öğrensinler!
Selametle...
İşte! büyük insanların dili kullanma ustalığı :))
harika demek dışında bir şey gelmiyor insanın içinden
Üstad bu baksanıza, başka söze ne hacet...
Selamlar,
Evet, bu dillere destan "KAPAK", Büyük Doğu'nun Milli Şef hazretlerinin emri ile kapatılmasına vesile olmuştu.
"İnönü" demişken Osman Yüksel'in harika nüktesini de buraya yazmamak olmaz.
Osman Yüksel İsmet isimli bir hanımla evlenmiştir, bu evliliklerinden tek çocukları olur, yalnız o da henüz 1 yaşında iken rahmet-i Rahmana kavuşur. Bir daha da çocukları olmaz. Milli Şef'in zulümleri ise zaten aşikar... Mukaddesatçı aksiyon ve fikir adamlarının başında bekleyen topuz halindedir sistem, ve onun temsilcisi, yönlendiricisi İnönü, veya nam-ı diğer Sağır İsmet... Osman Yüksel bu hâl üzerine şöyle bir nükte atar ortaya:
- İki İsmet tanıdım, biri hürriyetimden, biri zürriyetimden etti beni!..
Saygı ve selamlarımla
bu nüktenin anlatılması beni üzüyor. çünkü bu nükteyi Serdengecti birkez yapıyor eşi ismet hanım çok üzülüyor.ve o üzülünce bir daha hiç yapmıyor.yani Serdengecti'nin anlatılmasından rahatsız olacağı bir nükte.
siyasette büyük koltukalrda oturanların böyle karikatürlere yazılara ibretle bakmaları lazım.tayyip erdoğoanın kedi karikatüründe ki tutumunuda tasvip etmiyorum.
şimdi Türkiye Başbakanının anasına küfrediyorlar; adıda basın özgürlüğü..
faşist, diktatör ismet dönemini hatırlayan yok!
Halk Partisi çetesinin başı «Şekavetmeâp Efendimiz» in sağır olduğu malûm... Hemen onun sağırlığını işaretlediğimiz hükmüne varıyorlar ve bizi kapatıyorlar...
İsmetler çok alınganmış ya hu! :D
Harika bi şey demiş üstad..
mehmet niyazi'den duymuştum...üstad bir dergi kapağına da bir tarafa inönünün resmini bir tarafa da maymun resmi koyup alt tarafa yazıyor...İNÖNÜ VE BENZERİ...
ve yine kapatma ve mahkeme...
Rabbim rahmetini esirgemesin Üstadımız üzerinden...
ne zeka!!!
Abdülhak Hamid'in Üstada hitap ederken kullandığı gibi:
"Ey zeka nerdesin?"
Töbe estağfurullah yahu. Abdullah Gül'ün kulağından rahatsız olması aklıma geliyor da, şu hadiseyi hatırladıkça bir tuhaf oluyorum. :) Allah'tan mevzu aynı mevzu değil. Gül'de ne ebedi şef gibi duyma kaybı, ne de kulaklığı takılı olduğu halde işine gelmeyeni duymama numarası yaparak yırtmaya çalışacak namussuz bir şark kurnazı karakteri var.