Valla ben tembel adamım, adamın ayağına kadar gidemem, yazısı benim ayağıma gelmiş madem, kafamı bulmadan bırakamam. Selim Gürselgil buraya gelsin. Beni burası ilgilendirir. Yazının ilgili temellendirmesine dair herhangi bir cevap veremiyorsunuz, tamamen Selim Gürselgil'in geyikologluğunu haykıran bir nokta üzerine taarruz etmemden dolayı, yani sadece belirli bir kişinin hatasını göstermemden dolayı gelip bana çemkiriyorsunuz. Selamsız çingenelerine benzediğinizin farkında mısınız esvedeyn efendiciğim? Benim taarruz ettiğim noktada bir hata var mı? Fikriniz yok, belli ama, fikir namusunuz varsa onu ispatlayın da görelim. Kuyruğunuza basan varmış gibi çığlık çığlığa bağırmanız komik oluyor vallahi. 'Selim Gürselgil'e laf mı atıldı? O zaman kudurmuş köpek gibi lafı söyleyenin üzerine atılıp salyalar akıtarak diş göstermek vaktidir!' mülahazasıyla gelenlere hoşgeldiniz diyemem üzgünüm. Eleştirdiğiniz belediyeler diyebilir belki. Size ekmek yine onların kapısında be abiciğim. Ahaahah.
Bu adamın söylediklerinin gerisinin nereye gittiğini okumadınız mı? Yazının devamında ifade edilenlere aynı paralelde şeyler yazdığımı anlamayacak kadar geri zekalı mısınız yoksa bir geyik adamının sempatizanlığını yapan bir şahsın sempatizanlığını yapıyor olmak (suyunun suyunun suyu) kalbinizi mi köreltti arkadaşım? Önünüzdeki yazıyı okuyup anlamayı öğrendiğiniz zaman gelirsiniz. Cin Ali'yle başlayın, seviyenize uygundur.
Valla Belediye toplantılarını keyfiyet açısından yetersiz bulduğumu ve Üstad'ın fikir yanını es geçtiklerini, toplantıların Üstad'ın derinliğini yansıtma hususunda sığ kaldığını her fırsatta yazarım. Ama şundan da eminim ki kendini Üstad'ın varisi gören bir burnu büyük sıyırık delinin sağladığı yarardan kat-be-kat fazlasını veriyor bunlar... Da, bu ülkede üstadın yanlış anlaşıldığından farklı bi şey mi yazmışım ben? cin Ali bittikten sonra git oku bakiyim bi daha. Üstadı vefat yıldönümünde ananların ekseriyeti ölü ağlayıcısıdır diye tespit üfürüp sonra da 'işte ben bu yüzden bi gün sonra yazıyorum, görün beni bakın, ben ölü ağlayıcısı değilim, ben Üstadın fikir cihetini de dikkate alıyorum işte, doğumunda yazınca öyle olunuyo çünkü. Yediniz mi?' der gibiydi geyikoloğumuz. Yiyen olmuş, çok yazık. Bu kadar derinlik yoksunu bir güruh olduğumuzu gördükçe hüzünden kahroluyorum. Üstad'ın yegane varisi olduğunu zanneden akıl fukarası aç tavuk ve sempatizanlarından oluşan güruhun bunları söyleyebilecek kadar komik olması aslında hayli üzücü...
Bir yazar, kurduğu cümlenin farkındadır. Bu cümleyi S. Gürselgil değil başka birisi yazsaydı onu da eleştirirdim. Ben muharriri, cümlenin gösterdiği noktadan hareketle eleştiriyorum. Bu cümlenizi şöyle yönelteceğim size: S. Gürselgil'in bariz bir saçmalığını görünce buna taarruz eden kişiye, salyalar akıtarak saldırmanızdaki sebep, Selim Gürselgil'e karşı beslediğiniz tamamen duygusal aşkınız mı? Buyurun burdan yakın.
Sansürün sebebini söylüyorum: Bu kapıdan odunun dahi eğrisi giremez. Eyvallah, şimdi doğru kırtasiyelere..
Hey gidi Türk gençliği, desteksizce saçmalayan muharrirlerle onların fikirsiz sempatizanları arasında sıkışıp kalmak sana yakışmıyor...
Bu arada bunca okuduğunu anlama özürlü kişi arasında, benim ne anlatmak istediğimi anlayışından dolayı Neretva'ya teşekkürlerimi sunuyorum.