Kaynak olarak "Büyük Doğu Dergisi" verilemez... Kanaatimce "Büyük Doğu Dergisi" kurucuları tarafından her ne dar da aynı ideoloji doğrultusunda oluşturulmuş olsa da; bir yazı yazarı tarafından ayrı bir muhataplık kazanır. Ki bu yazı, ithaf edilen düşüncenin üslubu gereğince açılmış olan "polemikler" başlığı altında, N.F.Kısakürek taraftarlığı nispetince ele alınamayacak noktadadır... polemik, ithama dönüşmüştür. İlgili yazıya muhatap cevap yer almadığı sürece ifadenizin (Üstadın menfi görüş bildirdiği bir şahıs için yazısının ardından müspet fikir telakki eden bir yazıyı eklemek objektiflikle alâkalı değildir.) de bir amaç taşıdığı net anlaşılmaktadır... Kaldı ki şahıs diye bahsini ettiğiniz kişi Sayın Onk. Dr. Haluk Nurbaki, Büyük Doğu Dergisi kurucularındandır, bahsi edilen ideolojinin bir parçasıdır.. İlgili malumat sitenizde de yer almaktadır!
Bırakın 1965 yılını, İslam Davasında 1952 Yılı İslamın Nuru dergisinden, aksine gizlenmeden yazıları Alem-i Cemal'e intikaline kadar aralıksız devam etmiştir. Haluk Nurbaki yazıları; N.F.Kısakürek ile ne başlamış, tehdidi (cevabınıza istinaden yazı sahibi varsayarak) ile ne sona ermiş ne de aralık bulmuştur!
Önemli mesele şudur; Siz, üstadınızın fikriyatına saygı çerçevesinde yayın yapmak gayesinde iseniz İslam Davasında hizmet eden isimlere saygı taşımalısınız. Yayınlayacağınız belgelerin taşıyacağı vasıflara dikkat etmelisiniz! Bu bir yayıncılık adabıdır.
Çünkü
1- N.F. Kısakürek’in muhatabı Haluk Nurbaki’dir.
2- Cereyan eden mevzuu muğlâk bir mahiyettedir. Tek taraflı ele alınamaz!
3- Kaldı ki; bu tarz yayıncılık, İtham mahiyetine dönüşen konular, Efendimiz’in (sav.) ahlakına da uygun değildir. (Kişinin suçu ispat edilene kadar itham edilemez, hüküm giydirilemez. - Hz. Muhammed (sav.) ravi: Hz. Aişe Annemiz)
Aksi halde tek taraflı lanse edilen bir konu “polemikten” çok “itham” vasfına bürünür ki o vakit sebep ve amaç yayıncıya sorulur! Denir ki;
Gündeme alınan bu yazının amacı nedir?
Neden tek taraflı ele alınmıştır?
Objektiflik yayın zihniyetinde açığa çıkmalıdır!
Eğer paylaşım ise bunun adı; "Büyük Doğu" tek cepheli bir oluşum değildir.
ŞİMDİ GELELİM NEREDE İSE KAFİRLİKLE İTHAM EDİLEN CHP HUSUSUNA.
Nurettin Konaklı - Dpt Uzmanı
1 - Gerçek Âlim Gerçek Âşık, 134 p.2 baskı/cilt 2000/9 Damla Yayınevi
Tandoğanı geçtik yola devam ederken: sana bir şey soracağım, dedi. “Türkeş bana Milliyetçi Çalışma Partisi Genel Başkanlığını teklif etti. Ne diyorsun?”. Ben de kendisinin daha önce bir siyasi hayatının olduğunu, siyasetin özellikle aile ve maneviyat huzurunu yok ettiğini, MÇP’nin başında emanetçi bir başkan olmanın siyasi literatürde pekte iyi bir kayıt olmayacağını belirttim. Kendileri de bunları düşündüğünü ifade ettiler. Türkeş’e, “başkan olursam bir daha sana bırakmam, devam ederim” dediğini ifade ettiler. Daha sonra MÇP’nin başına Abdülkerim Doğru sürpriz bir şekilde geldi ve gitti.
2 - Gerçek Âlim Gerçek Âşık, 134 p.5 baskı/cilt 2000/9 Damla Yayınevi
Dr. Süleyman Oğuz’un Nevşehir valisi olduğu dönemde burada bir konferans verdi. Yolda, milletvekili iken Adalet Parti’den (AP) CHP’ye neden geçtiğini sordum.
İsmet İnönü ile zannedersem paşanın Bitlis’teki dedesinin mezarı ile ilgili başlayan bir dostluklarının bulunduğunu, paşanın kendisini CHP Genel Sekreterliğini teklif ettiğini söyledi. Kendisinin’de burada “hizmet yapılabilir mi?” diye düşündüğünü, İslami kimliği nedeniyle bu durumun parti içinden tepkilere ve aleyhine mektuplara neden olduğu için geri kaldığını ifade ettiler. Mürşidiyle, “acaba burada çalışarak bazı menfiliklere mani olmak, İslami gelişmelere vurulmak istenen setleri elîmize ederek memleket insanının, mânevi arzularının tahakkuk ettirilmesi imkanını bulurmuyuz.” diye düşündüklerini ama buna fırsat vermediklerini söylediler. Birde İslami camianın bu hareket tarzımızı anlamadığını ve hazmedemediğini gördüğümüzden öyle bir yüke giremediğimizin hayırla neticelendiğini düşündüklerini söyledi. Sonraları da Cenab-ı Hâk’ın siyasi sahada hizmet etmemizi istemediğini düşünerek o sahayı bıraktıklarını anlattı.
***
Sonuç olarak bu tarz meseleler tartışma ve paylaşım gayesi açısından gereksiz; cevap gereği üstümüze vazife, konu sebebi ile üstünüze vazife değildir.
Selamlar,
Yazının en altında mevcut olan tarih (31.3.1965 ) yazının kaynağına dair bir mahiyet taşıyor. Üstadın yazıları öncelikle Büyük Doğu Dergilerinde neşredildiği için bu yazısı da yazının sonundaki tarihe göre 31 Mart 1965 yılında çıkan Büyük Doğu'nun muhtevasındadır. Yani yazının kaynağı Büyük Doğu Dergisidir. Üstadın muhtelif yazıları daha sonraları farklı isimlerle kitaplaştırıldığı için, bu yazısı da derleme kitapların birinde mevcuttur. Hangi kitap olduğunu hatırlayamadım, sayın adminimiz gerekli malumatı verecektir.
Site, Üstadın eserlerinin ve fikirlerinin tartışıldığı bir site olduğu için, Onun fikirlerini ihtiva eden bir yazının sitede paylaşılmasından daha tabi ne olabilir? Üstadın bir yazısının foruma eklenmesi nasıl bir art niyet taşıyabilir? Kötü niyet bahismevzu bile olamaz. Üstadın menfi görüş bildirdiği bir şahıs için yazısının ardından müspet fikir telakki eden bir yazıyı eklemek objektiflikle alâkalı değildir. Böyle bir şeyi isterlerse üyelerimiz yapabilirler.