KIBRIS'A İLK ÇIKAN ŞEHİD
Hicretin 28.yılı... Kıbrıs istikametinde Suriye kıyılarında yola çıkan gemiler... Sülün gibi bir teknede kumların üzerinde esen ilahi bir nefhayle denizleri kaynatmaya çıkmış, büyük hamlenin büyük ve sessiz örneği.
Peygamber sahabisi Ebu Talha(ensari)...
Allah yolunda döğüşkenliği, kahramanlığıyla tanınmış... Hele ok atma sanatında eşsiz...
İkinci akabe biyatında nur dairesine girenlerden...
Bedir'den başlayarak bütün gazalarda bulundu ve binlerce kafir ciğerini okuyla deldi.
İslam'ın mütdiş imtihanı, Uhud Gazasında, kainatın efendisine vücudunu siper etti. Düşmandan yağan okların nerelere düştüğünü görmek için, varlığın nuru başlarını uzatıp bakmak istedikçe:
"-Ey Allah'ın Resulu... Anam babam sana feda olsun. Başını uzatma ki, düşman oku sana zarar vermesin" diyor; ve varlığın yüzü suyu hürmetine varolduğu o muazzez başı kendi başıyla kalkanlıyordu, sesi gayet heybetli...
Alemin fahri buyurdular:
"-Asker içinde Ebu Talha'nın sesi yüz kişiden hayırlıdır. Huneyn cenginde tek başına yirmi kafiri tepeledi."
Kainatın efendisi dünyaya veda ettikleri zaman mübarek kabri Ebu Talha kazdı ve kazmasının ucuyla deştiği simsiyah toprak içinde alemleri haleleyen nurun, madde ölçüsüne göre tabutluk çukurunu hazırladı.
Böyle bir şerefe de malik...
Hazret-i Ebubekr ve Ömer devirlerinin bütün fetih hareketlerinde bulundu ve herbiri destan çapında kahramanlıklar gösterdi.
İslam'a girişindeki vesile de enfes...
Sevdiği ve izdivacına talip olduğu kadın müslüman, ona şöyle demişti:
"-Benim de sende gözüm var. Senin gibi bir er reddolunmaz. Fakat sen kafirsin evlenmemiz kabil değil; seni müslüman olarak istiyorum ve bundan başka senden hiçbir şey dilemiyorum."
Bu ulvi hitap ezeli müslümanın bir anda ruhunu fethetmiş ve Ebu Talha hemen şehadet getirmişti.
Etrafında ulvi kadında yetişmiş çocukalrı oturmakta... Birgün gözüne Kuran'dan bir ayet ilişti. Kahramanlık damarlarını birden bire şahlandıran bir ayet... Hemen yerinden fırladı ve haykırdı:
"-Rabbim beni gençliğimde de, ihtiyarlığımda da kafirlerle çarpışmaya davet ediyor. Çabuk hazırlayın, silahlandırın, cihazlandırın beni cenge gideyim!"
Oğulları ihtiramla karşılık verdiler:
"-Aziz babamız... Sen Allah'ın Resuluyle birlikte, irtihaline kadar cihad ettin... Peşinden Ebubekr ve Ömer zamanında ki bütün seferlerine katıldın... Artık sıra bizde. İhtiyarsın, yerinde otur ve ibadetinle uğraş. Senin yerine ve hemen biz gidelim!"
Kanının her zerresinde bir volkan kaynayan, her gençten daha genç, ebedi iman genci ihtiyar sahabi gürledi:
"-Olmaz!.. Ben gideceğim!.."
Ve gidiyor.
O sırada Kıbrıs üzerine sevkedilen İslam kıt'alarına katılıyor. Fakat deniz üzerinde ki seferlerin ilk günlerinde ecel O'nu yakalayıveriyor. Muazzez sahabi uykusuz, deniz ortasında, daha Kıbrıs adasının karaltısı görünmeden, dudaklarında şehadet kelimesi gerçek hayata geçiyor.
Yedi gün gemide kalan mübarek naaş... Yüzünde ebediyet nişanı, ölümsüzlük tebessümü... Ne kokma, ne çürüme, ne en küçük bir değişme...
Ebu Talha, Kıbrıs'a naaşı ile çıkan ilk şehid...