NETİCENİN NETİCESİ
Bütün bu din düşmanlarının hepsi bütün kâinat ile beraber, Allah'ın takdiriyle varolan ve neye hizmet ettiğini bilmeyen aletçikler... Onlar bilmeden bize, Allah'ın dâvasına, Büyük Doğu mefkûresine hizmet etmişlerdir. Artık armamız ,sade kanun yolunda muzafferiyet arayan bir ideolocya remzi olarak, bütün ufuklara hakimdir. Masumlar için zerrece korkuya mahal yok... Başımızdaki hükümetten eminiz. Kanunî ne kadar hakkımız varsa hepsiyle beraber şahlanabiliriz. İcap ederse teşkilatımızı bile kurabiliriz. Gazetemizi hemen çıkarabiliriz. Asıl bundan sonra bunları yapmamak, bir nevi mesuliyet kabulü demek olur. Büyük Doğu sembolü, sayelerinde bütün kulaklara ve gönüllere yerleşmiş, perçinleşmiştir. Türkiye'de adam başına 100 lira dağıtıp da "ismimizi ezberleyin!" deseydik yine temin edemezdik Bize bu milyarlık reklâmı onlar lûtfettiler. Zafer; Allah'ın yarattığı, inandığımız ve sevdiğimiz devleti devlet recülleri ile beraber, bizimdir. Bu da, bir gün olursa, yine düşmanlarımızın sayesinde olacaktır.
Fakat sırası gelmişken, netice bahsinin en mânalı teşhisi halinde bildireyim ki, bizde, müslümanlarda, en doğrusu kendisini müslüman sanan insanlarda, herhangi bir liyakat ve zafere ehliyet hassası yoktur. Cahiliz, akılsızız, vecd ve aşk mahrumuyuz, siyaset ve zerafet öksüzüyüz, medenî dünya ve onun bütün usüllerinden gafiliz, dünyadan ve entrikalarından habersiz, kanun çevresinde müttehit hareket ve içtimaî dayanışma gibi en hayatî kıymetten uzağız; yani istenmediği gibi sürülebilecek ve alnına istenildiği gibi kara lekeler çekilecek bir sürü halindeyiz. Düşman da bu halimizi biliyor; ve kaç kişi olursak olalım üç çoban vasıtası ile bizi dilediği gibi muhafaza etmenin sırrını elinde tutuyor.
Kur'an da:
"Size şer gibi gelen nice şey vardır ki hayırdır; fakat siz onu bilmezsiniz..."
Buyuran Allah, yardımcımız olsun; ve yalnız, daldırıldıkları asırlık uyku yüzünden düşmanlara bu cesareti veren müslümanları uyandırsın!
sf/134.135