Fikir: Eskimeyen,solmayan,pörsümeyen hep yeni ve güzelin peşinde,kemiyet,mekan ve zaman üstü bir gidişin ve arayışın adıdır.
Nizam:Bu gidiş ve arayış yolu üzerine düşen verimlerin cemiyet ve madde planına nakşedilmesi işidir.Ama asla mekanın bulduğu fikrin tam verimi olmayıp;fikir mekan şartlarından önce var olan ebedi ve müstakil bir gidişin adıdır.Yoksa mekan fikrin mutlak durağı ve icra sahası değildir.
Hikmet: O'ndan ve nebilerden sonra beşerin en üstünü Hz. Ebubekir'in mübarek ağızlarından dökülen "Allah'ım hayretimi artır"kelamınının ta kendisi olup iç cihetiyle eşya ve hadiselerin künhüne vakıf olabilme;dış cihetiyle de duvarda yürüyen karıncanın bile akibetini düşünüp teftiş ve murakebe altına alabilme gayreti olup İslam ölçüsünde gösterme işidir.Muazzam bir akıl ve kalb irtaibatını kurabilme ölçüsü...
Felsefe: "Hayret"ten ziyade eşyayı "şaşkınlık" içerisinde ya büsbütün aklı veyahut da ruhu nehyederek anlama ve birbirini tekzib etme işidir.Bizde ki-hikmetteki-"hayret"makamıyla Felsefede ki "şaşkınlık"makamının arasındaki fark şu kadar ki;biri eşyanın ardındaki mutlak iradeyi bildikten sonraki hali.Bu biliş sırasıyla ilm-el yakin (İlmen idrak),aynel yakin (idrakten sonra Allah'ın nuruyla görüş) ,Hakkel yakin (fena hali,Hak'ta kayboluş,bedahat);diğeri ise eşyanın ardındaki iradeyi ve nereye irca edeceğini bilemeyişten kaynaklanan hal.Ve gayet öznel ve ferdi ruh kamaşmalarından tezahür eden Felsefenin realitede cemiyet nizamına ve vicdanına tatbik edilebilir hiç bir nizamnamesi yoktur.Platon'un "Devlet" yapısı önümüze bir model olarak sürülse de bu ideal devlet ve adalet nedir? Sorgulamalarının ötesine geçmez.
Toplu Hüküm: Bizde kısaca felsefe yoktur bizde hikmet vardır."İslam felsefesi " değil,İslam hikmetleri;Bizde fikir hikmetle irtıbatlı olduğu için "Üstad'in Felsefesi" değil,Üstad'ın fikirleri.Esasen deryada katre mesabesinde ehemmiyeti olmasına rağmen neredeyse en önemli çözüm olarak gördüğünüz "Üstad'ın felsefe kitaplarında da okutulması"Onun tanınmasından ve BÜYÜK DOĞU'nun idrak edilmesinden ziyade,Üstadın ve Büyük Doğu'nun fasit ve ütopik bir dairede telakki edilmesine ve hep bu gözle bakılmasına yol açacaktır.Son günlerde kasıtlı olarak Üstadımızın "Büyük Doğu Örgüsü"nün (ideolacya Örgüsü) sürekli realiteden ve nizamname hüviyetinden çıkarılıp felsefi ve ütopik bir görüş mecrasına çekilmeye çalışılıyor olması da demenki görüşümüzün bir isbatıdır.Mahalle ağzıyla Hüseyin Üzmez gibiler işin gırgırında ola dursunlar,münevver çevrede bu elem verici manzarayı görebilen ve yırtınan bir tek Mustafa Miyasoğlu hocamız ve belkide bir kaçtane yanık kafa var.Bunla alakalı Miyasoğlu hocamıza ait bir yazı forumumuzda da olsa gerek.
Bir sitem ve rica: Üstad ve Büyük Doğu'yla tanışmış olmasıyla bile kendi emsallerinin ve yaşıtlarının arasında belli bir seçkinliği olan Sevgili genç kardeşim her ne kadar umumi olarak söylemiş olsada bu forumda yazmış olması hasebiyle bizi de muhatap alıcı "meseleyi yaftalıyoruz;işin edebi yönüne tıkanıp kalıyoruz,bir kaç söz yazıyor,şiir yorumladık mı?"gibi sözleri bizi üzüntüye sevketti.Maalesef kardeşimizin şahsında da müşahede ettim ki yazılarımızın/yazıların çoğu okunmuyor(istisnalar var),okunsa da sathi geçiliyor.Şahsımıza hiç bir liyakat payı biçmeden,hakikatın ifşasının zaruri olduğu yerde tevazununda yapılamayacığına göre söylüyorum.Sevgili kardeşimizin "Üstad'ı felsefi açıdan incelemeliyiz"den kastettiği "hikmetler dairesinde fikirlerini tehkik etmeliyiz" namına forum sayfamızda dahi yeri gelince fikir cihetinde ne ölçüde yırtındığımızı sırf çabamızın onda bir mesabesindeki yazılarımızı okusa dahi anlayabilirdi.Hem de satıhçı,dar,sığ ve hasis ideolijerdeki gibi sadece tenkit ve teşhis değil,teşhis ve tedavi metoduyla hareket ettiğimizin ve bunun da bir BÜYÜK DOĞU metodolojisine münhasır olduğunun bilinmesini,bilhassa bunun bilinmesini istirham ediyorum.Bu farkımız çok mühim.Belki şahsımız üzerinde "enaniyet sahibi" kanaati uyanabilir.Lakin biz şahsımızda tecelli eden güzellikleri asıl sahiplerine,çirkinlikleri de kendimize mal ettikten sonra ne söylenirse söylensin;sırf Üstad'ımın talebesi ve Büyük Doğu'yu idrak etme makamında olduğumuz için bile yazılarımızın kitaplık çapta ve fikir yüklü olduğunu söyleme mecburiyetindeyiz.Son olarak Büyük Doğu'ya muhatab olma liyaketiyle üstün bir idrak gayretinin ve kafa sancısının semeresi olan yazılarımızın tekrar tehkik edilmesini sevgili kardeşimden ve O'nun gibi genç ve heyacanlı kardeşlerimizden rica ediyorum.Üstad'la yeni tanıştığını söyleyen kardeşime de tanışıklığının devam etmesini diliyor,okumadıysa ve kifayeti de var ise "ideolacya Örgüsü"nü ve "Batı tefekkürü ve İslam Tasavvufu" isimli kitaplarını okumasını tavsiye ediyorum.
not:Yazımız bütün bir yönüyle Büyük Doğu'ya muhatab bir şahsa düşen azami incelik ve nezaket ölçüsüne bağlı olup,hiç bir polemik unsuru taşımamaktadır. hususi yapım itabarıyla muhatabım benden çok küçük dahi olsa "siz"diye hitab ederim.Bu da karşımdaki birinden "sen" diye hitab edilmesine tahammül edemediğimin bir alametidir.