Mantık Kabul Eder, Ruh Kusar!

Başlatan: mehmet Tarih: 30.12.2007 20:12 Cevap: 31

ME
30.12.2007 20:12
#1

..................

 

Bir yaz günü... Sofra kurulmuş, yemek yenilecek... Her şey hazır... Merhum Üstad Necip Fazıl Kısakürek, masanın üzerindeki içi su dolu "viski şişesi"ni görünce sorar:

 

"Bu ne?"

 

Cevap verir, oğlu;

 

"Baba; soğuk su için.... Buzdolabına ancak bu şişeleri koyabiliyoruz da!..."

 

İtiraz eder üstad:

 

"Olmaz!.."

 

İzaha çalışır oğlu...

 

"Baba inan ki çok iyi temizledik, bol sabun ve kaynar sularla yıkadık."

 

Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından:

 

" O halde oğlum; yarın lazımlık satan bir dükkana gideceksin ve oradan el değmemiş bir lazımlık alacak, çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin!

 

İçebilir misin?...

 

Elbette içebilirsin... Hiçbir mahzuru da yok...

 

Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!"

 

 

........................

 

 

28 aralık 2007/ Hasan Karakaya (Vakit Gazetesi'nden alıntıdır.)

EK
30.12.2007 22:18
#2

hassasiyet.....

 

Allah herkese nasip etsin :)

W-
03.02.2008 05:00
#3

amin.....

AD
20.02.2008 16:36
#4

Allah onlara layık bir gençlik nasip etsin bu millete. işte müslüman şahsiyeti!

IS
23.02.2008 12:53
#5

harika bi teşbih günümüzde ruhumuz hep kusuyor ama bundan bihaber yaşıyoruz allah cc. anlamayı nasip etsin.

HA
24.02.2008 05:06
#6

OFF....................................

kişi dört duvar arasında kendi kendinede utanabiliyormuş demekki! ANLADIM.

Isır oğlum dilini hatta dişini bile kırabilirsin!!!

KE
16.06.2008 15:10
#7

cok güzel ibretlik

SE
08.07.2008 13:06
#8

mükemmel bir babalık vasfı...

BA
09.07.2008 03:29
#9

güzel insandan güzel cevap. :)

EH
09.07.2008 15:07
#10

İÇki çok kötü birşey arkadaşlar, vücuttan tam 40 günde siliniyor, sakın denemeyin hiç hoş birşey değil....

OG
23.07.2008 15:20
#11

Maşallah bu ne ince bir bakış

NU
30.07.2008 17:04
#12

harika ya

en güzel verilebilicek cvp bu iste :D

BA
01.09.2008 08:35
#13

harika gerçekten harika tüylerim diken diken oluyor arkadaş....paylaşan arkadaşlara teşekkürler...

E-
02.09.2008 19:47
#14

üstad, oğlu da olsa babası da olsa cevabını esirgemiyor...

SA
29.10.2008 16:35
#15
üstad, oğlu da olsa babası da olsa cevabını esirgemiyor...

valla helal olsun üstada tek kelimeyle mükemmel bir şahsiyet

SA
01.06.2009 17:34
#16

İbret alınacak harika bir cevap olmuş,teşekkürler.

BA
01.06.2009 20:57
#17

cevapki ne cevap o anda parmaklarını ısırır insan

SU
01.06.2009 21:18
#18

mantığın ruh hakikatinin önüne geçemiyeceğini anlatan mükemmel bir cevap...Allah razı olsun üstad dan...

CA
07.07.2009 03:32
#19

Helal olsun ibret alınacak şeyler bunlar ya...!

FU
07.07.2009 14:32
#20

çok güzel ruhun şad olsun

IB
07.07.2009 14:42
#21

üstada olan sevgimi kimse bilemez.. lakin.. bu biraz vesvese olmuyor mu? Allah Resulü, bu tarz konularda hiçte seçici değildi, bir yahudi kadının dahi verdiği keçiyi yiyebilen, sahabelerin kafirlerin verdikleri taslardan su içtikleri, ikram ettikleri yiyeceklerden almaları.....

 

kaynar suda yıkanan, içki bardakları şeriatta temiz sayılırken, bu biraz ifrat değil mi?? iyi niyetle yaklaşanlar cevap yazabilirse sevinirim.. sataşmak için ve laf atmak için klavyesine eli uzananlara hakkımı gözleri önünde bulundurmalarını hatırlatırım!

