Hey gidi küheylân, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
bu şiirin her mısrasını, her kelimesini tahlil edip anlamak düşüncesindeyim.acizane, bu iki mısraya kendi düşünce ve yorumumu yazmak gerekirse;küheylan'dan kasıt,bu davanın bayrağını taşımaya ve onu hedefe ulaştırmaya gönül koymuş kişilerdir.ve netice bizim oluncaya kadar gayret etmemiz,etrafımıza bakmadan,çevremizdekiler ne der demeden gece gündüz durmadan çalışmak ve küfür cephesiyle savaşmak gerektiği,bunu yaparken er ya da geç zaferi, iman etmiş kişilerin kazanacağını anlatılmakta.zaten hakikatte bu yönde "Allah dinini tamamlayacaktır"bize baştan beri verilmiş bir müjdeye inanmamak umudunu yitirmek sağlam iman sahiplerinin yolu değildir.bu konuda üstad bediüzzamanın bir menkıbesini aktarmak istiyorum.
"Bundan on sene evvel, (1910 yılında) Tiflis'e gittim. Şeyh Sanan tepesine çıktım, dikkatle temâşa ediyordum. Bir Rus yanıma geldi. Dedi: "Niye böyle dikkat ediyorsun?"
Dedim: "Medresemin planını yapıyorum."
Dedi: "Nerelisin?" "Bitlis'liyim" dedim.
Dedi: "Bu Tiflis'tir."
Dedim: "Bitlis, Tiflis, birbirinin kardeşidir."
Dedi: "Ne demek?"
Dedim: "Asya'da, âlem-i İslâm'da üç nur, birbiri arkası sıra inkişafa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet inkişafa başlayacaktır. Şu perde müstebidâne yırtılacak, takallüs edecek (kasılacak). Ben de gelip burada medresemi yapacağım."
Dedi: "Heyhat! Şaşarım senin ümidine!"
Dedim: "Ben de şaşarım senin aklına! Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir nehârı (gündüzü) vardır."
Dedi: "İslam parça parça olmuş."
Dedim: "Tahsile gitmişler. İşte Hindistan, İslam'ın müstaid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idadisinde çalışıyor. Mısır, İslam'ın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslam'ın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde talim alıyor. İlâ âhir...
kısrak'tan kasıt bizi doğuran kadınları yani annelerimizi işaret ediyor kanaatindeyim.çünkü onlar bizi dünyaya getirmekle kalmayıp bizim ilk ruh hamurumuzu da yoğururlar.bu noktada onlar çok büyük bir vebal'in altındalar.üstadın da dediği küheylan hedefe varırsa o şeref hem kendinin hemde kısrağınındır.ama ulaşmassa vebal, onu hedefe ulaştıracak kudreti aşılamadığı,onun eğitimiyle yeterince ilgilenmediği kısrağındır,yani annenin.bir toplumun 'ol'ması için ilk önce kadınların 'ol'ması lazım.cemiyetin kadını ruhi ve itikadi yönden bozuksa o topluma hayırlı evlatlar yetiştirmesini beklemek enayiliktir,safdilliktir.ve ilginçtir cemiyeti bozmak isteyen düşünceler ilk önce kadının ahlakını bozar.o, bozulduktan sonra gerisi zaten kendiliğinden gelir.