Evet arkadaşlar, bugüne kadar bu bölümde başlığı açılmamış madem, ben açayım...
Üstadın en beğendiğim eserlerinden birisi... İlk önce, BD'nin sitesinde nasıl tanımlandığına bakalım:
Eserin içeriğini oluşturan yazılar, 1943 ve 1945 Büyük Doğu dergilerinde "Tanrı Kulundan Dinlediklerim" başlığı altında kaleme alınmıştır. Başlıktaki nisbetlendirmenin de ifadelendirdiği gibi eser, Necip Fazıl'ın Efendisinden aldığı feyzin bereketiyle, tarih, fikir, sanat; şiir, roman, hikaye, tiyatro; hâsılı el attığı her mevzuda, "O kapı"ya bağlı "kıymetlendirme ölçüleri"ni billurlaştırdığı bir eserdir.
Öncelikle bu ifadede bir bilgi yanlışı var, onu tespitle işe girişelim: Esere göz attığımızda özellikle 200'lü sayfaların ortalarından itibaren, üstadın 1959 yılında kaleme aldığı yazıların da kitapta yer aldığını görüyoruz. Ayrıca muhtelif yerlerde 1946, 1947 ve 1952 yıllarında kaleme alınan pek çok yazı yer alıyor kitapta. Bu kitaplarla ilgili baş sorumluluk mevkiinde olan BD'nin bu bilgi yanlışını yapmasını yadırgadım. Birisi çıkıp diyebilir ki "Bu önemli bir hata değildir", kimse böyle bir şey dememişken ben testiyi kırmadan çocuğu tokatlayan Nasreddin Hoca merhumu yad ederek fikrimi yazayım: "Hayır önemlidir, zira üstadın 1945'teki halinin üzerine 14 yıllık bir tecrübe eklenmiş, devrin şartlarında radikal değişmeler olmuş (en azından zahiri bakımdan), üstadın çizgisi daha da netleşmiştir." Ayrıca kitabın tanımındaki kuruluk ve muallaklık da yakışmamış.
Neyse, üzerinde daha fazla durmayalım.
Kitap gerçekten harika... Bir yazı dizisi biçiminde olan bu kitap olay akışı ve sunuluş tarzı yönünden bölümlere ayrılmış uzun bir hikayeyi, içerisinde barındırdığı hikmetlerden, derin anlamlardan dolayı da diyaloglarıyla insanı afallatan, insanın beynini didikleyen Shakespeare veya üstad tarzı piyesleri hatırlatıyor. Filibeli Ahmet Hilmi'nin A'mak-ı Hayal'ini okuyanlar bu eser ile Tanrı Kulundan Dinlediklerim arasında tarz, kalite ve kuruluş yönünden birer ortak nokta yakalayacaktır.
Üstad, kitapta öncelikle "Onu nasıl tanıdım?" başlıklı bir yazıya yer vermiş ve burada "Tanrıkulu" olarak nitelediği şahs ile nasıl buluştuğunu anlatmış. İlk bakışta akla S. Abdülhakim Arvasi hazretleri gelebilir, nitekim konuşmaların içeriğine dikkat ettiğimizde özellikle bazı yazılarda bu fikrimiz billurlaşabilir; lakin gerek üstadın "Tanrıkulu" ile tanışma esnası, gerek konuşulan mevzular, gerekse diğer tasvirler Tanrıkulu karakterinin bize Abdülhakim Arvasi hazretlerinden de esinlenilerek, üstadın beyninde oluşturulmuş bir hayali kahraman, bir kurguusal şahıs olduğunu anlatacaktır.
Kitapta geçen konular arasında neler var? Neler yok ki!... Düşünmek üzerine tahlillerden dildeki hikmete, fikir ahlakımızın teşhisinden Müslüman kesimin tenkidine, Türkiye'deki sağ-sol kavramlarının muhtevasından komünizm gibi sistemlere yönelik ifadelere, zamanın mahiyetinden tabiatın ne idüğüne, Türk İrfanıyla ilgili sohbetlerden marif meselemize, ahlak kavramından ahlakımızın haline ve daha nelere, nelere kadar!
Kitabın üslubu ve tarzı hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız sitede yayınlanmış olan ve bu kitaptan alınan bazı yazılara link verelim şurada:
Velhasıl, bu sitedeki üstadseverlerin tümünün, tamamını okuması gerektiğine inandığım bir kitap... Bir define... Bir hikmet manzumesi, bir tefekkür destanı...
Vesselam