IB
07.07.2009 20:34
#22

bir cevap gelmeyecek mi?

MU
07.07.2009 21:26
#23

Bize ifrat gibi görünen şey bir başkasına tefrit gibi hatta gibisi fazla, tefrit gelebilir...

Falanca, 5 vakit namaz kılın birisini işitince; "ne o, uçacak mı yoksa" der de, kendisi hakkında söylenenleri işiten kişi, işin yahut uçmanın neresinde olduğu pekala bilir...

Bu, (müslamanlıkta) ileri gitme hususunda en basit, en garip ve zaman itibari ile en çok duyduğumuz laflardan bir laf, misallerden bir misal...

Ve musallinin penceresinden geride kalmanın en acıklı manzarası...

 

İfrat ve tefrit noktasında her müslüman için dengelenmesi, denge olması gereken hususlar hariç bir takım özel durumlarda (misal, bu konu; viski şişesinde muhafaza edilmeye çalışılan su) davranışlar, tepkiler; insanın o an için içinde bulunduğu atmosfer yahut mizacı ile alakadar...

Hatta büsbütün ruhî durumu ile ilgilidir diyebiliriz durduğu yer, söylediği söz...

"... ruh kusar..."

 

Allah Rasulü'nün hayatından bir kaç örnek vermişsiniz ki; doğrudur...

Ne iş, diye sizinle beraber ihtimal ki başkaları da düşünebilir...

Birbirine benzer gibi görünen durumlar ve bir yanda Rasulullah diğer yanda Üstâd!...

Bu noktada hadiselere zamanın şartlarını gözardı etmeyerek bakmakta fayda var diye düşünüyorum...

Yine de tatmin olamadım diyenler için son olarak Tebrizli Şems (ks.) ile Mevlânâ (ks.) arasında geçen şu şaşılası soru ve cevaplı hadiseyi not edelim. Ve bu noktada açılan konuyla ilgili zihnimizdeki vesveseleri def edelim...

 

Hadise:

 

Şems sorar:

 

-Ey Müslümanların imamı!... Bir müşkülüm var. Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bistami mi?

Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, bir müddet sonra kendi toparlar ve cevap verir;

-Bu nasıl sual böyle? Tabi ki, Allah"ın elçisi Hz. Muhammed bütün yaratıkların en büyüğüdür.

Zaten beklediği de bu cevaptır Şems'in. Mevlânâ'dan almak istediğini alan, duymak istediğini duyan Şems asıl sorusuna geçer:

-"O halde neden Peygamber bu kadar büyüklüğü ile Ya Rabbi seni tenzih ederim, biz seni layık olduğun vechile bilemedik” buyururken, Bayezid, “Ben kendimi tenzih ederim! Benim şanım çok yücedir. Zira cesedimin her zerresinde Allah"tan başka varlık yok!..” demekte?

 

Bu esas ve esaslı sual karşısında Mevlânâ cevaben, dili ile değil adeta sır dolu göğsü ile şöyle mukabele eder :

-Hz. Muhammed, müthiş bir manevi susuzluk hastalığına tutulmuştu, "biz senin göğsünü açmadık mı?" şerhiyle kalbi genişledi. Bunun için de susuzluktan dem vurdu. O her gün sayısız makamlar geçiyor, her makamı geçtikçe evvelki bilgi ve makamına istiğfar ediyor, daha çok yakınlık istiyordu. Bayezid ise, bir yudum suyla susuzluğu dindi ve suya kandığından dem vurdu. Vardığı ilk makamın sarhoşluğuna kapılarak kendinden geçti ve o makamda kalarak bu sözü söyledi.”

ÇE
18.04.2010 14:47
#24
Üstad yine "olmaz" der ve şu ibretli sözler dökülür ağzından: "O halde oğlum; yarın bir lazımlık bulacak, bol sabun ve kaynar suyla yıkadıktan sonra çorbanı da bu lazımlıkla içeceksin! İçebilir misin? Hiçbir mahzuru da yok... Amma velakin; mantığın kabul etse de, ruhun kusar bu çorbayı!"

 

Doğru söze ne denirki..!!!!!

NA
26.04.2010 12:11
#25
Doğru söze ne denirki..!!!!!

