Beri gel serseri yol!
O'nun ümmetinden ol!
Sel sel kümelerle dol!
O'nun ümmetinden ol!
Sen hiçliğe karşı yön
Hep sıfır arka ve ön
Dosdoğru Kâbe'ye dön!
O'nun ümmetinden ol!
Gel, dünya murdar kafes
Gel gırtlakta son nefes
Gel arşı arayan ses
O'nun ümmetinden ol!
Solmaz, solmaz bu bir renk,
Ölmez, ölmez bir ahenk,
İnsanlık; hevenk, hevenk
O'nun ümmetinden ol!
Gökte çakıyor haber:
Geber, çelik put geber!
Doğrul yeni seferber!
O'nun ümmetinden ol!
Onun ümmetinden ol, ne kadar layık olabiliyoruz acaba..
Selamlar,
"Kapalı Çarşı'dan geçerken, karşılarına, tanıdıklardan bir dükkâncı çıkmış:
- Efendi Hazretleri, dua edin de Allah, M....... Ümmetini kurtarsın!
Bir levhaya yazılıp kıyamete kadar bakılmak değerinde, bir cevap vermişler:
«- Siz bana M....... Ümmetini gösterin; ben de size onun hemen kurtulduğunu haber vereyim... Nerede o ümmet?..»"
Üstad'ın "O ve Ben"de naklettiği bu hadise S. Abdülhakim Arvasî Hz.'nin başından geçmiş bir olaydır.
Beyitte vurgulanandan kastın ne olduğunu anlamak için sanırım bu anektod büyük önem barındırıyor.
Allah, O'na hakiki ümmet olmayı nasip eylesin bizlere...
Saygı ve selamlarımla
ya ümmetinden ol sonsuz ol
ya cehennemde odun ol