Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek., Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek....
Selamlar,
Üstad’ın fikir ve aksiyon hayatı, öncelikle insanlara çok önemli bir mevzuunun anlatılması, idrak ettirilmesi eksenine oturtulmuştur. Buna kısaca, insanlığın imansızlık, İslam’sızlık sebebiyle yaşadığı buhran diyebiliriz. Buhranın buudu ülkemizin insanından başlar, Doğu’nun ve Batı’nın kendi içlerindeki mücerret ve müşahhas cephelerine varan marazî raddedeki batışlarını irdelemeye kadar gider. Tahlil ve teşhisten sonra ise bunların çözümüne, tedavisine giden yol anlatılmaya başlanır. Akıl, Üstadın bir çok eserinde irdelediği ve tahlil ettiği gibi, kendisini İslam’a teslim ettikten sonra asıl kıymetine kavuşmakta ve hakiki konumuna yerleşmektedir. İslam’ı kendine rehber edinmeyen akıl, bir noktaya kadar ilerleyebilmekte, lakin sınırları iman ile geçilecek olan mesabelere ulaşamamaktadır. Mesela Batı dünyası, sırf akıl ile gidebileceği yere kadar gitmiş, maddî dünyasını mamur eylemiş, lakin akıl, bağlı olması gereken imandan yoksun olduğu için ruhî gerilikten, hafakanlardan, cemiyetlerini kasıp kavuran manevi boşluk ve bunların sapıklığa, alkolizme, uyuşturucu bağımlılığına ve ruh cephesi beslenmeyen bir insanda görülebilecek bütün neticelere kapı açmaktan kurtulamamışlardır. Bunların sebebi, aklın en büyük rehberinden yani islam’dan mahrum bırakılmasıdır. Üstad, İmam-ı Gazali hazretlerinin yaşadığı bir hâli örnek verir ve bu örnekten çıkarak aklın mahiyetini anlatır. Der ki İmam-ı Gazali: “Aklı gerdim, gerdim, kopacak kadar gerdim, gördüm ki, o, sınırlıdır ve kendi kendisine varabileceği hiçbir nihayet noktası yoktur. Aklımı kaybedecek hale geldim ve Allah Sevgilisinin ruh feyzine sığınıp her şeyi anladım ve kurtuldum. Peygamberlik tavrı aklın verâsıdır. “
İnsanoğlu, dünya üzerinde aklını kullanarak inşa ettiğini düşündüğü bütün maddi sahaya yönelik terakkilere karşın, akılla değil, gönülle ulaşılabilecek huzurdan, Allah’a teslim olmanın saadetinden, imanın verdiği iç müsterihlikten İslam’a bağlı olmadığı için yoksundur. Üstadın, ‘bir akıl gelecek’ derken kastettiği, İslam’a kendisini teslim etmiş ve buna mukabil hakikatin özünü anlayabilmiş olan akıldır. Kendini İslam’a teslim etmemiş ve tabi ki kendi içinde boğulan, bir zaman sonra kördüğüm gibi açmazlara düşen akıllar, İslam’ın her şeyin hududunu çizen ölçülerine bağlanan ve bu sayede asıl kıymetine kavuşan akıl karşında delirmekten başka bir şey yapamaz ve bu akıl dünyayı kapladığı vakit, diğer akıllar delirecektir. Burada kullanılan zıt anlamlı kelimeler hemen dikkatimizi çekiyor. Akıl ve delilik. Aklın olduğu yerde delilik, deliliğin olduğu yerde de akıl yoktur haddizatında. Ancak İslam’a uymayan akıl, kendini olması gereken yere devşirmediği için delilik halinden bir farklı kalmamakta ve hakiki manasına kavuşan akıl karşısında bu zavallı akıl delirmekten başka bir şey yapamamaktadır. İslam’a teslim olmamış aklın delilik mefhumundan farkı yoktur.
Ve diğer akılları delirtecek olan hakikate bağlı akıl, bağlı olduğu İslam’ın emrettiği şekilde dünyayı mamur etmeye başladığı zaman; insanları Allahtan, imandan uzaklaştırmaktan başka hiçbir işe yaramayan ve yaptıkları bu işlere de devrim diyenlerin devrimini devirecek. Kendi tarihimiz çerçevesinde ele alacak olursak; Tanzimattan beri süregelen batıcılık politikası yani islam’a teslim olmamış biçare akıllardan müteşekkil insanların yaptığı icraatler, en sonunda ilerleye ilerleye devrim adı altında Müslüman halka bir yük gibi bindirilen, Allah’tan, imandan, ahlaktan bahsetmenin yasaklandığı devirler, şapka kanunlarıyla binlerce Allah dostunun ipe çekildiği, aileden okula, devlet politikalarından bir milletin ruhunu ve maddi dünyasını ilgilendiren her şeye kadar devrim adı verilen bir çürütme, yozlaştırma insanın ruhunu devirme ve yok etme politikasının eseridir. İşte bu yalancı devrimi devirecek olan hakiki devrim, İslam’dır. Öncelikle aç bırakılan ferdin ruhunu imar etmekle başlayan ve oradan cemiyete sirayet eden bir yapının teşekkülü, bunlara engel olan, bu hakiki devrimin yolunu tıkayan yalancı devrimin devrilmesi ile hayata geçecektir.
Allah’a, İslam’a bağlı olmayan devrim, insanları devirmekten başka işe yaramamıştır ve gün gelecek beşeriyet devrimin devrilmek olduğunu anlayacak ve bu yalancı devrimin devrilmesi gerektiğini idrak edecektir. Yalancı devrimi devirecek olan hakiki devrim ise tek: Bir ve tek olan yaratıcımızın dünya ve ahiret saadeti için gönderdiği din olan İslam...
İki mısrası alınan şiirin tamamını ve diğer yorumları okumak için tıklayınız: Müjde