 

Doğru söze ne denir ki..!!!!

 

denir.. :D

TU
04.05.2010 16:13
#26

Olayı okurken gözümde canlanan ortam, gayet samimi bir aile sofrası. Buna kadar her şey normalken, bir müslümanın evinde hiçbir şekilde o zıkkım bulunamazken, Üstad'ın sofrasında yahut evinde nasıl olur da içki şişesi bulunur? "Mantığım" almıyor dostlar :D

 

"Mantığım" kabullenemezken böyle bir olayı, ben de "misafirliktelerdir" cevabını veriyorum kendi kendime :D

TU
04.05.2010 16:28
#27
bir yahudi kadının dahi verdiği keçiyi yiyebilen, sahabelerin kafirlerin verdikleri taslardan su içtikleri, ikram ettikleri yiyeceklerden almaları.....

 

 

Yiyecek hiçbir şeyin olmadığı duruma maruz kalan biri için; ölmemek, açlığını bastırması adına hınzır eti yemesi caiz olan bir dine mensubuz. Zaruri durumlarda haram-helal değişebildiğini biliyoruz. Bu durum da onlardan bi tanesiydi. Ayrıca bu konu intiharın ucundan-kıyısından dinde olmadığını da vurguluyor!

IB
04.05.2010 17:14
#28

Zaruret halinin; haramı helal yaptığını elbette biliyoruz. Lakin sahabelerin; kafirlerin bardağından ikram almaları anınında bir zaruret olmadığını da biliyoruz. Bir diğer kardeşimizin verdiği örnekler de pek bir havada. 5 vakit namaz kılan kardeşimizin davranışı bize ifrat gibi gelemez; çünkü farz. Şems ve Mevlana Hazretlerinin arasındaki mesele de; zaten onların makamının kaldırabileceği bir durumdur.

 

İnşaalla Rabbim bu konuyu en doğru şekli ile kalbime sokar...

TU
04.05.2010 17:23
#29

ibniss kardeş ben acizane şunları belirteyim uzatmadan...İmam azam hz lerinin elbisesine namaz kılmasına engel olmayacak kadar küçük bir kiri çıkarmak niçin ne yaptığını ve bunu gören birisinin niçin böyle yaptığını ve fetvasını hatırlatınca o fetve bu takva deyişini sizde biliyorsunuzdur...ayrıca müminler arasında dereceleme var ve bu dereceleme olmasaydı biz sahabelere müslüman deseydik kendimize ne dememiz lazım dı yok bize müslüman deseydik onlara ne dememiz lazımdı..bu noktadan hareketle şunu söyleyebiliriz Bazı zatlara ruh mertebelerinden dolayı farz olan şeyler avam insanı için farz olmyışı göz önünde bulundurulunca Üstadın ruh seviyesi itibari ile böyle demesini ifrat diye değerlendirmnin yanlış olacağını düşünüyorum...zaten üstad avam insanı gibi yaşasaydı ,asıl o zaman tereddüt etmeliydik...hatamız varsa affola ve düzeltile...

IB
04.05.2010 17:30
#30
Bazı zatlara ruh mertebelerinden dolayı farz olan şeyler avam insanı için farz olmyışı göz önünde bulundurulunca Üstadın ruh seviyesi itibari ile böyle demesini ifrat diye değerlendirmnin yanlış olacağını düşünüyorum
Allah razı olsun.. sık sık kullandığım bir lafız idi yazdığınız; ama kalbime üstadla beraber yerleşememişti...
MU
07.07.2010 15:52
#31

Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinin buyurdukları hikmetli sözlerinden biri, Üstad'ın bu hatırası ile muhteşem bir paralellik arz ediyor.

 

"Efendi hazretleri buyurdular ki:

Hassas, nâzik ruhlu kimse, fabrikadan yeni çıkmış ve anbalajından kendisinin ayırdığı bir çocuk oturağı içine yemek koyup yiyemez. Onun benzerlerine necâset konulduğunu hâtırlayarak tiksinir. Küfür alâmeti olan şeyleri kullanmak da böyledir. İmanı kuvvetli, dinine hassas olan, nasıl övülürse övülsün, onları kullanamaz."

 

(Süleyman Kuku-Son Halkalar ve Seyyid Abdülhakîm Arvâsî'nin Külliyatı-1.Cilt - s.299)