Evet bende çile ile başladım ve bu başlangıçta faydalı oldu çok şükür.
Bütün ruh iklimini,
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak…
Hadiselere bakışını,
Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?
İnancını,
Ey akıl, nasıl da delinmez küfen?
Ebedî oluşun urbası kefen!
Kursa da boşluğa asma köprü, fen,
Allah derim, başka hiçbir şey demem!
Sadakatini,
Sende insan ve toplum, sende temel ve bina;
Ne getirdin, götürdün, bildirdinse âmennâ!..
Mukavemetini,
Uyku, katillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.
İstikametini,
Ey genç adam, bu düstur sana emanet olsun:
Ötelerden habersiz nizama lânet olsun!..
Hassasiyetini,
Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten,
Affet senden habersiz aldığım her nefesten...
Rikkatini,
Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Ne çıkar, bu yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allaha çıkar, bendedir.
Muhabbetini,
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, edâ, iklim;
O benim, zaman mekân aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale;
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misâle.
İstanbul benim canım;
Vatanımda vatanım...
İstanbul,
İstanbul...
Davasını,
Ey düşmanım, sen benim ifâdem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın!..
Kemalatını,
Bende sıklet, sende letafet...
Allahım, affet!
Lâtiften af bekler kesafet...
Allahım, affet!
Etten ve kemikten kıyafet...
Allahım, affet!
Şanındır fakire ziyafet...
Allahım, affet!
Âcize imdadın şerafet...
Allahım, affet!
Sen mutlaksın, bense izafet!
Allahım, affet!
Ey kudret, ey rahmet, ey re'fet!
Allahım, affet!
Benliğini ve gayesini,
Kaçır beni ahenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.
Allahın seçtiği kurtulmuş millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Şiirlerinde kristalize etmiş, eritmiş ve harkulade bir hitabet ile abideleştirmiş, resmetmiş ve bizlere aksettirmiştir.
Fevkalede bir edebi ziyafet sunarken de derinlikli bir tefekkür halini karilerine sirayet ettirmiştir.
Zaman zaman okuyucuyu kendine getirme namına fiskelemiş sarsmış, zaman zaman heyecana sevk etmiş ve duygulandırmıştır. Saf gönüllere manevi tohum ekme derdine düşmüş, ekili olanları ise filizlendirme derdini şiar edinmiştir.
“Zaman bendedir mekan bana emanettir şuurunda olan bir gençlik” ve “'Hakimiyet Hakkındır!' düsturuna hasret çeken,, gerçek adâleti bu inanışta ve hâlis hürriyeti, hakka kölelikte bulan bir gençliğin!..." neşv-ü nema bulması için mücadele etmiştir ve bunlarıda Hakkın rızası için kul ve ümmet olma şuurunda yapmıştır ÜSTAD!..
Çile, Üstadın eserlerinin çekirdeği neviindendir. Adeta fikir dünyasının krokisi mesabesindedir.
Hoş bir başlangıç olacağı kanaatindeyim!..
Dua ve muhabbetle...