Sizin cemiyetinizde herkes hırsız ve kolları yerindedir; bizimkindeyse kimse hırsız değil ve kolları yine yerinde... Hangisi üstün?..
Hak ile bâtıl arasındaki keskin farklı izah eden muhteşem bir tarif. Bâtıl sistemlere göre idare edilen memleketlerde suçun işlenmesi neticesinde verilen ceza, bir daha suç işlemeye engel olmadığı/ olamadığı gibi, ruhu hakikat ile beslenemediği için işlediği suçtan dönmeyecek olanlara da suçu namütenahi defa işlemeye yönelik bir teşvikte bulunmakta, cezanın içte(ruhta) ve dışta(cemiyet) hiçbir yaptırım gücü olmamakta ve cemiyetteki bu hastalıklı hâl bir ur gibi büyümekte. Kesilmeyen kol, bir cürüm makinesi olmaktan başka bir işe yaramamakla birlikte, suç işlediği halde kolun kesilmediğini görenler de suç işlemekte berdevam. Bâtıl sistemin, ruhları imar edemediği gibi, harabeye dönmüş vaziyetteki ruhların işlediği suçlara engel olacak, suçun düşünülmesine imkan dahi vermeyecek bir yapıyı kurması gayri-mümkün.
Müşahhasta suçun işleyicisi olan aza yok edilerek, öncelikle düşüncede, mücerrette doğan suç işleme fikrini de yok eden, yani suçu kökünden kazıyıp atan sistem; işlenen suçun büyüklüğü ne boyutta olursa olsun, verilen cezanın sırt sıvazlayıp, aferin demek kabilinden olan batıl sistemin ceza kanununa nispetle, suç ve ceza mevzuunda bile işin köküne kadar inileceğini gösteren ne büyük bir nişane.
Parça, bütünün habercisidir kelamına mukabil, ferdi ve cemiyeti hizaya getirecek bu sistemin bağlı olduğu mukaddes dinin ne muazzam bir keyfiyette olduğunu, onsuz hiç bir şekilde ferde ve cemiyete mukayyet olunamayacağını, onsuz yaşamanın da en büyük felaket olduğunu anlamak adına önemli bir noktadayız.
Suç ve ceza demişken, Raskolnikov'un bâtıl sistemindeki cemiyet her daim adam öldürmeye, öldürülen adamların kanlarının yerde kalmasına, verilen cezanın yeni bir cinayetin işlenmesine engel olamamasına mahkum... İslamdaki insan ruhunu ve davranışını kontrol altına alan ipler, suç işledikten sonra vicdanına kulak vererek teslim olan bir insanın değil, en başta ne halde olursa olsun suç mefhumunun düşüncede bile ortaya çıkmasına engel olacak sistemin örgüsünü kalplere ve kafalara nakşettiği ve suç işlemeye sebep olan görünürdeki müessirlerin (asıl sebep nefs ve şeytan olmakla birlikte, açlık, yokluk, fakirlik, intikam almak vs. gibi suç işleyenin kendini haklı gösterici bahaneleri muhakkak ki vardır) hayat bulmasına engel olduğu için (zenginin fakiri himayesi altına alması, Müslüman kardeşin sıkıntısının giderilmesi, ona faydalı olmanın büyük sevaplar kazanmaya vesile olması gibi dünya hırslarına değil, sonsuz ahiret hayatını kazanmaya yönelik bir yapıyı ruhlara kuran İslam) biricik hakikat, insanın dünyadaki düzenini kurmasındaki tek kaynak, dünya ve ahiret saadetini sağlayacak tek güç...
O sistemden mahrum edildiğimiz için ne kadar yansak az, o sisdemden mahrum olacak, o mukaddes ölçülerin bizden alınması için ne hata işlediysek ne kadar dövünsek az, o sistemin rahmetini yeniden hayatımızda görmek için, yeniden o ulvî sistem ile yönetilecek kıvama gelmek için ne kadar tövbe etsek az...