DUA
Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bir bak ülkeme:
Başsız başsız adamlar...
Ağlayın, su yükselsin!
Belki kurtulur gemi.
Anne, seccaden gelsin;
Bize dua et, emi!
(1944)
DUA
Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bir bak ülkeme:
Başsız başsız adamlar...
Ağlayın, su yükselsin!
Belki kurtulur gemi.
Anne, seccaden gelsin;
Bize dua et, emi!
(1944)
Fikir çilesi çeken insanın gölgesi bile bu çileye ortak, gölgesine bıçak değdiği anda tenine dokunmuş gibi kanının akacağını söyleyen Üstad, ülkemdeki başsız, o başta bulunması gereken idrakten yoksun, idraksiz, ruhsuz, vicdansız, hissiz, fikirsiz adamları ne de güzel resmetmiş. Ve onların yanında kendisinin çektiği çileyi... Hani diyor ya, insan başıyla fare kafasını birbirinden ayıran tek hassa fikir öfkesidir. Şiirdeki başsız adamlar, fikir öfkesinden mahrum olmaları sebebiyle başsız... Yaşam gayelerini anlamaktan yoksun, tarihine ilgisiz, kendinden ve yaratanından habersiz, başını bir gayeye veremeyen başsız adamlar... Bu başsız adamlar ki tanzimattan beri başımıza musallat ve bela olmaya devam ediyorlar.
Ağlayın, su yükselsin... Bu memleketin hâline kimler ağlayacak? Başsız ve çilesiz olanlar değil elbette. Yüreği yanan, ruhunun mahzenlere tıkılmak istendiğini bilen iman nesli ağlayacak. Ağlamak fiili bile fikre muhtaç... İnsan düşünmeden, hissetmeden, muhasebe etmeden, dünle bugün arasındaki köprüyü görmeden düşünebilir ve sonra da hâline ağlayabilir mi? Ağlayanlar ile kurtulacağız. Fikredip ağlayanlar. İman teli titreyenler. Ve dua... En makbul dualardan olan anne duası...
İnsan neye hamal? Var mı, taşıyabileceği mukaddes bir yük?
Sonu bulunamayan kuyular misali, kılçık kılçık beynime batan çiviler hüviyetinde sualler… Kanıyor, kanıyor da tırnaklarımın beynimde çizdiği izlerde ama, neye?..
Ta içimden haykırmak geliyor:
Nedir bu etrafımda dönen eşyaların perdelediği hakikat?..
Bir ben daha olsa da, alsam onu karşıma, vuruşsak, vuruşsak… Ta ki halimizde mecal kalmayana dek…
İşte gerçekten de gerçek!.. Yok karşımda toslayacağım insan; o halde ben yalnız mıyım?
–Hayır, hayır, hayır; bin kere hayır!!!
–Kim hayır diyen?
–Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun, a şaşkın? Karşındaki insanın başı mı olması gerek?
–Ülkemde başsız başsız insanların olduğu bir sürgün yeri mi var? Konuşsana!?!
–Ya ne sandın? Sen bensin!
–Ben de sen!
Not: Bu şiiri ilk okuduğumda, bu satırları almıştım kaleme... O an için ben bunları anlamıştım şiirden...
bıravo arkadaşlar
üstadın şiirlerini anlamak için üstadın çilesine bir nebze de olsa ortak olmak gerekir...
