Aslında, üstadımın milliyetçilik üzerine olan bahislerini buraya yazmak daha öncelikli olması gereken bir iş olmasına karşın ( inş bu konuda üstadımın ideologyasındaki milliyetçilik mevzusunu ekleyeceğim) , ben, bu sefer milliyetçilik mevzusunda doğruluğuna inandığım şeyleri sizler ile paylaşmak istiyorum.
Milliyetçilik üzerine uzun uzun tarif yapmayacağım sadece gerçek milliyetçilik nedire, milliytçilik ile ırkçılık arasındaki yanlış anlama kaçan yaklaşımlara değineceğim, lafı güzafa kaçamayacak açıklamalar da bulunacağım. Üstadımızın ideologyasında da geçen efendimizin bir hadisi, vatan sevgisi imandır hadisi, veya kişi kavmini sevmesi dolayısıyla kınanamaz, hadisi, bizlere milliyetçiliği çizen ve ona nasıl bakmamızı gerektiren ölçüleri sunuyor.Buradan temiz ve halis bir kalb ve niyet ile bazı saptamalarda bulunmak icap ederse milliyetçilik hakkında şunları söylesek yeridir deriz:
1)Milliyetçiliğimizde tabiki ırkçılığa kaçan bir yön yoktur. Ve ikisi (milliyetçilik-ırkçılık) kesin ve ana hatlar ile birbirinden ayrılmıştır.Ve bu ana hatları ince imiş gibi görmek veya bunların arasında çok hassas bir sınır var demek ancak milliyetçiliği kabuğunda mazrufta değil de zarf ta anlamak veya algılamaktır.
2)İşi ırk manasındaki milliyetçiliğe döndermek yine abestir ve ırkçılık kokan bir manayı kuşatır. Aynen benim babam türk seninki acem demek gibi ,işi salt ırk planında anlamak tamamen ırkçılık kavramını kapsar. Ki milliyetçiliğimizde böyle birşeyden bahsedilemez... Ve işe tabiki İslam çatısı altında bakarız. Ve İslama hizmet eden bir millet olarak milletimizin emrinde, milletimizi seven ve milleyetçiliğimizi bu manadan hayat buldurarak yaşayan bizler, milliyetçiliği gerekli görür ve aynı yola hizmet eden bir ordunun içindeki bölüklerin aralarındaki "hayır" menşeili ve sadece hayırda yarışın usulünü kuşatan bir anlayışı benimsiyoruz.
3) Ve yine , işi( milliyetçiliği) sadece İslam sınırlarındaki sınırsız milliytçilik anlayışı ile muhasara altına alıyoruz. Ve yaşamaya namzetiz.
4) Kimsenin babası Türk veya annesi Kürt diye bir ayrım çabasına girmeden ( ki şimdi bana(bize) Türk veya annesi Kürt diyerek yazarken bile ayrımcılık yaptı diyecek olanlar varsa işe demogog bakmamalarını ve sadece bunu işi net değerlendirme noktasında akleden bir kalb ile ne demek istediğimi anlamalarını isterim) işe, mana gözüyle bakan ve bu mana gözünün gördükleri ile milliyetçiliği anlayan yaşayan bir milliyetçilikten bahsediyoruz. Türk, milliyetçilik ve Türk milliyetçiliği derken aynı kültürü( ki kültürün manasını hepinizin bildiğini kabul ederek ayrıca din,dil, ahlak vs gibi uzun uzadıya açıklamalar yapmıyorum, ve bu noktada itiraz edecek olan arkadaşlarımız varsa da işin içinden çıkamadıktan sonra özelden mesaj atarak müdahele etmelerini rica ederim . ---polemik ortamına dönüştürmemek için) benimsemiş ve aynı toprakarda yaşamış, büyümüş, gün görmüş bir milletten, milliyetçilikten bahsediyoruz. Ki Türk, işte bu manada( kültür- anane, ve aklınıza gelecek milleti millet yapan tüm unsurlar) Türk milliyetçiliğine açılan bir kapıya sahip oluyor. Ve işte bizim bahsettiğimiz (Türk) milliyetçiliği buradan kaynağını almış ve başka milletleri kötüleme usulüne değil kendi milletini sevme ve "kültür" dediğimiz herşeyine sahip çıkma, onları sevme usulüne dayalı bir milliyetçiliktir....
devamı gelecek...